"Akkuyu'ya Nükleer Santral Kurulması Akdeniz'e İhanettir"
BASIN BÜLTENİDİR.
BASIN BÜLTENİDİR. YURT PARTİSİ GENEL BAŞKANI SADETTİN TANTAN: Siyasi iktidar ülkeyi birçok konuda yönetemezken, kapalı kapılar arkasında da bazı anlaşmalar imzalıyor. Bunlardan en önemlisi de Rusya ile birlikte Akkuyu’da kurulmak istenen 4 nükleer santral. Neden Akkuyu? Neden Akdeniz? Nükleer enerjiye ihtiyacı olan Türkiye, kültür- tabiat- turizm- temel gıda ürünleri bakımından en değerli bölgesine neden kıymaktadır? Akkuyu’da nükleer santral neden olmamalıdır? * Bu santrallerin her biri Keban Barajı gücündedir. * Akdeniz suyu, çok sıcaktır... Buraya kurulacak santral, Karadeniz'e kurulacak olması durumunda sağlayacağı verimin onda bir kadar, daha azını, sağlar... Bu ise, yirmi milyar dolarda iki milyar dolar demektir ki, bu başlı başına bir Keban Barajı ederini, işaret eder... * Turizm ciddi bir şekilde etkilenecektir. * Akdeniz Bölgemiz'in, sebze ve meyve tüketimini de gayet olumsuz etkileyecektir. * Milyarlarca dolarlık bir mali yük yaratacaktır. Nükleer Mühendis Prof. Dr. Tolga Yarman da milletvekillerine bir mektup yazarak, Akkuyu’da kurulmak istenen nükleer santrallere şu sözlerle karşı çıkmıştı: “1999'daki üç koalisyon ortağından oluşan günün Ecevit Hükûmeti; Akkuyu'a nükleer santral tesisinden, oybirliğiyle vazgeçmistir... 1976’da, Akkuyu’ya, Türkiye Elektrik Kurumu’nun istemi uzantısında, fevkalade kıvanç duyduğumuz, çalışmalar uzantısında, lisans verilirken, ortada ne 1979 3 Mil Ada (Penisilvanya, ABD), ne de Çernobil (Ukrayna, Sovyetler Birliği) nükleer kazaları vardı, ne de dolayısıyla, nükleerin turizme, sebze, meyveye etkisinin dikkate alınmasını, gerektirecek ölçütler. Fazla olarak, o tarihte, soğuk savaş dorukta olup, Genelkurmay Başkanlığımız, Trakya Bölgemiz’in Karadeniz sahiline; gerek Yunanistan’a gerekse de ve bilhassa Bulgaristan’a yakın olması sebebiyle, nükleer santral tesisi, izni, vermiyordu. Ayrıca nükleer enerji üretimi o tarihte, bir zorunluluk olarak algılanıyordu… Bütün bu denklemler yol boyu çok değişti… Kanunî Sultan Süleyman zamanında, Taksim Meydanı’na, ayrıca gayet saygın teknik çalışmalar uzantısında bir hamam kurma ruhsatı verilmiş olsa; bugün artık o ruhsatla Taksim’de, şimdi Cumhuriyet Abidesi’nin bulunduğu yere hamam kurma iddiasını ileriye sürmek ne kadar abesse, 1976’da Akkuyu’ya verilen ruhsatla, bugün oraya nükleer santral kurmaya kalkışmak, işte o kadar abestir.”
Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Basın Bültenleri
, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA