Fırat Nehri Haberleri

Fırat Nehri haber, Fırat Nehri son dakika haberleri ve gelişmeleri.

Fırat Nehri - 12.3.2020
ABD öncülüğündeki koalisyon, Suriye'de İran'a ait hedefleri vurdu
Fırat Nehri'nin doğusunda kalan Deyrizor toprakları ise ABD destekli terör örgütü YPG/PKK'nın işgalinde bulunuyor.
Fırat Nehri - 24.2.2020
DHA YURT BÜLTENİ - 9
Bingöl'de, Alakuştekin ve Sarıdağ aileleri arasında 20 yıldır süren kan davası, kanaat önderlerinin girişimiyle barışla sonuçlandı. İki ailenin barışma kararının ardından barış yemeği programı düzenlendi. Programa Vali Kadir Ekinci, Belediye Başkanı Erdal Arıkan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Alakuştekin ve Sarıdağ aileleri ile çok sayıda davetli katıldı. Bir düğün salonunda düzenlenen barış yemeğinde, 2 ailenin fertleri din adamlarının da şahitliğinde Kuran-ı Kerim'in altından geçerek, el sıkışıp barıştı.  Barış yemeğinde konuşan Vali Kadir Ekinci, birlik ve beraberlik mesajı vererek, barışan ailelere teşekkürlerini iletti. Vali Ekinci, "Elleri öpülesi, Alakuştekin ve Sarıdağ ailelerinin her bir ferdine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Çünkü böylesine bir barışı kardeşliği onlar kabul etmeselerdi burada tesis etmek mümkün olmayacaktı. Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Milletimiz zor zamanları yaşıyor. İçeriden ve dışarıdan bizleri bölmek ve parçalamak isteyen ezanımızla, bayrağımızla, istikbalimizle, derdi olan düşmanlığı olanlar var. Dolayısıyla böylesi zamanlarda bize düşen birlik ve beraberlik içerisinde olmak her daim kardeşliğimizi muhafaza etmektir" dedi.  AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise barışmanın önemine değindi. Yılmaz, "Cenabı Allah bize kardeşlerinizin arasını düzeltin diyor. Islah edin diyor. Barıştırın diyor. İnsanoğlunun olduğu yerde, ihtilaf bitmez. Her zaman kavga olabilir, her zaman ihtilaf olabilir, önemli olan bunları sürdürmemek. Bir yerde bunlara son verip, geleceğe birlik beraberlik içinde yürüyebilmek, kardeşlerimizin arasını düzeltmek bizim için bir emirdir. Bu emri bugün yerine getiriyoruz. Barışmak, affetmek insanı zayıf düşürmez, küçültmez aksine daha kuvvetli yapar" diye konuştu.  GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ ----------------- Husumetli olan iki ailenin görüntüsü Barış yemeğine katılanlar Vali Ekinci'nin konuşması Yılmaz'ın konuşması Genel ve detay görüntüler Haber-Kamera: Aziz ÖNAL/BİNGÖL, =================================  Kelaynak, köpek saldırısından kurtarıldı ŞANLIURFA'nın Birecik ilçesindeki üretim istasyonunda nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu için koruma altında tutulan ve geçen hafta doğaya bırakılan kelaynaklardan biri, Fırat Nehri kıyısında, köpek saldırısına uğradı.
Fırat Nehri - 21.2.2020
DHA YURT BÜLTENİ - 1
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 1977 yılında Birecik'teki Fırat Nehri kıyısında kurulan Kelaynak Üreme İstasyonu'nda bulunan kelaynaklar, yağsız kıyma, haşlanmış yumurta, rendelenmiş havuç, tavuk yemi ve tuzsuz peynirle beslenip her yıl Şubat ayı sonunda doğaya bırakılıyor.
Fırat Nehri - 20.2.2020
DHA YURT BÜLTENİ - 16
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 1977 yılında Birecik'teki Fırat Nehri kıyısında kurulan Kelaynak Üreme İstasyonu'nda bulunan kelaynaklar, yağsız kıyma, haşlanmış yumurta, rendelenmiş havuç, tavuk yemi ve tuzsuz peynirle beslenip her yıl Şubat ayı sonunda doğaya bırakılıyor.
Fırat Nehri - 20.2.2020
Şanlıurfa'da koruma altında bulunan kelaynaklar doğaya bırakıldı
Dünyada popülasyonları Fas ve Türkiye'de, küçük bir grubu da Suriye'de bulunan kelaynaklar, 1977'den bu yana ilçede Fırat Nehri kenarındaki, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Kelaynak Üreme İstasyonu'nda koruma altında tutuluyor.
Fırat Nehri - 20.2.2020
CHP'li Gürer: "Fırat'ın suyunu Orta Anadolu'ya getirme projesi hayata geçirilmeli"
CHP Nevşehir Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Fırat Nehri'nin suyunun Orta Anadolu'ya getirilmesine ilişkin projenin hayata geçirilmesini önerdi.
Fırat Nehri - 17.2.2020
Türkiye'nin 3 büyük barajında enerji üretimi yüzde 106 arttı
Fırat Nehri üzerinde kurulu Türkiye'nin en büyük 3 barajı olan Keban, Karakaya ve Atatürk hidroelektrik santralleri, geçen yıl bol yağış sayesinde enerji üretiminde "altın yılı"nı yaşadı.
Fırat Nehri - 14.2.2020
Fırat Nehri'nde bir kişinin öldüğü botun batma anı kameraya yansıdı
Elazığ'ın Keban ilçesinde bir kişinin yaşamını yitirdiği ve balıkçı firmasına ait fiber teknenin Fırat Nehri üzerindeki köprünün ayaklarına çarparak battığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Fırat Nehri - 14.2.2020
Fırat Nehri'nde batan teknedeki kişinin cesedine ulaşıldı
Elazığ'ın Keban ilçesinde, bir balıkçı firmasına ait fiber teknenin Fırat Nehri üzerindeki köprünün ayaklarına çarparak batması sonucu kaybolan Şerif Kaya'nın (54) cesedi bulundu.
Fırat Nehri - 14.2.2020
Fırat Nehri'nde batan teknedeki kişiyi arama çalışmaları sürüyor
Elazığ'ın Keban ilçesinde, bir balıkçı firmasına ait fiber teknenin Fırat Nehri üzerindeki köprünün ayaklarına çarparak batması sonucu kaybolan Şerif Kaya'yı (54) arama çalışmaları devam ediyor.
Fırat Nehri - 13.2.2020
Fırat Nehri'nde batan teknedeki kişi için arama çalışması başlatıldı
Elazığ'ın Keban İlçesinde bir balıkçı firmasına ait fiber tekne Fırat Nehri üzerindeki köprünün ayaklarına çarparak battı.
Fırat Nehri - 13.2.2020
Binali Yıldırım Erzincan'da ziyaretlerde bulundu
Yıldırım, vatanın istiklalini muhafaza etmenin kolay bir şey olmadığını dile getirerek, şunları söyledi: "Bu vatanın istiklalini muhafaza etmek kolay bir şey değil. Büyük bedeller ödemek gerekiyor. Yakın zamanda İdlib'de kahraman Mehmetçiklerimize yönelik alçakça rejimin güçleri tarafından saldırı yapıldı ve şehitlerimiz oldu. Elazığ ve Malatya'da meydana gelen depremde ve çığ altında kalan vatandaşlarımız oldu bu vesile ile onlara da Allah'tan rahmet diliyorum." "Acıyı bal eylemiş insanların yaşadığı memleketin adı; Erzincan" Kurtuluş günlerinin, birlik ve beraberliği hatırlattığını ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti: "Birliğimiz beraberliğimiz kardeşliğimiz sayesinde kurtuluşa erdik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bize işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine de yine bir, beraber ve kardeş olarak omuz omuza yürüyerek ulaşacağımızdan hiçbir şüphe yok. Erzincan insanı Munzur ve Keşiş Dağları kadar vakur gönülleri, Fırat Nehri kadar engin insanlardır.
Fırat Nehri - 10.2.2020
Zeugma ve Fırat Nehri'nin tanıtımı için özel görüntü çekildi
Gaziantep'in Nizip ilçesinde Nizip Kaymakamlığı ve Nizip Belediyesi'nce "Fırat Kültür Koridoru" görüntüsü hazırlatıldı.
Fırat Nehri - 8.2.2020
1. Türkiye-Suriye Medya Buluşması
Bugün Suriye krizine dair üç yaklaşım bulunduğunu ifade eden Altun, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin de benimsediği birinci yaklaşıma göre Suriye'de yaşanan krizin sebebi, rejimdir. Esed rejimidir. Dolayısıyla rejim devre dışı bırakılmadan kalıcı barışın sağlanması mümkün değildir. İkinci bir yaklaşıma göre, Suriye'de rejim değişikliği tali bir meseledir. Bu yaklaşımı savunanlara soracak olursanız en önemli konu, Suriye kaynaklı terör tehdidinin ortadan kaldırılmasıdır. Üçüncü yaklaşıma göre ise sorunun kaynağı, rejime karşı ayaklanarak insan gibi yaşamayı talep eden Suriye halkıdır. Esasında krizin bir türlü sona ermemesinin sebebi, birtakım aktörlerin ilk yaklaşımdan Türkiye'nin hala savunmaya devam ettiği o yaklaşımdan uzaklaşması olmuştur. Türkiye, bugün de Suriye sorununun kaynağında Esed rejiminin olduğunu açık ve net bir biçimde savunmaktadır. 2011 yılından itibaren Suriye rejiminin gayrimeşru iktidarını muhafaza etme gayretleri, yüz binlerce masum insanın ölümüyle neticelenmiş, bu durum Birleşmiş Milletler'in ifadesiyle 'İkinci Dünya Savaşı'ndan beri yaşanan en büyük insani krize' sebebiyet vermiştir." "Kanlı terör örgütünün rejime payanda olduğunu biliyoruz" Bu süreçte en az 6 milyon Suriye vatandaşının canlarını kurtarmak için ülkelerinden kaçmak zorunda kaldığını anlatan Altun, milyonlarca insanın güvenli olduğunu düşündükleri yerlere sığındıklarını kaydetti. Suriye'de yaşanan insani krizin, 2015-2016 yıllarında Avrupa'nın kalbine ulaştığını, yaklaşık 1 milyon insanın, daha iyi bir hayat kurma hayaliyle fırtınalı denizler ve dikenli tellere göğüs gerdiğini dile getiren Altun, şöyle devam etti: "Suriye krizinin bir başka olumsuz sonucu, terör örgütlerinin gerek otorite boşluğundan faydalanarak gerek şeytani aktörlerin kasıtlı ve bilinçli adımları neticesinde bölgemize yerleşmeleri olmuştur. Terörle mücadelede uluslararası koordinasyonun ve evrensel kriterlerin yokluğu, küresel iktidar mücadelesinin terör örgütleri aracılığıyla Suriye sahasında sürdürülmesine, 21. yüzyılın bu en kahpe silahının yine masum insanlara doğrultulmasına neden olmuştur. Yine bu süreçte ortaya çıkan DEAŞ terör örgütüyle bir yandan terör tehdidi küresel bir boyut kazanmış, öte yandan dış güçler bölgemizi yeniden dizayn etme arayışları için adeta bir fırsat yakalamıştır. Son olarak terör, hem Suriye halkını hem de Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerini tehdit etmek için kullanılan bir araca dönüşmüştür. Terör üzerinden bölgemiz dizayn edilmeye, terör üzerinden bölge ülkeleri adeta terbiye edilmeye çalışılmıştır. Tam da bu noktada özellikle vurgulamak isterim ki PKK/YPG eliyle Türkiye'nin sınırlarında kurulmaya çalışılan terör koridoru, meşru Suriye muhalefetinin sırtına saplanmış bir hançer işlevi görmüştür bütün bu süreç boyunca. Geniş geniş topraklar tek bir mermi dahi atılmadan terör örgütüne hediye edilmiştir. Biz elbette vatandaşlarımızı 40 yıldır hedef alan bu kanlı terör örgütünün nasıl her fırsatta rejime payanda olduğunu çok ama çok iyi biliyoruz." "Binlerce kilometrekarelik alan terör örgütlerinden temizlendi" İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bir yandan terörle mücadele ederken, öte yandan bölgeyi terörle mücadele kisvesi altında vekalet savaşlarının sahası haline getirmeye çalışanlara da engel olmaya çalıştıklarını anlattı. Türkiye Cumhuriyeti'nin DEAŞ ve PKK/PYD-YPG terör örgütleriyle mücadele etmek amacıyla sahaya muharip unsurlarını süren ilk güç olduğunu vurgulayan Altun, bu kapsamda sırasıyla Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatları icra edilerek binlerce kilometrekarelik alanın terör örgütlerinden temizlendiğini bildirdi. Gösterilen bu fedakarlık ve kararlılığın sadece teröre karşı tavizsiz mücadeleyi ve terörü kaynağında kurutma stratejisini göstermekle kalmadığını, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin vekalet savaşlarına bakışını da açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Altun, "Önümüzdeki dönemde hem sahada hem de masada, yani diplomatik arenada vekalet savaşlarının sonlandırılması için var gücümüzle çabalamaya devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti, devleti ve milletiyle bu süreci çok yakından müşahede etmiş, Suriye krizinin etkilerini çok güçlü şekilde hissetmiş, geride bıraktığımız 9 yıl boyunca Suriye halkının, meşru Suriye muhalefetinin yanında olmuştur." dedi. Krizin başladığı günden beri Türkiye'nin komşularının barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşamasını, insan onurunun gereği olan demokrasi, özgürlük ve insan haklarından tam olarak faydalanabilmelerini arzuladıklarını dile getiren Altun, şunları kaydetti: "İstediğimiz buydu, mücadelemiz bunun içindi ve bunun için mücadele etmeye devam ediyoruz. Demokrasi için büyük fedakarlıklar yapmış, ciddi bedeller ödemiş bir milletin mensuplarıyız. Bu davranış bizim için bir mecburiyettir. Bu itibarla milletimizin Suriye krizine bakışı, siyasi hesapların değil, ideolojik bir tutumun değil, bir ahlaki duruşun yansıması olarak değerlendirilmelidir. Böyle değerlendirilmezse bu milletin, bu devletin Suriye meselesine neden böyle baktığı, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın neden Suriye meselesini çözmek için bu denli yoğun bir gayret gösterdiği anlaşılamaz. Ülkemizin, diğer aktörlerin aksine Suriye krizine tutarlı bir çerçeve içerisinde yaklaşabilmesinin sırrı da burada yatmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, Suriye sahasında her zaman yalnızca kendi nam ve hesabına faaliyet gösteren, barış ve istikrar için gayret sarf eden, yapıcı bir aktör olmuştur. Başka güçler, sahadaki başka aktörler gibi birilerinden emir almamıştır. Demokrasi ve özgürlük talebini dile getiren Suriye halkına komşuluk ve kardeşlik hukukunun gereği olarak elimizden geldiğince destek olduk, olmaya da devam edeceğiz. Aynı zamanda sınırımızın güneyinde zaman içerisinde ortaya çıkan veya çıkarılan muhtelif tehditlerden, Suriye'nin komşusu olarak birinci derecede etkilendik, bu bağlamda bu kriz bizim ulusal güvenliğimiz açısından da bir tehdittir. Vatandaşlarımızı ve Suriye halkını bu tehditlerden korumak için gereken tüm diplomatik, insani ve askeri adımları atmaktan hiçbir zaman imtina etmedik." "İdlib'te yaşananları sineye çekmemiz asla mümkün değil" Fahrettin Altun, Suriye'ye barış ve istikrarı getirebilecek yegane unsurun ancak Suriye halkının kendisi olduğu bilinciyle hareket ettiklerini belirterek, sınır komşusu olarak meşru hareketlere destek olma sorumluluğu ve zorunluluğunun gereğini yaptıklarını söyledi. "Bugün de kendimiz için ne istiyorsak, Suriye'nin çocukları için de aynı şeyleri istiyoruz." diyen Altun, bu hedefe ulaşmak için her zaman siyasi çözümün önemini vurguladıklarına dikkati çekti. Krizin sona erdirilmesi, komşuların huzura kavuşması için hangi aktörlerle konuşulması ve çalışılması gerekiyorsa tereddütsüz onlarla diyalog kanallarını açık tuttuklarını vurgulayan Altun, bu çerçevede Cenevre ve Astana süreçleri başta olmak üzere, birçok diplomatik çabaya katkı sunduklarını ve yol gösterdiklerini anlattı. İdlib bölgesinde son günlerde yaşanan gelişmelerin, sahada ne kadar ciddi tehditlerle karşı karşıya olunduğunu açıkça ortaya koyduğunu kaydeden Altun, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Açıkça ifade etmek isterim ki, İdlib'de yaşananları sineye çekmemiz asla mümkün değildir. Kahraman askerlerimize namlusunu doğrultan teröristlerin kökü nasıl kazındıysa vatan evlatlarını şehit eden katillerden de bunun hesabı sorulacaktır. Bayrağımıza el uzatan Beşşar Esed'in, çok açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum, gelecekteki yeri Suriye Başkanlık Sarayı değil, ancak ve ancak Lahey'deki Adalet Divanı'dır. Maalesef bugün Türkiye'nin bölgede ne işi olduğunu sorgulayanlar olduğunu üzülerek gözlemliyoruz. Dün PKK/PYD-YPG terör örgütünün Türkiye'ye tehdit oluşturmadığını iddia edip, teröristlerin yuvalandığı Afrin şehir merkezine girilmemesi için çağrılar yapanlar, bugün Suriye'de ne işimiz olduğunu sorgulamaktalar. Bu asla ve asla kabul edilemez. 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesinde Suriye'de terörle mücadele operasyonlarını engelleyenlerle bugün 'Suriye'de ne işimiz var?' diyenler arasında hiçbir fark yoktur. Israrla sordukları bu sorunun cevabı aslında çok açıktır: Türkiye olarak yalnızca kendi ulusal güvenliğimiz için değil, aynı zamanda bölgeye yönelik uzun vadeli şeytani kuşatma senaryolarını boşa çıkarmak için çalışıyoruz. Sınırımızda kurulmak istenen terör koridorunu Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarıyla niçin paramparça ettiysek bugün de aynı gerekçeyle İdlib'de bir oldubitti yaşanmasına engel olmaya çalışıyoruz, buna mecburuz. Sözde kantonları Güneydoğu illerimize taşıma, burada güya bir iç savaş ortamı yaratma projesine neden karşı çıktıysak, terör örgütlerinin içten ve dıştan kuşatmasına karşı ikinci bir istiklal mücadelesini neden verdiysek yine aynı gerekçeyle Suriye'deyiz ve yine aynı mücadeleyi veriyoruz. Bu bir varoluş mücadelesidir, bu bir beka mücadelesidir. Sadece ulusumuzun, milletimizin değil, bölgemizin, İslam dünyasının beka mücadelesidir." "Avrupa'nın güvenliği Türkiye'den başlar" Fahrettin Altun, yeni dünya düzeninde sahada olmayanın masada da olmayacağını, ülke ve bölgenin kaderinin ayrıştırılamayacağını bildiklerini ifade etti. "Hiç kimse Avrupa'nın güvenliğinin Türkiye'den başladığı gerçeğini göz ardı etmemelidir." diyen Altun, 1 milyon mültecinin Avrupa'ya gitmesinin nasıl bir siyasi depreme yol açtığının hep birlikte görüldüğünü hatırlattı. Bugün sadece İdlib bölgesinde 3 milyondan fazla insanın kısılıp kaldığına işaret eden Altun, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sınırımızın hemen ötesinde başlayan süreç eğer hemen durdurulamazsa yeni ve daha büyük bir mülteci akını başlayacak, bu akın yoluna çıkan her şeyi önüne katarak Avrupa başkentlerine ulaşacak. Henüz 2016 yılında taahhüt ettiği 6 milyar avroyu ödemeyen, Türkiye'de bulunan 72 bin Suriyeli sığınmacıyı kabul etme sözünü tutmayan Avrupa'nın bugün ne yapacağı merak konusudur. Avrupa'yı yakından ilgilendiren bu insani sorunun çözümü için tek somut teklifin 3,5 milyonu aşkın Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye'den geldiğini müsaadenizle hatırlatmak isterim. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımız, Suriye krizinin ilk günlerinden itibaren uluslararası topluma bir güvenli bölge kurulması çağrısında bulunmuşlardır. Maalesef bu çağrının hiçbir karşılık bulmadığını görüyoruz. Bunun üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız, eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden ülkemizin güvenli bölge planını dünya liderleriyle paylaşarak destek çağrısında bulunmuştur. Biz Barış Pınarı Harekatı'nı da yaparken de sadece sınırımızdaki terör koridorunun bağrına hançer saplamadık, aynı zamanda güvenli bölge planımız için de elimizi taşın altına koyduk. Barış Pınarı Harekatı kapsamında Suriye'de yaşanan insani krizin son bulması için gerekli adımları atmaya çalıştık. Nitekim Fırat Nehri'nin doğusunda terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen sınır ötesi operasyon ile Tel Abyad ve Resulayn şehir merkezlerini içine alan büyük bir bölge barış ve istikrara kavuşmuştur.
Fırat Nehri - 7.2.2020
Rusya, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Tel Temır bölgesinde varlığını azalttı
Rusya'nın askeri varlığı Rusya, Suriye'nin kuzeyinde ve Fırat Nehri'nin doğusunda YPG/PKK işgalindeki bölgelerde de güçlü şekilde varlık gösteriyor.
Fırat Nehri - 27.1.2020
Elazığ'daki deprem sonrası gelişmelerle ilgili haberlerimizi derleyerek yeniden yayımlıyoruz.
Bir otelde düzenlenen toplantıda Munzur Üniversitesi doktor öğretim görevlisi Taylan Sançar, Sivrice ile Fırat Nehri arasındaki 35 kilometrelik hat üzerinde detaylı araştırma yaptıklarını belirtti.
Fırat Nehri - 26.1.2020
Munzur Üniversitesi Elazığ depremi ile ilgili yüzey araştırması raporunu açıkladı
Araştırmada Hazar gölünün kuzeyinde son depremli ilgili bir etkiyle karşılaşmadıklarını aktaran Sançar, Sivrice ile Fırat Nehri arasındaki 35 kilometrelik hat üzerinde detaylı araştırma yaptıklarını belirtti.
Fırat Nehri - 23.1.2020
ABD'li Tümgeneral: "Ruslar Suriye'de bizi test ediyor"
ABD, 2015'te Rusya ile Kuvvetlerin Güvenli Ayrışması Mutabakatı imzalamış ve Fırat Nehri ayrışma çizgisi olarak belirlenmişti.
Fırat Nehri - 21.1.2020
YPG/PKK, Suriye'de onlarca genci zorla silah altına aldı
Türkiye, 9 Ekim 2019'da Fırat Nehri'nin doğusundaki terör örgütü YPG/PKK'ya karşı Barış Pınarı Harekatı başlatmıştı.
Haberler.com Ios Uygulaması Haberler.com Android Uygulaması Haberler.com Huawei Uygulaması
Şu an buradasınız: Fırat Nehri Haberleri | Fırat Nehri Haber - Haberler - Sayfa 4 - Fırat Nehri haberleri, son dakika fırat nehri haber ve gelişmeleri burada. Fırat'ın incisinde karagül hasadı başladı.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 18.9.2020 17:31:58. #1.14#
title