ABD'de ara seçimler yaklaşırken ekonomideki zorlu tablo dikkati çekiyor
- Ülkede artan enerji maliyetleri, hedefin üzerinde seyreden enflasyon, rekor seviyedeki kamu borcu ve tırmanan tahvil ile mortgage faizleri gibi unsurlar, yaklaşan ara seçimler öncesi Başkan Trump'ın elini zayıflatıyor
DİLARA ZENGİN/CEREN GÖKKOYUN - ABD, kritik ara seçimlere 49 gün kala seçmenin günlük hayatını doğrudan belirleyen enerji fiyatları, konut finansmanı ve piyasa faizlerindeki sert yükselişlerin oluşturduğu zorlu ekonomik koşullar altında sandık başına gitmeye hazırlanıyor.
Kongre'deki dengeleri doğrudan tayin edecek ara seçimler 3 Kasım'da yapılacak. Seçimler öncesinde açıklanan son makroekonomik veriler, hanehalkının hem temel harcama kalemlerinde hem de uzun vadeli borçlanma maliyetlerinde eş zamanlı bir baskıyla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Yönetimin enflasyonu düşürmeye ve fiyat artışlarını kontrol altına almaya yönelik adımlarına rağmen piyasalardaki katılık ve finansal göstergelerdeki tırmanış seçim sürecinin ana eksenini oluşturuyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başında 4 doların altında olan dizel fiyatlarının ülke genelinde 6 doları aşması ve benzinin 4 doların üzerinde kalması tedarik zincirinden market raflarına kadar geniş bir alanda maliyetleri yukarı çekiyor.
Konut kredisi faizlerinin yüzde 7'ye yaklaşması ev finansmanının önünde büyük bir engel olarak öne çıkarken, tahvil faizlerindeki yükseliş finansal piyasalardaki baskıyı artırıyor.
Enerji maliyetlerindeki yukarı yönlü baskı sürüyor
Ekonomide dikkat çeken ilk ve en görünür gösterge akaryakıt cephesinde yaşanan olağanüstü fiyat artışları olarak öne çıkıyor. Orta Doğu'da süren gerilim ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD'de enerji maliyetlerine ilişkin endişeleri canlı tutuyor.
Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, benzinin ülke genelindeki ortalama fiyatı 14 Eylül itibarıyla galon başına 4,32 dolar seviyesine yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde galon başına ortalama 3,18 dolar olan benzin fiyatlarının yıllık bazda yüzde 35,9 arttığı dikkati çekiyor.
Taşımacılık, lojistik ve tarım sektörlerinin ana yakıtı olan dizelde de tarihi zirveler görülüyor. AAA verilerine göre ABD'de motorinin ortalama galon fiyatı, 14 Eylül'de 6,23 dolar ile rekor seviyeyi gördü.
Geçen yılın aynı döneminde galon başına ortalama 3,69 dolar olan motorin fiyatının yıllık bazda yüzde 68,7 yükseldiği hesaplanıyor. Motorinin ortalama fiyatı California eyaletinde ise 8 doları aştı.
Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş yalnızca nakliye şirketlerinin maliyetlerini artırmakla kalmıyor, tarladan fabrikaya, depolardan market raflarına kadar tedarik zincirindeki her aşamada maliyetleri katlayarak tüketici fiyatlarına yansıyor.
Enflasyon hedefin üzerinde kalmaya devam ediyor
Akaryakıt giderleri Amerikalıların bütçesini sarsan kalemler arasında ilk sıralarda yer alırken enflasyona yönelik riskleri artırıyor. ABD'de son açıklanan veriler, enflasyonun ABD Merkez Bankasının (Fed) hedefinin üzerinde kalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), ağustosta aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 3,4 arttı. Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyon ise aylık yüzde 0,3 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
Benzin fiyatları ağustosta aylık bazda yüzde 3,9 artarken, enflasyondaki aylık artışın üçte birinden fazlasını oluşturdu. Benzin fiyatları yıllık bazda da yüzde 27,4 yükseldi.
Enerji endeksi ağustosta aylık yüzde 2,1 ve yıllık yüzde 16,3 arttı. ABD'de üretici enflasyonu da ağustosta hızlandı. Ülkede Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), ağustosta aylık bazda yüzde 0,4 ile beklentiler dahilinde, yıllık bazda yüzde 5,4 ile tahminlerin üzerinde arttı.
Ülkede iş gücü piyasasının güçlü, enflasyonun ise hedefin üzerinde olduğuna işaret eden veriler, faiz artışı beklentilerini güçlendirdi.
CME Group verilerine göre 14 Eylül itibarıyla piyasalar, Fed'in 15-16 Eylül'deki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırma ihtimalini yüzde 90'ın üzerinde fiyatlıyor.
Konut sektöründe yüzde 7'lik mortgage eşiğine yaklaşıldı
Ekonomideki bir diğer kritik baskı unsuru ise doğrudan konut ve mortgage piyasasında yaşanıyor. Mortgage Bankalar Birliği (MBA) verilerine göre, ABD'de 30 yıl vadeli mortgage için ortalama faiz oranı 4 Eylül'de sona eren haftada yüzde 6,85'e çıkarak Haziran 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Yeniden finansman başvuruları ise Mayıs 2025'ten bu yana görülen en düşük seviyeye indi.
MBA Başkan Yardımcısı Joel Kan konuya ilişkin değerlendirmesinde, enflasyona ve federal bütçe açığına ilişkin yatırımcı endişelerinin devam etmesiyle konut kredisi faizlerinin yükseldiğini bildirdi.
Mortgage faizlerinin yüzde 7 seviyesine yaklaşması, ilk kez ev sahibi olmayı planlayan genç ailelerin ve orta gelir grubunun piyasadan tamamen çekilmesine neden oluyor.
Mevcut ev sahipleri ise ellerindeki düşük faizli eski kredileri kaybetmemek adına taşınmaktan ve mülklerini satışa çıkarmaktan kaçınıyor.
Konut satın alımı için finansman maliyetlerinin oldukça yüksek olması, talebi kiralık evlere kaydırırken, kira artışları da hız kesmeden sürüyor.
Hem satılık hem kiralık tarafında oluşan bu tablo, barınma maliyetlerini hanehalkı için karşılanması güç bir boyuta taşıyor.
Tahvil piyasasında son yılların zirveleri görülüyor
Tahvil piyasaları cephesinde de borçlanma maliyetlerinin geldiği seviye dikkati çekiyor. Piyasalardaki yoğun faiz baskısı ve satış dalgasının etkisiyle ABD'nin uzun vadeli tahvil faizleri, ekonomi yönetiminin çabalarına rağmen son yılların en yüksek seviyelerini test ediyor.
ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili faizi, bugün yüzde 5,03 ile Temmuz 2007'den bu yana en yüksek seviyesini gördü.
ABD Hazine Bakanlığı, geçen ay piyasa likiditesini desteklemek amacıyla uzun vadeli tahviller için yürüttüğü geri alım operasyonlarının büyüklüğünü en az iki katına çıkaracağını duyurmuştu.
Açıklamada, mevcut durumda operasyon başına en fazla 2 milyar dolar olan tutarın, en az 4 milyar dolara çıkarılacağı kaydedilmişti.
Geçen hafta geri alım operasyonlarında limit artırımına başlayan ABD Hazinesinin çabası, uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişi frenlemeye yetmedi.
Trump'ın ikinci döneminde borç yaklaşık 4 trilyon dolar arttı
ABD'nin toplam kamu borcu, 18 Ağustos itibarıyla tarihte ilk kez 40 trilyon dolar seviyesinin üzerine çıktı.
Söz konusu tarihte kamunun elinde bulundurduğu borç miktarı 32 trilyon 265 milyar doların üzerinde gerçekleşirken, hükümet içi borçlar 7 trilyon 781 milyar doları buldu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci kez göreve başladığı Ocak 2025'te ABD'nin kamu borcu 36,2 trilyon dolar seviyesindeydi.
Fed'in enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını yüksek tutması, Hazinenin ihraç ettiği tahvillere ödediği faiz faturasını katladı.
Yapılan geniş çaplı vergi indirimleri kamu gelirlerini baskılarken, savunma ve sosyal program harcamalarındaki süreklilik yapısal bütçe açıklarını kalıcı hale getirdi.
Hazine Bakanlığının son bütçe verilerine göre, Ekim 2025'te başlayan 2026 mali yılının 11 ayında, ülkenin kamu borcunun net faiz gideri de 1 trilyon doları aştı.
Trump'tan 5 bin dolarlık seçim vaadi
Seçim takviminde son 50 güne girilirken, ortaya çıkan bu ekonomik tablo sahadaki siyasi denklemi doğrudan etkiliyor.
Muhalefet kanadı mevcut tabloyu ekonomi politikalarının doğrudan bir sonucu olarak seçim meydanlarına taşırken, yönetim kanadı küresel konjonktür ve dış şokların etkisine vurgu yapıyor.
ABD Başkanı Trump, Temsilciler Meclisi ve Senato'daki seçimlerde Cumhuriyetçilerin galip gelmesi halinde her yetişkine 5 bin dolar ödeme yapılacağını belirtiyor.
Söz konusu vaat, liberal medyada eleştirilere neden olurken, muhafazakar medyada ise olumlu şekilde değerlendiriliyor.
Trump'ın politikalarını eleştiren liberal medya kanalları, uygulanabilmesi halinde bu tür bir adımın bütçede 1,2 trilyon dolardan fazla ilave açığa neden olacağını ve bunun da ekonomiye zarar vereceğini belirtiyor.
Bazı analistler ise bu tür bir ekonomik vaadin "seçim rüşveti" anlamına geleceğini ve bunun yasal olarak tartışmalı olduğunu ifade ediyor.
Kongre'deki dengeleri doğrudan tayin edecek ara seçimler 3 Kasım'da yapılacak. Seçimler öncesinde açıklanan son makroekonomik veriler, hanehalkının hem temel harcama kalemlerinde hem de uzun vadeli borçlanma maliyetlerinde eş zamanlı bir baskıyla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Yönetimin enflasyonu düşürmeye ve fiyat artışlarını kontrol altına almaya yönelik adımlarına rağmen piyasalardaki katılık ve finansal göstergelerdeki tırmanış seçim sürecinin ana eksenini oluşturuyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başında 4 doların altında olan dizel fiyatlarının ülke genelinde 6 doları aşması ve benzinin 4 doların üzerinde kalması tedarik zincirinden market raflarına kadar geniş bir alanda maliyetleri yukarı çekiyor.
Konut kredisi faizlerinin yüzde 7'ye yaklaşması ev finansmanının önünde büyük bir engel olarak öne çıkarken, tahvil faizlerindeki yükseliş finansal piyasalardaki baskıyı artırıyor.
Enerji maliyetlerindeki yukarı yönlü baskı sürüyor
Ekonomide dikkat çeken ilk ve en görünür gösterge akaryakıt cephesinde yaşanan olağanüstü fiyat artışları olarak öne çıkıyor. Orta Doğu'da süren gerilim ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD'de enerji maliyetlerine ilişkin endişeleri canlı tutuyor.
Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, benzinin ülke genelindeki ortalama fiyatı 14 Eylül itibarıyla galon başına 4,32 dolar seviyesine yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde galon başına ortalama 3,18 dolar olan benzin fiyatlarının yıllık bazda yüzde 35,9 arttığı dikkati çekiyor.
Taşımacılık, lojistik ve tarım sektörlerinin ana yakıtı olan dizelde de tarihi zirveler görülüyor. AAA verilerine göre ABD'de motorinin ortalama galon fiyatı, 14 Eylül'de 6,23 dolar ile rekor seviyeyi gördü.
Geçen yılın aynı döneminde galon başına ortalama 3,69 dolar olan motorin fiyatının yıllık bazda yüzde 68,7 yükseldiği hesaplanıyor. Motorinin ortalama fiyatı California eyaletinde ise 8 doları aştı.
Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş yalnızca nakliye şirketlerinin maliyetlerini artırmakla kalmıyor, tarladan fabrikaya, depolardan market raflarına kadar tedarik zincirindeki her aşamada maliyetleri katlayarak tüketici fiyatlarına yansıyor.
Enflasyon hedefin üzerinde kalmaya devam ediyor
Akaryakıt giderleri Amerikalıların bütçesini sarsan kalemler arasında ilk sıralarda yer alırken enflasyona yönelik riskleri artırıyor. ABD'de son açıklanan veriler, enflasyonun ABD Merkez Bankasının (Fed) hedefinin üzerinde kalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), ağustosta aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 3,4 arttı. Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyon ise aylık yüzde 0,3 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
Benzin fiyatları ağustosta aylık bazda yüzde 3,9 artarken, enflasyondaki aylık artışın üçte birinden fazlasını oluşturdu. Benzin fiyatları yıllık bazda da yüzde 27,4 yükseldi.
Enerji endeksi ağustosta aylık yüzde 2,1 ve yıllık yüzde 16,3 arttı. ABD'de üretici enflasyonu da ağustosta hızlandı. Ülkede Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), ağustosta aylık bazda yüzde 0,4 ile beklentiler dahilinde, yıllık bazda yüzde 5,4 ile tahminlerin üzerinde arttı.
Ülkede iş gücü piyasasının güçlü, enflasyonun ise hedefin üzerinde olduğuna işaret eden veriler, faiz artışı beklentilerini güçlendirdi.
CME Group verilerine göre 14 Eylül itibarıyla piyasalar, Fed'in 15-16 Eylül'deki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırma ihtimalini yüzde 90'ın üzerinde fiyatlıyor.
Konut sektöründe yüzde 7'lik mortgage eşiğine yaklaşıldı
Ekonomideki bir diğer kritik baskı unsuru ise doğrudan konut ve mortgage piyasasında yaşanıyor. Mortgage Bankalar Birliği (MBA) verilerine göre, ABD'de 30 yıl vadeli mortgage için ortalama faiz oranı 4 Eylül'de sona eren haftada yüzde 6,85'e çıkarak Haziran 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Yeniden finansman başvuruları ise Mayıs 2025'ten bu yana görülen en düşük seviyeye indi.
MBA Başkan Yardımcısı Joel Kan konuya ilişkin değerlendirmesinde, enflasyona ve federal bütçe açığına ilişkin yatırımcı endişelerinin devam etmesiyle konut kredisi faizlerinin yükseldiğini bildirdi.
Mortgage faizlerinin yüzde 7 seviyesine yaklaşması, ilk kez ev sahibi olmayı planlayan genç ailelerin ve orta gelir grubunun piyasadan tamamen çekilmesine neden oluyor.
Mevcut ev sahipleri ise ellerindeki düşük faizli eski kredileri kaybetmemek adına taşınmaktan ve mülklerini satışa çıkarmaktan kaçınıyor.
Konut satın alımı için finansman maliyetlerinin oldukça yüksek olması, talebi kiralık evlere kaydırırken, kira artışları da hız kesmeden sürüyor.
Hem satılık hem kiralık tarafında oluşan bu tablo, barınma maliyetlerini hanehalkı için karşılanması güç bir boyuta taşıyor.
Tahvil piyasasında son yılların zirveleri görülüyor
Tahvil piyasaları cephesinde de borçlanma maliyetlerinin geldiği seviye dikkati çekiyor. Piyasalardaki yoğun faiz baskısı ve satış dalgasının etkisiyle ABD'nin uzun vadeli tahvil faizleri, ekonomi yönetiminin çabalarına rağmen son yılların en yüksek seviyelerini test ediyor.
ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili faizi, bugün yüzde 5,03 ile Temmuz 2007'den bu yana en yüksek seviyesini gördü.
ABD Hazine Bakanlığı, geçen ay piyasa likiditesini desteklemek amacıyla uzun vadeli tahviller için yürüttüğü geri alım operasyonlarının büyüklüğünü en az iki katına çıkaracağını duyurmuştu.
Açıklamada, mevcut durumda operasyon başına en fazla 2 milyar dolar olan tutarın, en az 4 milyar dolara çıkarılacağı kaydedilmişti.
Geçen hafta geri alım operasyonlarında limit artırımına başlayan ABD Hazinesinin çabası, uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişi frenlemeye yetmedi.
Trump'ın ikinci döneminde borç yaklaşık 4 trilyon dolar arttı
ABD'nin toplam kamu borcu, 18 Ağustos itibarıyla tarihte ilk kez 40 trilyon dolar seviyesinin üzerine çıktı.
Söz konusu tarihte kamunun elinde bulundurduğu borç miktarı 32 trilyon 265 milyar doların üzerinde gerçekleşirken, hükümet içi borçlar 7 trilyon 781 milyar doları buldu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci kez göreve başladığı Ocak 2025'te ABD'nin kamu borcu 36,2 trilyon dolar seviyesindeydi.
Fed'in enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını yüksek tutması, Hazinenin ihraç ettiği tahvillere ödediği faiz faturasını katladı.
Yapılan geniş çaplı vergi indirimleri kamu gelirlerini baskılarken, savunma ve sosyal program harcamalarındaki süreklilik yapısal bütçe açıklarını kalıcı hale getirdi.
Hazine Bakanlığının son bütçe verilerine göre, Ekim 2025'te başlayan 2026 mali yılının 11 ayında, ülkenin kamu borcunun net faiz gideri de 1 trilyon doları aştı.
Trump'tan 5 bin dolarlık seçim vaadi
Seçim takviminde son 50 güne girilirken, ortaya çıkan bu ekonomik tablo sahadaki siyasi denklemi doğrudan etkiliyor.
Muhalefet kanadı mevcut tabloyu ekonomi politikalarının doğrudan bir sonucu olarak seçim meydanlarına taşırken, yönetim kanadı küresel konjonktür ve dış şokların etkisine vurgu yapıyor.
ABD Başkanı Trump, Temsilciler Meclisi ve Senato'daki seçimlerde Cumhuriyetçilerin galip gelmesi halinde her yetişkine 5 bin dolar ödeme yapılacağını belirtiyor.
Söz konusu vaat, liberal medyada eleştirilere neden olurken, muhafazakar medyada ise olumlu şekilde değerlendiriliyor.
Trump'ın politikalarını eleştiren liberal medya kanalları, uygulanabilmesi halinde bu tür bir adımın bütçede 1,2 trilyon dolardan fazla ilave açığa neden olacağını ve bunun da ekonomiye zarar vereceğini belirtiyor.
Bazı analistler ise bu tür bir ekonomik vaadin "seçim rüşveti" anlamına geleceğini ve bunun yasal olarak tartışmalı olduğunu ifade ediyor.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA