TBMM Genel Kurulu... İktidar ve Muhalefet Genel Kurul'da İç Tüzük Uygulamalarını Tartıştı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TBMM Genel Kurulu'nda Uzman Erbaş Kanunu Teklifi'nin görüşmeleri öncesinde iktidar ile muhalefet arasında İç Tüzük uygulamaları tartışma konusu oldu. Muhalefet, iktidarı İç Tüzük hükümlerini kötüye kullanmakla suçlarken, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise tüm işlemlerin İç Tüzük çerçevesinde yürütüldüğünü savunarak muhalefetin kullandığı usul haklarını iktidarın da kullanabileceğini belirtti.

(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda Uzman Erbaş Kanunu Teklifi'nin görüşmeleri öncesinde iktidar ile muhalefet arasında İç Tüzük uygulamaları tartışma konusu oldu. Muhalefet, iktidarı İç Tüzük hükümlerini kötüye kullanmakla suçlarken, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise tüm işlemlerin İç Tüzük çerçevesinde yürütüldüğünü savunarak muhalefetin kullandığı usul haklarını iktidarın da kullanabileceğini belirtti.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da bugün, Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam edilecek. Teklifin görüşmelerine geçilmeden önce grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

KAYA: SİLAH ARKADAŞLARINIZIN MAHKEME KAPILARINDA BEKLETİLMESİ VİCDANINIZA SIĞIYOR MU?

Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, TBMM'de görev yapan milletvekillerinden alınıp adeta yürütmenin bir mevzuat daire başkanlığı haline dönüştürülmeye çalışıldığı süreçleri üzülerek gördüklerini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

"Burada Milli Savunma Komisyonu Başkanlığı yapan, eskiden Genelkurmay Başkanlığı yapmış, Milli Savunma Bakanlığı yapmış bir milletvekilimiz, adeta kendi silah arkadaşlarının mahkeme kararına rağmen, göreve iade edilmemesini öngören bir yasal düzenlemeyi buradan hızlı bir şekilde geçirmek için dün akşam burada Komisyon sıralarında, Komisyon Başkan olarak oturup bir askere bizim yakıştıramayacağımız şekilde teklife katılmamasına rağmen 'Katılıyorum' şeklinde gerçeğe aykırı beyanda bulunarak adeta muhalefetin söz hakkını kısıtladığını düşünerek hareket etti."

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulisi Akar'a seslenen Kaya, "Siz hangi yasanın altına imza attığınızın farkında mısınız? Yıllarca komutan olarak görev yaptığınız bu silah arkadaşlarınız Türk milleti adına karar veren mahkemelerin 'Hayır, bu idarenin kararı hukuksuzdur, göreve iade edilmeli' kararına rağmen silah arkadaşınızın yıllarca mahkeme kapılarında bekletilmesi vicdanınıza sığıyor mu? Gece on ikiye kadar onun mücadelesini mi yaptınız? ya da kendi anne babası bu kanun sebebiyle göreve döndürülmediği için gözyaşı döken o çocukların 'Ya Rabb'i bunu yapanları Allah'a havale ediyorum' sözünün ne manaya geleceğini gece başınızı yastığa koyduğunuzda düşündünüz mü?" diye sordu.

Kaya, konuşmasına şöyle devam etti:

"Burada AK Partili birçok arkadaşı tenzih ederek söylüyorum çünkü önemli bir kısmı değil, bir kısmı o şekilde hareket ediyor. Hatta tutanakları istedim, arkadaşlar da herhalde utanmış olacaklar ki o kelimelerin bir kısmına herhalde tutanaklara geçirmediler. Söylemediklerini var sayıyorum ama söylemiş olanların da o seviyesine düşmeyeceğimi, kötü sözün sahibine ait olduğunu, oturduğu yerden kalabalıklarının arkasına sığınarak laf atmanın bir adamlık olmadığını söyleyerek Genel Kurul'u saygıyla selamlıyorum."

ÇÖMEZ: DEVLETİMİZ MİLLETİMİZİN KESESİNDEN ARAÇ BAŞINA BİN 530 LİRA ALIYOR

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, son otoyol ve köprülere yapılan zamları eleştirerek "En son yapılan zamla Çanakkale'deki 1915 Köprüsü kaç para oldu, biliyor musunuz? Bin 170 lira oldu. Sayın Erdoğan ilk yola çıkarken '1 tane 200 liracık' diyordu. Bir tane etmiyor, iki tane yetmiyor, üç tane yetmiyor, dört tane yetmiyor, beş tane etmiyor, tam altı tane 200 lira oldu Çanakkale Köprüsü'nün geçişi. Bu kadar fiyat artışı, 6 katlık fiyat artışı neyle izah edilecek? Hani enflasyon düşüyordu? Geçtiğimiz haftalarda beyaz et sektörüne baskın düzenlediniz, kayyumlar atadınız. Bu köprüye bu fiyatları verenlere kayyum atamayacak mısınız Allah aşkına? Osmangazi Köprüsü'nün 11 Temmuz 2016, fiyatı 88 lira; bugünkü fiyat bin 170 lira. Korkunç bir geçiş ücretinden bahsediyoruz. Bu da yetmiyor, bu da yetmiyor, devletimiz milletin kesesinden araç başına bin 530 lira buradan alıyor" diye tepki gösterdi.

TEMELLİ: İKTİDARA GELİRKEN YASAKLARLA MÜCADELE ETMEK İÇİN GELMİŞTİNİZ, ŞİMDİ KUZEY KORE İLE YARIŞIYORSUNUZ

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, NATO'nun gelmesiyle beraber adeta Ankara'nın bir karantinaya döndüğüne dikkati çekerek "Tabii, NATO'nun gelmesiyle beraber ortaya bir mizah da çıkıyor. Biliyorsunuz, iktidar partisi de sürekli 'tek, tek, tek' diyerek gider, şimdi tek tip taksici de yarattı, sanırım Trump taksiye binecek çünkü taksicilere tek tip kıyafet giydiriyor" dedi.

1980 öncesi Gırgır isimli mizah dergisini hatırlatan Temelli, komedyen Deniz Göktaş'ın bugün havalimanında gözaltına alınmasına ilişkin şöyle konuştu:

"Mizahı olan tahammül ve mizah-siyaset ilişkisi açısından çok önemli bir yayındı Gırgır. O dönemin siyasi liderleri Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit her hafta neredeyse Gırgır'ın kapağında yer alırlardı, o siyasi liderlerin hiçbirinin aklına Gırgır'ı yasaklamak gelmezdi, mizaha düşmanlık gelmezdi. 12 Eylül geldi, darbeciler geldi, ilk yaptıkları şey neydi biliyor musunuz? Bir Gırgır'ı kapatmak, ikincisi, siyasi liderlerini Zincirbozan'a göndermek. Dolayısıyla siyaset ile mizah arasındaki ilişkiden eğer kopuksanız o ülkede zaten demokrasiden bahsedemezsiniz. Siz kopuksunuz, neden biliyor musunuz? Bugün Deniz Göktaş gözaltına alındı. Ben izledim, çok nitelikli bir mizah yapan bir genç arkadaş ve onu gözaltına aldınız, tahammül edemediniz. Oysa, gelirken iktidara yasaklarla mücadele etmek için gelmiştiniz, şimdi Kuzey Kore'yle yarışıyorsunuz yasaklar konusunda. Evet, mizah anlayışınızı da yitirdiniz. Oysa, mizah bir ülkenin sadece gülen yüzü değildir, bir ülkenin demokrasisine, bir ülkenin toplumsal barışına en çok hizmet eden anlayıştır ama bu anlayıştan yoksunsunuz."

GÜNAYDIN: İNSANLARI DİRİ DİRİ YAKAN İNSANLARDAN BU MEMLEKETİN GELECEK BEKLEMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Madımak Katliamı'nda yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın şunları söyledi:

"33 canımız yakılarak yok edildi, katledildi Sivas'ta. Ben gencecik bir insandım, Ankara'da yaşıyordum ve televizyonda olayların başlayışını gördüm. Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan bir yurttaş olarak dedim ki: 'Evet, bir grup meczup bir saldırı düzenliyor, birazdan güvenlik görevlileri olaylara müdahale eder ve onları dağıtırlar.' Olaylara müdahale edilmedi, kimse dağıtılmadı, sayıları arttı, taşkınlıkları arttı. Sonra, onlar otelin içine bir şeyler atmaya başladılar, otelin içine girmeye başladılar, sonra oteli yakmaya başladılar, dedim ki, 'Şimdi yetişir asker, şimdi yetişir polis, şimdi gelir itfaiye'... Hiçbirisi gelmedi. Hiç kimse, üzerinden otuz üç yıl geçtikten sonra, hiç kimse beni bu memleketin Sivas'ta konumlandırılmış olan askerinin, polisinin, itfaiyesinin olayları önlemekte yetersiz kaldığına inandıramaz, orada insanların yakılmasına seyirci kalındı; insanlar orada cayır cayır yakıldı."

TBMM'deki komisyonun hazırladığı rapordaki saptamalara atıfta bulunan Günaydın, "Bu saptamaları yaptık da ne oldu? Ne oldu? Oraya o jandarmayı göndermeyen, o polisi göndermeyen, o itfaiyeyi çalıştırmayan, aslında bir grup meczup diye tanımlayamayacağımız, cumhuriyete ve bu memleketin düzenine kasteden o alçak katilleri bırakın dağıtmayı, besleyenlere, gözetenlere ne oldu o günden bu yana? Kaç kişi hesap verdi? Ben söyleyeyim size: Mahkemelerde uzun süre firari sanıklar yurt dışından bile getirilemedi. Bir gece yayınlanan KHK'lerle tutuklu bulunanlar serbest bırakılıverdi. Onların avukatlıklarını kimlerin yaptığını çok iyi biliyoruz. Bu insanlık mı? Bu vicdan mı? insanları diri diri yakan insanlardan bu memleketin bir gelecek beklemesi mümkün mü? Onlarla beraber aynı ortamda nefes almak hepimiz için utanç verici olmaz mı?" diye sordu.

ZENGİN: İÇ TÜZÜK MADDELERİNİ İHTİYACA GÖRE NASIL KULLANIYORSANIZ BİZ DE YERİ GELDİĞİNDE KULLANACAĞIZ

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, 2 Temmuz 1993'ün dönüp bakıldığı zaman Türkiye'nin ortak hafızasında hala kanayan bir yara olduğuna değinerek, "1993 yılı çok karanlık bir yıl, 2 Temmuz'da Madımak'ta yaşananlar, 33 insanımız hayatını kaybetti hemen arkasından, üç gün sonra 5 Temmuz'da Başbağlar'da sanki bilinir gibi, yine bu sefer 33 askerimiz, sivil kıyafetliydiler onlar şehit edildi, onların da sivil katliam olduğunu düşünmek lazım. Böyle bakıldığı zaman bu soruların hakiki cevabını tam olarak bulduk mu? Ben de bulamadığımızı düşünüyorum. Evet, failler vardı, yargılamalar yapıldı ama bunlar kim tarafından, nasıl kurgulandı buna dair gerçek cevabı hala bugüne kadar bulamadık ama bu acılardan ortak bir noktaya evrildiğimizi düşünüyorum. Burada suçlu olan Sivas şehri değildir, burada suçlu olan oradaki bir grup insan değildir. Dönüp baktığımızda failleri, arkasındakini tam olarak görebilmek, inşallah zaman içerisinde tüm ortak çalışmalarımızla gelecekte de belki -mümkün olabilir mi emin değilim ama- bulabilmek, görebilmek bizim için Türkiye'yi anlamak adına önemli" diye konuştu

Dün TBMM Genel Kurulu'nda uzman erbaşlarla ilgili kanun teklifi görüşmelerinde pek çok yoklama alındığını belirten Zengin, şu ifadelere yer verdi:

"Burada  muhalefetteki arkadaşlarımız şunu ifade ediyorlar, 'İç Tüzük'ün bize verdiği imkanlar var, haklar var. Bunları  muhalefet olarak sadece biz kullanırız. Siz çoğunlukta olan, iktidarda olan parti İç Tüzük'ün size verdiği imkanları kullandığınızda suç işlemiş olursunuz.' Bir hakkın kullanımında hüsnüniyet çok önemlidir. Bir hakkı kullanırken eğer bir kötü niyet hasıl oluyorsa o zaman sizin bu hakkı kullanımınızda bir sorun var demektir. Şimdi, bugün dünkü sayılara baktığımızda, sekiz defa yoklama, beş defa karar yeter sayısı, iki defa elektronik oylama... Burada işimiz evet, itiraz etmek, bravo; evet, bu itirazı yaparken temellendirmek, mümkünse en güzeli uzlaşmak. Burada bazı maddelerle alakalı -çok olmuştur burada- uzlaştığımız, geri çektiğimiz, yeniden beraber yazdığımız ama bunu yaparken iki temel ilkemiz olması lazım: Birincisi, İç Tüzük'e herkes uyacak. İç Tüzük'le alakalı maddeleri ihtiyaca binaen nasıl sizler kullanıyorsanız biz de yeri geldiğinde kullanacağız ve nihayetinde de bunun hepsini yaparken iyi niyetimizi, birbirimize karşı itimadımızı muhafaza edeceğiz.Dün, Genel Kurul'da bizim arkadaşlarımızla beraber yaptığımız, İç Tüzük 87'den doğan haklarımızı kullanmaktan ibarettir. Eğer kurallara uymaktan bahsediyorsak, biz sadece kurallara uyduğumuz için ve İç Tüzük'e uygun olarak bir işlem yaptığımız için de bir uygulama yaptığımız için de suçlanmamamız lazım."

KAYA: KOMİSYONDAN GEÇEN HER TEKLİFİ 48 SAAT GEÇMEDEN İÇ TÜZÜK MADDESİ GEREĞİ GENEL KURUL'A GETİRİLİYOR

Yeni Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Zengin'in sözlerinin ardından söz alarak "Sayın Özlem Hanım'ın özellikle Medeni Kanun'a referansı ettiği, bir hakkın kötüye kullanılmasıyla ilgili ilke, evrensel bir ilkedir, ben de takdirle karşılıyorum ama Sayın Özlem Zengin, dün vermiş oldukları önergede temel kanun dediğimiz, burada, her torba kanunu 91'e dayanarak buraya getirmek bir hakkın kötüye kullanılması mı yoksa İç Tüzük'ten kaynaklanan bir hakkın kullanılması mı? ya da komisyondan geçen hemen hemen her teklifi kırk sekiz saat geçmeden, daha muhalefet şerhleri basılmadan, hiçbir gerekçe sunmadan, Komisyonun talebi olmadan, sırf İç Tüzük maddesi gereği buraya getirilmesi bir hakkın kötüye kullanılması mı yoksa değil mi? Bu konuda da kendileri illa cevap vermek zorunda değil, değerlendiriyorlar diye düşünüyorum. Hakkın kötüye kullanılması herkesin referans alması gereken temel bir hukuk ilkesidir" diye konuştu.

ÇÖMEZ: ABD'DE MAÇ SEYRETMEYE GİDEN ARKADAŞINIZ ADINA SAHTE İMZA ATMIŞSINIZ

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Meclis çatısı altında iyi niyetle çalışmaya gayret ettiklerini belirterek "Şüphesiz farklı düşündüğümüz alanlar olacaktır, bu da son derece doğaldır. Sizin 'Mutlaka geçmeli' dediğiniz bazı maddelere biz 'Hayır, yanlış, geçmemeli' diyebiliriz ve bu tartışmaları yeterli bulmayabiliriz. Bu da bizim en doğal hakkımız ve milletin bize vermiş olduğu bir sorumluluk. Bu sorumluluğu yerine getirirken şüphesiz kurallara ve İç Tüzük'ün bize vermiş olduğu yetkiye ve salahiyeti riayet etmek durumundayız" dedi.

Söz konusu kanun teklifindeki bahse konu olan maddelerin geçmesine onay vermedikleri için yoklama istediklerini söyleyen Çömez, "Peki, siz ne yaptınız? Yine, İç Tüzük'ten almış olduğunuz yetki ve salahiyetle burada Komisyonun neredeyse tamamını oluşturarak, tahsis ederek verilen önergeleri bir anlamda  kabul ettiniz, bu da sizin hakkınızdır. Suudi Arabistan'la ilgili, yapılan anlaşmanın onaylanması talebiyle ilgili gelen kanun burada oylanırken buraya 79 tane pusula verdiniz, 75 tanesi sahte imzaydı. Bunu siz içinize nasıl sindiriyorsunuz Allah aşkına? Amerika'da maç seyretmeye gitmiş olan arkadaşınızın adına burada sahte imza atmışsınız. Bu sahtekarlığı, bu sahte evrakın Meclis kürsüsüne verilmesini nasıl kabul edersiniz, nasıl içinize sindirirsiniz?" diye tepki gösterdi.

ZENGİN: HANGİ PARTİDEN OLURSA OLSUN FİZİKEN BURADA OLMAYAN MİLLETVEKİLİNİN PUSULA VERMESİNİ KABUL ETMEM

"Fiziken buradayken yoklamaya girmemeyi normal mi görüyorsunuz?" diye soran AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, şöyle konuştu:"

"Ben, hangi partiden olursa olsun, fiziken burada olmayan bir milletvekilinin pusula vermesini kabul edemem. Biz, onu tabii ki kendi içimizde konuştuk ve konuşmaya devam edeceğiz. Bu Meclis'te daha evvel de bunun örnekleri de vardır ama bizim yapmamız gereken, buna müsaade etmemektir, biz grup olarak da bunun takipçisiyiz. Tabii ki değerlendirdik, değerlendirmemek ne mümkündür böyle bir şeyi ama aynı şey sizin için de geçerli. Buradayken, kendiniz buradayken 'Ben yokum' anlamına gelecek bir tavır içerisinde bulunmak da bu kadar yanlıştır" dedi."

AKAR: İÇ TÜZÜK'TE YAPMAMIZ GEREKEN NE VARSA BUNLARI İCRA ETTİK

AK Parti Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulisi Akar, Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya'nın konuşmasına atıfta bulunarak şöyle cevap verdi:

"Sayın Kaya biraz objektiften çıkıp, biraz duygusal ve heyecanlı bir konuşmayla meseleyi çerçevesinden çıkardı. Burada, biraz önce Sayın Başkan Grup Vekilimiz Özlem Hanım'ın da belirttiği gibi, biz tamamen İç Tüzük çerçevesinde çalışma, esas ve usullerine uygun şekilde Komisyonumuz toplandı; bu konuyu enine boyuna tartıştı, muhalefetteki arkadaşlarımızın katkılarını da değerlendirmek suretiyle bir sonuca geldik ve bu  gelinen sonuç da şu anda huzurlarınızda tartışılmakta. Sayın Kaya, biz yaptıklarımızın tamamen geçmişimizin ve günümüzün şu andaki bizim görevlerimizin ve sorumluluklarımızın tamamen idrakindeyiz, tamamen ona müdrikiz, onun bir kere altını çizerek belirtmek isterim."

Dün de mevzu, İç Tüzük çerçevesinde yapmamız gereken ne varsa bunları arkadaşlarımızla beraber huzurlarınızda hep birlikte icra ettik. Bu personel, söz konusu personel; terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkan ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak, bu örgütlerle iltisaklı olmak gerekçesiyle bunlar suçlanıyorlar. Dolayısıyla bu çerçevede yapılan bir çalışmadan bahsediyoruz, bunu da dikkatlerinize sunuyorum."

Kaynak: ANKA