TCMB’nin Faiz Kararı ve Keynesyen Denge
Geçen yazımda TCMB’nin kuru ve enflasyonu dengede tutacak bir likidite gevşetmesi yapması ihtiyacı içinde olduğumuzdan bahsetmiştim. Nitekim son para kurulu toplantısında sınırlı oranda olsa faiz indirimi kararı çıktı.
Bu noktada Keynes’i yeniden hatırlamakta fayda var. Keynes büyük buhran döneminde ortaya koyduğu eserinde klasiklerin paranın miktar teorisine karşı çıkmıştı. Klasiklere göre ekonominin dengesi tam istihdam seviyesinde kurulmakta idi. Ekonomi tam istihdamdayken paranın dolaşım hızı ve işlem hacmini kısa vadede değiştirmek mümkün değildir. Bu nedenle para miktarındaki değişiklik ancak fiyatlar genel seviyesinde bir değişikliğe neden olacaktır. Yani para arzını artırmak enflasyon sonucu doğuracaktır. Keynes tam istihdamın ancak bir labaratuar ortamı olacağının farkındaydı. Aslında Keynes’e göre ekonomi genellikle eksik istihdam seviyesinde dengeye ulaşmakta idi.
Bu değerlendirmesi üzerinden paranın miktar teorisine şu eleştiriyi geliştirmesini sağladı; ekonomi eksik istihdam seviyesinde dengeye ulaşabilir. Bu durumda para miktarını artırmak paranın dolaşım hızı ve işlem hacmini artıracaktır. Bilakis fiyatlar genel seviyesi değişmeyecektir. Üstelik istihdam ve üretim artacak ve milli gelir seviyesi yükselecektir.
Keynes’in bu iddiası modern para politikasının başlangıcı olarak da sayılabilir.Gelelim günümüze ve ülkemize. Sadece işgücünün istihdamı açısından bakılırsa ülkemizin devamlı eksik istihdam seviyesinde dengede olduğunu söyleyebiliriz.

İçinde bulunduğumuz bu durumun Keynes’in paranın miktar teorisine benzediğini düşünebiliriz. TCMB’nin son faiz indirim kararı ile likidite gevşetmeye yönelik hamlesinin fiyatlar genel seviyesi yani enflasyon üzerindeki etkisini şu aşamada ölçebilmek mümkün değildir. Ancak kur üzerinde kalıcı bir etkisinin oluşmamı olması enflasyon üzerinde de kalıcı bir etki doğurmayacağına yönelik kuvvetli bir sinyaldir.
Ekonomimizin genel dengesi para arzındaki artışı yani likidite gevşetmelerini enflasyona neden olmayacak ve kurda bir artış doğurmayacak şekilde önemli oranda tolere edecek eksik istihdam yapısındadır. Bu nedenle TCMB’nin alabileceği daha fazla yol vardır. Yeni dönemde kurulacak para politikası yönetimi hızlı bir başlangıç yaparak kendi piyasamızda FED’den önce en önemli belirleyici olabilecek potansiyeldir. Elbette bu imkân mevcut yönetimin tutarlı politikalarının çıktısı olacaktır.