Türkiye Kabuğunu Kırmaya Çalışıyor
Küresel dengelerin durmadan zemin değiştirdiği bir döneme şahitlik ediyoruz. Dünyanın hemen hemen her yerindeki ekonomi, siyasi ve güvenlik konularında olaylara yön veren, karar verme konusunda öncülük eden ve masanın her zaman en başında yer alan "Batılı Ülkeler" , başta Avrupa Birliği Ülkeleri ve Amerika olduğu gerçektir.
Son dönemde yaşanan gelişmelere baktığımızda paktın diğer tarafındaki güçlü bir Çin ve Rusya ile beraber Türkiye ve İran çizgisini görmekteyiz. Türkiye, son dönemde ekonomik anlamdaki gelişmeyle içinde bulunduğu kabuğu kırarak saydığımız ülkeler konumuna gelmek için büyük bir değişim içindedir. Belirlediği orta vade hedefler ve yatırımlarla artık her alanda söz sahibi ülke konumuna gelmek için büyük adımlar atmaya devam ediyor.
Bununla beraber bu değişimi ve gelişimi istemeyen taraflarında direk hedefi haline gelmiş durumdayız. Rusya krizinin çözülmesinden sonra yeniden ve daha güçlü bir işbirliği geliştirmeye kaldığımız yerden devam ediyoruz. Rus uçağının düşürülme olayından bu yana Rusya ile hem ticari hem de stratejik konuları içeren birçok yazı yazdım. Bu yazılarda iki ülke içinde ilişkilerin ne kadar önemli olduğunun altını çizdim. Geldiğimiz noktada karanlıkta kalan yerlerin aydınlanmasıyla birlikte ilişkilerin hızla düzelmesi, her geçen gün gelişmesi "Batılı Ülkelerin" hiç de beklemediği bir olaydı.
Enerji konusundaki stratejik iş birliğinin başı çektiği, nükleer enerji santrali ve doğalgaz akım projelerinin ön planda olduğunu görsek de buradaki en önemli gelişmelerden biri de Rusya-Türkiye ilişkisindeki askeri teknoloji geliştirilmesi hususudur. Fikir öncülüğünü iki liderin çektiği bu konu 2004 yılından beri geliştirilerek devam ediyor. Batılı Ülkelerin bu alandaki teknolojileri Türkiye'ye satmaması ve sadece ürün tedarik etmesi farklı arayışlar içine girmemize neden olmuştu. Biz de bu süreçle birlikte Rusya ile bu konuda tam bir stratejik işbirliği geliştirdik. Son dönemde de meyvelerini almaya başlıyoruz. Yakın zamanda da milli füze savunma sisteminin teknolojik alt yapısını Rusya'dan alarak yerli üretimin önü açılacak. Bu alanda da söz sahibi olacak duruma gelmek için büyük biri çaba sarf ediyoruz.
Büyük adımlar atmaya çalışan Türkiye'nin, jeopolitik riskleri de göz önünde bulundurduğumuzda, ekonomi alanında bir darboğazla karşı karşıya kalması olabilecek en kötü senaryoların başında gelmektedir. Yakın zamanda ülkemiz adına yaşanan ekonomik kalkınma, teknoloji alanındaki yatırımlara hız vermemize katkı sağladı. Bu yatırımların tam da geri dönüşlerini almaya hazırlandığımız şu zamanlar, yolumuza çıkarılan engellerin aşılmasıyla, güzel günlerin geleceğini ümit ediyorum.