Aso Mayıs Ayı Meclis Toplantısı

Ekonomi Haberleri

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Herkesin 'Şu sorun çözülsün, bu sorun çözülsün' dediği kurum Meclis'tir ama yetkisi en fazla gasp edilen kurum da Meclis'tir" dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "Herkesin 'Şu sorun çözülsün, bu sorun çözülsün' dediği kurum Meclis'tir ama yetkisi en fazla gasp edilen kurum da Meclis'tir" dedi.

Çiçek, Ankara Sanayi Odası'nın Mayıs ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, devletin önemli bir kurum olduğunu belirterek, buna karşın devletin varlık sebebinin millete hizmet etmek olduğunu söyledi.

1982 Anayasası'nda fertlerin ikinci plana itildiğini, devletin ön planda olduğunu kaydeden Çiçek, bu durumun da beraberinde başlıca sıkıntılar getirdiğini ifade etti.

Anayasa metninin sadece temel hak ve özgürlükleri düzenleyen bir metin olmadığını dile getiren Çiçek, tüm anayasaların birinci bölümlerinin temel hak ve özgürlükleri, ikinci bölümün ise devlet organlarının işleyişini düzenlediğini kaydetti.

Her ülkede yasama, yürütme ve yargı erklerinin bulunduğunu belirten Çiçek, bu üç erk arasında iyi denge kurulamadığı takdirde zaman içerisinde çok büyük sıkıntılar ve gerginlikler yaşanabileceğine dikkati çekti.

1982 Anayasası'nda erkler arasındaki dengenin sağlıksız kurulduğunu ifade eden Çiçek, bu durumun rejim bunalımına neden olabilecek boyutlarda olduğunu söyledi.

1990'lı yıllarda "Bu anayasa bünyesinde rejim bunalımı taşıyor" şeklinde değerlendirmeler yapıldığını hatırlatan Çiçek, bu görüşlerin bir kısmının doğru çıktığını dile getirdi.

"Muhtıra, ikaz" diye nitelendirilebilecek birçok problemin bu dengesizlikler nedeniyle yaşandığını anlatan Çiçek, "Bunların bir kısmı, doğru-yanlış, yargılama konusudur" dedi.

Devletin organları arasındaki çatışmanın başta ekonomi olmak üzere toplumun her alanında sıkıntı yaratacağını ifade eden Çiçek, "Türkiye nereye gidiyor-, Ne oluyor-, Ne oluyoruz- Yarın ne olacak- Eğer sık sık bu sorular sorulabiliyorsa orada kimse kolay kolay karar veremez, yatırım yapamaz, kimse riski göze alıp adımlar atamaz" diye konuştu.

-"TBMM'nin yetkisi gasp ediliyor"-

Mevcut anayasada yetkisi gasp edilen kurumların başında TBMM'nin geldiğini anlatan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Herkesin 'Şu sorun çözülsün, bu sorun çözülsün' dediği kurum Meclis'tir. Ama yetkisi en fazla gasp edilen kurum da Meclis'tir. İşin garibine bakın ki bu gerçeği anlamayan bir kısım siyasetçilerimiz var. Siyaset yapıp halen Meclis'in ne kadar sıkıştığını, yetkilerine yerli yersiz tasallutların olduğunu bilmeden siyaset yapan siyasetçilerimiz de var. Bu, gayet açıktır. Bu anayasaya uygun olarak Meclis iş yapsa bile zaman olmuştur ki bundan dolayı müdahalelere kapı aralanmıştır. Anayasa'daki şartlara aynen uymuşsunuz ama buna rağmen 'olmaz' denilmiştir. 'Olmaz' denilmesinin yolunu aralamak için de yargı, Meclis'in görev alanına müdahale etmiştir. Ama onlar hesap vermezler. En beğenmediğiniz siyasetçi birgün gelir karşınıza çıkar. Az gelir, çok gelir, doğru gelir, yanlış gelir, doğru söyler, yanlış söyler. Ama bizden başka da hesap veren yoktur. Yani bir mahkeme başkanı gelip size hesap vermez."

TBMM'nin millet adına yasama faaliyeti, yargının da millet adına yargılama faaliyetini yerine getirdiğini hatırlatan Çiçek, "Millet adına yasama yapan gelir hesap verir de millet adına yargılama yapan size hesap vermez. 'Ben verdim, oldu bitti' der. Onun bedelini Türkiye çok ağır ödedi. Böylesine bir Anayasa gerçekten Türkiye'nin önünü büyük ölçüde tıkıyor, tıkamaya çalışıyor ve halen de tıkamakta" diye konuştu.

Anayasa'da yapılan her değişikliğin, değişiklik yapıldığı dönemdeki bir sıkıntıyı karşılamaya yönelik yapıldığını dile getiren Çiçek, buna karşın Anayasa'nın bütünü ile ilgili ne gibi sıkıntılarla karşılaşılacağının yeteri kadar düşünülmediğini söyledi.

-"Anayasa Cumhurbaşkanı-Hükümet çatışmasına çanak tutuyor"-

2007'de yapılan değişiklikle Cumhurbaşkanlarının halk tarafından seçilmesinin önünün açıldığını anımsatan Çiçek, mevcut anayasada Cumhurbaşkanı'na parlamenter bir sistemde olmayacak kadar yetki verildiğini ifade etti.

Anayasa'ya göre seçim sürecinin seçimden bir ay evvel başladığını belirten Çiçek, TBMM'nin 16 Mayıs'ta 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi dolacağı için 16 Nisan'da süreci başlattığını anımsattı.

İlk 10 günün adaylık süreci olduğu için 26 Nisan tarihine kadar adaylık sürecinin yaşandığın belirten Çiçek, "Anayasa'daki şartları taşıyan bir kişi, Sayın Cumhurbaşkanımız aday gösterildi. 27 Nisan'ı biliyorsunuz" dedi.

Daha sonra Meclis'in Anayasaya uygun olarak yaptığı işleme "Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararıyla müdahale ettiğini" kaydeden Çiçek, "367 kararı hukuk adına bir rezalettir. Hiç, asla kabul edilemez. Türkiye'ye ne büyük sıkıntı verdiğini de hiçbir iktisatçı hesap edemez. Sıkıntı buradadır. Eğer size yetki veriliyorsa bunun hesabını bir yere vermeniz lazım. Çünkü kullandığınız yetki Millet'in yetkisidir" değerlendirmesinde bulundu.

Mevcut anayasa yürürlükte kaldığı müddetçe Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili yaşanabilecek sıkıntılara da değinen Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Cumhurbaşkanları en az yüzde 51 oyla seçilecek. Birinci turda yüzde 50'nin altında kalan ikinci turda iki kişi yarışacak en az yüzde 51. Bu demektir ki Sayın Cumhurbaşkanları bundan sonra en az yüzde 51 ile seçilecek. Diyelim ki bir cumhurbaşkanı yüzde 65-70 ile seçildi. Bu anayasaya göre bu kadar da önemli yetkileri var. Şimdi bunun karşısında bir de hükümet var. Hükümet de bugünkü seçim kanununa göre yüzde 34 ile tek başına iktidar oldu. Birisi yüzde 65 ile halkın seçtiği cumhurbaşkanı öbürü yüzde 35-40 ile vatandaşın seçtiği hükümet. Siz, daha bugünden kavgayı hesap etmiş olmanız gerekir. Çünkü cumhurbaşkanının ikinci defa seçilme imkanı var. Cumhurbaşkanı ikinci defa seçilmeyi göze aldığı takdirde o da politik davranacak. Tekrar seçilebilmeyi hesaba katarak tavır alacak. Hükümet de önümüzdeki seçimlere hazırlık yapacak. Bugünkü anayasa daha başlangıçta Cumhurbaşkanı-Hükümet çatışmasına çanak tutan bir anayasa."

Çiçek, neresinden bakılırsa bakılsın yeni bir anayasa ihtiyacının çok açık ve net olduğunu belirterek, toplum yeni bir anayasa istiyorsa siyaset kurumunun buna kulak tıkayamayacağını söyledi.



- ANKARA