Beştepe Zirvesi Sonrası Ekonomik Riskler
Olayları analiz etmeye; hele ki ilk piyasa tepkisi ve sonrasında yaşanan gelişmeler ışığında, resme büyük çerçeveden bakıldığında daha sağlıklı sonuçlar elde edilir. Bu yüzden olayı tersten okumaya başlayarak analiz edeceğim.
Tam da olayın üstünden birkaç gün geçtikten sonra Standard and Poor&'s (Uluslar arası Kredi Derecelendirme Kurumu) Türkiye’nin kredi notunu açıkladı. Standart bir süreç olsa da derinlemesine analiz ettiğimizde önemini daha net anlayacağız. Öncelikle kurumun yaptığı açıklamayı özetlersek; Türk ekonomin'deki yoğun seçim ortamının yarattığı zorluklara rağmen dirençli olmaya devam etti. Durağan görünüm Türk ekonomisinin esnekliği ile ılımlı mali açıkların dengesini yansıtıyor.”
denerek Türkiye'nin BB+ olan kredi notunu değiştirmedi. S&P, Türkiye'nin kredi notu görünümünü; Negatif';ten; Durağana yükseltti.
Her ne kadar bir çok kesim başbakanın aldığı kararı beklenen bir gelişme olduğunu iddia etse dahi, açık ve net bir şekilde partinin geçmiş dinamiklerine baktığımızda beklenmedik bir gelişme olduğu aşikardır. Olayın ne kadar siyasi boyutunu bir kenara bırakırsak bırakalım ülke ekonomisini etkileyecek çok önemli bir gelişme olduğunun altını çizmekte fayda var. Hele ki olaydan bir kaç gün öncesinde başbakanın "gerekirse Suriye'ye kara harekatı düzenlenir" ifadelerinde bulunmuşken!
Yanı başımızda yıllardır bitmek bilmeyen iç savaş, iç savaşın etkisiyle göç dalgası, içinde durmadan değişen dinamiklerle terör ve nihayetinde içeride yaşan siyasi gelişmeler ekonomimiz üzerindeki önemli riskler olarak karşımıza çıkıyor. Bir de olaya geçen sene bu dönemden değerlendirmeye başlarsak, seçim süreçlerinde yaşanan yine siyasi belirsizlik, her ne kadar soğumuş gözükse de Rusya ile yaşanan gerginlikler ve ülke içinde yaşanan terör saldırılarını da içine aldığımızda, bu ülke Türkiye değil de başka bir ülke olsa emin olunuz çoktan büyük bir çöküş içerisindeydi.
Ülke içindeki ekonomik dinamiklerin sağlamlığı, kısa vade yerine belirlenen uzun vade hedeflerin bu kadar karmaşık ortamlarda bile istikrarla uygulanmaya devam edilmesi ve ekonomi yönetiminingelişmeler karşısında aldığı reaksiyonlar şükür ki ülke ekonomimiz üzerimde çok büyük sarsıntılar yaratmıyor . Bu da bizim ekonomimizin sağlamlığının ilanıdır. Ve önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum; şayet bu gelişmeler üzerine ekonomik olarak büyük depremler gelse idi emin olunuz ki hatırlayın eski Türkiye’yi krizler kaçınılmaz olurdu.
Ama şu da bir gerçek ki; yatırım yapan büyük fonların bu gelişmeleri ve riskleri göz ardı etmesi mümkün değildir. Son dönemde art arda ve en az altı ayda bir ülke üzerinde riskler oluşturacak önemli gelişmelerin oluyor olması ekonomi çevrelerinde de olumsuz olarak yorumlanmalara neden olmaktadır. Türkiye'nin bu süreçlerde dik durabilmesinin en önemli faktörü ekonomik olarak gelişmeler ne olursa olsun ayakta durabilmemiz ve çok fazla etkilenmememizdir. Bu şekilde ne kadar devam edebilir kestirmek hem çok riskli hem de çok gerçekçi olması mümkün değildir.
Bu gelişmeler çerçevesinde; ekonomi üzerindeki siyah bulutların kalkması, ülkemizin içinde bulunduğu güvenlik tehditlerinin göz ardı edilemeyecek boyutlarda olmasının üstüne bir de siyasi risklerle daha da çıkmaz boyuta gelmeden çözülmesi gerekir. Bu bağlamda yakın zamanda atılacak adımlar çok büyük önem arz etmektedir.