11 Hafta Sonunda Galatasaray
Tam 11 hafta oldu lig başlayalı.
Tam 11 hafta oldu lig başlayalı. Yani alışma süreleri, uyum sorunları, oyuncuların hocalarına alışmaları vs. her şey için yeterli bir süre. Ama Galatasaray'ın geldiği nokta hala çok yetersiz. İnönü'deki maça çıkarken "Bu maça çıkar, futbolu oynar; maçı da kazanırız" diyecek Galatasaraylı sayısı o kadar azdır ki... Haklılar da, takım hala izleyenlere o güveni vermiyor, veremiyor. Maçta da bir sürpriz olmadı, beklenildiği gibi oldu... Maç öncesi görüşlerimizi soran arkadaşlara beraberliğin öne çıkacağını söylerken şunları düşünmüştüm. Galatasaray'ın dirençli bir takımı var. Sağlam bir orta saha ve topa basan bir takım var; ama ilerideki yaratıcılığı zayıf. Gol yemez ama atmakta da zorlanır. Galip gelebilmenin yolu da ilerideki adamların yapacakları ekstra katkı olur... Sezonun en kötü maçını oynayan Melo'ya, erken görülen sarı kartlara rağmen takımın defansif anlayışında çok büyük poblemler yoktu. Çünkü defansın yaptığı bir kaç hatayı da kapatacak kadar iyi bir kalecisi vardı. Ama ileriye baktığımızda sahada olduğunu bile hisstmekte zorlandığımız oyuncularla doluydu. Tek forvetle oynayan takımlarda en önemli ofansif katkı hiç bir zaman bu forvet tarafından verilemez. Çünkü o oyuncu kalabalık defansın arasında dağıtma işlerini görür; arkadan, özellikle kanatlardan gelen oyuncular goller ya da asistlerle işleri bitirir. Rakamlarla sizi sıkmak istemem ama dünyada 4-5-1, 4-3-3 tarzı oyun oynayan tüm takımlarda bu böyledir. Ofansif 2 kanat oyuncusu işin püf noktasıdır. Galatasaray Rijkaard'lı dönemin iyi zamanlarında sol kanatta Kewell, sağ kanatta Keita ve Ortada Baros ile bunu denemiş ve iyi görüntüler sergilemişti. Şimdiki takıma baktığımızda Kazım ve Riera ile bu işlevleri görebilmek neredeyse imkansız. Maçın ilk kısmında da Riera'nın yerine Engin'e bu görev verildi ki o da böyle bir sistem içinde kendini hiç gösteremedi. Ofansif katkı yapacak oyuncuların kaybolduğu bir maçta ileride top tutmak da zorlaşıyor ve rakibe hızlı hücum yapılacak alanlar bırakılıyor. Beşiktaş da bulduğu pozisyonları bu tarz hızlı hücumlarla buldu. 2. yarı biraz daha bunları denese, Galatasaray'ın işi daha da zor olabilirdi. Onlar da sistemsel olarak çözüm bulamayınca maç duran toplara kaldı. Oradan da her iki takım bir şeyler çıkaramadı. Galatasaray sürekli baskı yiyen ve kalesine çok daha fazla şut çekilen takım olarak deplasmanda alınan 1 puana sevinen taraf oldu. İşte bu noktada yazının tekrar başına dönmek istiyorum. Maçın yıldızının kalecisi olduğu maçta, maç bitsin diye bekleyen ve 1 puana razı bir takım mı istiyor bu camia Fatih Terim'den? Bir çok transfer yapılmış olmasına rağmen hala oyuncu kalitesi çok da yüksek olmayan bir takım var ve özellikle Play-Off gibi sezon sonunda çok büyük maçlar oynayacak bir ekibin çok daha fazla hücum etmesi, hücum edebilecek doğru adamları bulması gerekiyor. Geçen 11 haftada ligin zirvesinden uzak bir takım yok ama Galatasaray camiasının Fatih Hoca'dan beklediğinden çok uzak bir takım var. Elindeki silahları Baros'ları, Sercan'ları kullanarak; Kazım, Hakan Balta gibi takıntılarından vazgeçerek tekrar düşünmesi ve kısa sürede çözüm bulması gerekiyor hocanın. Ve tabii ki zirve isteniyorsa Fatih Hoca kadar yönetime de büyük görev düşüyor. Devre arasında Play-Off için gerekli adımlar atılmalı, doğru adamlar takıma kazandırılmalı. Twitter'dan da takip edebilirsiniz: twitter.com/emreugurlu
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA