Dışişleri Bakanı Fidan: "Sdg'nin Teröre ve Ayrılıkçılığa Artık Veda Etmesi Gerekmektedir"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Halep'te sivil halka yönelik gerçekleştirilen saldırılar, SDG'nin gerçek niyetiyle ilgili endişeleri ne yazık ki haklı çıkarmış ve barış çabaları konusunda karamsar bir tabloya yol açmıştır. Gelinen noktada SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma istikrarı, Suriye'nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. Bu uzlaşmaz tavır, Suriye'nin ve bölgemizin gerçeklerine aykırıdır. SDG'nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" dedi.
(ANKARA) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Halep'te sivil halka yönelik gerçekleştirilen saldırılar, SDG'nin gerçek niyetiyle ilgili endişeleri ne yazık ki haklı çıkarmış ve barış çabaları konusunda karamsar bir tabloya yol açmıştır. Gelinen noktada SDG'nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma istikrarı, Suriye'nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. Bu uzlaşmaz tavır, Suriye'nin ve bölgemizin gerçeklerine aykırıdır. SDG'nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'ye ziyarette bulunan Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Hamad Al Busaidi ile Bakanlık'ta görüştü. İki Bakan, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Fidan, Umman'lı mevkidaşı ile üzerinde çalıştıkları projeleri ve geleceğe dönük planlamaları ele aldıklarını, ikili ticaret hacmini 5 milyar dolar seviyesine yükseltmek amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.
İki ülke arasında geçtiğimiz ay, vize serbestisi uygulamasını başlattıklarını hatırlatan Fidan, bu adımın, ticaret ve turizm alanları başta olmak üzere birçok alanda iki ülkeye büyük fayda sağlayacağını dile getirdi. Bakan Fidan, şunları kaydetti:
"Savunma sanayi alanındaki işbirliğimizde kazan kazan anlayışla daha ileri taşımayı arzu ediyoruz. Bu alanda da yürüyen iyi projeler var. Ekonomik, siyasi ve kültürel konularda hayata geçirebileceğimiz büyük potansiyel bulmaktadır. Önümüzdeki dönemde teknik düzeyde çok sayıda inşallah toplantı gerçekleştireceğiz. Kardeşlik bağlarımız ortak vizyonumuz sayesinde işbirliğimizi daha da derinleştireceğimize eminim. Gündemimizdeki konuların başında Yemen'deki durum geliyor. Biliyorsunuz Umman Yemen ile sınır bir ülke. Yemen'in güney vilayetlerinde yaşanan gelişmelerin, bölgesel düzeyde istikrarsızlığa yol açma ihtimali bulunmaktadır. Umman dahil bölge ülkelerinin bu konudaki endişelerini ve hassasiyetlerini paylaşmaktayız. Türkiye, Yemen'in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünün muhafazasını güçlü biçimde desteklemektedir. Yemen'de anayasal meşruiyet temelinde kalıcı bir siyasi çözümün sağlanması gerektiğini yineliyoruz. Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerinin sağduyulu ve yapıcı tutum sergilemeleri gerilimin büyümesine engel olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi'nin çağrısıyla Riyad'da düzenlenmesi öngörülen konferansın Yemen'in istikrarının katkı sağlanmasını temenni ediyoruz. Umman arabuluculuk konusundaki birikimiyle öne çıkan bir ülkedir. Umman Yemen'de barış ve huzurun tesisi için de önemli çalışmalar yürütmektedir. Kıymetli kardeşime ve Umman hükümetine sorunların diplomasi yoluyla çözülmesi için yaptıkları çalışmalarından ötürü ayrıca teşekkür ediyoruz."
" İsrail sivil halkı hedef almayı sürdürmekte"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün ayrıca Gazze'deki durumu da ele aldıklarını ifade ederek, "Uluslararası toplumun beklentisi, ateşkesin gereklerinin eksiksiz biçimde yerine getirilmesidir. Ancak İsrail, sivil halkı hedef almayı sürdürmekte ve ihtiyaç duyulan insani yardımın Gazze'ye ulaşmasına yeteri miktarda izin vermemektedir. Ateşkesin ilanından bu yana İsrail tarafından öldürülen Gazzelilerin sayısı 420'yi geçmiştir. Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçilirken sahada sükunetin sağlanması ve insani durumun iyileştirilmesi gerekmektedir" dedi.
Bundan sonraki sürece ilişkin, Barış Kurulu ve Uluslararası İstikrar Gücü'nün oluşturulmasına dair gelişmeleri de yakından takip ettiklerini dile getiren Fidan, şöyle devam etti:
"Barış Kurulu'nun oluşumunun önümüzdeki günlerde açıklanmasını bekliyoruz. Gazze'nin idaresini üstlenecek ve Filistinlilerden oluşacak geçici komitenin de bir an önce belirlenmesi önem taşımakta. Bu komitenin üyelerinin tespitine yönelik istişarelerin kısa zamanda sonuçlanmasını ümit ediyoruz. Türkiye bakımından Gazze'nin geleceğine dair üç husus bizim için büyük önem taşımakta. Birincisi, Gazze'nin bütünlüğünün korunması gerekmektedir. Hangi proje uygulanacaksa imar için uygulansın, Gazze'nin bütünlüğü korunmalıdır. İkincisi, Gazze'nin Gazzeliler tarafından yönetilmesi hukuki ve vicdani bir sorumluluktur ve zorunluluktur. Üçüncüsü, Gazze'de yaşayacak olan Gazzelilerdir ve bu bölgede yapılacak bütün imar faaliyetleri Gazzeliler için olmalıdır. Bu hususlara riayet edildiği sürece gündemde olan girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz.
"İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi'ni toplama kararı aldık "
İsrail'in bölgemizi istikrarsızlaştırmaya yönelik politikalarına bildiğiniz gibi uzun süredir dikkat çekmekteyiz. Netanyahu çevredeki ülkelerin huzuruna ve refahına zarar vermek amacıyla her türlü fay hattını tetiklemeye çalışan son derece tehlikeli bir oyun oynamaktadır. Bu sinsi politikanın son örneğini de geçen hafta Somaliland'da gördük. İsrail'in Somaliland'ı tanımaya yönelik kararı hukuk dışıdır. Bu adım, bölgemize fitne sokmaya ve dayanışmayı zayıflatmaya yönelik bir girişimdir. Bölgemiz bu oyuna gelmemektedir. Somali Federal Cumhuriyeti'nin ve Somaliland bölgesinin geleceğine ilişkin tasarruflar ancak Somalililerin kendi iradesiyle belirlenmelidir. Konuyu Türkiye olarak çok yakından takip etmekteyiz. İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi'ni toplama kararı aldık. Bu olağanüstü toplantıyı önümüzdeki günlerde inşallah Cidde'de yapacağız."
"Temennimiz Suriye'ye istikrar getirecek bir mutabakata varılması"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 6 Ocak'ta Ukrayna konulu toplantı vesilesiyle bulunduğu Paris'te, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile bir araya geldiklerini hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Suriye, Amerika ve İsrail arasında yürütülen güçlü görüşmelerin seyrini kendisiyle ele almıştık. Ayrıca Suriye hükümetinin geçen hafta SDG ile gerçekleştirdiği temasları etraflıca değerlendirmiştik. Türkiye olarak temennimiz, bölgedeki hassasiyetleri dikkate alan ve Suriye'ye istikrar getirecek bir mutabakata varılmasıdır.
Öte yandan, Halep'te sivil halka yönelik gerçekleştirilen saldırılar SDG'nin gerçek niyetiyle ilgili endişeleri ne yazık ki haklı çıkarmış ve barış çabaları konusunda karamsar bir tabloya yol açmıştır. Gelinen noktada SDG'nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma istikrarı Suriye'nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. Bu uzlaşmaz tavır Suriye'nin ve bölgemizin gerçeklerine aykırıdır. SDG'nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir.
Bölgemizin barışa ve refaha her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır ve Türkiye bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin garantisi olmaya devam edecektir. Bu hedef doğrultusunda sorunlu, ilkeli ve yapıcı bir dış politika izlemeye devam edeceğiz. Umman ile yürüttüğümüz yakın işbirliği bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Diyalogdan diplomasi ve adaletten yana tutumumuzu sürdüreceğiz."
" Umman ve Türkiye arasındaki ilişkilerin doğru yolda ilerlediğini düşünüyoruz"
Umman Dışişleri Bakanı Al Busaidi da, iki ülke arasındaki ilişkilerin oldukça sağlam ve derin olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"İki ülke lideri son derece görüş ve vizyon birliği içerisinde. İki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek ve daha geniş ufuklara taşımak için ortak irade bulunuyor. Böylece iki ülke arasındaki ortaklık ve işbirliği çok farklı alanlarda genişletmeye fırsat aralayacaktır. Umman ve Türkiye arasındaki ilişkilerin net ve emin adımlarla doğru yolda ilerlediğini düşünüyoruz. Bu yol karşılıklı güven ve saygı esasına bağlı olarak gelişmekte. Burada çok ciddi fırsatlar ve potansiyel bulunuyor. Hala değerlendirilmemiş, daha çok çalışmayı gerektirecek potansiyel var ve ortak çabalarla bunları somut projelere, nitelikli projelere dönüştürmek gerekir ve böylece bu şekilde iki ülke de kalkınmayı sağlayacaktır. Aynı zamanda bölge ülkelerine de fayda sağlayacak bir durumdur.
"Türkiye'nin üstlenmiş olduğu rolü takdirle karşılıyoruz"
Filistin meselesi kritik mesele olarak kalmaya devam edecektir. Sizin de ifade ettiğimiz üzere Sayın Bakanım istişarelerde bulunduk, Yemen'deki mevcut gelişmeler ve Suriye'deki gelişmelerle ilgili, Sudan, Somali ve başka yerlerde meydana gelen gelişmeleri ele aldık. Bizler Türkiye'nin üstlenmiş olduğu rolü takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyoruz. Bölgedeki diğer paydaşlarıyla beraber Türkiye'nin üstlendiği bu rol hem bölgesel anlamda hem de uluslararası arenada önemli bir rol."
"Suriye'deki olayların seyri bizim için fevkalede önemli"
Ortak açıklamanın ardından iki Bakan gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fidan, Suriye'deki son gelişmelere ilişkin bir soru üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Ulusal güvenliğimiz açısından Suriye'deki olayların seyri bizim için fevkalede önemlidir. Çok yakından takip ediyoruz. Gerekli bölgesel ve uluslararası ortaklarımızla da bir koordinasyon ve irtibat halindeyiz. Bizim görmek istediğimiz, istikrar ve bölgesel barış. Bunun dışında bir hedefimiz yok. Fakat İsrail'in bölgedeki yayılmacılığı, bu vizyonun tersine bir tablo ortaya çıkartmakta. Özellikle bölünmeden, kaostan ve zayıflıktan beslenen bir güvenlik stratejisi sahibiler. Bunun değişmesi lazım.
"G erektiğinde de direkt müdahil olmaktan çekinmiyoruz"
Biz Suriye, ABD ve İsrail arasında yürütülen görüşmelerin, bölgenin lehine, Suriye'nin toprak bütünlüğüne, güvenliğine, istikrarına olacak şekilde neticelenmesini temenni ediyoruz, teşvik ediyoruz. Yakından takip ediyoruz, gerektiğinde de direkt müdahil olmaktan çekinmiyoruz. Tarafların hepsiyle konuşma konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Çünkü vizyonumuz çok net, şeffaf. Cumhurbaşkanımız bunu defalarca ifade ettiler. Bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yok. Hiç kimsenin de hiç kimsenin toprağında gözünün olmaması lazım. İsrail, herkesin hakkına hukukuna riayet ettiği sürece, Filistinlilere devletini verdiği sürece orada da bir sıkıntı yok. Ama onun yerine, bölgede böl-parçala-yut politikalarını yıllar önce uygulamaya konulmuş politikaların tekrar uygulamaya konmasının kimseye bir faydası yok. Biz bunları yakından takip ediyoruz.
Son birkaç gündür devam eden Halep'teki olaylar, maalesef son bir yıldır uyardığımız, tekrar tekrar defaatle dile getirdiğimiz hususun tecelli etmesi. SDG'nin zamana oynamak yerine, kendi ülkesinde entegrasyon sürecini hayata geçirmeye başlamış olsaydı, bunların hiçbirini biz görmeyecektik. Bunun yerine, bulunduğu her yerde 'Taviz vermeden kalalım, menfaatimizi ilerletelim' anlayışı, maalesef ve maalesef kimseye fayda getirmiyor.
"Z aman ulusal birlik zamanıdır"
Şu anda Suriye hükümeti kurulduğundan bu yana artık bir yıldan fazla bir süre geçmiştir. Artık kendi yaralarını sarmakta, terörle mücadele kapasitesini daha da ileri taşımakta ve belli konularda halkına artık hizmet götürmektedir. Şimdi zaman ulusal birlik zamanıdır, SDG'nin bu noktada üzerine düşeni yapması lazım. Fakat onun yerine İsrail ile bir koordinasyon içerisinde, İsrail'in bölgemizde yürüttüğü böl-parçala-yönet politikasına alet olacak bir aktöre dönüşmesi de maalesef tesadüf değil.
Biz Yemen'de olanı, Somaliland'da olanı ve Suriye'de olanların hepsini artık aynı perspektiften, aynı mercekten görmeye başladık. Bu bizim kendi stratejik değerlendirmemiz. Zaten biliyorsunuz Filistin'deki bölünmeyi ve işgali devam ettiren bir yapı var. Aynı işgali Lübnan'da da derinleştirmeye yönelik bir çaba var. İslam dünyasının kendisini tam toparlama aşamasına girdiği bir süreçte, terörle mücadeleyi, IŞİD'i geride bırakmaya başladığı bir süreçte bölgede istikrarın, refahın ve bütünleşmenin oluşacağı bir dönemde başka bir aklın ayrılıkçı faaliyetleri desteklemeyi gündemde tutması ve bunların hepsini bir zihinle koordine etme çabası da tabii ki dikkatlerimizden kaçmıyor.
"P aralel devlet oluşturmaya çalışırsanız bunu hiçbir egemen devlet kabul etmez"
Bizim gördüğümüz şu. Evvelce varılan mutabakatlara uygun şekilde, SDG unsurlarının Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallerinden çekilmesi ve bu mahallerin ağır silahlardan arındırılması, hükümetin görev ve sorumluluklarını şehrin tamamında yerine getirebileceği bir ortamın hayat bulması suretiyle Halep'teki durumun normalleşmesini temenni ediyoruz. Halep'te yaşayan Kürt kardeşlerimizin de Ezidi kardeşlerimizin de diğer bütün kardeşlerimizin de menfaati bundadır. Bırakın, Suriye hükümeti Halep'in tamamında temel hizmetleri, güvenlik dahil yerine getirir bir durumda olsun. Siz Halep'in içerisinde şehir içinde ayrı bir şehre, yönetim içinde ayrı bir yönetim, bir paralel yapı, bir paralel devlet oluşturmaya çalışırsanız bunu hiçbir egemen devlet kabul etmez. Artık bu paralel yapıdan SDG'nin kendisini çıkarması gerekiyor. Halep'te bütün vatandaşların lehine olacak bir tutumu benimsemesi gerekiyor.
"Suriye ve Amerika tarafıyla yoğun görüşme içerisindeyiz"
Bu son iki gündür gerekli kurumlarımız istişare halindeler. Hem Suriye tarafıyla hem şu anda Amerika tarafıyla yoğun görüşme içerisindeyiz. İnşallah daha fazla kan dökülmeden bu sorun çözülür, sulhla, selametle. Ama dediğim gibi, maalesef SDG yürüyen bütün süreçlerin olumluluğuna rağmen pozitif adım atmakta direniyor, atmıyor. Türkiye'de bir iklim var, Ada'dan gelen mesajlar var. Onlara yazılan direkt mektuplar var, verilen talimatlar var. Buna bile direnen bir akıl var. Demek ki başka yerden başka talimatlar geliyor, başka duruş var veya ikili oynanma söz konusu bize. Kandil böyle bir talimatı şu ana kadar SDG'ye vermiyor, SDG'nin şu anda süreçte olumlu bir rol oynamaya ilişkin bir adımını görmedik. Ne Türkiye'nin güvenlik endişelerini hafifletmeye yönelik bir adımı var ne de Suriye'deki istikrara hizmet edici bir adımı var. Umarım İsrail ile koordine etmekten bir an önce vazgeçerler, bölgenin asli unsurlarıyla bu işi çözerler diye yakından takip ediyoruz."























