AKP İl Başkanları Toplantısı (2) AKP'li Fırat: Vesayetçi Demokrasi Yapısal Hale Geldi

Güncel Haberler

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, "Modernleşme Tarihimizin Ürettiği Siyasi Yapı ve Bu Yapıyı Çevreleyen Siyasi Kültür, Türkiye'de Vesayetçi Bir Demokrasiyi Yapısal Hale Getirmiştir" Dedi.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, "Modernleşme tarihimizin ürettiği siyasi yapı ve bu yapıyı çevreleyen siyasi kültür, Türkiye'de vesayetçi bir demokrasiyi yapısal hale getirmiştir" dedi.


Fırat, AKP Genel Merkezi'nde yapılan AKP Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında konuştu. Sözlerine gözündeki rahatsızlık nedeniyle toplantıya katlamayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını ileterek başlayan Fırat, Erdoğan'a acil şifalar diledi. AKP'den başka Türkiye'nin bütün meselelerini sahiplenebilen başka bir siyasi kadronun ve başka bir siyasi partinin olmadığını savunan Fırat, bu durumun yüklerini ve mesuliyetlerini daha da artırdığını söyledi. Fırat, "Demokrasinin gücüne güç katan bir muhalefet olmadığı için ülkemizin bütün dinamiklerini temsil etmek bize düşüyor" diyerek, modern dünyanın değerleriyle barışık, demokrasiye inanan, muasır medeniyetin bütün nimet ve imkanlarını halkından esirgemeyen, insan hak ve özgürlüklerini geliştirmeye adanmış bir siyasi hareket olduklarını belirtti.





-"TOPLUMSAL MERKEZE YASLANIYORUZ"-





Zümre, hizip, bölge, sınıf partisi olmadıklarını ifade eden Fırat, "Biz, milletimizin ve ülkemizin bütünlüğüne odaklanmış, bütün kitleleri kucaklayacak kadar kollarını açmış, toplumsal merkeze yaslanan bir partiyiz" dedi. Fırat, bu kuşatıcı anlayışla Türkiye'yi uçurumun kenarından alıp istikrar ve güven ortamına kavuşturduklarını ifade ederek, "Bütün gücümüzle Türkiye'nin itibarını yükseltmek, bütün imkanlarımızla milletimizin emanetini taşımak siyasetimizin temel misyonudur" diye konuştu.


Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşları arasında hiçbir ayırım gözetmeksizin ülkeye kalıcı eserler kazandırmak kuşkusuz büyük bir direnç gerektirdiğini belirten Fırat şöyle dedi:


"Kuşkusuz, bu direnci kırmak isteyenler, Türkiye'yi eski günlere döndürmeyi düşünenler vardır ama onlarınki ham bir hayaldir. Zira, eşyanın tabiatı, aklın yolu suların yokuşa akıtılmasına engeldir. Türkiye Cumhuriyeti kaos günlerine, kriz günlerine dönmeyecektir. Türkiye'ye ödetilecek bu ağır bedeli kimse göze alamaz."





-"BAYKAL'IN BEYHUDE ÇABALARI"-





Fırat, Türkiye'nin ekmeğini çalanların, bankalarını boşaltanların, halkı birbirine düşürenlerin, siyaseti kötürüm hale getirenlerin sandıkta millet eliyle tasfiye edilerek hak ettikleri cevabı aldıklarını söyleyerek, "Sayın Baykal ve şürekasının şimdiki demokrasi dışı çabaları ise beyhudedir, akla ziyandır. Günü geldiğinde elbet bugünlerin faturasını da milletimiz kesecektir" dedi.


"Herkes, ama herkes milli iradeye ram olmak durumundadır" diye konuşan Fırat, kimsenin demokrasiyi, hukuku, kalkınmayı, adaleti, merhameti milletten esirgeme hakkı ve lüksü olmadığını söyledi. Fırat, Türkiye'nin 150 yıla yaklaşan parlamento geleneği ile ciddi bir demokrasi birikimine sahip olduğunu belirterek, "Bu birikimi yok saymak, bu tarihsel tecrübeyi yaşanmamış farz etmek ve her defasında meselelerimizi yeni baştan tartışmak ne yazık ki, Türkiye'nin gücünü zaafa uğratıyor" dedi. Genellikle çok partili hayatın 1946 ile başladığını zannedildiğini belirten Fırat, ancak Türkiye'de siyasi partilerin ve çok partili bir siyasal düzenin ortaya çıkışının II. Meşrutiyet devrine kadar götürülebileceğini ifade etti. Fırat bunun için Türkiye'nin demokrasiyle tanışıklığının hayli uzun bir geçmişi olduğunu söyleyerek, "Oysa bugünün Türkiye'sinde yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, sanki demokrasinin şekli şartları üzerinde dahi bir mutabakat sağlanamamış intibaı veriliyor" diye konuştu.





-"ESAS MESELE KİMİN YÖNETECEĞİ"-





Türkiye'de esas meselenin, "kim yönetecek?" sorusunun demokratik normlarla yerleşik hale gelmemesi olduğunu görüşünü savunan Fırat şöyle dedi:


"Kimin yöneteceğini millet iradesi mi tayin edecek, yoksa millet iradesine dayanan siyasi iktidarlar yapısallaşmış bir vesayet altında mı iş görecek? Milletin rüştünü ispat etmediğini kabul edenlerin, halka demokrasiyi çok görenlerin ikide bir önümüze koyduğu can alıcı soru budur. Ne yazık ki, bu mesele, 1950'den itibaren daha da ağırlaşarak Türkiye'nin siyasi sürecini belirlemeye devam etmektedir. Demokrasiye yapılan açık ve örtülü darbeler Türkiye'nin hiç de hak etmediği bir fotoğraf koyuyor ortaya. Modernleşme tarihimizin ürettiği siyasi yapı ve bu yapıyı çevreleyen siyasi kültür, Türkiye'de vesayetçi bir demokrasiyi yapısal hale getirmiştir. 1961 ve 1982 Anayasalarının temel motivasyonu, bu vesayetçi modelin güçlendirilmesidir."


Siyasi iktidar karşısında bürokratik iktidarın içinde ya da yanında varlık bularak vesayet rejimini muhafaza etmeye çalışanların kendi çıkarları için Türkiye'yi durdurmak istediklerini kaydeden Fırat, "Bu odaklar halksız ve milletsiz bir devlet tanımı yapıyorlar ve milletin devletini sahiplenmesinden, milletin devletiyle birlikte güçlenmesinden rahatsız oluyorlar.


Bu odaklar, çoğu zaman siyasi aktörlerin de desteğiyle vesayetçi demokrasiyi tahkim edecek adımları atma konusunda cüretkarlaşabiliyorlar. Ancak herkesin bilmesi gereken bir husus var ki, o da sosyolojik dinamikleri gözetmeyenlerin, toplumsal gelişimi engellemeye çalışanların hüsran ile malûl olduklarıdır" dedi. (ANKA/SON)


(İG/ZG)
Kaynak: ANKA / Güncel

, Haberler