Ankara: Anavatan Partisi TBMM Grup Toplantısı
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, 'İrtica' Tartışmasına Katılan Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve Başbakan Arasında Planlanmış Bir 'Beyan' Savaşının Yaşandığını Belirterek, "Biraz Milletin Baktığı Yerden Bakmayı Öğrenin Beyler. Öyle Örtülü Filan Konuşmayın. Meselenin Aslını Söyleyin. Meselenin Aslı Cumhurbaşkanlığı Seçimidir. Kim Kimden Neyi Saklıyor" Dedi.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, 'irtica' tartışmasına katılan Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve Başbakan arasında planlanmış bir 'beyan' savaşının yaşandığını belirterek, "Biraz milletin baktığı yerden bakmayı öğrenin beyler. Öyle örtülü filan konuşmayın. Meselenin aslını söyleyin. Meselenin aslı Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Kim kimden neyi saklıyor" dedi.28 Şubat psikolojisine benzer herşeyin demokrasi, cumhuriyet ve laiklik lehine olmayacağını kaydeden Mumcu, "Muhtar bile yapmayız dediklerinizin, günün birinde selam durmaya mecbur olduğunuz başbakanlar olarak karşınıza çıkacağını görün, milletle inatlaşmayın, demokrasiyle inatlaşmayın. Milletle inatlaşmayın, herkes demokrasinin, hukukun çizdiği yerde dursun" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Sezer'in 'Laiklik adına gerekirse temel hak ve özgürlükler kısıtlanabilir' sözlerine de sert çıkan Mumcu, "Hoppala. Çok özür diliyorum. Okumuş yazmış, eli kaleme değmiş herkesten rica ediyorum. Dünyanın neresinde laiklik adına temel hak ve özgürlüklerden kısıtlamadan söz edilebilir" tepkisini gösterdi. Başbakan Erdoğan'ın Orgeneral Büyükanıt'a yönelik uyarısını da 'şantaj' olarak nitelendiren Mumcu, "Demokrasiye sahip çıkmazsanız, omurgalı durmazsanız bu şamar oğlanı muamelesini hak edersiniz. Gider Amerika'dan ulusal bütünlüğünüzün teminatı için yalvar yakar ricacı olursunuz" şeklinde konuştu. Anavatan Partisi TBMM Grubu, yeni yasama döneminde ilk toplantısını bugün gerçekleştirdi. Grup toplantısında konuşan Genel Başkan Erkan Mumcu'nun hedefinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt vardı.Konuşmasının başında irtica tartışmalarına atıfta bulunan Mumcu, 'cumhuriyet ve laiklik elden gidecek' korkusu telkin edilmeye çalışıldığını, bu tartışmaların içinde olmayacaklarını, varlık sebeplerinin millete özgüven verme olduğunu söyledi. 'Karın bölgesinde bir ağrı var ama bu ülser mi, apandisit mi, kanser mi belli değil' diyen Mumcu, devlet idaresinin refleks gösterilerek yapılamayacağını, devletin akılla, vicdanla yönetileceğini kaydetti. Toplumu birtakım korkularla kampa ayırarak devlet yönetilemeyeceğini ifade eden Mumcu, son dönemde açık, planlanmış ve beyan savaşlarının yaşandığını bildirdi. Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve Başbakanın ülkenin iyi yönetilmediğinden şikayet ettiğini, vatandaşın bu durumda ne yapacağını soran Mumcu, "Kimse karnından konuşmasın. Nedir bu şifrelerle, imalarla konuşmak. Nedir bu 'gözüme bakarsan anlarsın' edebiyatı. Hepsi bir milletin kaderini emanet ettiği insanlar ima yoluyla mı konuşur. Nedir bu karın gurultusunun sebebi? Nedir açık konuşamamanın nedeni? Türkiye'de irtica var mıdır, yok mudur? Biz bu devletin Anayasa'da tarif edilen cumhuriyet niteliklerinden hiçbirinin diğerine feda edilemeyeceğini düşünüyoruz" diye konuştu.CUMHURBAŞKANI SEZER'E SERT ÇIKTILaiklik tartışmalarına da değinen Mumcu, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın sözüne katılıyoruz. Laikliğin tanımının yapılmasına aslında çok da gerek yok. Ama sayın Cumhurbaşkanı aynı konuşmasında adeta bu tanımı zorunlu kılacak yorumlarda bulunuyor. Diyor ki 'Laiklik adına gerekirse temel hak ve özgürlüklerden kısıtlamalar yapılabilir.' Hoppala. Çok özür diliyorum. Okumuş yazmış, eli kaleme değmiş herkesten rica ediyorum. Dünyanın neresinde laiklik adına temel hak ve özgürlüklerden kısıtlamadan söz edilebilir. Evet laiklik son derece önemlidir, olmazsa olmazdır, hayati derecede önemlidir. Laiklik, birinin söylediği, inandığı gibi inanmaya mecbur bırakılmamaktadır. Devletin din karşısında mesafeli kalıp, bütün inançlar karşısında yansız durabilmesidir. Laiklik aksine temel hak ve özgürlükleri doya doya kullanabilmektir" şeklinde konuştu.Bu ülkede laiklik, irtica tartışmalarının kışkırtılmış olmasının hükümete bir armağan olduğunun görülmesi gerektiğini dile getiren Mumcu, "Muhtar bile yapmayız dediklerinizi günün birinde selam durmaya mecbur olduğunuz başbakanlar olarak karşınıza çıkacağını görün, milletle inatlaşmayın, demokrasiyle inatlaşmayın. Hatalarınızı, yanlışlarınızı görün, tekrarlamayın. Bu ülkeye 28 Şubat psikolojisine benzer psikolojiyi hatırlatacak herşey demokrasinin, cumhuriyetin, laikliğin lehine olmayacaktır. Milletle inatlaşmayın, herkes demokrasinin, hukukun çizdiği yerde dursun, görevini bilsin. Bu ülke, tarihin hiçbir devresinde cumhuriyet döneminde olduğu kadar dinini özgürce yaşamamıştır. Tarihin hiçbir devresinde Cumhuriyet'te olduğu kadar Müslüman olmadık, olamadık. Bize Müslümanlığımızı doyasıya yaşama konforumuzu, özgürlüğünü cumhuriyet verdi. Millet bunun farkında" dedi."REJİMİ BİR TÜRLÜ MİLLETE EMANET EDEMİYORSUNUZ?"Başbakan'ın 'Bu ülkede irtica yoktur', Genelkurmay Başkanı'nın ise 'irtica vardır' dediğini hatırlatan Mumcu, bu açıklamaların terörle mücadelede devletin gücüne en fazla atıfta bulunulan bir dönemde yapıldığını vurguladı. Sezer, "Bu ülkeyi bölmeyi hesap edenlerin var olduğu bir dönemde bu memlekete dışarıdan veya en ücra köşeden bakanlar ne görüyor? Bu nasıl devlet gücü demiyor mu? Biraz milletin baktığı yerden bakmayı öğrenin beyler. Öyle örtülü filan konuşmayın. Meselenin aslını söyleyin. Meselenin aslı Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Kim kimden neyi saklıyor" diye konuştu. Tartışmanın kökeninde Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu anlatan Mumcu, Sezer'i hedef alarak, "Cumhurbaşkanı da yasama yılının açılışında bunu ifade etmiştir. Ne demeye çalışıyorsunuz. Bu Meclis bu çoğunluğuyla Cumhurbaşkanı seçmesin. Ya nast'f6netilmediğinden şikayet ettiıl olsun, onu söyleyemiyorsunuz. Niye? Halk seçsin demeye diliniz varmıyor. Çünkü rejimi millete bir türlü emanet edemiyorsunuz. Cumhuriyet, cumhurun rejimi olarak kuruldu beyefendiler" tepkisini gösterdi. Mumcu konuşmasında Başbakan Erdoğan'ın ABD ziyaretini de değerlendirdi. Türkiye'nin tam bağımsız olduğunu söylemenin mümkün olmadığını savunan Mumcu, Başbakan Erdoğan'ın ABD'ye yaptığı ziyaretin tek gündem maddesinin terörle mücadele olmasının ülkenin tam bağımsız olmadığını gösterdiğini söyledi. Başbakan'ın ABD ile teröre konuştuğunu ancak onların dinleyip dinlemediğinin belli olmadığını belirten Mumcu, ABD'nin önceliğinin Irak'ta oluşturduğu tampon rejimi güvenle sürdürmek olduğunu iddia etti. Ancak buna karşılık PKK'nın sona erdirilmeyeceğini, dönüştürüleceğini kaydeden Mumcu, "Şu anda aranan şey Kuzey Irak'ta hamilik yapabilecek Türkiye rolüdür. ABD'nin stratejik ortaklıktan anladığı budur. 1 saat 45 dakika süren görüşmeden çıkan tek bir söz yok. Başbakan, gözlerinde kararlılık görmüş. Ne mutlu bize. Başbakan'ın terörle mücadele konusunda umudu artmış, demek ki umudunu yitirmişmiş. Alıştılar gözüme bak anla tarzında ima siyasetine. Orada da böyle yürüyor zannediyorlar. Halbuki açık açık söylüyorlar. Bu sizin içinize siniyor mu? Tek bir kelime bile PKK ile mücadeleden söz edilmemiştir. Ben memnun oldum çünkü ülkelerin kendi güvenliklerini başkalarına ihale ederek sağlayamayacaklarını bu ülkenin hükümetleri, yöneticileri net bir şekilde görmüş olurlar. Oraya bu dosyayı götürmeniz abes. Başbakan'ın konuşmasında neden ele alınmadı bu konu? Çünkü başka bir görüşte ele alınacak. Çünkü Türkiye'nin Ortadoğu'da görmesi istenilen işlevi görecek konum siyaset değil. Dolayısıyla onların beklediği işlevi görecek kurum kimse, içinde bir şey olan zarf açılacaksa o Genelkurmay Başkanı'nın ABD ziyaretinde açılacak. Tam bağımsız bir ülke böyle olur mu?" şeklinde konuştu."BU MİLLETİN CANLARI ÜZERİNDEN ADİ BİR PAZARLIK YAPIYORLAR"Başbakan Erdoğan'ın Genelkurmay Başkanı'na yönelik "Açıklamalara dikkat etmeliyiz yoksa ekonomi zarar görür" yönündeki uyarısını da 'şantaj' olarak nitelendiren Mumcu, Başbakan'ın 'uyanıklık' yapıp Genelkurmay Başkanına gözdağı verdiğini söyledi. Mumcu, "Bunun neresi demokrasi? 'Konuşmalarınıza dikkat edin, yoksa ekonomi zarar görür' demiş. Bu düpedüz şantajdır. Ekonomide birşey olursa, günahı sizden bilinir, diyor. Bütün şifreleri milletin önüne koymak benim görevim, çünkü ben bu milletin çocuğuyum. Şu ayıba bir bakar mısınız? Demokrasi hiç umurunda değil. Demokratik bir muhalefet partisi olarak ben ne yapayım? Aynı kişiliksizliği, kimliksizliği, omurgasızlığı 28 Şubat sürecinde de gösteren bu adamların yanında mı olayım, karşısında mı? Bu adamların yanında dursam demokrasiye kıyamam, karşısında dursam demokrasiye en ufak inançları yok, omurgaları yok. Bu hükümet, benden sonra tufan diyor" dedi. Irak'a asker gönderme tezkeresi çıkmadığı için hükümetin hava attığını, Türk askerinin başına çuval geçirildiğinde sesinin çıkmadığını öne süren Mumcu, şöyle konuştu: "Hayasızca askerlik yan gelip yatma yeri değil diyordunuz. Şimdi bu ülkenin canları üzerinden yine pis ve adi bir pazarlık yapıyorsunuz. Bunu din adına, diyanet adına yapıyorsunuz. Buna söyleyecek sözüm kalmadı. Artık bu ülkede din, laiklik, irtica adına konuşanların hepsi net tanımlarla konuşacak. Kurunun yanında yaş da yansın olmaz. Bu milleti din mi laiklik mi diye bir tercihte bırakmaya kimsenin hakkı yok. İkisi de şart, ikisi de hava gibi su gibi ihtiyaç. Bu ülke tarihinde hiçbir dönemde İran ve Afganistan gibi şeriat devleti olmamıştır. İrtica dedikleri şey geriye dönüş özlemiyse en fazla geriye götüreceği şey cumhuriyetten saltanata geri götürmek olur. Kimse bu ülkeyi başka bir tarafa götüremez. Totaliter bir rejime gitmeye müsait bir ülkeyiz, çünkü demokrasi tam olarak yerleşmemiştir. Bir ülkeye irtica gelecekse, bunu önleyecek en önemli güç milletin kendi kudretidir. İran ordusu yok muydu? Vardı ama başka bir rejimi özleyen toplum ayağa kalktı ve hiçbir güç, karşısında duramadı.""İRTİCANIN DANİSKASI"Rejimler milletin sevgisiyle, güveniyle korunacağını vurgulayan Mumcu, "Millete güveneceksiniz. Millete çocuk muamelesi yapmayacaksınız. Millete vali, vasi rolüne soyunmayacaksınız. Milletin efendi olduğunu kabul edeceksiniz. Asıl tehlike şudur? Biz cumhuriyetin ideallerini gerçekleştiremedik" dedi. Mumcu, konuşmasında hükümeti de eleştirerek, "Demokrasiye sahip çıkmazsanız, omurgalı durmazsanız bu şamar oğlanı muamelesini hak edersiniz. Gider Amerika'dan ulusal bütünlüğünüzün teminatı için yalvar yakar ricacı olursunuz. Önce bizimle konuşacaksınız. Demokratik bir kamuoyunuz olacakki, gücünüz olacak. Yoksa hep beraber üzülürüz. Tehlike rejimin totaliter bir rejimle yüzyüze gelmesi tehlikesidir, tehlike rejimin bir parti rejimine dönüşmesi tehlikesidir. Açık bir tehlike olarak vardır. Adını doğru koyun" diye konuştu. Mumcu kürsüden üzerinde Başbakan'ın fotoğraflarının yer aldığı iftar çadırlarının fotoğraflarını da göstererek, iktidarın devlet imkanlarını kullanarak, milleti iaşe ve ibadet bağımlısı haline getirmeye çalıştığını söyledi. "İrtica varsa budur, irticanın daniskası budur" diyen Mumcu, milletin erzak yardımına bağımlı hale getirilmesinin en büyük tehlike olduğunu savundu. Mumcu, 3 ay sonra seçime gidecek bir parlamentonun 7 yıl görev yapacak Cumhurbaşkanı'nı seçtiğini, bunun hukuksal meşruiyeti olduğunu ancak demokratik meşruiyeti bulunmadığını kaydetti. Mumcu, "Bir yıl önce sayın Başbakan'dan randevu istedim vermedi. Siz demokratik muhalefetle görüşmezseniz böyle şamar oğlanına döndürülürsünüz" eleştirisini yaptı. Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesinden yana olduğunu vurgulayan Mumcu, bunun için bir Anayasa değişikliğine gidilmesi gerektiğini söyledi. Mumcu, "Kuzu kuzu milletin ayağına gideceksiniz. Millet kendi başını kendisi seçer. Rejimi millete emanet edeceksiniz, millete güveneceksiniz. Bu millet laikliğe de dini gibi sonuna kadar sahip çıkacaktır. Millete güvenmezseniz de çekip gideceksiniz" dedi.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA