“Merkez Bankaları için haftanın yol haritası” (20 – 22 Ocak 2015)
Küresel piyasalar Ocak ayının üçüncü işlem haftasında, dünyanın dört bir yanındaki merkez bankalarından gelecek açıklamaları takip edecek. İçeride Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararı merakla beklenirken, uluslararası piyasalarda ise gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) kritik açıklamalarına çevrilmiş durumda. Ayrıca bu hafta Japonya ve Kanada merkez bankalarının gerçekleştireceği yılın ilk para politikası toplantılarından sonra yapacakları açıklamalar da gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

"Önce TCMB”
Piyasalarda ilk olarak politika beyanatı izlenecek ve piyasalar için önemli olan kurumun TCMB olduğunu görüyoruz. Merkez Bankası’nın yılın ilk çeyreğinde faiz indirimine gideceği konusunda piyasalar hemfikir görünüyor. Ancak yılın ilk indiriminin zamanı konusunda farklı görüşler var. 20 Ocak’taki toplantıda %8.25 olan bir hafta vadeli repo faiz oranının (politika faiz oranı) TCMB tarafından indirilip indirilmeyeceği konusunda piyasa neredeyse ikiye bölünmüş durumda. Ancak görünen o ki Merkez Bankası faizlere dokunmasa da, ölçülü bir indirim (25-50-75baz puan) yapsa da, piyasalar buna çok şaşırmayacak. Ancak indirimin dozu ne kadar artarsa, piyasalarda da bir o kadar etkili olabileceğini ifade edebiliriz.
“BOJ Japon ekonomisini desteklemeye devam ediyor”
BOJ’un, hükümetin ekonomiyi canlandırma hedefleri doğrultusunda para politikasını 2015’de de genişlemeci tutmaya devam edeceği düşünülüyor. Banka’dan her ne kadar bir politika değişikliği beklenmese de, ticari bankaları kredi vermeye teşvik eden iki kredi programının süresini uzatmayı ve ilgili programları genişletmeyi değerlendireceği düşünülüyor. Eski BOJ Başkanı Shirakawa tarafından uygulamaya konan iki kredi programı 31 Mart’ta sona erecek ve BOJ, görünen o ki enflasyon hedefine ulaşmak için ilgili programların süresini uzatmayı planlıyor. Çarşamba sabahı olmasa da BOJ yetkililerinin 17-18 Şubat tarihindeki toplantısında bu kararı alması bekleniyor. Toplantı kararlarının yayımlanmasının ardından düzenlenecek basın konferansında Banka’nın Başkanı Kuroda’nın kullanacağı ifadeler de son derece büyük bir önem taşıyacak diyebiliriz.
“BOC iyimser tavrını sürdürebilecek mi?”
Haftanın öne çıkan merkez bankası açıklamalarından bir tanesi de Kanada cephesinden gelecek. Her ne kadar BOC’un para politikasında bir değişiklik yapması beklenmese de, Başkan Poloz’un ABD ekonomisindeki olumlu ilerleme ile ülkenin en önemli ihracat kalemlerinden olan petrol fiyatlarındaki düşüş arasındaki dengeyi nasıl koruyacağı merak ediliyor. Kanada’nın en fazla ihracat yaptığı ülke ABD ve dünyanın en büyük ekonomisindeki toparlanma sinyalleri Kanda ekonomisi için umutları artırıyor ancak, Kanada’nın en fazla ihraç ettiği ürün ise ham petrol (ve petrol yağları) ve ilgili ürünün fiyatında son aylar içerisinde görülen gerileme ülke için pekiyi sinyaller vermiyor. Bu paralelde Kanada için 2015 yılının da zorlu geçeceği tahminleri ağırlık kazanıyor. Banka’nın ve Başkanı Stephen Poloz’un yapacağı açıklamalar BOC’un yeni yıldaki yol haritası adına ipuçları verebileceği için önem taşıyor.
“ECB’den bir tarihi karar daha gelecek mi?”
Haftanın en kritik gelişmelerinin başında ECB’nin para politikası beyanatının geldiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Banka’nın Başkanı Draghi’nin basına yansıyan açıklamaları ve Euro Bölgesi ekonomisinin olumsuz görünümü nedeni ile ECB’nin 22 Ocak’ta geniş tabanlı bir parasal genişleme programı açıklaması bekleniyor.
Draghi, Aralık ayındaki son ECB toplantısında ve Ocak ayı içerisinde yaptığı açıklamalarda, gerekirse devlet tahvillerinin alımını da içeren bir varlık alım programını hayata geçirebileceklerinin ipuçlarını vermişti. Avrupa Adalet Divanı’nın, varlık alımlarının Avrupa Birliği (AB) sözleşmesine aykırı olmadığı yönündeki bilirkişi raporu ve İsviçre Merkez Bankası’nın (SNB) minimum kur uygulamasını sürpriz bir şekilde sona erdirmesi, ECB’nin yılın ilk toplantısında parasal genişleme programı açıklayacağı yönündeki beklentileri perçinledi. Ayrıca Euro Bölgesi’nde %-0.2 seviyesine gerileyen enflasyon oranı da ECB’nin başka seçeneği kalmadığı yönünde değerlendirildi.
Ancak en çok merak edilen sorunun, ECB’nin “ne büyüklükte bir varlık alım programı” açıklayacağı olduğunu söyleyebiliriz. Piyasalarda tahminler 500 milyar Euro civarında ağırlık kazanmış gibi görünüyor. ECB’nin programı, bu beklentinin altında kalırsa kıtanın ortak para biriminde görülen son düşüşler sonrasında önemli değer kazanımları izlenebilir. Ancak Draghi ve ekibinin daha büyük ve kapsamlı bir parasal genişleme uygulama kararı alması halinde Euro’da kayıplar devam edebilir.
“Üç günde dört merkez bankası”
Görüldüğü gibi piyasaları bu hafta sadece merkez bankalarının takvimi bile oldukça meşgul edecek. Bunun yanında petrol fiyatlarındaki değişimler, siyasilerin ve politika yapıcıların açıklamaları ile birlikte yayımlanacak makro-ekonomik göstergeler de yatırımcıları yakından ilgilendiriyor diyebiliriz. Ancak yurtiçinden başlayacak olan merkez bankaları trafiği, hem diğer varlık fiyatlarını etkileyebileceği, hem de para birimlerinin yönünde belirleyici olabileceği için özellikle takip edilmesi gerekiyor. Haftanın son sözünü ise ECB Başkanı Mario Draghi söyleyecek gibi görünüyor.