Arzuhan Yalçındağ: "AB Hedefi 80 Yıllık Çağdaşlaşmanın Uzantısıdır"
Tüsiad Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, AB'ye Tam Üyelik Hedefinin Türkiye'nin 80 Yıllık Çağdaşlaşma Sürecinin Bir Uzantısı Olduğunu Belirterek, Önemli Olanın Üyelikten Çok Yaşam Kalitesini Yükseltmek Olduğunu İfade Etti.
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefinin Türkiye'nin 80 yıllık çağdaşlaşma sürecinin bir uzantısı olduğunu belirterek, önemli olanın üyelikten çok yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu ifade etti. Yalçındağ, "AB'nin tam üyesi olmamız ya da olmamamızdan çok, yapmamız gerekenleri yaparak kişi başı geliri artmış, borç yükü azalmış, teknolojide, sanayide ilerlemiş güçlü bir ülke olmaktır" dedi.TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, İngilizce ve Türkçe yayınlanan aylık True dergisindeki söyleşisinde Türkiye'nin gelişmesi, AB süreci, kadınların siyasetteki etkinliği gibi konuları değerlendirdi ve hayatının bilinmeyen yönlerinden özetler sundu. Yalçındağ, Türkiye'nin AB üyesi olmasından çok gelişmişlik düzeyini arttırmasını ve daha güçlü bir ülke olmasını önemsediğini ifade ederek, "Biz güçlü olduktan sonra AB, sözde Ermeni soykırımı, azınlık hakları gibi konuları önümüze getirse de getirmese de bizi tam üyeliğe kabul edecektir" diye konuştu. Türkiye'nin 80 yıldır gelişme ve ilerleme mücadelesi verdiğini, AB üyeliğinin de bu çabanın bir uzantısı olduğunu dile getiren Yalçındağ, Türkiye'nin zorlu bir değişim sürecinden geçtiğini, kalkınma ve gelişme için bu değişimin sürmesi gerektiğini kaydetti.DEMOKRATİKLEŞME ADIMLARI AB'DEN ÇOK TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİDİRYalçındağ, AB sürecinde Türkiye'nin karşısına pek çok engel çıkabileceğini belirterek, "Bizim için önemli olan 'Biz neden AB yolculuğuna çıktık, neden bu yolda ilerlemek istiyoruz' sorularının cevabıdır" dedi. Yalçındağ şöyle devam etti:"Bu soruların cevabı Türkiye'nin her yönüyle her alanda gelişmesi ve vatandaşlarımızın birey olarak daha refah bir seviyede yaşamasını istememizdir. Bunun içinde bazı önemli reformları yapmalıyız. Bu reformları yapmamız içinde iki önemli çıpamız var. IMF çıpamız ve AB çıpamız. Bunların bize verdikleri reçeteleri uygulamak Türkiye'de bazı reformları yapmak için elimizi güçlendiriyor, işimizi kolaylaştırıyor. İşin özü, bizim on yıl sonra AB'nin tam üyesi olmamız ya da olmamamızdan çok, yapmamız gerekenleri yaparak kişi başı geliri artmış, borç yükü azalmış, teknolojide, sanayide ilerlemiş güçlü bir ülke olmaktır; çünkü on yıl sonra AB'nin nasıl bir şekil alacağını bilemeyiz.AB projesi tüm dünya için önemli bir proje. AB ye girmek için vakit kaybetmememiz lazım, ne kadar çabuk girersek o kadar çok kazançlı çıkarız. AB sürecinde ülkemizde birçok reform hız kazanıyor. Bu süreç geciktikçe bu reformlar da gecikebilir. Örneğin bir ekonomi reformunu yapmayarak yerine göre vergi reformunu gerçekleştiremiyoruz ve girişimcinin önü kapatılıyor, dolayısıyla yabancı sermaye ülkemize daha az giriyor. Ben bu sözümle, asıl amacımızın ülke olarak refah seviyemizi artırmamız gerektiğini vurgulamak istedim. Demokratikleşme adına attığımız her adım AB için olmaktan çok Türkiye için önemlidir."LİMAN ÖNERİSİ DOĞRU ADIMYalçındağ, AB sürecinde Kıbrıs sorunu nedeniyle yaşanan tıkanıklığın kısa sürede aşılabileceğini belirtti. Hükümetin "Rumlar'a bir limanımızı açalım" manevrasının da "doğru adım" olduğunu söyleyen TÜSİAD Başkanı, "Elimize bazı enstrümanlar almamız gerekir, bunun da doğru bir enstrüman olduğunu düşünüyorum. Ülke olarak Avrupa Birliği'ne bir teklif sunduk şimdi bunu kabul edip etmeyecekleri, ilerlememiz yönünde nasıl bir yol çizeceklerini hep birlikte göreceğiz" diye konuştu.Yalçındağ, kamuoyunun AB projesine inanıp benimsemesinin hem hükümetin reformlar konusunda güç kazanması hem de dış kamuoyundaki Türkiye algısı açısından önemli olduğunu kaydetti.TÜSİAD'IN ÖNCELİKLERİTÜSİAD'ın siyasete partiler üstü bir konumdan yaklaşarak siyasetin tüm aktörlerine eşit mesafede durmaya devam edeceğini belirten Yalçındağ, Ekonomide istikrarlı ve sürdürülebilir bir kalkınma çizgisini yakalamaya çalışacaklarını ifade etti. Yalçındağ, "Bir yandan üretim ve istihdamda hızlı artış sağlamaya çalışırken, bir yandan da gelir dağılımında adaletin sağlanması ve bölgesel gelişme eşitsizliklerinin giderilmesi temel hedeflerimiz arasında yer alacak" dedi.MEDYAYA YABANCI SERMAYEYalçındağ,, Türkiye'ye yabancı sermayenin gelmesini istihdamın artması ve Türkiye'nin gelişmesi için istediğini belirterek, doğrudan yabancı sermaye alma konusunda Türkiye'nin dünya sıralamasında en alt seviyelerde olduğunu kaydetti. Yalçındağ, "medyada yabancı sermaye" konusundaki düşüncelerini "Türkiye'deki tüm kuruluşlarda yabancı sermayeyi desteklerken medyaya gelmesin demek pek anlamlı gelmiyor bana" diye açıkladı.TÜRK KADINI SANILDIĞI KADAR GERİ DEĞİLYalçındağ, Türkiye'de kadın erkek eşitliği sorunuyla ilgili düşüncelerini ise şöyle açıkladı:"Türkiye'de kadın-erkek eşitliği anlamında bakarsak Türk kadını zannedildiği kadar geri değil. Türk kadınının bazı konularda fırsat eşitliğini yakalayamaması onu ekonomik hayattan ve zaman zaman sosyal hayattan geri bırakıyor. Aslında istatistiklere baktığımızda Türk kadını eğitimde fırsat eşitliğini yakaladığında, bir meslek sahibi olduğunda iş katılımı son derece yüksek. Dolayısıyla ekonomik hayatta var olabiliyor. Kadınla-erkeğin eğitim sürecine katılımına birlikte baktığımızda ise eğitimi olmayan bir kadın evinde oturuyor, oysa ki eğitimi olmayan bir erkek buna rağmen bir iş buluyor ve ekonomik hayata katılıyor. Bu durumda, Türkiye'de kadınlarımız eğitildiği sürece kadın-erkek eşitliğinde çok büyük bir sorun olmadığını gösteriyor."KADININ SİYASETTEKİ ETKİNLİĞİ İÇİN "KOTA" VE "SANDVİÇ SİSTEMİ"TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, TBMM'deki kadın milletvekili sayısına da dikkat çekerek, "Türkiye bu alanda maalesef çok geri durumda" dedi. Türkiye'nin kadın vekil konusunda Afrika'daki bazı ülkelerle ve İran'la neredeyse eşit durumda olduğunu söyleyen Yalçındağ, bazı Avrupa ülkelerindeki yüzde 50'lik oranın karşısında, Türkiye'nin kadın vekil oranında yüzde 4'lerde olmasını eleştirdi. Yalçındağ, çözüm için kota ve "sandviç sistemi" uygulanması gerektiğini şöyle anlattı:"Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne daha çok kadın milletvekili girmesi için kota sistemi uygulamalıyız. Çoğu politikacımız pozitif ayrımcılığa maalesef sıcak bakmıyorlar. Ancak kısa sürede yol alabilmemiz için siyasi parti tüzüklerini değiştirmeliyiz. Bu değişimle bir kadın, bir erkeğin listelerde yer aldığı 'sandviç sistemi'ni getirmeliyiz. Aksi takdirde siyasi partiler 'kota sistemi diye yüzde yirmi beş kadın aday koyduk' diyorlar ama kadın adayları en alta koydukları için ve yine kadınların ekonomik gücü olmadığı için kadınlarımız seçilemiyor. Türkiye'de 300'ün üzerinde bütün kadın sivil toplum örgütleri meclisimize daha çok kadın milletvekili girsin diye 'sandviç sistemi'ni destekliyorlar. Örneğin Japonya bir yılda 'pozitif ayrımcılık kota sistemi'ni uygulayarak, kadın parlamenter sayısını yüzde 15'e çıkardı. Türkiye'nin de bu konuda acil önlem alması gerekir. Unutmamak gerekir ki kadınların siyasette etkin rol oynaması için Avrupa Birliği'nin projektörleri Türkiye'nin üzerinde."PAKET YAPARAK BAŞLADIMDoğan TV ve Radyolarının İcra Kurulu Başkanı, TABA ve TEGV gibi birçok derneğin de yönetim kurulu üyesi olan Yalçındağ, küçük yaşta atıldığı çalışma hayatına, babasının işyerinde küçük hediye paketleri yaparak başladığını anlattı.Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji lisansının ardından İngiltere'de İşletme yüksek lisansı yapan Yalçındağ, kariyerinde en büyük desteğin eşi Mehmet Ali Yalçındağ'dan geldiğini söyledi. Yalçındağ, hayatındaki önceliğin her zaman ailesinde olduğunu vurgularken, stresli iş yaşamının sıkıntılarını iki oğlunun yanında attığını ifade etti. Çocukluğundan beri iş hayatının içinde büyüdüğünü dile getiren Yalçındağ, serüvenini şöyle anlattı:"Ben çocukluğumdan beri iş hayatında büyüdüm. Bunun sebebi de babam için iki şeyin önemli oluşuydu: Ailesi ve işi. Dolayısıyla işini bizimle çok paylaştı. Babam işten eve gelince ailecek yemek masasına otururduk, televizyonda sekiz ajanslarını dinlerdik ve sohbet ederdik. Bu sohbetlerde günlük hayatlarımızın yanı sıra onun işi ve iş hayallerinden de bahsederdik. Bu atmosferde yetişmem küçüklük hayallerimden birinin 'büyüyeceğim ve babamın işlerine yardımcı olacağım' olmasını sağladı.Babamla hediye paketlemeye gitmiştim. Arkadaşlarım gezerken çalışmak bazen bana sıkıntı verirdi. Grubun farklı farklı bölümlerinde yazları birçok iş aldım. O zamanlar iş yerleri bu kadar konforlu da değildi, elbet. Lakin çok keyif aldığım, çok eğlendiğim pek çok zaman da oldu. İlk çalışmalarımda gelecek kaygısı gütmedim, öngörülerim yoktu. O anı yaşıyor, işimin yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışıyordum yalnızca."BAŞARI EKİP İŞİDİRYalçındağ, iş yaşamında ekip çalışmasının önemine vurgu yaparak, başarısının sırrıyla ilgili şunları söyledi:"Kendini geliştirmek, çalışma azmi, tecrübe, özverinin yanı sıra işini severek yapmak ve çalışma arkadaşlarıyla paylaşımın önemine inanıyorum. Sevginin her kapıyı açtığı gibi büyük kuruluşlarda da pek çok kapıyı araladığını düşünüyorum: İşini severek yapmak ve iş arkadaşlarını sevmek. Her kademede çalışan arkadaşımın motivasyonu kurumun başarısı için gereklidir.Ben hep neysem o oldum. Yaşam tarzım da beni yansıtıyor. Ben tabii ki halktan biriyim. Başka türlüsünü düşünemiyorum. Varlıklı bir aileye değil de farklı yaşam koşullarındaki bir aileye de doğmuş olabilirdim. Birimizin diğerinden ne farkı var ki?"YÜZMEYİ SEVİYOR, İSTANBUL AŞIĞITürk mutfağını çok sevdiğini, İtalyan mutfağının da damak tadına hitap ettiğini söyleyen Arzuhan Yalçındağ, özel yaşamından özetler de sundu:"Ben tam bir İstanbul aşığıyım. İstanbul'dan ayrılmayı düşünemiyorum. Yüzmeyi ve yürüyüş yapmayı seviyorum.Çok büyük pişmanlıklarım olmadı. Elbet toyluğumdan, tecrübesizliğimden kaynaklanan şu an zamanı geri alsam daha farklı davranacağım durumlar oldu. Büyük 'keşke'lerimin olduğunu söyleyemem. Hiçbir zaman hayatımın gidişatını değiştirecek boyutta değillerdi. Zaten çok geçmişe bakmayıp ileriye bakmayı tercih ederim. İleride yapacak çok şey var.Eşimle birlikte çalışmamın tabi ki zor halleri var. Örneğin beraber evden çıkıp sabah aynı toplantıya girmekten çok hoşlanmadım. Allah'tan böyle durumlarla çok sık karşılaşmıyoruz. Artılarının eksilerinden daha fazla olduğunu söyleyebilirim. Aynı sorunlar sebebiyle birbirimize rahatça destek olduğumuz, fikir muhakemesi yaptığımız zamanların sayısı çok."(ANKA)
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA