“Yoğun bir haftanın ardından Euro ve Dolar için 2016 görünümü”
Aralık ayının ilk günleri küresel piyasalar için her yönüyle son derece yoğun geçti. Özellikle merkez bankalarından gelen açıklamalar ve para politikalarına ilişkin beklentileri etkileyen başlıklar, varlık fiyatlarında yönü belirleyen dinamikler oldu. Haftaya damgasını Avrupa Merkez Bankası (ECB) vururken, ABD cephesinden ise, 16 Aralık’taki kritik Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesinde istihdam rakamları takip edildi. Forex piyasasının en çok ilgili gören paritesi olan EUR/USD çifti de bu önemli hafta içerisinde sert değişimler kaydetti.
“Draghi, beklenen büyük adımları atmadı”
ECB son olarak Ocak ayındaki toplantısında para politikasını değiştirme kararı almıştı. Geçen zaman içerisinde Euro Bölgesi, Banka’nın Başkanı Mario Draghi ve ekibinin istediği toparlanmayı gösteremeyince, yıla hızlı başlayan ECB yılın son toplantısında da aksiyon alma kararı verdi. Draghi mevduat faizlerini %-0.20’den %-0.30’a çekti. Her ay 60 milyar Euro tahvil alımını içeren parasal genişlemenin ise uygulanma süresi, Eylül 2016’dan, Mart 2017’ye uzatıldı.
ECB’nin bu hamleleri tek başına büyük adımlar gibi gözüküyor olabilir, ki öyle olduğu da söylenebilir. Ancak piyasaların beklentilerini karşılamayan bu değişiklikler sonrasında Euro’nun sert bir şekilde yükseliş kaydetmesi, piyasa katılımcılarının Draghi’den daha fazlasını bekliyor olduğunun bir kanıtıydı diyebiliriz. Bu beklentiyi ise oluşturan, önceki haftalarda yaptığı açıklamalar ile yine ECB yetkililerinin endileriydi.
Mario Draghi, Ekim ayındaki ECB toplantısında Banka’nın yetkililerinin mevduat faizini indirmeyi değerlendirdiklerini söylemişti. Sonrasında yaptığı her açıklamada ise, tahvil alımlarının Aralık ayındaki ECB toplantısında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ve çok düşük seviyelerdeki Euro Bölgesi enflasyonunu yükseltmek için ECB’nin ne gerekiyorsa yapacağını dile getirdi. Bu açıklamalar, Draghi ve ekibinin 3 Aralık’ta güçlü bir ek parasal genişleme adımı atacağı yönündeki beklentileri artırdı. Ekim ayının ortalarından itibaren Euro, söz konusu beklentilerin de aldığı rol ile Dolar karşısında 1,15’e yakın seviyelerden 1,05’lere (Aralık başları) kadar geriledi.
Merakla beklenen toplantısında ECB para politikasını genişletti ve mevduat faizini aşağı çekti. Ancak aylık tahvil alımlarının miktarını 60 milyarda bıraktı. Banka’nın bunu 70 milyar Euro’ya çıkaracağı yönündeki tahminler bu paralelde karşılık bulamamış oldu ve EUR/USD paritesi son yılların en hızlı yükselişlerinden birini kaydederek 1,05’lerden 1,10’lara kadar aynı gün içerisinde yaklaştı.
“FED faiz artırımına yakın”
Pariteyi en çok etkileyen dinamiklerden bir diğerinin ise ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırım zamanlaması ve temposuna ilişkin piyasa algısının olduğunu söyleyebiliriz. Birbirlerinin muadili olan Euro ve Dolar, 2013 yılından bu yana ağırlıklı olarak ABD ekonomisindeki iyileşme ve FED’in buna nasıl tepki vereceğine ait spekülasyonlar ile şekillendi. FED’in varlık fiyatlarına olan etkisinde ise, yeni bir döneme giriliyor. FOMC yetkililerinin aylardır yapmış olduğu açıklamalar meyvelerini vermeye başlamış gibi görünüyor. Piyasalar artık faiz artırımının zamanlamasından çok, artırımların temposunun daha büyük bir önem arz ettiğine ikna oldu. ABD ekonomisinin, para politikasında gelecek dönemlerde izlenecek normalleşme sürecinin üstesinden gelebileceği düşüncesi oturmaya başlıyor. Hatta faizlerin yavaş yavaş artmaya başlaması ülkenin ekonomisindeki gelişimin bir gerekliliği olarak değerlendiriliyor. 4 Aralık’ta yayımlanan ve piyasaların tahmin ettiğinden daha iyi gelen Kasım ayındaki istihdam artışı sonrasında ABD borsaları iktisadi gerçekleri hesaba katarak, olumlu veriler ile yükseliş kaydetti. Geride bıraktığımız dönemler içerisinde zaman zaman iyi ABD verilerinin, FED’i para politikasını sıkılaştırmaya biraz daha yaklaştırdığı için endekslere satış getirdiğini görmüştük. Bu algının değişiyor olabileceğine yönelik ipuçları, gelecek dönemlerde para piyasasında da bazı taşların yerinden oynamasına yol açabileceği için önem teşkil ediyor.
“ECB mi, FED mi?”
EUR/USD paritesi son yıllarda ECB ve FED’in para politikaları, para politikalarındaki olası değişikliklere ait piyasa beklentileri ve iki kurumun politikaları arasındaki yönün farklı olması gibi dinamikleri oldukça net bir şekilde değerlendirmeye aldı. ECB-FED arasındaki farklılığın derinleşmesi ve derinleşeceğine ait inancın ağırlık kazanması ya da törpülenmesi, 2016’da pariteye yön veren temel faktör olacak gibi görünüyor. Fakat söz konusu farklılık için bu kez FED değil ECB daha net bir belirleyici olabilir. Yukarıda da söz ettiğimiz gibi piyasalar artık FED’in faizleri Aralık ayında artıracağına, her ne kadar yaklaşık 10 yılın ilk artırımı olma unvanına sahip olsa da alıştı diyebiliriz. Hatta 2016 yılında FED’in yeni faiz artırımları yapacağı fikri de piyasaları çok korkutmuyor. Çünkü FED Başkanı Yellen ve diğer FOMC yetkilileri, faizlerin yukarı, kademeli ve yavaş adımlar ile çekileceğine yönelik açıklamalar yaparak, piyasaları şimdiden buna da hazırlamaya başladılar bile. FED’in piyasalar ile kurduğu bu iletişim, ABD cephesindeki belirsizliklerin görece “daha az” olarak değerlendirilmesine yol açabilir. ECB ise yükseltemediği enflasyon oranı ile mücadele için daha çok çabalamalı ve FED gibi bir yol haritası ise şimdilik yok.
“Draghi pariteyi sarsabilir”
ECB’nin Frankfurt’taki son toplantısında, Mario Draghi’nin açıkladığı genişleme adımları piyasaları tatmin etmedi ve Euro’nun daha da zayıflayacağı iddialarından vazgeçen piyasa katılımcılarının işlemleri ile Euro çok sert bir yükseliş kaydetti. Sonrasında aynı hafta içerisinde New York’ta bir kez daha söz alan Draghi, gerekirse yeni önlemler almaya hazır olacaklarını söyledi. Yani Euro Bölgesi’nde %0.1 olan enflasyon oranı, ECB’nin %2 olan hedefinden uzak kalmaya devam ederse, Banka yeni önlemler ile para politikasını daha fazla genişletebilir.
Yukarıda söz ettiklerimiz ile ortaya çıkan tablo bize, 2016 yılında EUR/USD paritesinin FED’in faiz artırım rotası ile şekillenebilecekken, ECB’nin açıklamaları ile kısa süreler içerisinde oluşabilecek sert hareketlere hazırlıklı olmamız gerektiği yönünde mesajlar veriyor. Yani piyasalar görece, FED tarafından gelecek açıklamalara, ECB’nin beyanatları kadar hassas olmayabilir. Çünkü FED’in yol haritası ECB’nin izleyeceğine göre daha az belirsiz. Bunun bir örneğini 3-4 Aralık tarihlerinde gelen haber akışında yaşadık ve ABD’nin olumlu tarım dışı istihdam eğişimi verisinin piyasalar için şu anda FED açısından çok fazla bir şeyi değiştirmediği algısının öne çıktığın gördük. Bu paralelde, ECB piyasaları sallarken, ABD verilerinin etkileri sınırlı kaldı. Bundan sonraki dönemde ECB’nin piyasaları şaşırtma ihtimali FED’inkinden daha büyük görünüyor (16 Aralık FOMC toplantısından sürpriz çıkmayacağı varsayımı altında).
“2016’da FED ve ECB”
Sonuç olarak tabi ki FED, EUR/USD paritesinin yönü için yeni yılda da çok önemli bir faktör olacakken, paritede bu kez heyecanı yaratacak açıklamalar ECB tarafından gelecek gibi görünüyor. Draghi’nin 3 Aralık’taki denemesinin ardından piyasaları ikna etmek için daha fazla çalışması gerekecek. Dolayısı ile 2016 yılı FED’in faizleri birkaç kez artırdığı, ECB’nin ise para politikasını genişletmek zorunda kaldığı bir yıl olarak hafızalara kazınabilir ve ECB’nin daha belirsiz olan rotası, konuyu piyasalar için Avrupa cephesinde daha da ilginç kılabilir.