Medyaya 'toplumsal etki değerlendirme sistemi' çağrısı
İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık, dijital platform ve medya içeriklerinin aile ile toplum üzerindeki etkilerini ölçen sistematik bir ‘toplumsal etki değerlendirme sistemi’ kurulması gerektiğini söyledi.
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, dijital platformlar ve medya içeriklerinin aile yapısı ile toplumsal davranışlar üzerindeki etkilerine dikkati çekerek, "Medya içeriklerinin aile, çocuk psikolojisi ve toplumsal davranış üzerindeki etkilerini ölçen sistematik bir 'toplumsal etki değerlendirme sistemi' yok. Bunu hayata geçirmek çok önemli. Dijital platformlardan gündüz kuşağı programlarına kadar çok geniş bir alanın toplum üzerindeki etkisi bilimsel olarak izlenmeli." dedi.
Türkiye'de 15-21 Mayıs tarihlerinde kutlanan "Milli Aile Haftası" kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Karabıyık, aile kurumunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyokültürel tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Karabıyık, küresel sapkın akımların, sosyokültürel terör aşamasına gelen taarruzlarından başlayarak kültürel çözülme, dijitalleşme, yalnızlaşma ve güven duygusunun aşınması gibi pek çok başlığın gündemlerinde olduğunu ifade ederek, "Bu dış faktörleri görmezden gelerek meselenin yalnızca 'aile içi sorunlar' olarak okunmaması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bugün aileyi etkileyen süreçler, ekranlardan, dijital platformlardan, kültürel normlardan ve gündelik hayat pratiklerinden beslenen çok katmanlı bir dönüşüm oluşturuyor." diye konuştu.
Demografik verilerin alarm verdiğini aktaran Karabıyık, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre toplam doğurganlık hızının son yıllarda kritik eşik olan 2,1'in oldukça altına gerilediğini vurguladı.
Karabıyık, hane halkının küçüldüğünü, tek kişilik yaşamın artığını, evlilik yaşının yükseldiğini, boşanmaların çoğaldığını ve yaşlı nüfusun oranının artığını belirterek, bu tablonun sadece nüfus meselesi değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılık meselesi olduğunu, ailenin toplumda yalnızca biyolojik bir birliktelik değil, kültürel aktarımın, dayanışmanın, güven duygusunun ve millet olma bilincinin taşıyıcısı olduğunu söyledi.
"Aileye yönelik tehdidin sadece ekonomik olmadığını düşünüyoruz"
Üner Karabıyık, bugün aile meselesinin artık yalnızca bireysel tercihlerin, özel hayatın ya da yaşam tarzı tartışmalarının konusu olmadığını vurgulayarak, "Aile, demografiden sosyal güvenliğe, ekonomik sürdürülebilirlikten toplumsal dayanıklılığa kadar stratejik bir alan haline gelmiştir. Dünyanın birçok ülkesi nüfus krizini artık yalnızca istatistiksel bir mesele olarak değil, milli kapasiteyi doğrudan etkileyen bir sosyal risk alanı olarak değerlendiriyor." diye konuştu.
Bugün özellikle büyükşehir yaşamının, bireyselliği teşvik eden yapısıyla aile bağlarını zayıflatabildiğini vurgulayan Karabıyık, şunları söyledi:
"Biz bugün aileye yönelik tehdidin sadece ekonomik olmadığını düşünüyoruz. Güvensizlik duygusunun yaygınlaşması, dijital bağımlılık, mahremiyetin aşınması, çocukların çok erken yaşta zararlı içeriklere maruz kalması, ekran merkezli yaşam biçimi ve yalnızlaşma, aileyi içten içe yıpratan başlıca risk alanları haline geldi. Bugün bir tesis yapılırken çevresel etki değerlendirmesi yapılıyor. Ancak medya içeriklerinin aile, çocuk psikolojisi ve toplumsal davranış üzerindeki etkilerini ölçen sistematik bir 'toplumsal etki değerlendirme sistemi' yok. Bunu hayata geçirmek çok önemli. Dijital platformlardan gündüz kuşağı programlarına kadar çok geniş bir alanın toplum üzerindeki etkisi bilimsel olarak izlenmeli."
"Aile bağlarını koruyamayan milletler tarih sahnesinden silinme riski ile karşı karşıya"
Bugün toplumları kaos ve karmaşaya götüren süreçlerin sadece silahlı terör faaliyetleri üzerinden yürütülmediğini belirten Karabıyık, toplumların tüm dünyada kültürel kuruma ve toplumsal fay hatlarının derinleşmesi sebebiyle daha kırılgan hale geldiğini söyledi.
Karabıyık, bunun da toplumsal dayanıklılığı olumsuz etkilediğini vurgulayarak, "Toplumsal dayanıklılığını kaybeden, aile bağlarını koruyamayan milletler ise tarih sahnesinden silinme riski ile karşı karşıya. Dolayısıyla bir devletin, bir milletin savunma kapasitesi sadece askeri teknolojilerden, silah sistemlerinden ibaret görülmemeli. Maddi savunma kapasitenizi, toplumsal dayanıklılıkla oluşan manevi savunma kapasitenizle birlikte geliştirmek hayati önem taşıyor bugünün dünyasında." dedi.
Bugün karşı karşıya oldukları meselenin, teknolojinin araç olmaktan çıkıp hayatın merkezine yerleşmesi ve sosyolojiyi dönüştürmesi olduğunu ifade eden Karabıyık, özellikle sosyal medya ve dijital platformların artık sadece iletişim aracı değil, davranışları, algıları, ilişkileri ve hatta çocukların kimlik inşasını etkileyen güçlü kültürel mekanizmalar haline geldiğini belirtti.
Karabıyık, aile içinde fiziksel olarak bir arada bulunan bireylerin zihinsel olarak farklı dünyalarda yaşadığına dikkati çekerek, ekran bağımlılığının aile içi iletişimi zayıflattığını ve yalnızlığı artırdığını kaydetti.
Dizilerin, televizyon programlarının ve dijital platformlardaki içeriklerin toplumsal yapıyı etkilediğini düşündüklerini belirten Karabıyık, "Medya artık sadece eğlendiren veya vakit geçirilen bir alan değil, norm üreten, davranış biçimi şekillendiren ve özellikle çocuklar ile gençlerin dünyayı algılama biçimini etkileyen güçlü bir kültürel aktör." ifadelerini kullandı.
Karabıyık, bugün dizilerde, gündüz kuşağı programlarında ve dijital platformlarda sık tekrar edilen bazı temaların zamanla toplumsal normalleşme ürettiğini gördüklerini belirterek, aile içi sadakatsizlik, şiddet, mahremiyet ihlali, hızlı tüketim kültürü, aşırı bireysellik ve haz merkezli yaşam biçimi, değerlerin ayaklar altına alınması sürekli tekrarlandığında bunların sıradanlaştığını dile getirdi.
"Temiz Ekran Hareketi" ile aile dostu yayıncılık
Vakıf Başkanı Karabıyık, "Medya alanında yalnızca reyting ya da ticari başarı eksenli değil, toplumsal etkileri de dikkate alan bir yaklaşımın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Nasıl çevreyi etkileyen projelerde ÇED raporu hazırlanıyorsa, toplumun ruh sağlığını, çocukların gelişimini ve aile yapısını etkileyen medya içerikleri için de bilimsel esaslara dayalı bir 'toplumsal etki değerlendirme sistemi' oluşturulmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Karabıyık, Temiz Ekran Hareketi'nde sansür amaçlarının olmadığını, çocukları, aileyi ve toplumsal psikolojiyi dikkate alan sorumlu yayıncılık anlayışı talep ettiklerini dile getirdi.
Vakıf olarak dijital bağımlılık, medya dili ve gençlik politikaları üzerine çalışmalar yürüttüklerini anlatan Karabıyık, "Temiz Ekran Hareketi" ile aile dostu yayıncılık, medya okuryazarlığı ve dijital farkındalık konusunda toplumsal bilinç oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.
"Aile yapısının korunması için yerel yönetimler aktif rol üstlenmeli"
Karabıyık, aile yapısının korunması ve güçlendirilmesi için yerel yönetimlerin bu konuda çok daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini düşündüğünü anlatarak, aile konusunun sadece merkezi yönetimin değil, yerel unsurların, şehirlerin, mahallelerin de konusu olduğunu dile getirdi.
"Aile Yılı" kapsamında yapılan çalışmaları kıymetli ve önemli bulduğunu ifade eden Karabıyık, ancak meselenin büyüklüğü düşünüldüğünde uzun vadeli, çok boyutlu ve kurumlar arası bir stratejiye ihtiyaç olduğunu aktardı.
Karabıyık, gençlerin evlilik ve çocuk sahibi olma süreçlerini zorlaştıran ekonomik ve sosyal eşiklerin azaltılması gerektiğini vurgulayarak, medya politikaları ve çocukları koruyan mekanizmaların da güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Üner Karabıyık, "Aile ve Nüfus 10 Yılı" sürecinin aile odaklı politikaların güçlendirilmesi ve aile dostu bir ekosistem oluşturulması açısından önemli bir fırsat sunduğunu kaydetti.
Türkiye'de 15-21 Mayıs tarihlerinde kutlanan "Milli Aile Haftası" kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Karabıyık, aile kurumunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyokültürel tehditlerle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Karabıyık, küresel sapkın akımların, sosyokültürel terör aşamasına gelen taarruzlarından başlayarak kültürel çözülme, dijitalleşme, yalnızlaşma ve güven duygusunun aşınması gibi pek çok başlığın gündemlerinde olduğunu ifade ederek, "Bu dış faktörleri görmezden gelerek meselenin yalnızca 'aile içi sorunlar' olarak okunmaması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bugün aileyi etkileyen süreçler, ekranlardan, dijital platformlardan, kültürel normlardan ve gündelik hayat pratiklerinden beslenen çok katmanlı bir dönüşüm oluşturuyor." diye konuştu.
Demografik verilerin alarm verdiğini aktaran Karabıyık, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre toplam doğurganlık hızının son yıllarda kritik eşik olan 2,1'in oldukça altına gerilediğini vurguladı.
Karabıyık, hane halkının küçüldüğünü, tek kişilik yaşamın artığını, evlilik yaşının yükseldiğini, boşanmaların çoğaldığını ve yaşlı nüfusun oranının artığını belirterek, bu tablonun sadece nüfus meselesi değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılık meselesi olduğunu, ailenin toplumda yalnızca biyolojik bir birliktelik değil, kültürel aktarımın, dayanışmanın, güven duygusunun ve millet olma bilincinin taşıyıcısı olduğunu söyledi.
"Aileye yönelik tehdidin sadece ekonomik olmadığını düşünüyoruz"
Üner Karabıyık, bugün aile meselesinin artık yalnızca bireysel tercihlerin, özel hayatın ya da yaşam tarzı tartışmalarının konusu olmadığını vurgulayarak, "Aile, demografiden sosyal güvenliğe, ekonomik sürdürülebilirlikten toplumsal dayanıklılığa kadar stratejik bir alan haline gelmiştir. Dünyanın birçok ülkesi nüfus krizini artık yalnızca istatistiksel bir mesele olarak değil, milli kapasiteyi doğrudan etkileyen bir sosyal risk alanı olarak değerlendiriyor." diye konuştu.
Bugün özellikle büyükşehir yaşamının, bireyselliği teşvik eden yapısıyla aile bağlarını zayıflatabildiğini vurgulayan Karabıyık, şunları söyledi:
"Biz bugün aileye yönelik tehdidin sadece ekonomik olmadığını düşünüyoruz. Güvensizlik duygusunun yaygınlaşması, dijital bağımlılık, mahremiyetin aşınması, çocukların çok erken yaşta zararlı içeriklere maruz kalması, ekran merkezli yaşam biçimi ve yalnızlaşma, aileyi içten içe yıpratan başlıca risk alanları haline geldi. Bugün bir tesis yapılırken çevresel etki değerlendirmesi yapılıyor. Ancak medya içeriklerinin aile, çocuk psikolojisi ve toplumsal davranış üzerindeki etkilerini ölçen sistematik bir 'toplumsal etki değerlendirme sistemi' yok. Bunu hayata geçirmek çok önemli. Dijital platformlardan gündüz kuşağı programlarına kadar çok geniş bir alanın toplum üzerindeki etkisi bilimsel olarak izlenmeli."
"Aile bağlarını koruyamayan milletler tarih sahnesinden silinme riski ile karşı karşıya"
Bugün toplumları kaos ve karmaşaya götüren süreçlerin sadece silahlı terör faaliyetleri üzerinden yürütülmediğini belirten Karabıyık, toplumların tüm dünyada kültürel kuruma ve toplumsal fay hatlarının derinleşmesi sebebiyle daha kırılgan hale geldiğini söyledi.
Karabıyık, bunun da toplumsal dayanıklılığı olumsuz etkilediğini vurgulayarak, "Toplumsal dayanıklılığını kaybeden, aile bağlarını koruyamayan milletler ise tarih sahnesinden silinme riski ile karşı karşıya. Dolayısıyla bir devletin, bir milletin savunma kapasitesi sadece askeri teknolojilerden, silah sistemlerinden ibaret görülmemeli. Maddi savunma kapasitenizi, toplumsal dayanıklılıkla oluşan manevi savunma kapasitenizle birlikte geliştirmek hayati önem taşıyor bugünün dünyasında." dedi.
Bugün karşı karşıya oldukları meselenin, teknolojinin araç olmaktan çıkıp hayatın merkezine yerleşmesi ve sosyolojiyi dönüştürmesi olduğunu ifade eden Karabıyık, özellikle sosyal medya ve dijital platformların artık sadece iletişim aracı değil, davranışları, algıları, ilişkileri ve hatta çocukların kimlik inşasını etkileyen güçlü kültürel mekanizmalar haline geldiğini belirtti.
Karabıyık, aile içinde fiziksel olarak bir arada bulunan bireylerin zihinsel olarak farklı dünyalarda yaşadığına dikkati çekerek, ekran bağımlılığının aile içi iletişimi zayıflattığını ve yalnızlığı artırdığını kaydetti.
Dizilerin, televizyon programlarının ve dijital platformlardaki içeriklerin toplumsal yapıyı etkilediğini düşündüklerini belirten Karabıyık, "Medya artık sadece eğlendiren veya vakit geçirilen bir alan değil, norm üreten, davranış biçimi şekillendiren ve özellikle çocuklar ile gençlerin dünyayı algılama biçimini etkileyen güçlü bir kültürel aktör." ifadelerini kullandı.
Karabıyık, bugün dizilerde, gündüz kuşağı programlarında ve dijital platformlarda sık tekrar edilen bazı temaların zamanla toplumsal normalleşme ürettiğini gördüklerini belirterek, aile içi sadakatsizlik, şiddet, mahremiyet ihlali, hızlı tüketim kültürü, aşırı bireysellik ve haz merkezli yaşam biçimi, değerlerin ayaklar altına alınması sürekli tekrarlandığında bunların sıradanlaştığını dile getirdi.
"Temiz Ekran Hareketi" ile aile dostu yayıncılık
Vakıf Başkanı Karabıyık, "Medya alanında yalnızca reyting ya da ticari başarı eksenli değil, toplumsal etkileri de dikkate alan bir yaklaşımın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Nasıl çevreyi etkileyen projelerde ÇED raporu hazırlanıyorsa, toplumun ruh sağlığını, çocukların gelişimini ve aile yapısını etkileyen medya içerikleri için de bilimsel esaslara dayalı bir 'toplumsal etki değerlendirme sistemi' oluşturulmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Karabıyık, Temiz Ekran Hareketi'nde sansür amaçlarının olmadığını, çocukları, aileyi ve toplumsal psikolojiyi dikkate alan sorumlu yayıncılık anlayışı talep ettiklerini dile getirdi.
Vakıf olarak dijital bağımlılık, medya dili ve gençlik politikaları üzerine çalışmalar yürüttüklerini anlatan Karabıyık, "Temiz Ekran Hareketi" ile aile dostu yayıncılık, medya okuryazarlığı ve dijital farkındalık konusunda toplumsal bilinç oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.
"Aile yapısının korunması için yerel yönetimler aktif rol üstlenmeli"
Karabıyık, aile yapısının korunması ve güçlendirilmesi için yerel yönetimlerin bu konuda çok daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini düşündüğünü anlatarak, aile konusunun sadece merkezi yönetimin değil, yerel unsurların, şehirlerin, mahallelerin de konusu olduğunu dile getirdi.
"Aile Yılı" kapsamında yapılan çalışmaları kıymetli ve önemli bulduğunu ifade eden Karabıyık, ancak meselenin büyüklüğü düşünüldüğünde uzun vadeli, çok boyutlu ve kurumlar arası bir stratejiye ihtiyaç olduğunu aktardı.
Karabıyık, gençlerin evlilik ve çocuk sahibi olma süreçlerini zorlaştıran ekonomik ve sosyal eşiklerin azaltılması gerektiğini vurgulayarak, medya politikaları ve çocukları koruyan mekanizmaların da güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Üner Karabıyık, "Aile ve Nüfus 10 Yılı" sürecinin aile odaklı politikaların güçlendirilmesi ve aile dostu bir ekosistem oluşturulması açısından önemli bir fırsat sunduğunu kaydetti.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA