Avrasya Tüneli Yönetim Kurulu Başkanı Arıoğlu 10. PPP Forumu'na konuşmacı olarak katıldı
Yapı Merkezi Holding ve Avrasya Tüneli Yönetim Kurulu Başkanı Arıoğlu: - "(Avrasya Tüneli) İnşaat süreci, çok karmaşık kentsel ve jeolojik ortamlardan birinde faaliyet göstermemizi gerektirdi ancak mühendislik zorluklarının ötesinde, yaklaşımımızı belirleyen en önemli unsur, minimum teknik gerekliliklerin ötesine geçme kararlılığı oldu"
Yapı Merkezi Holding ve Avrasya Tüneli Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) tarafından düzenlenen Uluslararası Kamu-Özel İş Birliği (PPP) Forumu'nda konuşmacı olarak yer aldı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, UNECE tarafından İspanya'nın Barselona kentinde gerçekleştirilen 10. PPP Forumu'nda sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınmaya destekleyecek işbirlikleri masaya yatırıldı.
PPP'de ayrıca, altyapı yatırımlarının hızlandırılması, iklim dayanıklılığının artırılması ve yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesine yönelik başlıklar ele alındı.
Etkinlik kapsamında çok taraflı işbirliklerinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir finansman araçlarının yaygınlaştırılması ve uzun vadeli değer yaratan ortaklıkların artırılması konuları değerlendirildi.
UNECE Kamu-Özel İşbirliği Forumu'nda geçen yıl hız düzenleyici hareketli aydınlatma sistemi Pacemaker ile "Özel Övgü Ödülü"ne layık görülen Avrasya Tüneli, bu başarısının ardından bu yılki "KÖİ Projelerinin Toplum Üzerindeki Dönüştürücü Etkisi" paneline yeniden davet edildi.
"Avrasya Tüneli, dayanıklılık konusunda dünya mühendislik literatürüne çok şey kazandırdı"
Açıklamada forumun "Liderlik Diyaloğu" bölümünde yaptığı değerlendirmelerine yer verilen Yapı Merkezi Holding ve Avrasya Tüneli Yönetim Kurulu Başkanı Arıoğlu, Avrasya Tüneli'nin, dayanıklılık konusunda dünya mühendislik literatürüne çok şey kazandırdığını vurguladı.
İnşaat sürecinin, çok karmaşık kentsel ve jeolojik ortamlardan birinde faaliyet göstermelerini gerektirdiğini belirten Arıoğlu, ancak mühendislik zorluklarının ötesinde, yaklaşımlarını belirleyen en önemli unsurun, minimum teknik gerekliliklerin ötesine geçme kararlılığı olduğunu aktardı.
Avrasya Tüneli'de yaşam döngüsü boyunca, orijinal teknik şartnamelerin ötesine geçen birçok iyileştirme gerçekleştirdiklerine işaret eden Arıoğlu, şöyle devam etti:
"Bunlar arasında, geliştirilmiş güvenlik sistemleri, ileri izleme teknolojileri ve çok çeşitli koşullar altında güvenli ve kesintisiz hizmeti sağlamak için sürekli operasyonel iyileştirmeler yer alıyor. Bu yaklaşımın önemi, belirsizlik dönemlerinde daha iyi ortaya çıktı. Örneğin Kovid-19 salgını sırasında trafik yoğunluğu önemli ölçüde ve öngörülemez şekilde değişti. Buna rağmen tünel, operasyonel sürekliliğini ve finansal istikrarını korumayı başardı."
Arıoğlu, benzer bir yaklaşımın 1915 Çanakkale Köprüsü projesinde de uygulandığını kaydederek, projenin yalnızca mühendislik açısından bir kilometre taşı değil, aynı zamanda ölçekli bir dayanıklılığın örneği olduğunun altını çizdi.
Arıoğlu, "Tasarım aşamasından itibaren dayanıklılık, çevresel koşullar ve uzun vadeli yapısal performansa özel önem verildi. Ancak dayanıklılık tek seferlik bir tasarım hedefi olarak ele alınmadı. Sürekli izleme, bakım stratejileri ve operasyonel esneklik ile destekleniyor, altyapının zaman içinde güvenilir kalması sağlanıyor." değerlendirmelerinde bulundu.
"Başarılı bir PPP modelinin özünde, risklerin bunları yönetmek için en donanımlı tarafa dağıtılması yatmaktadır"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün de Türkiye'nin son 20 yılda "KÖİ (PPP)" projelerinde önemli deneyim ve uzmanlık geliştirdiğini vurguladı.
Bu projelerde temel yaklaşımın, sadece bugünü değil, gelecekteki sonuçları da dikkate alarak tasarım yapmak olduğunu aktaran Eyigün, şunları kaydetti:
"Bu yeteneğin üç temel unsurunu özellikle vurgulamak istiyorum: Birincisi, sağlam sözleşme yapıları. Türkiye'de uygulanan Kamu-Özel Ortaklığı (PPP) sözleşmelerinde, talep riski, finansman riski, miktar riski ve mücbir sebep olayları açık ve tutarlı bir şekilde tanımlanarak proje sürekliliği sağlanmaktadır. İkincisi, etkili risk paylaşımı. Başarılı bir PPP modelinin özünde, risklerin bunları yönetmek için en donanımlı tarafa dağıtılması yatmaktadır. Türkiye'de bu sistematik olarak uygulanırken, kamu otoriteleri lider rollerini korurken, özel sektörün teknik yetenekleri ve kapasiteleri azami ölçüde kullanılmaktadır. Üçüncüsü ise, 'proaktif' kamu gözetimi ve yönetimidir. PPP projelerinde, operasyonel süreç başlangıç ??aşaması kadar kritiktir. Bu nedenle, Türkiye'de kamu otoriteleri aktif olarak performans izleme, sözleşme yönetimi ve hizmet kalitesi denetimleri gerçekleştirmektedir. Bu yaklaşımın somut bir sonucu olarak, Türkiye'nin altyapı projelerinde yüksek başarı oranları görüyoruz."
"Güneş panelleri ile enerji ihtiyacımızın bir kısmını karşılıyoruz"
"KÖİ Projelerinin Toplum Üzerindeki Dönüştürücü Etkisi" panelinde değerlendirmelerde bulunan Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener ise ödül alan "Pacemaker" uygulamasının tünel içindeki kritik bölgelerde dur-kalk trafiğini azaltarak trafik akışını optimize ettiğini belirtti.
Böylece emisyonları önemli ölçüde azalttıklarını vurgulayan Gücüyener, "Güneş panelleri ile enerji ihtiyacımızın bir kısmını karşılıyoruz. 2021'den bu yana karbon nötrüz. Son 5 yıldır yenilenebilir enerji kaynaklı IREC sertifikası alıyoruz. Etkimizi ölçmek için veriye dayanıyoruz; zaman tasarrufu, güvenlik, verimlilik ve memnuniyet. Aylık yaklaşık 6 bin çağrı ve 4 bin yazılı talep alıyoruz. Bu geri bildirimler hizmetlerimizi geliştirmemizi sağlıyor." değerlendirmesini yaptı.
KÖİ projelerinin, yalnızca fiziksel varlıklar değil, aynı zamanda hizmet platformları olduğuna dikkati çeken Gücüyener, şu değerlendirmede bulundu:
"Doğru yönetildiğinde inovasyon üretir ve sosyal-ekonomik gelişime katkı sağlar. Bu çabaların sonucu olarak geçen yıl OECD çerçevesinde yönetilen Mavi Nokta Ağı (Blue Dot Network) sertifikasını aldık. Sonuç olarak, KÖİ'lerin gerçek değeri yalnızca ne inşa ettiğimizde değil, bunları nasıl işlettiğimizde, geliştirdiğimizde ve topluma nasıl değer sunduğumuzda saklı. Avrasya Tüneli bunun güçlü bir örneğidir." ifadelerini kullandı.
Gücüyener, Avrasya Tüneli'nin 16 milyonluk bir metropol için oyunun kurallarını değiştiren bir mobilite çözümü olduğuna dikkati çekti.
INRIX Küresel Trafik Raporu'na göre İstanbul'un dünyada trafikte en fazla zaman kaybeden şehirlerden biri olduğuna değinen Gücüyener, şunları kaydetti:
"Tünel her gün 80 binden fazla yolculuğa ev sahipliği yapıyor. Milyonlarca kullanıcı için Avrasya Tüneli öngörülebilir, hızlı ve güvenli bir kıtalar arası bağlantı demek. Kullanıcılarımız bilir ki, tünel içinde herhangi bir arıza durumunda ekiplerimiz 2 dakika içinde müdahale eder. Trafik akışını, sistem performansını ve kullanıcı davranışlarını sürekli izliyoruz. Bu verilerle operasyonlarımızı gerçek zamanlı olarak uyarlıyor ve iyileştirmeler yapıyoruz. Böylece Avrasya Tüneli kullanıcılarına günlük 77 dakikalık zaman tasarrufu sağlıyoruz."
Şirketten yapılan açıklamaya göre, UNECE tarafından İspanya'nın Barselona kentinde gerçekleştirilen 10. PPP Forumu'nda sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınmaya destekleyecek işbirlikleri masaya yatırıldı.
PPP'de ayrıca, altyapı yatırımlarının hızlandırılması, iklim dayanıklılığının artırılması ve yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesine yönelik başlıklar ele alındı.
Etkinlik kapsamında çok taraflı işbirliklerinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir finansman araçlarının yaygınlaştırılması ve uzun vadeli değer yaratan ortaklıkların artırılması konuları değerlendirildi.
UNECE Kamu-Özel İşbirliği Forumu'nda geçen yıl hız düzenleyici hareketli aydınlatma sistemi Pacemaker ile "Özel Övgü Ödülü"ne layık görülen Avrasya Tüneli, bu başarısının ardından bu yılki "KÖİ Projelerinin Toplum Üzerindeki Dönüştürücü Etkisi" paneline yeniden davet edildi.
"Avrasya Tüneli, dayanıklılık konusunda dünya mühendislik literatürüne çok şey kazandırdı"
Açıklamada forumun "Liderlik Diyaloğu" bölümünde yaptığı değerlendirmelerine yer verilen Yapı Merkezi Holding ve Avrasya Tüneli Yönetim Kurulu Başkanı Arıoğlu, Avrasya Tüneli'nin, dayanıklılık konusunda dünya mühendislik literatürüne çok şey kazandırdığını vurguladı.
İnşaat sürecinin, çok karmaşık kentsel ve jeolojik ortamlardan birinde faaliyet göstermelerini gerektirdiğini belirten Arıoğlu, ancak mühendislik zorluklarının ötesinde, yaklaşımlarını belirleyen en önemli unsurun, minimum teknik gerekliliklerin ötesine geçme kararlılığı olduğunu aktardı.
Avrasya Tüneli'de yaşam döngüsü boyunca, orijinal teknik şartnamelerin ötesine geçen birçok iyileştirme gerçekleştirdiklerine işaret eden Arıoğlu, şöyle devam etti:
"Bunlar arasında, geliştirilmiş güvenlik sistemleri, ileri izleme teknolojileri ve çok çeşitli koşullar altında güvenli ve kesintisiz hizmeti sağlamak için sürekli operasyonel iyileştirmeler yer alıyor. Bu yaklaşımın önemi, belirsizlik dönemlerinde daha iyi ortaya çıktı. Örneğin Kovid-19 salgını sırasında trafik yoğunluğu önemli ölçüde ve öngörülemez şekilde değişti. Buna rağmen tünel, operasyonel sürekliliğini ve finansal istikrarını korumayı başardı."
Arıoğlu, benzer bir yaklaşımın 1915 Çanakkale Köprüsü projesinde de uygulandığını kaydederek, projenin yalnızca mühendislik açısından bir kilometre taşı değil, aynı zamanda ölçekli bir dayanıklılığın örneği olduğunun altını çizdi.
Arıoğlu, "Tasarım aşamasından itibaren dayanıklılık, çevresel koşullar ve uzun vadeli yapısal performansa özel önem verildi. Ancak dayanıklılık tek seferlik bir tasarım hedefi olarak ele alınmadı. Sürekli izleme, bakım stratejileri ve operasyonel esneklik ile destekleniyor, altyapının zaman içinde güvenilir kalması sağlanıyor." değerlendirmelerinde bulundu.
"Başarılı bir PPP modelinin özünde, risklerin bunları yönetmek için en donanımlı tarafa dağıtılması yatmaktadır"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün de Türkiye'nin son 20 yılda "KÖİ (PPP)" projelerinde önemli deneyim ve uzmanlık geliştirdiğini vurguladı.
Bu projelerde temel yaklaşımın, sadece bugünü değil, gelecekteki sonuçları da dikkate alarak tasarım yapmak olduğunu aktaran Eyigün, şunları kaydetti:
"Bu yeteneğin üç temel unsurunu özellikle vurgulamak istiyorum: Birincisi, sağlam sözleşme yapıları. Türkiye'de uygulanan Kamu-Özel Ortaklığı (PPP) sözleşmelerinde, talep riski, finansman riski, miktar riski ve mücbir sebep olayları açık ve tutarlı bir şekilde tanımlanarak proje sürekliliği sağlanmaktadır. İkincisi, etkili risk paylaşımı. Başarılı bir PPP modelinin özünde, risklerin bunları yönetmek için en donanımlı tarafa dağıtılması yatmaktadır. Türkiye'de bu sistematik olarak uygulanırken, kamu otoriteleri lider rollerini korurken, özel sektörün teknik yetenekleri ve kapasiteleri azami ölçüde kullanılmaktadır. Üçüncüsü ise, 'proaktif' kamu gözetimi ve yönetimidir. PPP projelerinde, operasyonel süreç başlangıç ??aşaması kadar kritiktir. Bu nedenle, Türkiye'de kamu otoriteleri aktif olarak performans izleme, sözleşme yönetimi ve hizmet kalitesi denetimleri gerçekleştirmektedir. Bu yaklaşımın somut bir sonucu olarak, Türkiye'nin altyapı projelerinde yüksek başarı oranları görüyoruz."
"Güneş panelleri ile enerji ihtiyacımızın bir kısmını karşılıyoruz"
"KÖİ Projelerinin Toplum Üzerindeki Dönüştürücü Etkisi" panelinde değerlendirmelerde bulunan Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener ise ödül alan "Pacemaker" uygulamasının tünel içindeki kritik bölgelerde dur-kalk trafiğini azaltarak trafik akışını optimize ettiğini belirtti.
Böylece emisyonları önemli ölçüde azalttıklarını vurgulayan Gücüyener, "Güneş panelleri ile enerji ihtiyacımızın bir kısmını karşılıyoruz. 2021'den bu yana karbon nötrüz. Son 5 yıldır yenilenebilir enerji kaynaklı IREC sertifikası alıyoruz. Etkimizi ölçmek için veriye dayanıyoruz; zaman tasarrufu, güvenlik, verimlilik ve memnuniyet. Aylık yaklaşık 6 bin çağrı ve 4 bin yazılı talep alıyoruz. Bu geri bildirimler hizmetlerimizi geliştirmemizi sağlıyor." değerlendirmesini yaptı.
KÖİ projelerinin, yalnızca fiziksel varlıklar değil, aynı zamanda hizmet platformları olduğuna dikkati çeken Gücüyener, şu değerlendirmede bulundu:
"Doğru yönetildiğinde inovasyon üretir ve sosyal-ekonomik gelişime katkı sağlar. Bu çabaların sonucu olarak geçen yıl OECD çerçevesinde yönetilen Mavi Nokta Ağı (Blue Dot Network) sertifikasını aldık. Sonuç olarak, KÖİ'lerin gerçek değeri yalnızca ne inşa ettiğimizde değil, bunları nasıl işlettiğimizde, geliştirdiğimizde ve topluma nasıl değer sunduğumuzda saklı. Avrasya Tüneli bunun güçlü bir örneğidir." ifadelerini kullandı.
Gücüyener, Avrasya Tüneli'nin 16 milyonluk bir metropol için oyunun kurallarını değiştiren bir mobilite çözümü olduğuna dikkati çekti.
INRIX Küresel Trafik Raporu'na göre İstanbul'un dünyada trafikte en fazla zaman kaybeden şehirlerden biri olduğuna değinen Gücüyener, şunları kaydetti:
"Tünel her gün 80 binden fazla yolculuğa ev sahipliği yapıyor. Milyonlarca kullanıcı için Avrasya Tüneli öngörülebilir, hızlı ve güvenli bir kıtalar arası bağlantı demek. Kullanıcılarımız bilir ki, tünel içinde herhangi bir arıza durumunda ekiplerimiz 2 dakika içinde müdahale eder. Trafik akışını, sistem performansını ve kullanıcı davranışlarını sürekli izliyoruz. Bu verilerle operasyonlarımızı gerçek zamanlı olarak uyarlıyor ve iyileştirmeler yapıyoruz. Böylece Avrasya Tüneli kullanıcılarına günlük 77 dakikalık zaman tasarrufu sağlıyoruz."
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA