Nusret Taşdeler, Telekonferans Yöntemiyle İfade Verdi

Nusret Taşdeler, Telekonferans Yöntemiyle İfade Verdi

Nusret Taşdeler, Telekonferans Yöntemiyle İfade Verdi
CHA - Haberler | Güncel

Telekonferans yöntemi ile Ankara GATA'dan, Ergenekon davasının görüldüğü duruşma salonuna bağlanarak savunmasını yapan Nusret Taşdeler, ilginç açıklamalarda bulundu.

Telekonferans yöntemi ile Ankara GATA'dan, Ergenekon davasının görüldüğü duruşma salonuna bağlanarak savunmasını yapan Nusret Taşdeler, ilginç açıklamalarda bulundu. Ankara Garnizon Komutanı'nın Hayrünisa Gül ile tokalaşmamak için protokolden ayrılması ile Emine Erdoğan'ın askeri hastanede Nejat Uygur'u ziyaretine izin verilmemesinin terör örgütü eylemi olarak değerlendirildiğini hatırlatan Taşdemir, kılık kıyafet yönetmeliğinin daha önceden de orduevlerinde, askeri garnizon ve tesislerde uygulandığını söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasının görüldüğü duruşma salonuna telekonferans yöntemi ile bağlanıp savunma yapan Nusret Taşdeler, 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' belgesinin ıslak imzalı orijinalinin de beraberinde gönderildiği ve kendisi hakkında birçok suçlamalarda bulunulan İhbar mektubu ile ilgili değerlendirmelerine öğleden sonrada devam etti.

İddianamede, "Belge içeriği incelendiğinde Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi ile ilgili birtakım eleştirilerin yer aldığı belgede, türban konusu ile ilgili bazı eylemsel faaliyetlerden yararlanılarak kaos oluşturulmasının amaçlandığı gözlemlenmiştir." ifadesine de yer verildiğini belirten Taşdeler, "Bu mektubun delil olarak sayılabilmesi için belge olarak isimlendirilebilmesi gerekir. Oysa iddia makamının, söz konusu yazı için 'Belge' nitelemesini, gerek sözlük anlamı, gerekse hukuk doktrini bakımından herhangi bir tetkikte bulunmadan, rastgele yaptığı kanaatini taşıyorum." diye konuştu.

'BİLGİ DESTEK PLANI SAHTEDİR'

'Bilgi Destek Planı' konulu belgenin sahte olduğunu öne süren Taşdeler, bu belge ile hiçbir ilişkisi olmadığını söyledi. Söz konusu belgenin kendisine arz edilmediğinin en açık delilinin, üzerinde imzasının veya parafının bulunmaması olduğunu belirten Taşdeler, "İmza blokunun hiçbir zaman kabul etmeyeceğim biçimde yanlış ve eksik açılmış olması da bunun ispatıdır. İmza blokunun nasıl olacağı konusunda verdiğim ve tavizsiz olarak takip ettiğim emrimi Harekat Başkanlığı'nın benim dönemimdeki bütün personeli bilir." ifadesine yer verdi.

Taşdeler iddianamede, 'Bilgi Destek Planı' kapsamında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Eylül 2007 tarihinde Esenboğa Havaalanı'ndaki karşılama töreninde dönemin Ankara Garnizon Komutanı'nın (Korgeneral Aslan Güner) protokolden (Hayrunisa Gül ile tokalaşmamak için) bir süreliğine ayrıldığı değerlendirmesinin yapıldığını söyledi. Kasım 2007 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın TSK Rehabilitasyon Merkezi'nde tedavi gören tiyatro sanatçısı Nejat Uygur'u ziyaretine izin verilmemesinin de aynı plan kapsamında gerçekleştiği ifadesine yer verildiğini belirten Taşdeler, bu iki olayın da terör örgütü faaliyeti olarak değerlendirildiğini hatırlattı. Taşdeler "İddia makamının, Genelkurmay Başkanlığı'nca yapılan incelemede suç unsuru tespit edilmemiş olan iki olayı sahte bir belgeyle ilişkilendirerek, şahsımı suçlamak için bunca çaba sarf etmesindeki niyet ve maksadını, akıl, mantık ölçüleri ve vicdan duygusu ile bağdaştıramıyorum." dedi.

'KILIK KIYAFET YÖNETMELİĞİ İLK DEFA UYGULANMIYORDU'

Türk Silahlı Kuvvetlerine ait kışla, karargah, birlik, kurum ve sosyal tesislere girişte, yönetmelik ve yönergelere dayanan ve titizlikle uygulanan kılık kıyafet kurallarının evvelden beri bulunduğunu belirten Taşdeler, "Herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Askerlik hak ve ödevini yerine getirmiş bulunan her Türk Vatandaşının, bu gerçeği yaşayarak öğrenmiş olması gerekir. Hatta yurdumuzun çeşitli bölgelerinde, özellikle küçük şehir ve kasabalarımız ile Anadolu'muzun mahrumiyet içindeki ücra köşelerinde görev yaparken, aileleri ile beraber orduevlerinin, askeri gazinoların ve askeri sağlık tesislerinin imkanlarından istifade eden hakimlerimizin ve savcılarımızın da bu kurallara aşina olmaları beklenir. Oysa, iddia makamının sahte belge ile iki olay arasında bağlantı kurması, bu gerçeklerin farkında olmadığını, bu tür olayların söz konusu sahte belge nedeniyle, ilk defa meydana geldiğini zannettiğini göstermektedir." ifadelerini kullandı.

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait kışla, karargah, birlik, kurum ve sosyal tesislere girişte, yönetmelik, yönergelere dayanan ve titizlikle uygulanan kılık kıyafet kurallarının evvelden beri bulunduğunu dile getiren Taşdeler, bu kuralın herkes tarafından bilinen bir gerçek olduğunu savundu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin 'General' rütbesindeki görevlileri tarafından resmi bir faaliyet sırasında, Cumhurbaşkanı'na ve Başbakan'ın eşine karşı olumsuz davranışta bulunulmasının akıl ve mantık ölçüleri içinde inandırıcı bulmanın mümkün olmadığını düşündüğünü dile getiren Nusret Taşdeler, "Bu nasıl bir gizli örgüttür ki, hazırlıklarını ve uygulamalarını fütursuzca ve açıkça yapıyor. Eylemlerini yüksek rütbeli generaller tarafından, devlet büyüklerine karşı, herkesin gözü önünde gerçekleştiriyor. Bunun en hafif ifade ile kişilere ve kurumlara yapılan çok büyük bir haksızlık ve vahim bir hata olduğu kanaatindeyim." şeklinde konuştu.

Sanık Nusret Taşdeler'in savunmasına ara veren Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Taşdeler'in savunmasına 26 Kasım 2012 tarihli duruşmada devam edeceklerini açıkladı. Özese, bu açıklamanın ardından da Ergenekon davasına dahil edilen son dava dosyasının tutuklu sanığı Mahmut Güzel'in savunmasını yapmasını istedi. Güzel, hakkında yapılan iddiaları kabul etmediğini belirterek suçsuz olduğunu söyledi. Güzel'in ifadesinin ardından da duruşma, 26 Kasım 2012 tarihine ertelendi.

Kaynak: CHA

Manşet Haberler

title