İskoçya’dan bağımsızlık sesleri
Avrupa kıtasının 2014 yılındaki yoğun jeopolitik ve ekonomik gündeminin arasında son haftalarda, İngiltere’den gelen haberler ve değişim gösterebilecek dinamiklere ilişkin beklentiler öne çıkmaya başlıyor.
Özellikle Büyük Britanya’dan ayrılmayı oylayacak İskoçya, konunun içerdiği risk ve belirsizlikler nedeni ile tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çeken bir faktör olarak değerlendirilebilir.
Aslında, “bağımsızlığa evet mi, yoksa hayır mı” cevabının aranacağı 18 Eylül’de yapılacak halk oylaması, anketlerde İskoçların Büyük Britanya’yı seçeceklerine ilişkin ağırlıklı sonuçlar nedeni ile çok da kafa karıştıran bir unsur olarak görülmüyordu. Ancak Eylül ayının ilk hafta sonunda yapılan yeni anketlerde ise bağımsızlık yanlılarının öne geçtiğinin görülmesi, konunun önemli artırdı.
“BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ”
1707’den bu yana Büyük Britanya’nın bir parçası olan İskoçya’ya gündem, halka bağımsızlığı isteyip istemediklerinin sorulacağı referandum öncesinde oldukça yoğun. Bölgesel hükümetin Başbakanı Alex Salmond, “Yes Scotland” kampanyası ise bağımsızlığın yeni İskoçya için birçok avantaj getireceğini anlatmaya çalışıyor. Diğer taraftan, İngiliz hükümeti tarafından desteklenen ve bağımsızlık karşıtı olan Alistair Darling ise “better together”, yani “birlikte daha iyiyiz” kampanyası ile Büyük Britanya’nın bir parçası olarak kalmaları gerektiğini savunuyor. Anket kuruluşlarının yayımladığı sonuçlarda genelde ayrılık yanlılarının oranı hep düşük kalmıştı. Ancak son olarak yayımlanan bir anket, bu yıl ilk kez bağımsızlık yanlılarının %51 ile öne geçtiğini, yani Salmond’ın “Evet İskoçya” kampanyasının başarıya ulaşma ihtimalinin ortaya çıktığını gösterdi.
“İNGİLTERE NEDEN BİRLİKTE DAHA İYİYİZ DİYOR?”
İngiltere Başbakanı David Cameron, İskoçya’yı, Büyük Britanya’nın bir parçası olarak daha iyi bir gelecek beklediğini savunuyor. Bunun temel dayanaklarında bir tanesi ise, İskoçya’nın enerji kaynaklarının bu şekilde daha etkin kullanılacağı tezi. İngiltere’de keşfedilen petrol ve doğal gaz rezervlerinin büyük bir bölümü İskoçya’nın kuzeyi ve batısında yer alan Kuzey Denizi’nde yer alıyor. 1964’den bu yana bölgeden 42 milyar varil petrol çıkarılmış. Bu unsur tabi ki rezervlerini kendisi yönetmek isteyen İskoçların iştahını kabartırken, İngiliz hükümetini pek memnun etmiyor. Çünkü İskoç hükümetinin rakamlarına göre, Büyük Britanya’nın 2013 yılındaki 43 milyon tonluk petrol üretiminin 40 milyon tonu İskoçya tarafından sağlanmış. İskoçya’nın üretimi, İngiltere’nin toplam petrol üretiminin yaklaşık %96’sını oluşturuyor. Eğer İskoçya bağımsızlık ister ve ayrılma kararı alırsa, bunun İngiltere’nin petrol ve gaz rezervi rakamlarını ciddi şekilde düşüreceğini söyleyebiliriz. Aynı zamanda İngiltere’nin ithalatı, İskoçya’dan yapılacak enerji alımları ile yükseliş kaydetmiş olacak.
Birleşik Krallık’ın ekonomisinde son yıllarda önemli değişiklikler izlendi. Sanayi devrimini gerçekleştirerek tarihe geçen ülkenin ekonomisi içerisindeki en önemli pay artık %55’lik katkısı ile hizmet sektöründe. Ülkenin toplam ekonomisinin %23’lük kısım ise üretim sektöründen oluşuyor.
Londra, ada ekonomisine en çok katkı sağlayan kent olarak öne çıkarken, ülke genelindeki ekonomik tabloya benzer şekilde hizmet sektörü dikkat çekiyor.
Ancak ülke ekonomisinin yaklaşık onda birlik bir bölümünü oluşturan İskoçya’da ise, hizmet kadar, üretim de büyük bir yer kaplıyor.
"İSKOÇYA EVET DERSE NE OLACAK?"
Son anketlerden sonra İskoç halkının bağımsızlık tarafında karar alma ihtimalinin arttığı görüldü. %51’lik oy oranını sağlayan taraf, referandumu kazanmış olacakken, bağımsızlık yanlısı bir sonuç çıksa dahi bunun 2016 yılından itibaren gerçekleşemeyeceği düşünülüyor. Diğer taraftan bağımsız bir İskoçya’yı bekleyen, Avrupa Birliği üyelik statüsü, ekonomi yönetimi ve para birimi gibi birçok belirsiz konu var. Salmond, Sterlin’in kullanılmaya devam edilebileceğini ifade ederken, bunun gerçekleşmemesi halinde ise birkaç tane B planları olduğunu söylemişti. 18 Eylül’deki oylama yaklaştıkça Sterlin üzerinde ise İskoçya belirsizliğinin baskı yaptığını görüyoruz.
"STERLİN, İSKOÇYA İLE GERİLİYOR"
2013 yılından başlayarak önemli bir toparlanma süreci yakalayan İngiliz ekonomisinden, bu yılın ortalarından itibaren daha muhafazakar makro-ekonomik göstergeler izliyoruz. Yine de, ekonominin genel performansı paralelinde İngiltere Merkez Bankası’nın (BOE) 2015’in ilk çeyreği içerisinde bir faiz artışına gideceği düşünülüyor. BOE’nin büyük merkez bankaları arasında ilk faiz artırımı yapacak kurum olduğu yönündeki düşünce ise Sterlin’in, diğer para birimleri karşısında ciddi yükseliş göstermesini sağlamıştı. Ancak çok iyi verilerden sonda, nispeten daha ılımlı gerçekleşen rakamlar, ada ülkesinin para biriminde Temmuz ayı sonlarından itibaren değer kayıplarının izlenmesine neden olurken, referandumun yapılacağı Eylül ayının başlaması ile birlikte Sterlin üzerindeki baskı ikiye katlandı. Önümüzdeki dönemde Büyük Britanya için gelecek makro-ekonomik verilerin yanında, İskoçya’nın bağımsızlık referandumuna ilişkin gelişmeler dikkatle izlenecek. Halk oylamasından “hayır” kararının çıkması halinde bile konu, tamamen kapatılmış bir sayfa olmayabileceği için, İngiltere’deki İskoçya gündemi Sterlin için önem taşımaya devam edecek gibi görünüyor.