“Yemen petrol oyuncularının yeni kapışma sahası mı?”
Yemen modern tarih boyunca demografik ve politik olarak oldukça karışık bir yapıya sahip olmuştur. Başkenti San’a olan Kuzey Yemen 1918’de Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını kazanırken, başkenti Aden olan Güney Yemen 1967’de bağımsız olana kadar İngiltere kolonisi olmaya devam etti. Batı’dan istediği ilgili göremeyen Güney Yemen Sovyetler Birliği ve Çin ile yakınlaşarak sosyalist blok içine dahil oldu ve bu durum 1990 yılındaki birleşmeye kadar böyle devam etti. Aslında bu birleşme kuzey ve güney arasındaki ilişkileri iyileştirmedi, çünkü hemen birleşme sonrasında Mayıs-Haziran 1994 döneminde ülke iç savaşa sahne oldu. Ülkeyi birleşmeden sonra 2011’e kadar yöneten, daha önce de Kuzey Yemen Cumhurbaşkanı olan Ali Abdullah Salih, iktidarı döneminde Şii isyanlarıyla uğraşmak durumunda kaldı ve Arap Baharı etkisiyle ülkede yoğunlaşan protestolarla birlikte iktidarı yardımcısı Abd Rabbuh Mansur al-Hadi’ye devretti.
Yemen’de yüzde 99 olan Müslüman nüfusun yüzde 65’ini Sünniler, yüzde 35’ini Şiiler oluşturmaktadır. Ülkede iktidar Sünnilerin elinde olmakla birlikte iktidarla çatışan muhalif Husiler ise Şiidir ve İran tarafından desteklenmektedir. Suudi Arabistan ile birçok Körfez ve Orta Doğu ülkesi ise Yemen’in mevcut iktidarını tanımaktadır. Genel itibarıyla ülkedeki çatışmaların bölgedeki güçleri de karşı karşıya getirme ihtimali bulunmaktadır. Çünkü bu gerginliğin siyasi neden ve sonuçları olacağı gibi ekonomik nedenleri ve olası sonuçları bulunmaktadır.
Yemen kendi başına petrol piyasasında önemli bir oyuncu değildir. Ancak coğrafi konum açısından oldukça önemli bir noktadadır. Çünkü Yemen Arap Yarımadası’nın Hint Okyanusu’na ve Afrika’ya açılan kapısıdır. Arap yarımadası ile Kuzey Doğu Afrika’yı ayıran ve Kızıldeniz ile Hint Okyanusu’nu birleştiren Bab’ül Mendep Boğazı’nın İran destekli Husilerin kontrolüne girmesinden sonra Suudi Arabistan kendi çıkarlarını zarara uğratan bu duruma seyirci kalmamıştır. Çünkü zaten Libya’nın ve Orta Doğu’nun siyasi karışıklıklar nedeniyle lojistik sıkıntılar yaşadığı bir ortamda, sevkiyat kanallarından birinin daha kontrolden çıkması düşünülemezdi. Bu sevkiyat kanalı Suudi Arabistan’ın direkt olarak dünyaya açılan kapılarından birisidir.
Suudiler petrol piyasasındaki pazar payını kaybetmemek adına fiyatların çok aşağıya gitmesini bile göz ardı ederek piyasaya herhangi bir müdahalede bulunmamışken, lojistik olarak sevkiyatların tıkanması ülke ekonomisine ciddi zarar getirecektir. Suudi Arabistan hali hazırda petrol fiyatlarındaki düşüşten dolayı bütçe açığı vermektedir. Ancak güçlü rezervleri nedeniyle bu düşük fiyat seviyelerini yaklaşık 2 yıl süre ile idare edebilecek konumdadır. Nominal GSYH’si yaklaşık olarak 750 milyar dolar olan Suudi Arabistan’ın döviz rezervleri ise son açıklanan verilere göre 714 milyar dolardır. Ağustos ayında 745 milyar dolar olan rezervler, petrol fiyatının 100 dolar seviyelerinden 50 dolar seviyelerine indiği dönemde yaklaşık olarak 30 milyar dolar tutarında erimiştir. Ancak jeopolitik risklerden dolayı oluşacak lojistik sıkıntılar petrol ihracatı açısından ülkenin ekonomisine büyük zarar verecektir.
“Asıl risk ise Suudi Arabistan ve İran’ın bu süreçte ciddi bir çatışma ortamı içine girmesidir. İran halen nükleer müzakerelerini devam ettirmekte ve yaptırımların hafiflemesiyle petrol ihracatı hamlesi yapmaya hazırlanmaktadır. Petrol piyasasının en büyük oyuncularından olan bu iki ülkenin pazar payı mücadelesindeki arena Yemen olmuş gibi görünüyor. Yani bir kez daha filler tepişirken çimler eziliyor.”
| Hisse | Yön | Son | Fark | Saat |
|---|---|---|---|---|
| Dolar |
|
43,5393 | 0,05 | 16:00 |
| Euro |
|
51,4875 | 0,16 | 16:00 |
| İngiliz Sterlini |
|
59,2608 | -0,41 | 16:00 |
| BIST 100 |
|
13.687 | -1,47 | 15:45 |
| BIST 50 |
|
11.811 | -1,40 | 15:45 |
| BIST 30 |
|
14.877 | -1,53 | 15:45 |
| Gram Altın |
|
6794,8 | -1,65 | 16:00 |
| Çeyrek Altın |
|
10868 | -2,03 | 16:00 |
| Yarım Altın |
|
21736 | -2,03 | 16:00 |
| Cumhuriyet A. |
|
48433 | -2,81 | 15:57 |