ANALİZ - 18. BRICS Liderler Zirvesi işbirliğine dair ne söylüyor?
- BRICS için asıl sınav, çok kutupluluğun çelişkilerini ortadan kaldırıp kaldıramayacağı değildir, zira bunu başaramaz. Asıl sınav, ortak amaçları korurken söz konusu çelişkileri yönetme becerisini geliştirmededir
Çin Dışişleri Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi ve Policy Center for the New South'ta kıdemli araştırmacı Marcus Vinicius de Freitas, 12-13 Eylül'de Yeni Delhi'de gerçekleşen 18. BRICS Liderler Zirvesi gündemini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Yeni Delhi'deki BRICS Zirvesi'nin en çarpıcı sonucu, belki de sonuç bildirisinin herhangi bir paragrafında değil, bizzat bir bildirinin ortaya konulabilmesinde yatıyor. BRICS olağanüstü zorlu bir dönemde bir araya geldi. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile doğrudan bir savaşın içinde yer alıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Körfez'de çok farklı bir stratejik konumda bulunuyor. Hindistan, Washington, İsrail ve Tahran ile önemli ilişkiler sürdürüyor. Çin ve Hindistan işbirliği ile rekabetin iç içe geçtiği karmaşık bir ilişkiyi yürütmeye devam ederken, Rusya Ukrayna'daki savaşını sürdürüyor. Buna rağmen BRICS üyeleri, Yeni Delhi bildirisi üzerinde uzlaşma sağlayabildi.
Uyumluluk değil, koordinasyon grubu
Bu durum bize, grubu nasıl anlamamız gerektiğine dair önemli bir ipucu veriyor. BRICS içerisindeki ahengi üyeler arası uyumda değil koordinasyonda aramak gerekiyor. BRICS ne NATO'ya ne de Avrupa Birliği'ne (AB) benzer. Onu bir arada tutan şey ortak bir güvenlik doktrini, siyasi sistem ya da uluslararası düzene dair paylaşılan bir görüş değildir. Üyelerinin jeopolitik perspektiflerindeki benzerliğe bakarak bir değerlendirme yapmak, platformun doğasını yanlış anlamak olur. Ne de olsa, anlaşmazlıkların olmadığı bir düzlemde çok kutupluluk iddiası kendi içinde çelişkili olurdu.
Orta Doğu'daki çatışma grup için olağanüstü bir sınav teşkil ediyor. Yeni Delhi'de varılan anlaşma metni kasıtlı olarak ihtiyatlıydı. Liderler gerilimin tırmanmasından duydukları endişeyi dile getirdiler, itidal çağrısında bulundular ve diyalog ile diplomasinin önemini yeniden teyit ettiler. Bildiri, üyeler arasındaki derin farklılıkları ortadan kaldırmadı, aksine, bu farklılıkların uzlaşmasına zemin hazırladı.
Bu durum grup için hem bir kısıtlılık hem de bir güçtür. BRICS, İsrail ve ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaşı, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını, Çin ile Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlıklarını ya da Körfez'deki stratejik bölünmeleri çözüme kavuşturamaz. Burada diplomatik uzlaşı, kolektif eylem kapasitesiyle karıştırılmamalıdır. Bununla birlikte BRICS, daha az gösterişli ve parçalı bir uluslararası düzende belki de daha anlamlı bir şey ortaya koymuştur. Bu ise stratejik çıkarları birbirinden büyük ölçüde farklı olan ülkeleri, aynı siyasi diyalog zemini içinde tutabilme becerisidir.
Ekonomik işbirliğine dair pragmatik bir gündem
Grup, daha ziyade ekonomik işbirliği ve küresel yönetişim alanlarında ilerleme kaydediyor. Yeni Delhi, gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerin temsil gücünü artırmak amacıyla Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü'nde (DTÖ) reform yapılmasına yönelik desteğini yineledi. Liderler tek taraflı gümrük vergilerine ve zorlayıcı ekonomik önlemlere karşı çıktılar, çok taraflı ticaret sistemini desteklediler ve sınır ötesi ödemeler, yerel para birimiyle finansman ve ulusal ödeme sistemleri arasında daha fazla birlikte çalışabilirlik konularında ilerleme kaydettiler.
Bunlar jeopolitik beyanlara kıyasla daha az çarpıcı görünebilir, ancak BRICS'in pratik öneminin tam da bu düzlemde değerlendirilmesi gerekiyor. Yeni Kalkınma Bankası kalkınma finansmanını harekete geçirme konusunda önemli bir araç olmayı sürdürürken, ticaret, yatırım ve ödeme bağlantılarını kolaylaştırmaya yönelik çabalar, işlem maliyetlerini düşürmeyi ve üye ülkelerin sahip olduğu ekonomik seçenekleri çeşitlendirmeyi amaçlıyor.
Zirvede, uluslararası yorumlarda zaman zaman gündeme gelen ortak BRICS para birimine dair bir karar alınmadı. Öne çıkan gündem daha pragmatik nitelikte. Yerel para birimiyle mutabakat, sınır ötesi ödeme sistemlerinin birlikte işlerliği ve rezerv çeşitlendirmesi, farklı hızlarda ve farklı siyasi kısıtlamalar altında ilerleyen ayrı projeler olarak gündeme geliyor. Yeni Kalkınma Bankası'nı güçlendirmek ve ilave finansal seçenekler oluşturmak, nihayetinde, üyelerin henüz benimsemeye hazır olmadığı alternatif bir para birimini duyurmaktan daha önemli olabilir.
Çeşitlilik: Hem bir zayıflık hem de bir güç
Bu durum, basit bir "dolarsızlaşma"dan çok daha önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. BRICS ülkeleri, bir yandan mevcut kurumlar bünyesinde daha fazla nüfuz talep ederken, diğer yandan bu kurumların dışında ilave araçlar geliştiriyor. Mevcut düzeni reforme etmek ile alternatifler inşa etmek arasında bir seçim yapmıyorlar, giderek artan bir şekilde her iki hedefi de gerçekleştiriyorlar.
Çin-Hindistan ilişkisi de aynı mantığı yansıtıyor. Stratejik rekabet, çözüme kavuşturulmamış anlaşmazlıklar ve Hindistan'ın ABD ile olan ilişkisi, Pekin ve Yeni Delhi'nin BRICS bünyesindeki varlıklarını sürdürmelerine engel olmadı. BRICS taraflar arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırmazken çatışmanın yönetilmesi için ilave bir kurumsal zemin sunuyor.
Dolayısıyla grup içerisindeki çeşitlilik, bir yandan ilerlemeyi engellerken diğer yandan grubu güçlendiriyor. Bu durum müzakereleri yavaşlatıyor, temkinli bir dil kullanımını teşvik ediyor ve iddialı jeopolitik mutabakatları sınırlandırıyor. BRICS üyeliğinin genişlemesi gelecekte üyeler arası uyumu daha da zorlaştırabilir. Yine de BRICS'in önemi, Küresel Güney'in bir ifadesi olarak, tam da söz konusu çeşitlilikten kaynaklanıyor. Tamamen homojen bir BRICS belki daha verimli olabilirdi, ancak sadece sıradan bir blok haline gelirdi. Bu ayrım, şekillenmekte olan uluslararası düzen açısından önem taşıyor. BRICS, sistemi değiştirmek için mevcut kurumların yerini almaya ihtiyaç duymuyor. Grubun önemi, kısmen, küresel öncelikleri tek bir kurumsal merkezin belirlemesi gerektiği yönündeki varsayıma meydan okumasından kaynaklanıyor.
Sonuç olarak Yeni Delhi, çok kutupluluk konusunda yararlı bir ders sunuyor. Bu süreç karmaşık olacak; örtüşen ortaklıklar, birbiriyle çatışan çıkarlar ve zaman zaman tarafları zorlayan uzlaşma zeminleri ortaya çıkaracak. Ancak anlaşmazlık, otomatik olarak işlevsizlikle karıştırılmamalıdır.
BRICS için asıl sınav, çok kutupluluğun çelişkilerini ortadan kaldırıp kaldıramayacağı değildir, zira bunu başaramaz. Asıl sınav, ortak amaçları korurken söz konusu çelişkileri yönetme becerisini geliştirmededir. Yeni Delhi zirvesi, BRICS'in bu hedefi nasıl gerçekleştireceğine dair adımlar attığını gösteriyor. BRICS, farklılıkları ve türlü zorlukları bünyesinde barındıran ve buna rağmen diyaloğun her zaman merkezde olması gerektiğini vurgulayan yapısıyla yeni ve yükselen bir dünya düzeni için en iyi laboratuvarlardan biri olma özelliği taşıyor.
[Marcus Vinicius de Freitas, Çin Dışişleri Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi ve Policy Center for the New South'ta kıdemli araştırmacıdır.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
***
Yeni Delhi'deki BRICS Zirvesi'nin en çarpıcı sonucu, belki de sonuç bildirisinin herhangi bir paragrafında değil, bizzat bir bildirinin ortaya konulabilmesinde yatıyor. BRICS olağanüstü zorlu bir dönemde bir araya geldi. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile doğrudan bir savaşın içinde yer alıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Körfez'de çok farklı bir stratejik konumda bulunuyor. Hindistan, Washington, İsrail ve Tahran ile önemli ilişkiler sürdürüyor. Çin ve Hindistan işbirliği ile rekabetin iç içe geçtiği karmaşık bir ilişkiyi yürütmeye devam ederken, Rusya Ukrayna'daki savaşını sürdürüyor. Buna rağmen BRICS üyeleri, Yeni Delhi bildirisi üzerinde uzlaşma sağlayabildi.
Uyumluluk değil, koordinasyon grubu
Bu durum bize, grubu nasıl anlamamız gerektiğine dair önemli bir ipucu veriyor. BRICS içerisindeki ahengi üyeler arası uyumda değil koordinasyonda aramak gerekiyor. BRICS ne NATO'ya ne de Avrupa Birliği'ne (AB) benzer. Onu bir arada tutan şey ortak bir güvenlik doktrini, siyasi sistem ya da uluslararası düzene dair paylaşılan bir görüş değildir. Üyelerinin jeopolitik perspektiflerindeki benzerliğe bakarak bir değerlendirme yapmak, platformun doğasını yanlış anlamak olur. Ne de olsa, anlaşmazlıkların olmadığı bir düzlemde çok kutupluluk iddiası kendi içinde çelişkili olurdu.
Orta Doğu'daki çatışma grup için olağanüstü bir sınav teşkil ediyor. Yeni Delhi'de varılan anlaşma metni kasıtlı olarak ihtiyatlıydı. Liderler gerilimin tırmanmasından duydukları endişeyi dile getirdiler, itidal çağrısında bulundular ve diyalog ile diplomasinin önemini yeniden teyit ettiler. Bildiri, üyeler arasındaki derin farklılıkları ortadan kaldırmadı, aksine, bu farklılıkların uzlaşmasına zemin hazırladı.
Bu durum grup için hem bir kısıtlılık hem de bir güçtür. BRICS, İsrail ve ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaşı, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını, Çin ile Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlıklarını ya da Körfez'deki stratejik bölünmeleri çözüme kavuşturamaz. Burada diplomatik uzlaşı, kolektif eylem kapasitesiyle karıştırılmamalıdır. Bununla birlikte BRICS, daha az gösterişli ve parçalı bir uluslararası düzende belki de daha anlamlı bir şey ortaya koymuştur. Bu ise stratejik çıkarları birbirinden büyük ölçüde farklı olan ülkeleri, aynı siyasi diyalog zemini içinde tutabilme becerisidir.
Ekonomik işbirliğine dair pragmatik bir gündem
Grup, daha ziyade ekonomik işbirliği ve küresel yönetişim alanlarında ilerleme kaydediyor. Yeni Delhi, gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerin temsil gücünü artırmak amacıyla Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü'nde (DTÖ) reform yapılmasına yönelik desteğini yineledi. Liderler tek taraflı gümrük vergilerine ve zorlayıcı ekonomik önlemlere karşı çıktılar, çok taraflı ticaret sistemini desteklediler ve sınır ötesi ödemeler, yerel para birimiyle finansman ve ulusal ödeme sistemleri arasında daha fazla birlikte çalışabilirlik konularında ilerleme kaydettiler.
Bunlar jeopolitik beyanlara kıyasla daha az çarpıcı görünebilir, ancak BRICS'in pratik öneminin tam da bu düzlemde değerlendirilmesi gerekiyor. Yeni Kalkınma Bankası kalkınma finansmanını harekete geçirme konusunda önemli bir araç olmayı sürdürürken, ticaret, yatırım ve ödeme bağlantılarını kolaylaştırmaya yönelik çabalar, işlem maliyetlerini düşürmeyi ve üye ülkelerin sahip olduğu ekonomik seçenekleri çeşitlendirmeyi amaçlıyor.
Zirvede, uluslararası yorumlarda zaman zaman gündeme gelen ortak BRICS para birimine dair bir karar alınmadı. Öne çıkan gündem daha pragmatik nitelikte. Yerel para birimiyle mutabakat, sınır ötesi ödeme sistemlerinin birlikte işlerliği ve rezerv çeşitlendirmesi, farklı hızlarda ve farklı siyasi kısıtlamalar altında ilerleyen ayrı projeler olarak gündeme geliyor. Yeni Kalkınma Bankası'nı güçlendirmek ve ilave finansal seçenekler oluşturmak, nihayetinde, üyelerin henüz benimsemeye hazır olmadığı alternatif bir para birimini duyurmaktan daha önemli olabilir.
Çeşitlilik: Hem bir zayıflık hem de bir güç
Bu durum, basit bir "dolarsızlaşma"dan çok daha önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. BRICS ülkeleri, bir yandan mevcut kurumlar bünyesinde daha fazla nüfuz talep ederken, diğer yandan bu kurumların dışında ilave araçlar geliştiriyor. Mevcut düzeni reforme etmek ile alternatifler inşa etmek arasında bir seçim yapmıyorlar, giderek artan bir şekilde her iki hedefi de gerçekleştiriyorlar.
Çin-Hindistan ilişkisi de aynı mantığı yansıtıyor. Stratejik rekabet, çözüme kavuşturulmamış anlaşmazlıklar ve Hindistan'ın ABD ile olan ilişkisi, Pekin ve Yeni Delhi'nin BRICS bünyesindeki varlıklarını sürdürmelerine engel olmadı. BRICS taraflar arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırmazken çatışmanın yönetilmesi için ilave bir kurumsal zemin sunuyor.
Dolayısıyla grup içerisindeki çeşitlilik, bir yandan ilerlemeyi engellerken diğer yandan grubu güçlendiriyor. Bu durum müzakereleri yavaşlatıyor, temkinli bir dil kullanımını teşvik ediyor ve iddialı jeopolitik mutabakatları sınırlandırıyor. BRICS üyeliğinin genişlemesi gelecekte üyeler arası uyumu daha da zorlaştırabilir. Yine de BRICS'in önemi, Küresel Güney'in bir ifadesi olarak, tam da söz konusu çeşitlilikten kaynaklanıyor. Tamamen homojen bir BRICS belki daha verimli olabilirdi, ancak sadece sıradan bir blok haline gelirdi. Bu ayrım, şekillenmekte olan uluslararası düzen açısından önem taşıyor. BRICS, sistemi değiştirmek için mevcut kurumların yerini almaya ihtiyaç duymuyor. Grubun önemi, kısmen, küresel öncelikleri tek bir kurumsal merkezin belirlemesi gerektiği yönündeki varsayıma meydan okumasından kaynaklanıyor.
Sonuç olarak Yeni Delhi, çok kutupluluk konusunda yararlı bir ders sunuyor. Bu süreç karmaşık olacak; örtüşen ortaklıklar, birbiriyle çatışan çıkarlar ve zaman zaman tarafları zorlayan uzlaşma zeminleri ortaya çıkaracak. Ancak anlaşmazlık, otomatik olarak işlevsizlikle karıştırılmamalıdır.
BRICS için asıl sınav, çok kutupluluğun çelişkilerini ortadan kaldırıp kaldıramayacağı değildir, zira bunu başaramaz. Asıl sınav, ortak amaçları korurken söz konusu çelişkileri yönetme becerisini geliştirmededir. Yeni Delhi zirvesi, BRICS'in bu hedefi nasıl gerçekleştireceğine dair adımlar attığını gösteriyor. BRICS, farklılıkları ve türlü zorlukları bünyesinde barındıran ve buna rağmen diyaloğun her zaman merkezde olması gerektiğini vurgulayan yapısıyla yeni ve yükselen bir dünya düzeni için en iyi laboratuvarlardan biri olma özelliği taşıyor.
[Marcus Vinicius de Freitas, Çin Dışişleri Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi ve Policy Center for the New South'ta kıdemli araştırmacıdır.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Kaynak: AA / Güncel
Politika, İstanbul, Ekonomi, Güncel, İstanbul, Ekonomi, Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA