Ferrari Görünümlü Şahin Avrupa Birliği
Son dönemde yaşanan ekonomik ve siyasal gelişmelerle birlikte ekonomimiz üzerinde kara bulutların dolaştığı gerçeğini görmemiz gerekiyor. Dünya üzerinde siyasi gelişmelerin ekonomik verileri en çok etkilediği ülkelerin başında geliyoruz. Jeopolitik konumumuz ve atalarımızın geniş coğrafyalara hükmetmesi nedeniyle de 4-5 kıtayla sağlam kültürel bağlarımız bulunmaktadır.
Bu özelliklerimizi kullanarak, başta ekonomik olarak Gelişmekte Olan Ülkeler kategorisindeki ülkelerden çok daha ayrı bir konuma sahip olmamızdan ötürü Gelişmiş Ülkeler arasında girmek için büyük adımlar atıyoruz. Son dönemde attığımız adımların arkasından yaşanan sıkıntılarda bunun en büyük göstergesidir.
Türkiye olarak içinde yer alabileceğimiz her türlü oluşuma katılmak ve söz sahibi olmak için büyük çaba sarf ediyoruz. Dünya üzerinde kendi sınıfımızda böyle bir ülke daha yok. Üstlenmek istediğimiz misyonda, "batılı kadar her anlamda gelişmiş, Müslüman coğrafyanın öncüsü ülke" olmaktır. Coğrafi olarak Avrupa'nın bir parçası olmakla beraber Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarımızla da kıtanın bir parçasıyız. Ve uzun süredir de birliğe kabul için gerekli kriterleri yerine getirmeye çalışıyoruz.
Avrupa Birliği, üyelik süreci devam eden , fasılları yerine getirmek için çaba harcayan bir ülkeye içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulması için destek vermesi gerekirken hiç de etik olmayan bir siyasi yaklaşım sergiliyor. Birliğin ekonomi üzerindeki etkisiyle ilgili görüşlerimi daha önceki yazımda belirtmiştim. Aday ülkenin demokratik açıdan gelişmesi için, bu sıkıntılı dönemde büyük bir işbirliğine girmesi gerekirken, hem 15 Temmuz sürecinde hem de OHAL sürecinde PKK'nın siyasi kanadına yapılan operasyonlarda yanı başımızda olması gerekirken tam tersi bir politika sergilemesi birliğin temel yapısına çok ters bir durumdur.
Bu, bize karşı samimiyetsizliğin göstergesidir. Hele ki küresel anlamda ekonomik riskler ve siyasi belirsizliklerin olduğu şu dönemde ülke ekonomisine etki edecek siyasi kararların altına imza atmanın gerekçesini çözmek mümkün değildir. Buradaki diğer bir yanılgı ise Türkiye'nin zaman zaman farklı açılımlarla dünya üzerindeki farklı oluşumlara dahil olmaya çalışmasının okuması "uzaklaşma veya şantaj" olarak algılanmasıdır. Şangay 5'lisi Avrupa Birliğiyle kıyaslanması mümkün olmayan bir oluşumdur. Ama stratejik olarak içinde bulunmamız çok önemlidir.
Türk milleti olarak, dostumuzu kötü günümüzde yanımızda olduğu zamanlarda ölçeriz. Avrupa Birliği bu süreçte sınıfta kaldığı bir gerçektir. Burada Avrupa Birliği'nin bizle ilişkileri dondurması değil bizim Avrupa Birliği'ne bu süreçten sonra dahil olup olmayacağımızın çok daha ağır basacağı kanısındayım. Her halde şu dönem bir anket yapılsa katılıp katılmamayla alakalı sonuç hayır olacaktır.
Avrupa Birliği kriterleri her anlamda gelişmişliğin göstergesidir. Bizim de bu kriterleri baz alıp ulaşmak için çaba harcamamız ülkemiz açısından çok önemlidir. Aday ülke olmanın en büyük avantajı birçok destekten yararlanmaktır. Şu an için bir çok kriter yerine getirilmiş durumdadır. Bu bağlamda sürecin iki taraf açısından da dondurulması ne ekonomik açıdan ne de iki tarafın siyasi çıkarları açısından mümkün değildir.
İçerde yaşanan ekonomik sıkıntı yakında zamanda atlatılabilecek bir ekonomi politikamız mevcuttur. Fakat hem siyasi riskler hem de dış gelişmeler kara bulutların dağılmasına engel gibi gözüküyor. Yakın zamanda siyasi açıdan atılacak adımlar ekonomin biraz daha nefes alması için çok önem arz etmektedir. Yakın zamanda bu bağlamda güzel netice alacağımızı düşünüyorum.