Anayasal Vatandaşlık Sempozyumu

Güncel Haberler

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mümtazer Türköne, Yeni Anayasanın Askerin Vesayet Dönemini Sona Erdireceğini ve Demokrasinin Hakim Olacağını Söyledi.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mümtazer Türköne, yeni anayasanın askerin vesayet dönemini sona erdireceğini ve demokrasinin hakim olacağını söyledi.

Akademik Dayanışma Araştırma ve Geliştirme Vakfı (ADAG), Sosyal Etütler Derneği (SETÜD), Yeni Eğitimciler Derneği ve Yeni Sanayi ve İşadamları Derneği (YENİSAD) tarafından ortaklaşa düzenlenen sempozyuma konuşmacı olarak Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mümtazer Türköne, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu ve gazeteci-yazar Emre Aköz katıldı. Akar Otel'de düzenlenen sempozyumda ilk söz Türköne'ye verildi. Türköne, anayasal vatandaşlığın siyasal milliyetçiliğin

içinde yer alan bir kavram olduğunu söyledi. Yeni anayasa çalışmalarına değinen Türköne, yeni anayasada en temel ve en önemli noktanın vatandaşlık tanımı olacağını ifade etti. Yeni anayasanın püf noktasının vatandaşlık meselesi olduğuna dikkat çeken Türköne, anayasal vatandaşlığın yeni trendlere uygun olarak tanımının yapılması gerektiğini kaydetti. Yeni anayasa ile askerin vesayet döneminin sona ereceğini, sivil siyasetin iktidara geleceğini söyleyen Türköne, "Yeni anayasa bu nedenle devrimci bir

anayasa olacak. Askeri vesayet biterek, demokrasi hakim olacaktır" dedi.

Yeni anayasanın çözmesi gereken sorunlardan birisinin ise Kürt sorunu olduğunu belirten Türköne, "Türkiye kendi içindeki etnik sorununu vatandaşlık, etnik kimlik kökeninin üzerinde başka yerde tanımlayarak çözebilir. Fransızların, İngilizlerin yaptığı gibi" diye konuştu.

Anayasa'nın 66. maddesinde yer alan vatandaşlık tanımının tam bir vatandaşlık tanımı olmadığını belirten Türköne, farklı kültür ve dilleri yaşatmak için bir çerçeve çizilmesi gerektiğini ifade etti. Türköne, "Yapılacak olan anayasa 70 milyon insanı o ülkenin eşit ortağı, paydası olarak göreceği şekilde düzene sokulmalıdır" dedi.

Sempozyumda konuşan Sabah Gazetesi yazarı Emre Aköz ise, sözde Ermeni soykırımı olaylarına atıfta bulunarak, Türkiye'nin ulus devlet olmak için 1915 yılında Anadolu'da temizlik projesi yapıldığını savundu.

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Fendoğlu da, mevcut Anayasa'da insan haklarının korunduğunun söylenmesinin çok zor olduğunu ifade etti. Anayasa ile insan haklarının ikiz kardeş gibi olduğunu söyleyen Fendoğlu, anayasal vatandaşlık tanımının azınlıkların devlet için tehdit olmadığı görüşünü içerdiğini söyledi. Alevileri ve Kürtleri azınlık olarak görmediğini belirten Fendoğlu, bütün insanların mutlu olabileceği bir anayasa yapılması gerektiğini söyledi. Fendoğlu, Alevilik, başörtüsü ve katsayı

sorunlarının yeni anayasada ele alınmasını istedi. Yeni anayasanın insan hakları ruhuna hakim olacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini dile getiren Fendoğlu, Anayasa Mahkemesi'ne kişisel başvuru hakkının da olması gerektiğini söyledi. Yargıya temsili ve katılımcılığın getirilmesini isteyen Fendoglu, yargılamalarda jüri sisteminin uygulanmasını savunduğunu ifade etti.

Konuşmasında yargıyı eleştiren Fendoğlu, yargının birçok kararında gerekçe göstermediğini, uygulamada birçok gerekçesiz karar olduğunu savundu. Özgürlükçü anayasaya mutlak ihtiyaç olduğunu belirten Fendoğlu, "Bu anayasa tılsım olmayacak. Ama birçok şeyi çözeceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.

(EDA-CC-CC-Y)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Güncel

, Haberler