-KARA CUMANIN ARDINDAN...-
Yakın dönemlerde yaşadığımız siyasi gelişmelerle zaten olumsuz bir süreç içinde olan ve cuma gecesi yaşamış olduğumuz "darbe girişimiyle" ekonomimiz üzerindeki karabulutlara bir yenisi daha eklendi.
Önceki yazılarımda detaylı bir şekilde analiz ettiğim risklerin başında; Suriye'deki iç savaş ortamının devam etmesi ve mülteci krizinin ülkemize etkisi, yine Suriye'deki iç savaştan nemalanmak isteyen başta DEAŞ ve PYD olmak üzere ülkemizin baş belası PKK terör örgütünün son dönemdeki terör olayları, ülkemizin en önemli ticari ortağı olan Rusya ile yaşanan ticari ambargolar ve bunlara eklenen ile zirve yapan bir kaos ortamı.
Maalesef ki hali hazırda rakip gördüğümüz gelişmiş ülkelerin hiç birinde ekonomi üzerinde bizim yaşadığımız siyasi riskleri görmek mümkün değildir. Ülkelerin ekonomiyle sınavı genellikle, doğru yönetilemeyen para politikaları ve bütçe, gelir-gider dengelerinin tutturulamaması gibi yine ekonomik veriler üzerinden yaşanır. Buna bizim gibi içinde bulunduğumuz siyasi risklerin de etki etmesi demek kolay kolay altından kalkılamayacak zor bir sürecin işaretidir. Hali hazırda içinde bulunduğumuz süreç orta ölçekli bir ülkenin başına gelse iflas bayrağını çoktan çekmiş olacağının altını çizmem gerekiyor.
Kısa vadede bizi bekleyen en büyük tehlike kredi derecelendirme kurumlarının ülkemizi olumsuz yönde derecelendirmesi olacaktır ki bunun ilk sinyalleri de verilmeye başlandı. Kredi derecelendirme kurumları, cuma gecesine kadar ki süreçte, belirttiğimiz olumsuzluklara rağmen herhangi bir adım bu zamana kadar atmamıştı. Fakat yaşanan son gelişmeyle birlikte yabancı fonlarında bakış açısını az çok tahmin edebiliyor olmamız gerekiyor.
Olayın toplum tarafından bertaraf edilmesi ve ordu tarafından desteklenmemesi, kaosun bir an önce atlatılması ve devlet kadrolarından gerekli tasfiyelerin yapılması sürecinin başlamasıyla izlerinin" bir an önce silinmeye çalışılması bir nebze olsun kara bulutları dağıtmaya yardımcı olacaktır.
Bu aşamadan sonra mutlaka ve mutlaka yaşanabilecek bu olumsuzluklara karşı önlem olarak farklı stratejilerin ortaya koyulması gerekmektedir. Ülke olarak bunu Lehman Brothers Krizinde ve Arap Baharı sürecinde çok iyi gerçekleştirmiştik. Ekonomi modellerimizin yönünü her iki krizde de farklı modeller üzerinden yönlendirerek en az hasarla atlatılması başarısını göstermiştik.
Ekonomi çevreleri olayları, sadece yaşanılan an itibariyle değerlendirmez. Olayın gerçekleştiğinde verdiği ağır tahribat ve ondan sonraki süreçte kısa-orta- uzun vadede ülkeyi içine düşüreceği durumu göz önüne alarak analiz yapılır ve pozisyonlar ona göre değerlendirilir. Şöyle ki, darbe olayı döviz üzerinde kısıtlı bir etki göstermiş olup olayın oluşuna tepki vermiştir. Fakat piyasalara baktığımızda dalgalanmalar göstermekte olup yön arayışı içindedir. Bu yön arayışı kısa vadede bilhassa yabancı yatırımcıların alacağı pozisyonlara göre belirlenecektir.
Ülkemiz çok önemli bir sınavdan geçmiş olup halk üzerine düşeni her yönüyle başarıyla gerçekleştirmiştir. Bundan sonra siyasetin arkasına aldığı bu güçle, yaşanan olumsuzlukları bertaraf edecek adımlar atarak, bir an önce ekonomi üzerindeki kara bulutları dağıtması gerekmektedir. Bu bağlamda muhtemelen sıcak para girişinin devamı için Körfez ülkeleriyle yakın ilişkilerin devam ederek Arap dünyasındaki rol model ülke ağırlığının kullanılması da önemlilik arz etmektedir. Yaşanılan onca krizden, ekonomik anlamda bu zamana kadar alnımızın akıyla çıktık. Herhalde yaşanabilecek en kötüsü de arkamızda bıraktık. Ülke dinamiklerimiz toparlanma süreciyle devam ederse ve yaşanan siyasi krizlerinde arkamızda kalmasıyla dünya ekonomisinde nerelerde olabileceğimizi düşünmek bile güzel günlerin habercisi olmamıza en azından güzel bakmamıza yetiyor.