“2016’da FED’in faiz artırımı ve en kırılgan ülkeler”
2008 krizi ile birlikte gelişmiş ülkelerdeki merkez bankalarının, daha önce görülmemiş büyüklüklerde geniş para politikaları uygulamaya koymak zorunda kalmaları, bu ülkelerdeki getirileri oranlarının düşmesine yol açmış, yatırımcıların gelişmekte olan ülkeleri daha cazip bulmasına zemin sağlamıştı. Uluslararası piyasalarda belli bir dönem boyunca dengeleri değiştiren bu etki, 2016 yılında yeni bir evreye geçmeye hazırlanıyor gibi görünüyor. Çünkü ABD Merkez Bankası’nın (FED) Aralık ayında bir faiz artırımı gerçekleştirmiş olması, Banka’nın 2016’da yeni bir faiz artırım döngüsüne girmesine neden olabilir.
“Gelişmekte olan ülkelere sermaye girişleri azaldı”
Gelişmekte olan ülkelere, gelişmiş ekonomilerde faiz oranlarının kriz sonrası dönemde sıfıra yaklaşması nedeni ile sermaye girişlerinin arttığını söyleyebiliriz. Özellikle 2010, 2011, 2012 ve 2013’de, gelişen ülkelere, yurtdışı yerleşiklerin sermaye girişlerinin (Non-Resident Capital Inflows) yükseldiği ifade edebilir. Ancak FED’in 2013 yılında para politikasını normalleştirmeye başlayabileceği yönünde bir ipucu vermesi sonrasında, 2014 ve 2015’de bu akımın güç kaybettiğini görüyoruz. Avrupa Kalkınma ve İmar Bankası’nın (EBDR) raporuna göre, 2013’de 1,3 trilyon Dolar olan “gelişen ülkelere net sermaye akımının”, 2015’de 550 milyon Dolar olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

“Borcu çok olan dışa bağımlı ülkeler”
FED’in 16 Aralık’ta, 9 yıl aradan sonra faiz artırmasının ardından 2016 yılı içerisinde de faizleri yukarı çekmeye devam edeceği düşünülüyor. Banka’nın bu adımları global ekonomi için daha sıkı finansal koşullar anlamına gelirken, ABD’de getiri oranlarının görece yükselmesi ile sermaye akımlarının gelişen ülkeler lehine olan seyrinin daha da zayıflayabileceği düşünülüyor. Cari açığı ve risk primi yüksek, finansmanda dışa bağımlı ülkelerin, FED’in faiz artırım yolculuğundan 2016’da görece daha fazla zarar göreceği düşünülüyor. Siyasi ve jeopolitik riskler ile birlikte, Çin ekonomisindeki büyümenin hız kesmesi, gerileyen petrol fiyatları ve FED’in faiz artırımlarına devam edebilecek olması, 2013 yılının Ocak ayından itibaren söz konusu ülkelerin risk profilini olumsuz yönde etkiledi. Türkiye de bu ülkeler arasında dikkat çekiyor.
“Kırılgan ülkeler”
2016’da birçok farklı faktörün yanında, FED’in faiz artırımları ile daha da sıkılaşacak global finansal koşullardan en çok etkilenecek ülkeler son zamanlarda “kırılgan ülkeler” olarak isimlendirilmeye başlandı. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s ise son değerlendirmelerinde “kırılgan dörtlü” olarak tanımladığı ülkeleri, Brezilya, Rusya, Türkiye ve Güney Afrika olarak sıraladı.

Bunun yanında FED’in faiz artırımı ile daha önce “kırılgan beşli” olarak tanımlanan ülkeler, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika olarak kabul ediliyordu. İlgili değerlendirmede ise Gayrisafi Yurtiçi Hasıla ile cari açık oranlandığında ortaya çıkan tablo dikkate alınıyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişen ülke ekonomilerinin genel olarak FED’in faiz rotasından etkilenmesi kaçınılmaz olarak görülüyor. Bunlar arasında, cari açığı ile FED etkisine kaşı daha savunmasız olduğu düşünülen Brezilya, Hindistan, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika gibi ülkeler öne çıkıyor.