ANKA Ekonomi Koordinatörü Erdal Sağlam'ın kaleminden Haftalık Ekonomi Analizi: Eylülle birlikte yeni ekonomik süreç başlıyor

Ekonomi Haberleri

Eylül ayıyla birlikte, hem küresel ölçekte hem de Türkiye ekonomisi açısından hareketli bir döneme giriyoruz. Pazar günü açıklanacak Orta Vadeli Program (OVP) birlikte, önümüzdeki döneme ilişkin alınacak kritik kararlara şahit olacağız.

(ANKARA) - Eylül ayıyla birlikte, hem küresel ölçekte hem de Türkiye ekonomisi açısından hareketli bir döneme giriyoruz. Pazar günü açıklanacak Orta Vadeli Program (OVP) birlikte, önümüzdeki döneme ilişkin alınacak kritik kararlara şahit olacağız.
İstihdam verileri sonrası ABD'de FED'in faiz artırım beklentisi yükselirken, Başkan Trump "FED faiz indirmeli" çıkışı yaparak, artırımı önlemeye çalışıyor. ABD'de önümüzdeki hafta çıkacak enflasyon verisi ve Avrupa Merkez Bankası'nın faiz kararı küresel piyasalarda dalgalanmayı artırabilir.
İran'da savaş hala devam ederken, Trump piyasaları ürkütmemek için "bu savaş değil, çatışma" diyor ama yeni saldırı haberleri veriyor. Hafta sonunda brent petrol varil fiyatının 96 dolara çıktığını gördük. Savaşın devam etmesi, kışa girilirken hem enerji arzı hem de fiyatlar açısından hayati rol oynuyor.
İçeride ise OVP açıklamasından sonra, gelecek hafta Merkez Bankası'nın yeni faiz kararını bekliyoruz. Ekonomi yönetimi, 4. yılına giren ekonomik programa rağmen, makro dengeleri sağlayamadı. Tüm kesimlerin şikayet eder hale geldiği ekonomik programda revizyonların yapılacağı bir döneme girdiğimiz kesin.
Hafta sonunda alınan kararla ihracat kredilerindeki banka ve sigorta muameleleri vergisi muafiyeti genişletildi. Ticaret Bakanı bu kararla ihracatçılara büyük bir finansman desteği geldiğini söyledi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ise ucuz kredilerden faydalanacak özel sektör projelerine dönük yeni sınıflandırmalar yapıldı. Önümüzdeki günlerde Merkez Bankası'nın ucuz ve uzun vadeli fon sağladığı YTAK kredilerinden yararlanma koşulları değişecek. Böylece daha çok şirketin bu imtiyazlı kredilerden yararlanması sağlanacak.
REZERVLERİN ERİDİĞİ DÖNEME GİRİYORUZ
İş dünyası OVP ile "içine girdikleri finansman sıkıntısını rahatlatacak yeni tedbirlerin de gündeme gelmesini" bekliyor. Bu konuda yapılacak açıklamaların iş dünyasını ne kadar tatmin edeceğini önümüzdeki hafta duymaya başlayacağız.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası yönetimini çok zor günler bekliyor. Ağustos ayı enflasyonu yüksek gelirken, eylül ayına ilişkin beklentiler de giderek yükseliyor. Piyasalarda, 10 Eylül'de yapılacak Merkez Bankası toplantısında faiz indirim beklentisi giderek azalıyor. Yabancı banka raporlarında "en erken ekim ayında faiz indirim beklentisi" açıkça dile getiriliyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı hafta sonunda kurumsal yatırımcıların fonlardaki birikimleri için yüzde 10 stopaj kararı verdi. Yaklaşık 10 milyar dolarlık sıcak paranın fonlarda bulunduğu tahmin edilirken, bu kararın yabancı çıkışını başlatması kaçınılmaz görülüyor. İlk etkilerini önümüzdeki hafta göreceğiz.
Bu karar tetikleyici olsa bile, zaten mevsim olarak da cari açığın arttığı bir döneme giriyoruz. Her yıl eylülde hafif yaşansa da ekimden itibaren bir sonraki mart ayı sonuna kadar büyüyen cari açık nedeniyle, döviz ihtiyacının arttığı bir dönemi zaten yaşıyoruz. Bu nedenle de cari açığın arttığı, rezervlerin eridiği bir sürece, eylülle birlikte gireceğiz.
Bu yıl, stopaj kararının da etkisiyle daha güçlü bir çıkış görülebilir. Böyle bir süreçte, yani rezervin eridiği bir dönemde, "Merkez Bankası'nın faiz indirim kararını vermesi iyice güçleşecek" diyebiliriz. Önümüzdeki dönem hem küresel hem iç koşullar daha zor günler yaşanacağını gösterirken, Merkez Bankası'nın eylül ayını pas geçse de ekimde faiz indirimi yapması bile zorlaşacaktır.
OVP'YE GÜVEN YOK
Ekonomi yönetiminin faiz indirimi konusunda iyice sıkışmasına karşılık, iş kesiminin faiz indiriminde ısrarlı olacağı ise açık. Bu nedenle, "oluşacak siyasi baskının, seçim süreciyle birlikte, ekonomi yönetimini iyice sıkıştırması, hatalı kararlara mecbur bırakması" söz konusu olabilir.
Bakan Şimşek belli ki rezerv riskini bilmesine rağmen bütçenin, yaşanacak seçimi gözönüne alarak, güçlü kalması için bu kararı almak zorunda kaldı.
İş kesimi OVP'de yer alacak teşviklere, piyasalar ise OVP hedeflerine kilitlenmiş durumda. OVP hedefleri "2027'de seçim yapılacak mı?" sorusuna yanıt olacak ipuçları verecek mi, bilmiyoruz. Buna karşılık hem vatandaşın hem özel sektörün, açıklanacak OVP'deki enflasyon, büyüme gibi hedef rakamlara şüpheyle yaklaşacağı ise çok açık.
Eylül 2025'te açıklanan OVP'de bu yıl için enflasyon yüzde 16, 2027'de yüzde 9, 2028'de yüzde 8 olarak hedeflenmişti. Son enflasyon raporunda bu yılki enflasyon yüzde 28, 2027 enflasyonu yüzde 15 olarak yer aldı.
Çalışanlar ve emekliler bu hedefe bakacak. Geçen yıl revize yüzde 21 hedefine göre zamlar belirlendi; şimdiden 39 bin liraya ulaşan açlık sınırına rağmen asgari ücret 28 bin lirada kaldı. OVP'de 2027 için yüzde 20 civarında bir enflasyon hedefi yer alırsa, çalışan ve emekli, ister istemez "düşük zam için aynı oyuna getirildiklerini" iddia edecekler. Hedef rakamı bu açıdan da önemli.