Oyunun içindeki matematik

"Matematik sadece x'leri bulmak değil, aynı zamanda onlara neden bulmaktır.

Oyunun içindeki matematik

"Matematik sadece x'leri bulmak değil, aynı zamanda onlara neden bulmaktır."


Ünlü matematik teorisyeni Arthur Benjamin’in de dediği gibi matematik nedenleri de bulur. Peki gitgide felsefi hâl alan matematik, basketbolu nasıl etkiliyor? Geçtiğimiz hafta Basketball Index’in (BBall Index) uzman yorumcusu Jacob Goldstein ile bir röportaj yapmıştık. Bu hafta ise BBall Index'in kurucusu Tim Cranjis, kurduğu siteden geleceğin oyun felsefesine kadar birçok konuda önemli yorumlarda bulundu.


BBall Index’in kuruluş hikâyesini anlatabilir misiniz?


BBall Index uzun zamandır aklımda olan, ancak kurmayı biraz geçe bıraktığım bir oluşum. 2018 Ekim ayında ise BBall Index’i kurdum. Site için Jacob Goldstein ile birlikte uzun bir fikir alışverişi yaptım ve sonunda diğer yerlerde derlenen istatistiklerden de yararlanarak kendi verilerimizi oluşturduk. Bu platform sayesinde izleyiciler maçlara farklı bir gözle bakabiliyor, yazarlar kendi makaleleri için matematiksel destek buluyor ve bahis oynayan insanlar da özgün modeller kullanabiliyor. Reklam veya sponsor gelirlerinden ziyade izleyicilerin, yazarların ve bahis severlerin çeşitli abonelik paketlerine üye olmalarıyla maddi kazanç elde ediyoruz. Burada gerçekten büyük bir emek ve ekip var; onların belirli ölçüde bu emeklerin karşılığını alması lazım. Tabii abone olmadan da birçok veriye erişme şansınız var.


Bu siteyi kurarken aklınızdaki ilk amaç neydi?


Misyonumuz maçları izleyen ve onun hakkında konuşan taraftarlara yeni bir bakış açısı getirmek oldu. Tabii bizden önce kurulan veri sitelerinden de farklı olmak zorundaydık, orada da yeni bakış açıları yarattık. Bahis yoluyla para kazanan insanların da ilgisini çekmemiz, "farklılık" misyonumuza yeni bir boyut getirdi. Bence harika bir ilk yıl geçirdik ve önümüzdeki yıl için daha ilginç projeler tasarlıyoruz. Oyundaki veri hazinesinin gitgide büyüdüğü dönemde, güçlü yönlerimizi daha da geliştirecek çok sayıda heyecan veren yeni veriyi de platformumuza dâhil etmek istiyoruz.


NFL, MLB ve NBA... Sizce istatistikler dünyadaki her spor branşı için vazgeçilmez olabilir mi?


Evet, her spor için! Ve her iş için! Verilerin çoğu, müsabakada neler olduğunu izlemek için yaratılmıştır. Eğer bir şirket veya takım için başarı isteniyorsa kendi verilerinizi oluşturarak yeni yollar üretmeniz lazım. Sizi nihai hedefe götüren yolu ölçümlerle bulursunuz. Çünkü hedefler daima değişkendir ve bu duruma karşı yeni çözümler, iyileştirme süreçleri oluşturmak istiyorsanız verileri kullanırsınız. Böylece hedeflerinizi tamamlama yolunda şansınız çok daha fazla artacaktır.


Sizce oyundaki en ilginç istatistik ne?


Bunun cevabı biraz karmaşık; yetenek bağlamındaki performans verileri. Bir oyuncunun yetenek verilerini, geçmiş performans verileriyle birleştiriyoruz. Buradan çıkardığımız sonuç, bir oyuncunun ortalama beceri repertuvarında herhangi bir takıma ya da oyuncuya karşı göstereceği performans oluyor. Bununla birlikte etkili hücum silahlarının nasıl durdurulabileceğini de öğrenebiliyoruz. Yani sayısız faktörü bir araya getirerek bazı somut veriler elde ediyoruz.

Yukarıdaki örnek tabloda Konferans Finalleri’nin en yetenekli iki oyuncusu Giannis Antetokounmpo ve Kevin Durant’in yetenek/performans tablosunu görüyoruz. Buradan çeşitli varyasyonlara karşı nasıl yüzdelerle oynadıklarını görebiliriz. Tabii ki mükemmel değil ancak sürekli olarak gelişmeye devam ediyoruz ve umarım yaratmaya çalıştığımız farklılığı sürdürerek ilham verebiliriz. Basketbol ortamına gerçekten de fayda sağlayacak şey budur.

Yukarıdaki görsel ise başka bir kategoriyi ifade ediyor. Her maç öncesi iki takımın son form durumları ve artı/eksi grafiğini göz önüne alarak kazanma yüzdelerini çıkarıyoruz. Mesela bu NBA Finallerinin beşinci maçı öncesinde çıkardığımız bir ihtimal. Seride 3-1 önde olan Toronto, beşinci maçı kendi evinde oynayacak. Hem saha avantajı, hem yakaladıkları ivme, hem de oyuncuların ivmelenmesi onları bu maç için %92 öne taşıyor.

Son örneği ise yine NBA Finalleri üzerinden verebiliriz. Yukarıdaki tabloda geniş bir "box score" görüyoruz. Her iki takımın hem ilk beş, hem de bench oyuncularının maçtaki genel sayısal performansları burada yer alıyor. Normal bir box score analizinde sayı, ribaund, asist, blok, top çalma, top kaybı ve şut isabet oranı gibi kategorilere rastlarız. Ancak bizim yaptığımız çalışma biraz daha kapsamlı; savunma ve hücum reytingleri, doğru şut yüzdesi, şutların kullanım dağılımı ve daha birçok derin sayısal veriyi gösteriyoruz.

Dediğim gibi sistemimiz mükemmel değil, ancak kısa sürede aldığımız geri dönüşler ve ileriye dönük hedeflerimiz bizi daha da heyecanlandırıyor. Basketbol tutkusu içinde bunu yapmak büyük bir zevk.


Peki bütün bu istatistiklerin oyuna olan etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?


İstatistikler, takımların kendileri için neyin önemli olduğunu ortaya koyarak onları çeşitli yöntemlerle daha etkili hâle getirebiliyor. Maçtan önce rakiplerin verilerine karşı kendi verilerini oluşturarak bire bir oyuncu eşleşmelerinde hangi setlerin daha verimli olabileceğini görebiliyorlar. Draft zamanına kadar oyuncu gözleminde de istatistikler takımlara büyük yardımlarda bulunuyor. Antrenörlerin oyun setleri, oyuncuların konfor alanı, rakip savunmanın kırılgan noktaları... Kısaca bir maçı kazanmak için neye ihtiyacınız varsa bunu en hızlı şekilde istatistiklerden öğrenebilirsiniz.

Takımların yanı sıra verilerin ön planda olması oyunun gerçek değerini de ortaya koydu Basketbol her ülkede genel olarak bazı kalıplar üzerinden oynanır, ancak özellikle NBA’de son yıllarda bu felsefenin değiştiğini görüyoruz. Uzun oyuncuların pick sonrası genelde içeriye devrildiğini görürdük ancak bazı durumlarda tepeye çıkarak şut, penetre veya pas kanallarından açıklık bulabiliyorlar. Matematik, oyuncunun birkaç adımlık farkını göz önüne alarak şut yüzdesi kötü de olsa çizgi gerisine gitmenin avantajlarını gösterdi; birkaç hücum sonra normalden %50 daha fazla skor üretimi sağladığını ortaya koydu.


Sizce NBA’deki yeni felsefe değişimi ne olacak?



Spacing dediğimiz alan yaratımına dayalı şut felsefesi anahtar prensip. Burada takımınıza alan yaratarak delici oyuncuları boyalı alana rahatlıkla sokmak, şutörlerinizden verimli katkılar almak ve daha birçok opsiyonu böylelikle bulabilirsiniz. Savunmada ise switch (perde sonrası uzunun kısaya veya kısanın uzuna karşı kalması) ve yardım savunması öne çıkıyor.

Bütün bunlar teoride harika. Ancak gerçekte oyuncuların yalnızca üç sayı çizgisinde durması karışık sonuçlar verebilir. Eğer karşı takımın savunması bire bir olarak rakibini kaçırmamışsa, çizgi gerisinden bir şeyler üretmeniz oldukça zor olur ve oyuncularınızdan birisi iyi şutör değilse geniş gibi görünen alanınız iyice daralır.

Bazı takımlar çizgi gerisini savunmaktan vazgeçti. Milwaukee Bucks bunun en iyi örneği. Onlar rakiplerindeki elit şutörler dışında (genelde bir veya iki oyuncudur) geriye kalan oyuncuları çizgi gerisinde savunmuyor. Orada yapılan top paylaşımı ise iki ön alan savunmacısının kontrolü altında. Rakip takım, Bucks’ın zayıf kanadından gelirse bir başka iki kişi oraya giderek yardım savunması yapıyor. Milwaukee savunması doğru rotasyonları yapabiliyor ve en kötü ihtimalle orta veya düşük profilli bir atıcıdan boş üçlük yiyor ama genel anlayışlarından vazgeçmiyor.

Burada demek istediğim şu: Spacing güzel ama onunla bir şeyler üretemiyorsanız kullanmak zorunda mısınız? Oyuncularınız bu sistem dışında daha verimli olamaz mı?

Bu nasıl çözülebilir? Topsuz oyunlarla. Konfor alanını genişleten flare screens (şutu kullanacak oyuncu perde alacağı oyuncuya perde yapar, ondan topu aldıktan sonra kendisine perde alır), pin downs (oyuncu bir forvetten diğer forvete boyalı alandan perde alarak kateder) gibi topsuz setler rakibin zayıf tarafı için çok daha yaygın olamaz mı?

Sürekli olarak topsuz oyuncuların peşinde koşarsanız diğer arkadaşınıza yardım savunması yapamazsınız, tabii topsuz koşuda olduğunuz için size de bir yardım gelemez. Rakip takım ise burada bulduğu alanlarda oyun kurucusunun yeteneğine göre verim elde eder; eğer iyi bir pasörse topsuz oyunda dolaşan arkadaşına güzel pozisyonlar yaratır, açıktaki arkadaşını bulur.

Eğer sahaya beş şutör özellikli isimle çıkarsanız spacing kendiliğinden yaratılır ve buraya ekleyeceğiniz topsuz oyunlar sizin alanınızı çok daha fazla açar. Bu, şu an için bazı takımların kullandığı sistem. Warriors’ın Steph Curry ile sıkça denediği bir taktik. Bu nedenle Bucks finale çıkabilseydi Warriors’a karşı klasik savunma sistemini uygulayamazdı.

Bu anlattıklarım genel olarak uygulanmaya başlandığında izleyenler için büyük bir farklılık yaratmayacak ancak saha içi gerçekten etkilenecek. Böylelikle yardım savunmasını tamamen kaldırabiliyor ve şutörleri daha iyi silahlandırmış oluyorsunuz. Bireysel savunmada iyi olan oyuncuları bulmanız lazım; tabii bu bağlamda takım savunması biraz düşüş gösterecek. Oyunun her iki yanı da bundan çok fazla etkilenecek. Ve antrenörlerin de yeni setler ayarlamaları gerekecek.


Bugünün basketbolunda "pozisyon" kavramını nasıl görüyorsunuz?


Modern basketbolda pozisyonlar yerine takımın birincil veya ikinci yaratıcıları, şutörleri, potanın koruyucuları daha fazla kullanılan bir tabir. PG/SG/SF/PF/C pozisyonlarına, biraz önce saydığım kriterdeki isimler yerleştiriliyor. Bunları tamamladıktan sonra kimin alan açacağını veya açamayacağını anlayın ve en güzel resmi yapmak için elinizdeki puzzle parçalarını kullanın. Bu günlerde pozisyonların pratik kullanımı öne çıkıyor.