AK Parti Genel Başkanvekili Elitaş'tan İsrail Savunma Bakanı Katz'ın açıklamalarına tepki:

Politika Haberleri

- "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın barış, huzur ve güvenlik için ortaya koyduğu irade açıktır. Masumların hayatını, mazlumların hakkını ve insanlığın ortak vicdanını savunan bu duruş, mesnetsiz ithamlarla sarsılamaz"

AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın barış, huzur ve güvenlik için ortaya koyduğu irade açıktır. Masumların hayatını, mazlumların hakkını ve insanlığın ortak vicdanını savunan bu duruş, mesnetsiz ithamlarla sarsılamaz." ifadelerini kullandı.
Elitaş, NSosyal hesabından, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve Türkiye'yi hedef alan ifadelerine tepki gösterdi.
İsrail yönetiminin dünya barışını tehdit eden söylem ve eylemlerinin, artık süreklilik gösteren bir saldırganlık örüntüsüne dönüştüğünü ifade eden Elitaş, bu tablonun, siyasi sonuçlarının yanında psikososyal dinamikleri bakımından da sorunlu olduğunu belirtti.
Elitaş, burada meselenin klinik bir teşhis koymak değil, tehdit dilinin sıradanlaştırıldığı, şiddetin normalleştirildiği ve başkalarının güvenliğinin sürekli değersizleştirildiği bir yönetim anlayışının ortaya çıkardığı vahim tablo olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Bu anlayışın merkezinde, kendi güvenliğini başkalarının güvensizliği üzerinden kurma çabası vardır. Korkuyu yaymak, tehdidi büyütmek ve çatışmayı farklı coğrafyalara taşımak, saldırgan siyasetin kendisini sürdürme araçlarına dönüşmektedir. Böylece bölgesel istikrarsızlık, dünya barışını tehdit eden bir güvenlik sorununa taşınmaktadır. İnsanlığın vicdanında karşılık bulamayan şiddet politikaları, meşruiyet kaybını daha yüksek sesle konuşarak telafi etmeye çalışmaktadır. Eleştiriyi düşmanlık, itirazı tehdit, hakikat karşısında yükselen vicdanı ise hedef olarak gören bu yaklaşım, kendi sorumluluğuyla yüzleşmek yerine suçlayıcı dili genişletmektedir. Psikososyal açıdan bu söylem, sorumluluğu dışarıya yükleme ve sürekli yeni düşmanlar tarif ederek kendi çevresini seferber/konsolide etme çabasıdır. Siyasi tercihlerinin sonuçlarını sorgulamak yerine, bu sonuçları başkalarına yükleyen bir yönetim acziyle karşı karşıyayız."
Türkiye'nin iç cephesini tahkim eden "Terörsüz Türkiye" iradesi ve bunun devamındaki "Terörsüz Bölge" hedefinin ise korkunun, kutuplaşmanın ve istikrarsızlığın beslendiği zemini daralttığına işaret eden Elitaş, şunları kaydetti:
"Birliği güçlendiren ve huzuru esas alan bu hedeflere yönelen sataşmalar, tehdit üzerinden siyaset üreten anlayışın rahatsızlığını ve kaygılarını görünür kılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın barış, huzur ve güvenlik için ortaya koyduğu irade açıktır. Masumların hayatını, mazlumların hakkını ve insanlığın ortak vicdanını savunan bu duruş, mesnetsiz ithamlarla sarsılamaz. Türkiye'yi hedef alan hakaretler, onları dile getirenlerin siyasi dilini ve tahammülsüzlüğünü açığa çıkarmaktadır. İtirazı bastırmak için tehdide başvurmak, haklılığın delili olamaz."
Elitaş, şiddetin normalleştirilmesi, mağdurların insanlıklarının göz ardı edilmesi ve her eleştiriye saldırganlıkla karşılık verilmesinin, vicdani sorumluluğu aşındıran bir siyaset üretmekte olduğunu belirtti.
Ancak hiçbir propagandanın, masumların acısını görünmez kılamayacağını, hiçbir tehdidin zulmü meşru gösteremeyeceğini vurgulayan Elitaş, şunları ifade etti:
"Defaatle söyledik, bir kez daha söylüyoruz, zulüm ile abad olunmaz. Masumların kanı üzerine huzur kurulmaz. Korkuyla itibar, tehditle meşruiyet kazanılmaz. Türkiye, milletinin birliğini muhafaza etmeye, bölgesinin huzurunu savunmaya ve mazlumların yanında durmaya devam edecektir. İnsanlığın vicdanına karşı yürüttüğünüz bu mücadelede, tehditleriniz de sataşmalarınız da zulmünüzü örtemeyecektir. Zira mesele basit, kaybedeceksiniz."