Sadettin Saran suskunluğunu bozdu: Yalanla dolanla besleniyorlar
Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, kulübün ekonomik yapısı, kaçan şampiyonluk, seçim kararı, yapılan transferler ve Domenico Tedesco'nun gönderilişi de dahil olmak üzere birçok konuda açıklamalarda bulundu.
- Sadettin Saran, Fenerbahçe'de 6-7 Haziran'daki seçimde yeniden aday olmadı.
- Saran, kulübün gider sorunu olduğunu ve oynamayan oyunculara yüksek maaş ödendiğini söyledi.
- Saran, En-Nesyri'nin yuhalanma ve sosyal medya baskısı nedeniyle maç sonrası duş alıp vedalaşmadan gittiğini açıkladı.
Fenerbahçe'de 6-7 Haziran'da yapılacak seçimde yeniden aday olmayan Başkan Sadettin Saran, HT Spor'a açıklamalarda bulundu.
SADETTİN SARAN'DAN AÇIKLAMALAR
Saran; kulübün ekonomik yapısı, kaçan şampiyonluk, seçim kararı, yapılan transferler ve Domenico Tedesco'nun gönderilişi de dahil olmak üzere birçok konuda açıklamalarda bulundu.
Sadettin Saran'ın açıklamaları şöyle:
"SEÇİM TARİHİNİN YANLIŞ OLDUĞUNU SÖYLÜYORDUM"
"Ben ilk günden beri seçim tarihinin yanlış olduğunu söylüyordum. Sayın Ali Bey'e de bunu söyledim, kamuoyuna da söyledim. Sanıyorum ki herkes benimle hemfikir. Her branşta sezonların başlamış olduğu, çok fazla müdahil olamayacağımız bir zamanlamada geldik. Bir de seçim sürecinde kendini Fenerbahçeli diye adlandıran insanların başlattığı karalama kampanyası... Yok işte aday olamaz, aday olursa hak mahrumiyeti gelir. Hatta kazandıktan sonra aynı gün mazbatayı da vermeyecekler, mazbatayı alamayacak haberlerine rağmen buralara geldik."

"MORALİ YERLERDE OLAN BİR CAMİA VARDI"
Bu süreç özellikle sporculara negatif yönde etki oluşturdu. Özellikle Samandıra'ya. Hatırlarsanız ben, "Samandıra'da ölü toprağı var, onu kaldırmaya geliyoruz." demiştim. Maaşları ödeyemez gibi söylemler orada çok büyük etkiye sebep oldu. Dolayısıyla bulduğumuz Fenerbahçe'de güveni sarsılmış, umudu kırılmış, morali yerlerde olan bir camia vardı. Kasımpaşa maçının devre arasında seçimle ilgilenen futbolcular vardı. Onu biz sonra hocalarla da konuştuk. Onlar da tabii ne kadar kötü etkilendiğini söyledi. O süreçte Samandıra'ya verilmesi gereken, yapılması gereken birtakım şeyler de yapılamadı. Dolayısıyla gelir gelmez o güveni tekrar tesis etmeye çalıştık."

"TEDESCO'YA DESTEK VERDİM"
"Geldiğimiz günün hemen ertesi günü Zagreb karşısında kötü bir mağlubiyet yaşadık. Ben hatta Samandıra'ya gittiğimde, "Eyvah" dedim yani, "Yarın Zagreb'den çok kötü bir sonuçla geleceğiz herhalde" dedim. Dolayısıyla döndükten sonra da mağlubiyetin ardından kamuoyunda hocamızı göndereceğimiz yönünde bir beklenti vardı ve beni arayanların yüzde 99'u hocanın gönderilmesi gerektiğini söylediler. Ben hocayı da davet ettim. "Niye bu iş bu noktaya geldi?" dediğimde, söylediği şeylerin makul olduğunu, gereken desteği görmediğini, yapılması gereken bazı şeyler olduğunu ve bunlar olursa da düzelebileceğini düşündüm. Ona dedim ki: "Sen 6 haftalık hocasın, ben de 6 günlük başkanım. Ben sana destek vereceğim. Sana oyuncuların güven duymasını sağlamak adına ne gerekirse yapacağım ve kararları da teknik kadro olmadan biz almayacağız." Dedik ve o gün böyle bir karar aldık."

KADRO DIŞI KARARI
"İlk işlerimizden biri kadro dışı bırakmaktı ki bu çok zordur. Çoğu da zaten tanıdığım insanlar ama dediğim gibi, hocaya o güveni tesis etmek adına böyle bir karar alınması gerektiğine ben ikna oldum. Teknik kadro bizi bu konuda ikna etti ve gerekeni yaptık."
"FENERBAHÇE'NİN GİDER SORUNU VAR"
"Hep şunu söyledim mali açıdan da; Fenerbahçe'nin gelir sorunu yok, gelir oluşturma sorunu yok. Gider sorunu var. Geldiğimizde de bu maalesef senelerdir hiç değişmemişti. Hatta son zamanlarda daha da kötüye gitmişti. Kadroda olmayan, formayı giymeyen, oynamayan oyunculara çok maaş veriliyor ve böyle bir iki tane değil, çok oyuncu var önceki yıllardan kalan. Fenerbahçe bir türlü omurgasını oturtamadı. Sürekli sil baştan bir kadrolaşma var. Biz buna engel olmaya çalıştık. Dediniz ya, "Nasıl bir Fenerbahçe devraldınız, neler değiştirmeye çalıştınız?" Biz bunu tespit ettik."

"TÜRKİYE'NİN EN İYİ ORTA SAHASINI OLUŞTURDUK"
"Omurgasını tekrar her sene yapmak zorunda kalmayacağı, sürekli birden fazla hocaya maaş veya tazminat ödenmeyeceği bir Fenerbahçe oluşturmaya çalıştık. Şu gün itibarıyla iki tane hocaya; bizim zamanımızda iki hocaya tazminat ödeniyordu, maaş ödeniyordu. Bunların olmayacağı bir Fenerbahçe oluşturmaya çalıştık. Guendouzi, Kante ve Sıddıki Cherif transferleri, her ne kadar eleştirilsek de bu amaca hizmet için yapılan transferlerdi. Yani bugün Fenerbahçe'nin orta sahası sadece bugüne kadar gelmiş geçmiş Fenerbahçe'nin en iyi orta sahası değil, Türkiye'nin en iyi orta sahası ve 3-4 sene emanet edebileceğiniz bir orta saha. Bizim zamanımız yetseydi, vaktimiz yetseydi, bunu defans için de yapacaktık. 3-4 sene emanet edebileceğimiz bir takım oluşturacaktık. Kısmet olmadı."

"ALDIĞIMIZDAN DAHA İYİ FENERBAHÇE BIRAKTIK
"Bu transferleri yaparken şunu unutuyor insanlar; ara transfer çok çok zordur. Biz bir yaz transferi yaşayamadık. Hiçbir takım oyuncusunu kolay kolay devre arasında bırakmak istemez. Bir oyuncu da ailesiyle vesaire kışın ortasında kalkıp bir takıma gitmek istemez. Ona rağmen biz 5 tane transfer yaptık. Adaylardan bir tanesi de söylüyor: 'Bir iki tane takviyeyle gayet güzel olur bu takım' diye ki niyetimiz de zaten vardı. Bizim belirlediğimiz oyuncuların çoğuyla da konuşuluyor, iki taraf da konuşuyor. Bence biz, aldığımızdan daha iyi bir Fenerbahçe bıraktık."

"EN ÇOK CHERIF KONUSUNDA ELEŞTİRİLDİK"
"O gün o transferleri sadece günü kurtarmak için yapmadık, hiçbirini... En çok da bu Chérif konusunda eleştirildik ama bunların hepsi hem bir plan çerçevesindeydi, hem de teknik kadroyla konuşularak yapıldı. Yok o istenmiş, o istememiş' hepsi yalan. Beraber karar verildi ve günü kurtarmak için değil... Ama tüm yaşananlara rağmen görev süremiz boyunca Fenerbahçe tarihinin en çok kupa kazanan yönetimi olduk. Bence bu da bizim ortaya koyduğumuz iradeyi, Fenerbahçe için nasıl çalıştığımızı gösteren bir sonuç diyelim."

"TAM USTALIK DÖNEMİMİZE GİRMEK ÜZEREYDİK ESASINDA"
"Biz bahanelere sığınan birileri olmadık. Ben hayatım boyunca olmadım. Bahanelere sığınan insanları da zayıf insanlar olarak görürüm. 'En iyi takım bizim takımımız' diye yola çıktım. 'Ben bu oyuncuları biz almadık', 'Ben bunları tanımıyordum' gibi bir şey demedim, demem. Tarzım değildir. Divan Kurulu'nda çıktılar, 'Bu oyuncuları nereden bulmuşlar?' dediler bir hafta öncesinden. Bence hiç hoş olmadı bu. O benim tarzım değildir. En iyi hoca bizim hoca, en iyi oyuncu bizim oyuncu, en iyi takım bizim takımımız. Elimizdekiler bu, bu da biz... Biz bir aileyiz. İlk günden beri onu vermeye çalıştım Samandıra'daki toplantılarımızda. Hiçbir maç kaçırmadım. Deplasman dahil her futbol maçına gittim. Her yerde de oyuncularımıza 'Biz bir aileyiz' hissini aşılamaya çalıştım. Herkes sonuç üzerinden konuşuyor. Ama tabii ki bazı şeyleri değişik yapabilirdik. Tam ustalık dönemimize girmek üzereydik esasında. Ama sağlık olsun. Genel olarak vicdanımız rahat, ben ve arkadaşlarımın."

"O SÖZ AĞRIMA GİTTİ"
"Ben çok geçmişe takılan biri değilim. Üniversite konuşmalarında da hep gençlere onu söylüyorum. Kazananlarla kaybedenler arasındaki fark; kaybedenler geçmişe takılırlar. Tabii geçmişten ders çıkarmak lazım. Ama hani beni ne kırdıysa bunlar çabuk geçti. Beni birtakım insanlar 'Kendi menfaati için bazı şeyleri yaptı' diye eleştirdiler. O biraz ağrıma gitmişti. Yani sonuçta ben ilk gözaltı süremde kimsenin aklında en ufak bir şüphe kalmasın diye bu kararı aldım, kongre kararını aldım. Ve verdiğim her kararda da Fenerbahçe'yi ön planda tuttum. Ben ve arkadaşlarım bu süreçte, o koltukta olduğumuz sürece bir gün bile kendi çıkarımızı düşünmedik. Ben bunun garantisini veriyorum, içimiz son derece rahat."

"CAMİAMIZDA BU TÜR İNSANLARIN İTİBAR GÖRMESİ BENİ ÜZÜYOR"
"Tabii siz ne anlatırsanız anlatın, birtakım kendi iklimi oluşuyor bu camiada. Şimdi beni kızdıran, hani 'üzen' diyorsun, 'kıran' diyorsun ama kızdıran da... Bu üç duyguyu da yaşatan da şöyle bir şey var: Bunu Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran olarak değil, normal Fenerbahçeli Sadettin Saran olarak söylüyorum. 'Fenerbahçeliyim' diyerek yönetime, başkana sadece kendine yer edinmek için vuran, hiçbir amacı olmayan, sadece yıkıcı olan ve çoğu da yalan olan ithamları yapan insanlara Fenerbahçeli gözüyle bakılması beni rahatsız ediyor. Camiamızda bu tür insanların itibar görmesi beni üzüyor bir Fenerbahçeli olarak. Çünkü bunlar Fenerbahçe'yi düşünerek yapmıyorlar bunu."

"YALANLA DOLANLA BESLENİYORLAR"
"Biz ocak ayından beri haksız yere çok büyük bir lince uğradık. Bunun tek sebebi kongre kararı alınmasıydı. Ve dedim ki kongre kararını aldık ama bunu mayısa kadar konuşmayacağız, saha dışına çekmeye çalıştım. Saha ayrı. Sahaya bulaştırmamaya çalıştım bu kongre kararını. Ama bazı sözde Fenerbahçeliler özellikle bunu buraya getirdiler ve bu takıma zarar verdi. Biz bu oyuncuları; 'Yeni başkan, yeni hoca, yeni yönetim' zihniyetinden yeni yeni kurtarmışken özellikle bunu getirmeye çalıştılar. Beni bu çok üzdü, çok şaşırttı ve çok da kızdırdı. Zamanı gelince bunların hepsinin kimler olduğu ortaya çıkar, zaten çoğu da biliniyor. Ben camiaya da sesleniyorum; ayırt edelim bu insanları. Kaostan beslenen, Fenerbahçe'nin kaos olmasından beslenen medya mensuplarını da ayırt edelim. Bilelim! Bizim elimizde, bunlara prim vermeyelim ki bunlar da bunu yapmasınlar. Yalanla dolanla beslenen insanlar bize zarar veriyor. Bakın, bir gol sevincini bile başka yere çektiler. Ben samimi bir insanım, ben neysem oyum. İçim dışım bir, sahici bir insanım. Ben böyle seviniyorum, bundan sonra da böyle sevineceğim. Daha önce de böyle seviniyordum. Bir samimiyet lazım. Fenerbahçe'nin en çok ihtiyacı olan şeylerden biri bu; samimiyet ihtiyacı var. Ben Fenerbahçe başkanı olarak buradan ayrılıyorum. Bir sözümü daha tutuyorum ve ayrılıyorum. Ama şu anda da size bir söz daha veriyorum: Ben onlardan olmayacağım."

"BIRAKIYORUM DEDİM VE BIRAKTIM"
"Daha önce Ali Bey varsa aday olmayacağım dedim; o kadar baskıya rağmen, kazanma ihtimalim olmasına rağmen sözümü tuttum. Sonra bir daha kongre ne olursa olsun, şartlar ne olursa olsun ki en kötü zamanda olacağım dedim, oldum. "Şampiyon yapamazsak bırakırız" dedik, bir de bu hukuk süreçlerinden dolayı da bırakıyorum dedim ve bıraktım."
ADEMOLA LOOKMAN TRANSFERİ
"Lookman transferinde biz iyi anlaşılamadık. Bu da daha çok bizden kaynaklanıyor. Onun iletişimini biz iyi yapamadık. Hani bahanelere sığınmıyorum ama o süreçte hukuki süreç, ara transfer, meşhur ihaledeki müteahhidin geri çekilmesi, nakit planlaması... Her şey peş peşe geldi ve o arada onun iletişimini biz iyi yapamadık. Halbuki Lookman'ın alınmamasının sebebi teminat mektubu değil. O işin aslı şu: Ben o masada birebir olan biriydim. Teknik kadro, futbol aklımız, herkes Lookman konusunda hemfikirdi. 'O istedi, bu istemedi' hepsi yalan. Herkes istedi. 'Yok işte burada o evrak var, orada bu var' hepsi yalan. Yurt dışına sırf bu iş için gittim. Oyuncunun menajeriyle görüştüm. Afrika Kupası'nda Fas'ta Lookman ile buluşacağımı söyledim ki çok hoşuna gitti. O akşam da Atalanta'nın yöneticileriyle buluşurken malum sebeplerden apar topar kalktım ve geri döndüm. Karşı tarafta böyle olunca tabii birdenbire masadan kalkmaları onlar için ne olacağı belirsiz bir durum oldu. Orası da transferin kırılma noktası oldu. Ve biz daha sonra teminat mektubunu vermiş olsak da vermesek de o transfer yürümeyecekti, olmayacaktı."

"BAZEN İÇ SESİMİ DİNLEYEMEDİM"
"Bir de bu süreçlerle ilgili geriye dönüp baktığım zaman bu görevin zor kısmı; bazen sessiz bir ortamda karar alamayabiliyorsunuz. Kendi iç sesinizi dinleyemeyebiliyorsunuz. Benim bu bildiğim bir şeydi ama tekrar benim için öğretici olan bu oldu. İç sesimi daha fazla dinlemem gereken anlar oldu, kararlar oldu. Bazen çoğunda dinledim; Guendouzi gibi, Kante gibi iç sesimi dinledim ama bazen dinleyemediğim yerler oldu."
"75 MİLYON DOLARLIK PROJEYİ SUNDUK"
"Ben ve arkadaşlarım iki başkan adayına da Fenerbahçe'nin kasasından bir kuruş çıkmadan 75 milyon dolar bir gelir getirecek bir projeyi sunduk. Meşhur arsa satışı da ne kadar bizi rahatlattı, biliyorsun; zamanında alınan arsa. Dolayısıyla bu tür çalışmalar Fenerbahçe'nin geleceği için şart. Bu gelir projeleri çok önemli. Giderleri kontrol etmek çok önemli. Ama sonuçta hepsi bir yere bağlanıyor; sportif başarı olmadan da bu gelirleri artırmak çok zor."

TEDESCO'NUN GÖNDERİLME KARARI
"Çok eleştirildik. Hiç göndermeyebilirdik, hiç risk almayabilirdik. O kararı aldık, ertesi gün bana stadın içinde ilk defa hakaret edildi. Kaybettiğimiz Galatasaray maçından sonra bana gelen teknik rapor; hocamızla oyuncularımız arasındaki bağın koptuğuydu. Ve böyle devam ederse bu saatten sonra puan almakta da çok zorlanacağımızdı. O yüzden öyle bir karar aldım. Çünkü Şampiyonlar Ligi'ne katılmak çok önemli ve bizden sonraki ekibe Şampiyonlar Ligi'ne katılması için elimizden ne geliyorsa yapmamız gerektiğini, Fenerbahçe için doğrusunun bu olduğunu düşünerek bu kararı aldık. Karar da doğru çıktı."

"KAVGADAN HEP UZAK DURMAYA ÇALIŞTIK"
"Biz bizden önceki yönetimle hiç 'Şöyle aldık, böyle aldık', 'Burada bu vardı' demedik, demeyeceğiz de. O bizim tarzımız değil. Kavgadan da hep uzak durmaya çalıştık. Ama camiamızla ilgili bir şey dikkatimi çekti: Siz kavgadan uzak durdukça bazı insanlar, 'Ya bu adam acaba...' Sanki suç bizdeymiş gibi bir algı oluşuyor. Hiç tam tersi! Yoksa biz de kavganın alasını ederiz yani, çok kolay. Ama Fenerbahçe'deki ihtiyaç olan bu değil. Biraz önce söyledim; samimiyet lazım, kibirden uzaklık lazım, sevgi lazım. Başka türlü şampiyon olunamaz. Biz bu sene çok yaklaşmıştık. Olmadı, dediğin gibi tam ustalık sezonumuza giriyorduk. Kısmet değilmiş. Ama biz ortaya koyduklarımızdan sonuçta geceleri rahat uyuyacağız. Ben sosyal medyadan çok etkilenmedim ama etkilenildi. Ben demiyorum ki hiç dikkate alınmaması lazım. Ama karar alırken de çok önemsenmemesi lazım. İletişimci arkadaşlarla da bu konuyu konuştuk. Takip ediyorduk, özellikle ben pek takip etmiyordum ama onlar takip ediyordu. İlgilenilmesi gereken bir durum varsa ilgileniliyordu ama çok önemsediğimiz bir mecra değil. Olmaması da gerek. Çünkü zaten isteseniz de yetişemiyorsunuz. Her bir taraftan saldırı oluyor. Yazanın da niye yazdığını bilmiyor, birileri yazdırtıyor. Bunlar parayla yapılıyor."

"İLK KEZ DUYACAKSINIZ; EN-NESYRI..."
"İlk defa duyacaksınız. En-Nesyri için bizi 'adamı sattılar' diye eleştiriyorlar ya... Kocaeli maçında hoca onu 65. dakika civarında oyundan çıkardı. Maç bittikten sonra oyuncular soyunma odasına geldiğinde, En-Nesyri duşunu almış ve vedalaşmadan gitmişti. Çünkü yuhalanmanın, sosyal medyada yazılanların etkisi oluyor. Diğer oyuncunun karısı için yazılıyor... Bunlar gencecik insanlar; etkilenmiyorlar mı sanıyorsunuz? Biz transfer yaparken artık, 'Bu oyuncu böyle bir baskıyı kaldırabilir mi?' diye de bakıyoruz. Oyuncularımızın birçoğu, özellikle de Türk oyuncularımız, kendi sahamızda oynamak istemedi."

"YUHLANIRIZ KORKUSUYLA OYNAMADILAR"
"2-0 mağlupken kendi evimizde yuhalandılar. Ama ondan öncesi de var; bir sürü maçımızda çok kritik yerlerde, yuhalanırım korkusuyla oynamadılar. Buna da mesela sosyal medyada tepki oluyor. Nasıl istemezler? Ama çok insani bir şey. Şimdi bunları unutmayalım. Kaç yaşında çocuklar bunlar? Koca koca insanlar etkileniyor; sosyal medyada şunu demişler, bunu demişler diye. Hele bir de eşine, çoluğuna, çocuğuna, nişanlısına... Adam oynayacağı varsa oynayamıyor, istemiyor. Bu oyuncuların kaçıp gitmesinde vesile olanlar, bu ortamın oluşmasına müsaade eden bu insanların çoğu zamanında bu kulüpte yöneticilik yaptı. Çoğu da ileride yöneticilik yapmak için bunu yapıyor. İşte bahsettiğim Fenerbahçe düşmanları bunlar. Başka yerlerde aramayın düşmanları. Bu koltukta, bu yönetimde, buralarda bulunmuş insanlar, sosyal medya üzerinden bunu yapıyorlar. Bu mu Fenerbahçelilik?"

































