Avrupa Birliği Ekonomi Kartını mı Açacak?
Her zaman dile getiririz "Türkiye'nin kanayan yarası terör" diye, bu sözün içinin ne kadar dolu olduğunun altını çizmekte fayda var. Terörün en büyük etkisi psikolojik ve sosyolojik olarak karşımıza çıksa da, ekonomi üzerine de karabasan gibi çöktüğünü görmekteyiz.
Ülkemizin jeopolitik durumu itibariyle bu tehditlere her zaman açık bir konumdayız. İç meselemiz gibi gözükse de şimdilerde ne denli uluslararası boyutları kapsadığının daha net anlaşıldığı bir PKK terörünün yanında, islami kisve altında farklı adlarda zaman zaman isim değiştiren radikal çevrelerin de içinde bulunduğu terör yapıları, yakın geçmişimizde ülkemizin her anlamda ilerlemesini engellemek için ellerinden geleni yaptılar.
Ülkemizdeki terör olayları yüzünden; güvenliğimiz için harcanan paralar bir yana, bölgedeki ekonomik yıpranma, yatırımların karşılıksız kalması, bölge halkının yaşadığı ekonomik sıkıntı ve gelişme engelleri bir yana, terör mağdurlarına ödenen tazminatlar, diğer taraftan da diğer terör tehditleriyle ülkenin yatırım yapılabilirliğine uygulanan baskıların yanında buna derecelendirme kuruluşları da çanak tutucu raporlarıyla, terörün ülke ekonomimiz üzerindeki tehdidini şu sıralar daha da baskın hissediyoruz.
Avrupa Birliği başlığı altında niye bu kadar terör olayına değindiğim sorusu gelebilir aklınıza? Avrupa Birliği son dönemde, bu kadar "terörden" çekmiş birlik üyesi olma görüşmelerindeki aday ülkeye bırakın desteği, son dönemde yaşanan milletvekili tutuklama hadiseleriyle olayı biraz daha ileri taşıma niyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Birlik üyesi birçok ülkede, olayın "demokratik haklar" adı altında at gözlüğü takarak olaya yaklaşıyorlar. Birlik üye adayı bir ülkeyi tanımak, özümsemek yerine birçok alanda çizdikleri çizgiler üzerinden yanlış ve yanlı değerlendirmeler yapmaya devam ediyorlar.
Son dönemde de AB üyesi ülkelerin, Türkiye ihracatının yarısının Avrupa ülkelerine gerçekleştiğini ve Türkiye'ye yapılan yatırımların yüzde 60'ının Avrupa Birliği'nden geldiğinin altı çizilerek, gerekirse ekonomik yaptırımların uygulanabileceğini medya üzerinden tartışmaya başlayarak gündem oluşturulmaya çalışılıyor. Bu tür spekülasyonlar baskı unsuru oluşturmaktan öteye gitmeyecek bir yapıdadır.
Bunun en büyük göstergesini, son dönemdeki dünya krizlerinde ekonomik yelpazesini farklı coğrafyalara yayarak en az hasarla etkilenen ülkelerden biri olarak gösterdik. Hali hazırda da yeni pazar arayışları, yapılan bir çok yeni ülkeler arası ekonomik hamlelerle Avrupa Birliği'ne mahkum olmadığımızı veya bu gibi yaşanacak sorunlardan etkilenmemek için bir çok hamlemiz de hali hazırda mevcuttur. Bunu rakamlar da desteklemek mümkündür.
Ekonomik dinamiklerimiz ciddi bir sistem içerisinde hareket etmektedir. Bu gibi söylemlerle etkilenmesi mümkün olmamakla birlikte ekonomik açılımların ne kadar doğru yönde olduğunun ispatı niteliğindedir. Terör olayları ekonomik açıdan her ne kadar bizi zorlasa da farklı çözümler üreterek etkisinden kurtulmak mümkündür. Bu yüzden ülkemizde ki terör odaklarının bir an önce yerle bir olması, yaşanılan sosyolojik yıkıntıların bitmesi ve huzur ortamının sağlanmasının önemi çok daha önemlidir.