Kahverengi kokarca nedir? Kahverengi kokarca zararları! Kahverengi kokarca hangi bitkilere zarar veriyor? Kahverengi kokarca ile mücadele yöntemleri
Haberler » Gündem » Kahverengi kokarca nedir? Kahverengi kokarca zararları! Kahverengi kokarca hangi bitkilere zarar veriyor? Kahverengi kokarca ile mücadele yöntemleri - Haberler

Kahverengi kokarca nedir? Kahverengi kokarca zararları! Kahverengi kokarca hangi bitkilere zarar veriyor? Kahverengi kokarca ile mücadele yöntemleri

Türkiye'de 2017 yılında kendini gösteren 'kahverengi kokarca' diye bilinen zararlı böcek, Karadeniz'de hızla yayılmaya devam ediyor. Ekonomi için zarar unsuru olan kahverengi kokarca nedir? Kahverengi kokarca zararları! Kahverengi kokarca hangi bitkilere zarar veriyor? Kahverengi kokarca ile mücadele yöntemleri gibi konular merak ediliyor.

Kahverengi kokarca nedir? Kahverengi kokarca zararları! Kahverengi kokarca hangi bitkilere zarar veriyor? Kahverengi kokarca ile mücadele yöntemleri

Karadeniz Bölgesi bitki örtüsüne zarar veren kahverengi kokarca başta fındık olmak üzere birçok bitki türü için olumsuz etkilere neden oluyor Peki Kahverengi kokarca nedir? Kahverengi kokarca zararları! Kahverengi kokarca hangi bitkilere zarar veriyor? Kahverengi kokarca ile mücadele yöntemleri nelerdir?

KAHVERENGİ KOKARCA'NIN TANIMI

Prof.Dr. Celal Tuncer'in konu ile ilgili yaptığı çalışmada kahverengi kokarca hakkında detaylı bilgiler verilmektedir.

Türkçe'de Kahverengi kokarca olarak isimlendirilen Halyomorpha halys (Hemiptera: Pentatomidae) istilacı türler arasında en bilinen ve en zararlı olan türler arasında yer almaktadır. Her yıl onlarca yeni zararlının bulaştığı ABD de bu tür ekonomik zarar ve önem bakımından en önde gelen türlerin başında kabul edilmektedir. Kahverengi kokarca, Halyomorpha halys Uzak Doğu (Çin, Japonya, Kore ve Tayvan) orijinli polifag bir zararlı olup kısa sayılabilecek bir zaman diliminde onlarca ülkeye yayılım göstermiştir. Zararlı bugün doğal yayılma alanlarına ilaveten ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok bölgeye yayılmış durumdadır.Diğer pek çok istilacı türde olduğu gibi bu zararlı da original bulunma alanlarında çok önemli zarara sebep olmamakla birlikte yeni yayılma alanlarında büyük sorun olmaya başlamıştır.

H. halys'in 300' den fazla bitki türünde beslenebilen çok polifag bir zararlı olması yanında erginlerin uzun mesafelere uçabilme yeteneğinde olması yayılışını kolaylaştırmaktadır. Zararlı ülkemizde ilk kez İstanbul' da kaydedilmiş olmakla beraber, ana ve sorun teşkil edecek bulaşmanın Gürcistan'a sınır olan bölgemizde başlaması istilacı türlerin olası yayılış yolları hipotezi ile birebir uyumludur. ' den Gürcistan'a geçiş kapısı olan Sarp kapısında hergün iki ülke arasında yoğun bir araç ve insan trafiği görülmektedir.

KAHVERENGİ KOKARCANIN ZARARI

H. halys' in zararını başlıca ikiye ayırmak doğru olacaktır. Birincisi bitkiler üzerinde yapmış olduğu zarardır. H. halys' in hem erginleri hem de nimfleri beslendikleri bitkinin içine sindirim enzimleri salgılamakta ve bitki özsuyunu emerek beslenmektedir. Meyvelerde beslenme sonucu anormal ve yaralanmış meyveler, renk değişimi ve acılaşma meydana gelmekte, ürünler Pazar değerini önmli ölçüde yitirmektedir. Beslendiği meyve ve yaprak yüzeylerinde oluşabilir ancak asıl zarar meyvelerin olgunlaşması sırasında görülür. İkinci olarak ise; erginler sonbaharda kışlamaya çekilirken topluca ve bazen binlercesi aynı anda civardaki evlere ve binaların içine girmektedir. Bu nedenle evlerde yaşayanlarda rahasızlık oluşturması ve pis koku çıkarmaları sebebiyle zararlı olmaktadırlar). Hatta birçok ülkede zararlının fark edilmesi evlerden gelen bu şikâyetler sayesinde olmuştur.

Kahverengi Kokarca' nın Fındıktaki Zararı: ABD, İtalya ve Gürcistan gibi ülkelerden gelen bilgiler Türkiye fındık üretimi için oldukça endişe verici düzeydedir. Örneğin 2015-2017 yılları arasında Gürcistan'da fındık üzerinde % 80'lere varan zarar gözlenmiştir. Benzer şekilde ABD ve İtalya'dada fındığın kahverengi kokarca nedeniyle ciddi oranda zarar gördüğü bilinmektedir Zararlı birinci dönem nimfleri hariç tüm biyolojik evrelerinde fındık üzerinde beslenebilmekte ve gelişmesini fındık üzerinde beslenerek tamamlayabilmektedir.Türkiye fındık üretimi kalite yönünden zaten Kahverengi kokarca ile aynı familyaya ait olan diğer türlerin ve özellikle de populasyonun yaklaşık % 85' ini oluşturan Fındık yeşil kokarcası (Palomena prasina)' nın yaptığı ciddi ölçüdeki bir zarar ile uğraşmaktadır (Tuncer et al., 2005). Örneğin Fındık yeşil kokarcası' nın Türkiye fındık üretim alanlarında (2014-2016 yıllarında 16 ilde) sadece lekeli iç şeklinde ortalama % 7.5 civarında zarara uğradığı tespit edilmiştir. Kahverengi kokarca fındıkta Fındık yeşil kokarcasına benzer biçimde zarar yapmakta, boş meyve oluşumu, buruşuk meyve oluşumu ve lekeli iç şeklinde zarar ortaya koymaktadır. Her üç zarar tipi göz önüne alındığında zararın yıllara göre değişmekle birlikte Gürcistan örneğinde olduğu gibi % 80' lere çıkması söz konusu olmaktadır. Zararlı erken gelişme döneminde boş meyve ve buruşuk meyve oluşumuna sebep olurken daha sonraki dönemlerde lekeli (urlu) iç şeklindeki zararı meydana getirmektedir. Bu zararların oluşumu değerlendirilirken zararlının meyve üzerinde açmış olduğu deliklerden giriş yapmayı sağlamsı ve/veya ağız organları yoluyla meyvelere bazı sekonder patojen enfeksiyonlarını bulaştırıyor olma ihtimali de göz ardı edilmemelidir.H. halys fındıkta P. prasina ile aynı şekilde zarar vermesine rağmen daha fazla döl vermesive daha oburca beslenmesi nedeniyle fındık için yakın tehdit niteliğinde önemli bir zararlıdır.

RİSK ALTINDAKİ DİĞER BAŞLICA KÜLTÜR BİTKİLERİ: Elma, Şeftali, Kayısı, Kivi, Kiraz, Nektarin, Erik, Trabzon hurması, Badem, Üzüm, Üzümsü meyveler, Mısır, Fasulye, Soya, Biber, Domates, Bamya, Buğday, Çeltik, vd.

KAHVERENGİ KOKARCA İLE MÜCADELE İÇİN EYLEM PLANI

H. halys istila ettiği bölgelere ilk etapta doğal düşmanlarından ari olarak taşındığından ve yerli doğal düşmanların adaptasyonu zaman aldığından veya yetersiz kaldığından dolayı zararlı üzerinde biyotik baskı unsurları yeterince oluşamamaktadır. Zira bu zararlı Uzakdoğu kökenli bir zararlı olmasına rağmen esas zararını istila ettiği yeni bölgelerde yapmaktadır.

H. halys yen istila ettiği alanlarda doğal düşman baskısından kurtulmuş olarak belirli bir yerleşme ve çoğalma sürecinden sonra yüksek populasyon teşkil etmekte ve salgın yapmaktadır. Bir zararlıya karşı mücadele etmek için hali hazırda kabul gören yaklaşım "Entegre Zararlı Yönetimi" programının işleme konulmasıdır. Entegre Zararlı Yönetimi programı zararlının biyolojisi de göz önüne alınarak en uygun dönemde mümkün olan bütün mücadele yöntemlerinin birbirleri ile bir uyum sağlayacak şekilde ve yine mümkün olduğunca kimyasal mücadeleyi son tercih olarak gören bir yaklaşımdır. Ancak zararlının yaşam stratejisi ve çoğu zaman da ilgili zararlılar üzerinde mücadeleye yönelik yeterince bilimsel birikimin olmayışı maalesef kullanılabilecek mücadele yöntemlerini sınırlandırmaktadır. Diğer yandan istilacı türlerin yayılışını durdurmak ve hatta eradike etmek için bu genel yaklaşımın dışında bir yaklaşım göstermek mecburiyeti de doğmaktadır. H.halys için elde mevcut olan bilimsel birikim değerlendirildiğinde mümkün olabilecek mücadele yöntemlerinin başlıcaları Mekaniksel mücadele, Biyoteknik mücadele ve Kimyasal mücadele olarak ortaya çıkmaktadır. Zararlının yayılmaya devam eden işgali bir tür olması göz önünde bulundurulduğunda ve maaliyet-etkinlik açısından değerlendirildiğinde, Mekaniksel ve Biyoteknik mücadelenin mücadelede önemli bir yer işgal etmekle beraber zararlıyı kontrol edebilecek yeterlilikte olmadıkları görülmektedir. Bu nedenle birçok ülkede bu önlemlere ilave olarak kimyasal mücadelenin ağırlıklı olarak tercih edildiği görülmektedir. Diğer yandan bir ülkeye hemen her yeni bir işgalci tür geldiğinde ve doğal düşman etkinlik/adaptasyonunda yetersizlik gözlendiğinde zararlılarla mücadele uzmanlarının ilk aklına gelen etkin bir doğal düşmanın ithalinin hedeflendiği "klasik biyolojik mücadele" yaklaşımıdır. Nitekim ABD, Kanada ve Avrupa ülkelerinde H.halys 'in risk analizi yapıldığında uzun vadeli, kalıcı ve ekonomik bir çözüm olarak zararlının etkili bir doğal düşmanının bulunup ithal edilmesi seçeneği gündeme gelmiştir. Zira böylesine önemli, polifag ve tarımsal alanlarda yaklaşık 8-9 ay aktivite gösteren bir zararlıya karşı mücadelenin yıl içinde çok sayıda ilaçlama yapılarak sürdürülmesi gerçekçi ve kabul edilebilir gözükmemektedir.

KISA VADEDE UYGULANABİLECEK MÜCADELE YÖNTEMLERİ

Aşağıda verilen mekaniksel, biyoteknik ve kimyasal mücadele yöntemleri Eradikasyon amacıyla kullanılabileceği gibi, eğer eradikasyon kararı alınmayacaksa da zararlı populasyonunu düşürmek ve yayılmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek yöntemlerdir.

Mekaniksel Mücadele: H.halys bölgelere göre değişmekle birlikte genellikle ekim ayından itibaren havaların soğuması ile beraber kışlama yerlerine çekilmeye başlamaktadır. Erginlerin bir kısmı bahçelerde kışlarken, bir kısım erginler daha sıcak olması ve ışığa doğru yönelmeleri nedeniyle başta evler olmak üzere depo, hangar vb. yerlere doğru topluca hareket ederler. Erginlerin bir kısmı evlere girdiği gibi bir kısmı binaların duvarlarındaki yarık çatlaklar ve çatılar gibi yerlerde gizlenerek kış uykusuna girerler. Bu gibi yerlerde erginler süpürülerek veya elektrik süpürgesi ile emdirilerek toplanıp imha edilebilirler. Elektrik süpürgesi ile toplama sonucu bir süre zararlının salgıladığı pis koku cihaz üzerinde kalabilir. Yaşam alanlarında pestisit kullanımından genellikle kaçınılır. Diğer yandan bu tip meskenlerin pencere ve diğer açıklıklarından erginlerin girişini engellek için buralara ince gözenekli sinek telleri monte etmek ve içeride ışık yanan binalrın pendere ve kapılarını kapalı tutmak da önemli önlemlerdir.

Biyoteknik Mücadele: Bu amaçla genellikle zararlının toplanma amacıyla salgılamış olduğu feromonun sentetik formlarının yer aldığı yapışkan tuzaklar kullanılmaktadır. Bu tuzaklardaki yapışkan levha genellikle şeffaf plastikten yapılmadır. Ancak pirimit şeklindeki feromon tuzakları da bu amaçla kullanılabilir. Yerleşim mekânlarının içinde feromon tuzaklarının yeterince etkili olmadığı da saptanmıştır. Bu güne kadar zararlıyı cezbede birçok kimyasal bileşik tespit edilmekle beraber özellikle ergin erkekler tarafıdan salgılanan toplanma feromonunu içeren (3S,6S,7R,10S)-10-11-epoxy-1-bisabolen-3-ol ve (3R,6S,7R, 10S)10,11-epoxy-1- bisabolen-3-ol (PHER)' in feremon sinerjisti methyl (2E,4E,6Z)-decatrienoate (MDT) ile kombinasyonu erginleri yakalamada oldukça etkili bulunmuştur. Mevcut şartlarda kahverengi kokarcaya karşı feromon tuzakları hem kitlesel tuzaklama hem de populasyonların izlenmesi amacıyla bir çok ülkede kullanılmaktadır. Ayrıca feromon tuzaklarının kimyasal ilaçlarla birlikte kullanılmasından da bazı koşullarda olumlu sonuç alınmıştır.

Kimyasal Mücadele: Kısa vadede kahverengi kokarcanın yayılış gösterdiği birçok ülkede mücadele ağırlıklı olarak kimysal ilaçlar kullanılarak yapılmaktadır. Ancak kimyasal mücadele kısa ve uzun vadede bazı ciddi sorunlara neden olmaktadır. Kimyasal mücadele yaparken karşılaşılan en büyük riskler zararlının direç kazanması ve ilaçların besin zinciri içinde yaratacağı sorunlardır. Bunlara ilave doğal dengenin bozulması nedeniyle daha önce zararlı olmayan bazı böcek türlerinin zararlı hale gelmesi de risklerden birisidir.

H. halys üzerinde bugüne kadar farklı gruplardan birçok kimyasal preparat test edilmiş olup bazıları sahada kullanılmaktadır.Ancak birçok ülkede yoğun kimyasal mücadelye rağmen önemli bir başarı sağlanamamıştır. Kahverengi kokarcanın doğada, 8-9 ay gibi uzun bir süre aktivite göstermesi, tarımsal alanlarda ise 5-6 ay süresince görülmesi bunun yanısıra etkili oldukları tespit edilen kimyasalların etkinliklerinin kısa sürmesi aynı yıl içinde çok sayıda ilaçlamayı gerektirmektedir. Bu durum zararlıyı baskılamak için başlangıç yıllarında tolere edilebilse dahi çevre ve insan sağlığı ve maliyet yönünden uzun vadede sürdürülebilir değildir.

UZUN VADELİ MÜCADELE YÖNTEMLERİ

Biyolojik Mücadele: H. halys ile mücadelede mekanik, biyoteknik ve kimyasal yöntemler yetersiz kalmaktadır. Ayrıca kimyasal mücadelenin kalıntı riski ve doğal denge üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı zararlı ile mücadele araştırmacılar, biyolojik mücadele olanakları üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu bağlamda yapılan çalışmalar incelendiğinde H. halys'in populasyonu üzerinde etkili birçok doğal düşmanın saptandığı görülmektedir. Ancak bu çalışmaların genelinde predatörlerin etkinlik düzeyi düşük bulunurken en etkili biyolojik mücadele unsurunun yumurta parazitoitleri olduğu görülmektedir.

Klasik Biyolojik Mücadele: İstilacı bir zararlı türü daha önce bulunmadığı yeni bir bölgede sorun yarattığında uzun vadeli bir mücadele için ilk akla gelen zararlının en etkili doğal düşmanını bulup, gerekli ön testleri yaptıktan sonra ithal edilip doğaya salınmasıdır. Bu güne kadar klasik biyolojik mücadle ile 172 civarında zararlı baskı altına alınmıştır. Klasik biyolojik mücadele uzun süreli etkili olması, ekonomik olması ve çevre dostu bir mücadele yöntemi olması ile öne çıkmaktadır. Son 120 yıl içerisinde 196'dan fazla ülke ve adada 2000 istilacı türe karşı 5000' den fazla doğal düşman ithali teşebbüsü yapılmış ve çok nadiren olumsuz bir etki ile karşılaşılmıştır. Yine de ithal doğal düşmanların gelmesinin çevre üzerinde meydana getirebileceği riskler göz önünde bulundurulmaktadır. "International Standard for Phytosanitary Measures (ISPM3)" bütün dünyada faydalı türlerin ithal edilmesi için izlenmesi gereken süreci tanımlamaktadır. Faydalı böcek türü ithalinin en önemli çevresel riski yerli organizmaların dağılım ve yoğunluğu üzerine etki etme ihtimalidir.

Kahverengi kokarcanın daha önce bahsedildiği gibi çok sayıda doğal düşmanı bulunmuştur. Ancak zararlının anavatanı içinde yer alan Çin'de yapılan incelemelerde bunlar arasında en etkili olanın Trissolcus japonicus olduğu görülmüştür. Klasik biyolojik mücadele için en uygun aday olarak görülen Trissolcus japonicus 'un salımı için gerekli ön çalışmaların yapıldığı ülkelerden ABD' ye daha bu değerlendirme süreci tamamlanmadan bu doğal düşman 2014 yılında kendiliğinden bulaşmıştır. Aynı durum İtalya ve İsviçre'de 2017 yılında, Kanada' da 2019 yılında gerçekleşmiştir. T.japonicus' un ekolojik ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş haritada, H.halys için de çok uygun gözüken Karadeniz bölgesi aynı zamanda bu faydalı böceğin gelişimi için de en uygun şartlara sahip gözükmektedir.Bu nedenle Türkiye için büyük risk taşıyan Kahverengi kokarcaya karşı en uygun biyolojik mücadele etmeni olarak da T. japonicus gözükmektedir.

H. halys'in mücadelesi ile ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında biyolojik mücadele unsurlarıyla desteklenmeyen kontrol uygulamalarının başarılı olmadığı, ilk aşamalarda istenmediği halde kimyasal mücadelenin tercih edildiği görülmüştür. Ülkemizde de benzer bir durumla karşılaşmamak için bir an önce H. halys'in klasik biyolojik mücadele seçenekleri üzerinde gerekli girişimlerin yapılması ve çalışmaların başlatılması gerekmektedir.

AYRINTILI BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ


Haber Videosu

: Kahverengi kokarca nedir? Kahverengi kokarca zararları! Kahverengi kokarca hangi bitkilere zarar veriyor? Kahverengi kokarca ile mücadele yöntemleri
HABER YORUMLARI
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet

Haberler