Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Budak:

Ekonomi Haberleri

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (Atso) Yönetim Kurulu Üyeleri, "Türkiye-antalya Ekonomisi" Konulu Bir Toplantıda Ekonomik Verileri Değerlendirdi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Üyeleri, "Türkiye-Antalya Ekonomisi" konulu bir toplantıda ekonomik verileri değerlendirdi.

ATSO Toplantı Salonu'nda düzenlenen toplantıda konuşan ATSO Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, son haftalarda Antalya'da piyasada ciddi bir nakit sıkışıklığı yaşandığını belirterek, "Karşılıksız çek senet olaylarında artış izlenmektedir. Bazı sektörlerde vadesi gelen ödemeler ertelenmekte, vadeler giderek uzamaktadır. Bu sorun piyasada zincirleme bir reaksiyona neden olmakta, ciddi bir nakit darlığına neden olmaktadır. Bu sorunun bir kaynağı ekonomimizdeki bozulmadan kaynaklanmaktadır. Bir kısmı da

sektörlerdeki ve şirketlerdeki sorunlardan kaynaklanmaktadır" dedi. Karşılıksız çeklerin artmasında özellikle Türk Ticaret Kanunu'ndaki bir boşluğun da etkisi olduğunu anlatan Budak, şöyle konuştu: "Kanunun 711/3 maddesi bazen kötü niyetle çeklerin ödenmemesine neden olmaktadır. Bu madde çerçevesinde çek sahibi "çek elimden rızam hilafına çıkmıştır diyerek, bankaya çekin ödenmemesi talimatı vermektedir. Böyle bir durumda alacaklı karşılıksız çek işlemi yapamamaktadır. Son zamanda "ödemeden men" talimatının

giderek artan bir biçimde kötü niyetle kullanıldığı görülmektedir."

Ekonomide kriz olmadığı halde 2007 yılında karşılıksız çek sayısının 1,1 milyondan 1,3 milyona yükseldiğini ifade eden Budak, bunun ekonomik ve hukuki nedenleri üzerinde durulması ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.

Sorunun hukuki boyutunun yeni Türk Ticaret Kanunu ile çözülmesi gerektiğini anlatan Budak, şunları söyledi: "Fakat tek sorun hukuki boşluk değil. Ayrıca, bu tür çek ve senet konusu dışında da ödemelerin aksatıldığını, ödeme vadelerinin ertelendiğini ve uzadığını görüyoruz. Bazı sektörler, bazı hipermarketler, büyük alıcı olan firmalar, özellikle de tedarikçiler arasında rekabetin yüksek olduğu sektörlerde vade uzatma, geç ödeme, ödemeyi erteleme gibi uygulamalara çok sık başvurur hale gelmişlerdir. Sorun

sadece hukuki boşluktan faydalanma eğiliminin artması, yani ahlaki bir sorundan ibaret değildir. Antalya'da sorunun özellikle turizm ve inşaat sektörlerinde yoğunlaştığı ve diğer sektörlere de yayıldığı görülmektedir. Turizm sektöründe 2007 yılında 7,5 milyon civarında turist gelmiş, turist sayısı yüzde 10 üzerinde artmıştır. Fakat, turist sayısında artışa karşılık, yatak sayısının hızlı artışı, döviz kurunun düşmesi ve turizm gelirinde artışın sınırlı kalması nedeniyle sorun yaşanmaktadır. Turist sayısı

yüzde 10 artarken, turist başına gelir azalıyorsa, yatak sayısı yüzde 10'un da üzerinde artıyorsa sektörde bazı şirketlerin sıkıntıya girmesi mümkündür."

Antalya'da turizm sektörünün bazı tedarikçi sektörler için ana pazar durumunda olduğunu anlatan Budak, bu sektörlere gıda, içecek, mobilya, temizlik ürünü, diğer sarf malzemesi veren sektörlerin de sıkıntıya girdiğini söyledi.

İnşaat sektöründe ise 2005- 2006 yılında yatırım patlaması olduğunu anlatan Budak, sözlerine şöyle devam etti: "Fakat son bir yılda satışlar düştüğü için önemli bir sıkıntı başlamıştır. Sektör Avrupa pazarında beklediğini bulamamıştır. Yabancılara konut satışı 2005'ten sonra azalmıştır. Bu konu Türkiye için çok önemli bir konu iken maalesef bu konuda yeterli bir politika geliştirilememiştir."

İç pazarda faizlerdeki artış sonucu talebin daralması sonucunda birçok firmanın ödeme güçlüğü içine girdiğini anlatan Budak, şöyle konuştu: "Konut kredileri 2006 başında ayda yüzde 20 gibi yüksek bir oranda artarken, son aylarda aylık artış yüzde 2'ye düşmüştür. Son haftalarda dünya mali piyasalarındaki bozulma ile herkes bir bekleme dönemine girmiştir. İnşaat sektörü Antalya ekonomisinde önemli ağırlığı olan bir sektördür. Sektörde 65 bin SSK'lı çalışan var. SSK'sı olmayanlarla bu sayı 100 bin

üzerindedir. Satılamayan konut stokunun olması veya konutların düşük fiyata satılması Antalya için ciddi kayıp demektir."

"Turizm ve inşaat sektörlerindeki sorunun tedarikçi ticaret ve sanayi sektörlerine doğrudan yansımakta ve ödemelerin aksaması birçok sektörde otomatik olarak nakit darlığı oluşturmaktadır" diyen Budak, bir başka problemin de kamu kurumlarının piyasaya borçlarını ödememesi olduğunu söyledi.

Şimdi seçimden sonra kamuda ödenek sıkıntısına gidildiğini ve bu şekilde mali disiplinin sağlanmaya çalışıldığını gördüklerini anlatan Budak, şöyle konuştu: "Fakat bu tarafta kamu kurumlarına borcunu ödemeyince bir çok sektör ciddi sıkıntıya girmektedir. Devlet alacağına şahin kesilirken, borcuna da olumsuz anlamda şahin kesilmektedir. Oysa mali disiplin özel sektörün sırtından değil kamu ekonomisi içinde sağlanmalıdır. Bir başka sorun ise KOBİ'lerin yapısal sorunlarıdır. Devletin buna da kayıtsız kalması

mümkün değil."

Son aylarda ekonomik büyümenin düştüğünü anlatan Budak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bildiğiniz gibi, 2007 üçüncü çeyreğinde yurtiçi hasılada yüzde 1,5'a düşülmüştür. İç pazardaki büyüme yetersizken, bir tarafta şirket sayısı, büyük mağaza sayısı hızla artmaktadır. Antalya bu sorunu en ciddi biçimde yaşayan illerden biridir. Biz geçen gün basına da açıkladık. Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre, bu veriler resmi kurumları iş yeri sayılarına ilişkin verileriyle uyumludur."

Türkiye genelinde 1000 kişiye 12 iş yeri düştüğünü anlatan Budak, sözlerine şöyle devam etti: "Bu sayı İstanbul ve İzmir için 17, Ankara için 16'dır. Antalya'da ise bin kişiye düşen iş yeri sayısı 23 olup, büyük iller içindeki en yüksek orandır. Mevsimlik çalışan 6 bin işletme hariç tutulduğunda dahi bin kişiye düşen iş yeri sayısı 20 ile yine en yüksek sayıdır. Son yıllarda ticarette hipermarketlerin, alış veriş merkezlerinin, büyük firmaların paylarını hızla yükseltmeleri nedeniyle esnaf veya küçük

ticaret işletmeleri tam bir çıkmazla karşı karşıya kalmışlardır. Küçük ticaret demek bizim üyelerimizin yüzde 90'ı demektir. Bizim ölen ölsün kalan sağlar deme şansımız yok."

Devletin de böyle bir lüksü olamayacağını belirten Budak, dolayısıyla, bu sorunlar daha fazla piyasada çöküntü yaratmadan gerekli önlemlerin alınmasını istedi. Bu sorunlara hızlı çözüm geliştirilmesi açısından ekonomiyle ve sektörlerle ilgili beklentileri hükümetin ve kamuoyunun dikkatlerine taşımak istediklerini anlatan Budak, şöyle konuştu: "Ekonomide yüksek faiz- düşük kur sızlanmasından bizler de bıkmış durumdayız. Dalgalı kur sisteminde olduğumuz, enflasyon hedeflemesinin olduğunu biliyoruz. Türkiye

yılda 38 milyar dolar döviz açığı verirken, dışarıdan bundan 10 milyar dolar daha fazla döviz geliyor. Bunun yüzde 49'u yatırıma geliyor. Bir kısmı borsa ve tahvile geliyor, kalanını bankalar ve şirketler borçlanarak getiriyor. Fakat nedeni ne olursa olsun, TL'nin değerlenmesinin artık sadece dış rekabet gücü ve ödemeler dengesi sorunu olmadığı, bütün ekonomiyi etkilediğini görüyoruz. Enflasyonla mücadele için yüksek faiz uygulaması iç pazarı daraltıyor, piyasada nakit sıkıntısına neden oluyor. Bundan en

büyük zararı KOBİ'ler görüyor."

ABD'de FED'in resesyondan kaçınmaya dönük aktif politikasının Merkez Banka'mıza örnek olması gerektiğini belirten Budak, sözlerine şöyle devam etti: "ABD'de son dönem enflasyon oranı yüzde 4,1'e yükselmişken FED faizi yüzde 3'e indirmiştir. ABD'de yüzde 5 işsizlik varken, negatif faiz uygulanmaktadır. Bizde ise yüzde 10 açık işsizlik varken, yüzde 7 reel faiz var. Bu nedenle, 2008 yılında yüksek faizle parasal sıkılaştırma politikasından vazgeçilmesini ve büyümeye önem verilmesini gerekli görüyoruz."

Şimdi uluslararası mali piyasalarda ABD kaynaklı tedirginlik başladığını belirten Budak, şöyle konuştu: "Bunun cari açığın finansmanı konusunda endişe yarattığını biliyoruz. Fakat artık cari açık finansmanı için yüksek faiz yerine yapısal önlem gündeme gelmelidir. Kaldı ki dışarıdaki tedirginlik iç piyasaya doğrudan yansımaktadır. Tüketim ve yatırım ertelenmektedir. İnsanlar döviz tutmaya çalışmaktadır. Bu da piyasayı daha fazla durgunluğa itmektedir. Bu nedenle Merkez Bankası büyümenin daha fazla

düşmesini beklememelidir. Merkez Bankası halen 30 milyon dolar olan döviz alımlarını yükseltmelidir. Biraz önce kamu kurumlarının ödenek yokluğu nedeniyle ödeme yapmadıklarını söyledim. Bütçe dengesi, özel sektörde finansman sıkıntısı yaratacak biçimde dönemsel ödenek ayarlamaları ile değil yapısal önlemle sağlanmalı. Nakit darlığı, ödemelerin ertelenmesi ve borç tahsilatındaki sorunların aşılması için yeni Türk Ticaret Kanunu taslağının bir an önce Meclis'te görüşülerek çıkarılması gerekli. Büyük

firmaların vade uzatmaları konusunda önlem alınmalı. Kredi kartları ile taksitli alışverişe sınırlama getirilmelidir. Vade uzatmaları, kredi kartına taksitlerin yaygınlaşması piyasayı bozmaktadır. Bundan özellikle KOBİ'ler olumsuz etkilenmektedir."

Son üç yıldan bu yana Brüyük Mağazalar Kanunu'nun çıkmasını beklediklerini belirten Budak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın taslak çalışmasını tamamladığını biliyoruz. Bu taslak bir an önce yasalaşmalı. Bu kanunla iş yeri sayılarının, nüfus, coğrafi dağılım, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlar çerçevesinde planlanması artık zorunlu hale gelmiştir. Ekonomide verimlilik için rekabet gerekli. Fakat ülkemizde aşırı rekabet, ürün kalitesini, insan kaynakları kalitesini, teknolojiye yatırımı

düşürecek tarzda bir fiyat rekabetini ve kayıt dışı ekonomiyi teşvik etmektedir. Oda olarak çok üzerinde durduğumuz bir konu küçük ticaret işletmelerinin Toplu İşyeri Merkezleri kapsamında bir araya gelmesidir."

Toplu iş yerlerinin KOBİ'lere rekabet gücü kazandıracak bir çözüm olduğunu anlatan Budak, sözlerini şöyle tamamladı: "Fakat bu konu sadece belediyelerin imar planında yer ayırmaları ile çözümlenemez. Bu nedenle TİM'lerin kurulmasının teşvik edilmesi hükümet gündemine alınmalıdır. İnşaat sektöründeki sorunun çözümlenmesi için mutlaka hükümet devreye girmelidir. Konut finansmanına vergi teşviki sağlanmalı, böylece konut finansman maliyetleri düşürülmelidir. Yabancıların konut satışını özendirecek

çalışmalara hız verilmelidir. Bu konuda tanıtım olsun, mevzuatın basitleştirilmesi olsun, vergi teşviki olsun, her tür önlem alınmalıdır."

(AT-HO-Y)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Ekonomi

, Haberler