ATO: "Dikmen Vadisi'ndeki Yıkım Tehdidi Travmaya Neden Oldu"

Güncel Haberler

Ankara Tabip Odası(ato) Yıkım Tehdidinin Dikmen Vadisi Halkı Üzerindeki Etkilerini Araştıran Raporunu Tamamladı.

Ankara Tabip Odası(ATO) yıkım tehdidinin Dikmen Vadisi halkı üzerindeki etkilerini araştıran raporunu tamamladı. Buna göre, bölgedeki yıkım tehdidi 1 Şubat'tan sonra sürekli yaşanır hale geldi ve Dikmen Vadisi'nde yaşayan insanların hem ani hem de sürekli olan bir ruhsal travmayı yaşadıkları belirlendi. Ayrıca, yıkım tehdidinin Dikmen'de yaşayanlarda depresif belirtiler ve kaygı düzeyini yükseltmiş olduğu da ifade edildi.

Araştırmayı yürüten Psikiyatrist Doç. Dr. İnci Özgür İlhan, Ankara Tabip Odası'nda düzenlediği basın toplantısında 1 Şubat 2007'de Dikmen Vadisi'nde belediye ile sözleşme yapmamış evlerin yıkımı için bir girişimin gerçekleşmiş olduğunu, bu girişimin ise Dikmen Vadisi'nin insanlarını evlerinin bir anda yok olması tehlikesi ile karşılaşarak bir psikolojik travma ile karşı karşıya bıraktığının öngörüldüğünü söyledi. Bölgedeki yıkım tehdidinin,1 Şubat'tan sonra da sürekli yaşanır hale geldiğini ifade eden Doç. Dr. İnci Özgür İlhan "Yani Dikmen Vadisi'nde yaşayan insanların hem ani hem de sürekli olan bir ruhsal travmayı yaşadıkları söylenebilir" dedi. Doç. Dr. İlhan, bu çalışma ile Dikmen Vadisi bölgesinde yaşayan insanların söz konusu travma ve süregiden belirsizliğe verdikleri ruhsal tepkilerin belirlenmesinin amaçlandığını belirterek şunları söyledi:

"Sözü edilen travma, mülkiyetin elden gitmesi tehdidi olarak değil, yakın çevre ile kurulmuş olan fiziksel ve toplumsal ve hatta ruhsal bütünlüğe karşı bir tehdit olarak ele alınmalıdır. Dikmen Vadisi Dördüncü ve Beşinci Etap bölgeleri çalışma grubunu, bu bölge ile benzer sosyoekonomik koşullara sahip olan Mamak Saimekadın'da yaşayanlar ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Böylelikle gelir, eğitim düzeyi gibi sosyoekonomik değişkenlerin kontrol edilmesi planlanmıştır. Dikmen Vadisi'ndeki yaklaşık 1000 haneden toplam 106 hane sistematik seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiş, kontrol örnekleri olarak aynı yöntemle Mamak Saimekadın Mahallesi'nden toplam 102 hane alınmıştır. Hane halkından karşılaşılan tüm bireylerle görüşülmüş, böylece Dikmen Vadisi'nden 220 ve Saimekadın'dan 184 kişi çalışmaya katılmıştır. Çalışmanın alanda veri toplama aşaması Dikmen Vadisi'nde Ekim 2007 ve Saimekadın'da Aralık 2007 tarihlerinde tamamlanmıştır."

-YIKIM TEHDİDİ DEPRESİF BELİRTİLER İLE KAYGI DÜZEYİNİ ARTTIRMIŞTIR-

Çalışmanın ani bir yıkım müdahalesinin ve sonrasında süregiden yıkım tehdidinin bir ruhsal travma olarak Dikmen Vadisi'nde yaşayanların üzerindeki ruhsal etkilerini araştırmak amacı ile gerçekleştirildiğini kaydeden Doç. Dr. İlhan, "Çalışmanın temel bulgularından biri, yıkım tehdidinin Dikmen Vadisi'nde yaşayanlarda depresif belirtiler ve kaygı düzeyini artırmış olmasıdır" dedi. Kaygının en temel nedeninin belirsizlik olduğuna işaret eden Doç. Dr. İlhan şunları söyledi:

"Süreğen bir yıkım tehdidinin Dikmen Vadisi halkına belirsizlik ve güvensizlik yaşatmış olduğu ve yaşatmaya devam ettiği çok açıktır; Vadi'de yaşayanlar araştırmacıların görüşmelerinde bu duygularını zaten sık sık dile getirmiştir. Kayıp yaşantısı ise bölgedeki yıkım planları ile bağlantılı olarak komşuların, arkadaşların Vadi'yi terk etmiş olmalarını akla getirmektedir. Vadi'deki yıkılmış evlerin arasında, yıkıntılar arasında tek başına kalmış evlerle ilgili gözlemlerimiz bu tür kayıp yaşantılarını düşündürmüştür. Korkuya ya da kaygıya insanın verebileceği iki olası tepki kaçmak ya da savaşmaktır. Dikmen'de yaşayanların da evlerinin yıkımı korkusuna verebileceği ancak bu iki tepkiden biridir. Aylık ortalama geliri açlık sınırının altında sayılabilecek Vadi insanının kaçabileceği bir evi yoksa olan bitenle olduğu yerde baş etmek zorundadır. Bu çalışmada ele alınan özyeterlilik kavramı insanın herhangi bir sorunla baş etmede kendi kaynaklarına olan güveni, yaşamında olup bitenlere yön verebildiğine olan inancı anlamına gelmektedir. Bu çalışmanın en çarpıcı bulgusu, yıkım tehdidinin Dikmen'de yaşayanlarda depresif belirtiler ve kaygı düzeyini yükseltmiş olmasına karşın burada yaşayanların özyeterliliği bir biçimde korunmuştur. Dikmen Vadisi halkının şimdiye kadarki yıkım tehdidi ile ilgili olarak çeşitli baş etme yolları ile ayakta kalabilmiş olması özyeterliliklerini de beslemiştir.

-RUH SAĞLIĞININ KORUNMASI İÇİN DEVLETİN TÜM KURUMLARINA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR-

Doç. Dr. İlhan, sağlık hizmetlerinde öncelikli olanın henüz hastalık ortaya çıkmadan insan sağlığının korunması olduğunu kaydetti. Doç. Dr. İlhan, "evinin yıkım tehdidi yaşantısı"nın, insanların ruh sağlığını oldukça olumsuz etkilediğini yineleyerek "Bununla birlikte aynı insanların, Dikmen Vadisi Halkı'nın, sağlıklı bir ruhsal durum olan özyeterliliklerini koruyabilecek sosyokültürel bir yapı oluşturmuş olduğu da ortaya konmuştur" dedi. Devletin tüm kurumlarına çağrıda bulunan Doç. Dr. İlhan ""Hem bireysel olarak ruh sağlığının korunması, hem de Dikmen Vadisi kültürünün şimdiki hali ile yaşatılması için devletimizin tüm kurumlarına önemli roller düştüğü kanısındayız" diye konuştu.(ANKA)

(DNZ/ZG)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler