AK Parti'li Üskül'ün Yeni Anayasa Değerlendirmesi

Politika Haberleri

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, AK Parti Mersin Milletvekili Zafer Üskül, AK Parti'nin Kendi Anayasasını Hazırlama Kaygısı İçerisinde Olmadığını Belirtti.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, AK Parti Mersin Milletvekili Zafer Üskül, AK Parti'nin kendi anayasasını hazırlama kaygısı içerisinde olmadığını belirterek, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; 'Türkiye, kendi koşullarında üniversitelerde türbanı yasaklayabilir, ama serbest de bırakabilir' diyor. Meclis'in anayasa yapamayacağını söylemek hiçbir biçimde kabul edilebilir bir düşünce değildir" dedi.

Üskül, AK Parti Mersin İl Başkanlığı'nda bir basın toplantısı düzenleyerek, yeni anayasa metni taslağı çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Anayasa taslağının henüz tamamlanmadığını ve tamamlanmamış bir metnin içerikleri hakkında bilgi vermenin de söz konusu olmayacağını belirten Üskül, "Bize deniyor ki; 'Kapalı kapılar ardında anayasa yapıyorlar, bir türlü de açıklamıyorlar' Neredeyse bizden, 'Biz kendi taslağımızı yaparken basını alalım ortaya, aramızda tartışırken onlar çeksin ve herkes izlesin' dememizi bekliyorlar. Böyle birşey dünyanın hiçbir yerinde yok" dedi.

Kendilerini eleştirenlerden bazılarının şu an değişik kurumlar için anayasa taslağı hazırladıklarına dikkat çeken Zafer Üskül, "Çok yakından tanıdığım bazı öğretim üyeleri şu an Barolar Birliği için bir anayasa taslağı yazıyorlar. Bu taslaktan, orada neler yazıldığından, ne konuşulduğundan haberi olan var mı? Bitmemiş birşey hakkında bilgi verilir mi? Yarın bu tartışma içeride sürerken ve süreç devam ederken, bugün yapılan açıklamanın ardından o konuda farklı bir ifade biçimi geliştirilir de ortaya

konulursa o zaman 'Ne oldu da bu değişikliği yaptınız' diye sormaz mısınız? Aslında bu konuları herkes bilir de bazıları bilmemekte ısrar ediyorlar" diye konuştu.

Açıklanmayan bir anayasa taslağı üzerine ısrarla yorumlar ve eleştiriler yapıldığını ifade eden Üskül, türbanın da bu konulardan biri olduğunu vurguladı.

"Nerden biliyorsunuz anayasada türban olduğunu?" diyen Üskül, şöyle konuştu:

"Başbakanın yaptığı genel olarak yapılan bir açıklamadır. Tamamlanmış bir metin yok ortada. Bunun için 1 hafta, 10 gün daha sabretmek gerekiyor. Metin üzerinde çalışılıyor ve sürenin uzaması bizim titizliğimizi gösteriyor. AK Parti kendi anayasasını hazırlama kaygısı içinde değildir. AK Parti, 12 Eylül Anayasası yerine, askeri cuntanın yaptığı anayasanın yerine, Türkiye için yeni bir anayasa yapma gayreti içindedir. Bu gayreti kendi açısından sürdürüyor. Seçimlere girerken yeni anayasa vaadinde bulundu,

o vaadini yerine getiriyor. Hazırlanan bir taslaktır, bir anayasa metni değildir. Bizim açıklayacağımız metin, bir taslak metin olacaktır. Bu metin tartışmaya açılacaktır."

"YARGI ORGANLARI VE REKTÖRLERDEN ANAYASA ÜZERİNE ÖNERİ BEKLİYORUZ"

Üniversite rektörlerinden, Rektörler Komitesi'nde, Türkiye için nasıl bir anayasa istediklerini konuşmalarını ve öneri getirmelerini beklediklerini dile getiren Üskül, "Açıklanmayan ve bilmedikleri bir metin üzerine açıklama yapacaklarına, görüş bildireceklerine 'Türkiye'nin bir anayasaya ihtiyacı var, biz de bu anayasanın şöyle olmasını istiyoruz' diye bir öneri getirsinler. Üniversite rektörleri yapamaz mı bunu, neden yapmıyorlar? Aynı şey bütün kurumlardan bekleniyor. Yargı organları da buna dahil.

Daha önce Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin kuruluşu ile ilgili anayasa maddeleri üzerinde bir çalışma yaptı ve bunu ilgililere sundu. Aynı şeyi yine bekliyoruz. Bütün kurumlardan bunu bekliyoruz. Biz bütün bu çalışmaları, bu tartışma sürecinin sonunda toparlayıp değerlendireceğiz ve kendi hazırladığımız taslağı kamuoyundan alacağımız önerilerle gözden geçirip belki de yeni bir metin oluşturup o metni teklif olarak sunacağız. Bundan daha demokratik bir anayasa yapma süreci olabilir mi? Diyorlar ki;

'AK Parti anti demokratik bir biçimde, demokrasi ile asla bağdaşmayacak bir biçimde kapalı kapılar ardında kendi anayasasını yapıyor.' Hayır, bunu aylardır, defalardır söylüyoruz ama, bunu duymak istemeyenler duymuyor, kulakları kapalı. Bizim onlara yapacak birşeyimiz yok. Ama halkımız bizi anlıyor" dedi.

Siyasi partilerden de, Türkiye için yeni bir anayasa ihtiyacı duyup duymadıklarını açıklamalarını isteyen Üskül, siyasi partilerin kendi önerilerini getirerek, oturup konuşabileceklerini ve tartışabileceklerini söyledi. Üskül, kalıcı, dayanıklı, sağlıklı ve ileride tartışmaya neden olmayacak bir anayasa yapmak istediklerini ve bunu da diğer siyasi partilerle birlikte yapmaya açık olduklarının altını çizdi.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı, AK Parti Mersin Milletvekili Zafer Üskül, mevcut Meclis'in kurucu meclis olmadığı ve "Anayasa yapamaz" söylentilerine ise, şu cevabı verdi:

"Deniyor ki; bu Meclis kurucu meclis değildir, anayasa yapamaz. Atatürk'ün 2. meclisi kurucu meclis miydi, öyle mi seçildi? 1924 Anayasası hangi Meclis tarafından yapıldı, normal yasama organı olarak seçilmiş 2. meclis tarafından yapıldı. Neden şimdi yapamıyor? Yani TBMM bir yeni anayasa yapma yetkisine sahip değilse, kim sahip. Bunu açıkça söylesinler, halkın temsilcileri ileride halkın oyuna sunulacak bir anayasayı yapamayacaklarsa kim yapacak yeni anayasayı. 1961 ve 1982'de olduğu gibi darbelerin

arkasından mı yapılacak anayasa, ille o mu gerekiyor? Hayır. Bunu kimse istemiyor. Bu Meclis, 4 siyasi partinin grup sahibi olduğu, 7 siyasi partinin temsil edildiği bir Meclis. Geçen dönemdeki Meclis için aynı şeyi söylemezdim. Çünkü orada oyların yüzde 46'sı Meclis'te temsil edilmiyordu. Ama bugün durum değişmiştir. Bugün oyların yüzde 85'i Meclis'te temsil edilmektedir. Ve birbirinden çok farklı siyasi partiler de temsil edilmektedir. Dolayısıyla temsil kabiliyeti çok yüksek bir Meclis var. O nedenle bu

Meclis'in anayasa yapamayacağını söylemek hiçbir biçimde kabul edilebilir bir düşünce değildir."

Türban konusunda da, "Tabii ki Anayasa Mahkemesi'nin kararı herkesi bağlar, Danıştay kararları herkesi bağlar. Buna şüphe yok" diyen Zafer Üskül, konuşmasının devamında ise şunları kaydetti:

"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yargı yetkisini biz de kabul ediyoruz. Yurttaşlarımızın oraya başvurusunu tanıdık, dolayısıyla AİHM'nin kararları bizi de bağlar. Tabii içeride verilen kararların bağlayıcılığı ile AİHM'nin kararlarının bağlayıcılığı birbirinden farklı. Ama sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni imzalamış bir devletiz biz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin hükümleri, AİHM'nin kararları ışığında değerlendirilmelidir ve Türkiye'de de bu biçimde uygulanmalıdır. Bu

doğrudur. Ancak, AİHM açılan davada, davacının hakkının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olmadığını söylemiştir, daha doğrusu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili hükmü karşısında hakkının ihlal edilmediği kararını vermiştir. Şunu da demiştir kararında; 'Türkiye, kendi koşullarında üniversitelerde türbanı yasaklayabilirler, ama serbest de bırakabilirler.' Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 'Türkiye'de türbanın yasaklanmasını gerektirir' dememiştir. 'Türbanın yasaklanması İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne aykırı değildir' demiştir. Bu ikisi arasında hukuki açıdan çok büyük fark var. Bu fark şuradan kaynaklanıyor. Eğer, 'Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır' deseydi, 'Ne yaparsanız yapın anayasanızı da değiştirseniz üniversitelerde türbanı serbest bırakamazsınız' demekti. Ama böyle demediği için Türkiye, anayasada, yasalarda yapacağı değişiklik ile farklı bir tercihte bulunabilir. Dolayısıyla bu kararı yorumlayanların aradaki bu farkı dikkate alarak yorumlamaları gerektiğini

düşünüyorum."

(ÖT-MT-ÖK-Y)
Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Politika

, Haberler