Taşeron İşçilerin Umutları 2017'ye Kaldı
2015 yılı Kasım seçimlerinde taşeron işçilere kadro müjdesi verilmişti. Haliyle, tahmini olarak 750.000 kişiyi direk ilgilendiren bu haber büyük heyecan yaratmıştı. O dönem sıcağı sıcağına sürecin bir an önce tamamlanacağı, su istimale izin verilmeyeceği, kimsenin de mağdur edilmeyeceğinin altı çizilmişti.
2016 yılında bir biri ardına yaşanan siyasi ve konjonktürel gelişmeler, darbe girişimi ve terör olaylarıyla geçen bir yol oldu. OHAL sürecini de içine kattığımızda hali hazırda bir adım atmak mümkün olmadı. Ülke olarak bu kadar zorlu bir süreçten geçerken, 2015 yılında kendilerine verilen sözü sineye çeken taşeron işçileri 2017 yılında konunun çözülmesini umut ediyor.
Yasal olarak taşeron işinin tanımı yapılmış olsa da uygulamada bir çok sıkıntı yaşanmaktadır. Şöyle ki;
- Bir işin bir bölümünü, esas işi yapan kurum ya da kişiden alarak, o işi yapmaya başlayan kişi, kurum ya da firmaya "taşeron" adı verilir. Taşeron kavramı yasalarda "alt işveren" olarak geçmektedir.
- Taşeron işi yapan firmalarda çalışan işçilere taşeron işçi denir.
- Taşeron işçiler bir işin esas bölümünde değil de işin asıl yürümesine yardımcı olan yan kollarda görevlendirilir.
Uygulamada en çok yaşanan sıkıntıların başında taşeron işçilerin özlük hakları ve süreçleridir. Bir de sektördeki olumsuz algıya sebep olan firmaların çokluğu ve işçilerin yaşadığı mağduriyetler olunca taşeron çalışanların devlet kadrolarındaki güvenceyi almak istemeleri en büyük haklarıdır.
2017'de bu sorunun çözüme kavuşacağını düşünüyorum. Buradaki en büyük sıkıntı ilk başta altı çizilen konulara hassasiyet gösterilmesi ve hak kayıplarının yaşanmamasıdır. Süre uzadıkça planlanan geçiş kriterleri de revize edilmeye devam ediyor. Sürenin uzamasının tek avantajı ilgili kurumların sürece dahil edilip daha geniş kapsamlı bir çözümün mümkün olacağı yönündeki işaretlerdir. Buna darbe girişimiyle devlet içindeki tasfiyeleri de göz önüne aldığımızda 2017 yılında güzel haberlerin geleceğini işaret etmektedir.