Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Orta Vadeli Program Uluslararası Medya Buluşması'nda konuştu:

Güncelleme:
+7 sitede yayında
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- "2026 yılı sonunda milli gelirimizin 1,8 trilyon doları aşacağını ve kişi başına düşen milli gelirin ilk kez 20 bin ABD doları seviyesine yaklaşacağını öngörüyoruz. Temel hedefimiz, enflasyonu tek haneli seviyelere indirerek fiyat istikrarını kalıcı hale getirmek ve mali disiplinimizi tavizsiz bir şekilde sürdürmektir" "2026'da yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2027'de yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve nihayet programın sonunda yüzde 5'e ulaşacağını öngörüyoruz" "Enflasyonun bu yıl yüzde 28 civarında gerçekleşmesini, ancak gelecek yıl yüzde 21'e, onu takip eden yılda ise yüzde 13,5'e düşmesini bekliyoruz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2026 yılı sonunda milli gelirimizin 1,8 trilyon doları aşacağını ve kişi başına düşen milli gelirin ilk kez 20 bin ABD doları seviyesine yaklaşacağını öngörüyoruz. Temel hedefimiz, enflasyonu tek haneli seviyelere indirerek fiyat istikrarını kalıcı hale getirmek ve mali disiplinimizi tavizsiz bir şekilde sürdürmektir." dedi.

Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, 2027-2029 dönemine ilişkin "Orta Vadeli Program Uluslararası Medya Buluşması" kapsamında yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Programda, gazetecilere Orta Vadeli Program'a (OVP) ilişkin bilgi veren Yılmaz, 2024 ve 2025 yılları göz önüne alındığında, cari işlemler açığının yüzde 2'nin altında olduğunu belirtti.

Cari işlemler dengesi ile Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYİH) oranı açısından tarihsel ortalamaların altında olunduğuna işaret eden Yılmaz, "Son verilere göre, bu yıl cari açığımızda geçici bir artış gözlemleniyor. Bu rakam yüzde 2,3'lük bir eksi değer. Ancak bu artışın büyük bir kısmı, bölgemizdeki savaşın etkisinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla bu, cari işlemler açığındaki geçici bir artış olup, yapısal bir bozulma değildir. Cari işlemler açığımız tarihsel ortalamalarımızın oldukça altında ve bunun böyle devam edeceğine inanıyoruz." diye konuştu.

Genel enflasyona bakıldığında, programın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede önemli ilerleme kaydettiklerini dile getiren Yılmaz, Mayıs 2024'te yüzde 75,5'e yükselen enflasyonun uygulanan politikalar sonucunda belirgin bir düşüş eğilimine girdiğini söyledi.

Arz tarafındaki baskılar nedeniyle bu güçlü düşüş eğiliminin geçici olarak durduğunu, Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 31,5 seviyesinde seyrettiğini aktaran Yılmaz, "Enflasyonun 2026 yılının son çeyreğinde yeniden düşüş eğilimine girmesini ve yıl sonunda yüzde 28,4 seviyesinde kalmasını bekliyoruz." dedi.

"Düşüş eğiliminin yeniden belirginleşmesini bekliyoruz"

Gıda, yakıt, doğal gaz ve ulaşım hizmetlerinden oluşturulan endeksin, dünya genelindeki gelişmelerin etkisiyle belirgin bir artış gösterdiğini gözlemlediklerini ifade eden Yılmaz, bu kalemlerin Tüketici Fiyat Endeksi sepetinin toplamının yüzde 34,5'ini oluşturduğunu, enerji ve emtia fiyatlarındaki artışın, nakliye maliyetleri ve gıda fiyatları üzerindeki baskılarla birleşerek bu gruptaki fiyat hareketlerini hızlandırdığını dile getirdi.

Savaştan doğrudan etkilenen bu kalemler hariç tutulduğunda, enflasyonun temel eğilimindeki düşüşün devam ettiğini aktaran Yılmaz, "Dolayısıyla mevcut veriler, genel enflasyondaki düşüşün son dönemde gözlenen yavaşlamasının, programın temel dinamiklerinden değil, savaştan doğrudan etkilenen ve TÜFE sepetinde önemli bir ağırlığa sahip kalemlerden kaynaklanan ek fiyat baskılarından kaynaklandığını göstermektedir." ifadelerini kullandı.

Arz şoklarının etkisi azaldıkça, sıkı ve koordineli bir politika çerçevesinin desteğiyle enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden belirginleşmesini beklediklerini dile getiren Yılmaz, bütçe açıklarına bakıldığında, deprem ve depremle ilgili geçici harcamalara rağmen, bütçe açığının GSYH'ye oranının oldukça makul seviyelerde kaldığını söyledi.???????

"Milli gelirimizin 1,8 trilyon doları aşacağını öngörüyoruz"

Depremle ilgili harcamaların bütçe açıklarında önemli bir rol oynadığını, ancak zaman içinde bütçedeki deprem harcamalarının payının azaldığını anlatan Yılmaz, azalma eğilimi olsa da bu ilave harcamaların mali yükünün bir süre daha gündemlerinde kalmaya devam edeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonu ve güçlü siyasi liderliği doğrultusunda, programı kararlılıkla ve bütüncül bir yaklaşımla yürüttüklerinin altını çizen Yılmaz, şöyle konuştu:

"Bu süreçte, istikrarı koruyup dengeli bir büyüme sağlarken, enflasyonda belirgin bir düşüş elde etme, dış dengeyi güçlendirme, rezervleri artırma ve finansal dayanıklılığı pekiştirme konularında önemli ilerlemeler kaydettik. Nitekim, 2026 yılı sonunda milli gelirimizin 1,8 trilyon doları aşacağını ve kişi başına düşen milli gelirin ilk kez 20 bin ABD doları seviyesine yaklaşacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki iki yıl boyunca da bu eşiğin üzerinde kalınması beklenmektedir.

Temel hedefimiz, enflasyonu tek haneli seviyelere indirerek fiyat istikrarını kalıcı hale getirmek ve mali disiplinimizi tavizsiz bir şekilde sürdürmektir. Mali disiplini halihazırda sağladığımıza inanıyoruz. Ancak bu konudaki çalışmaları sürdürmeli ve disiplini daha da güçlendirmeliyiz. Büyümenin toplumun tüm kesimlerine daha güçlü bir şekilde yansımasını sağlamak amacıyla, üzerimizdeki yükleri hafifletecek ve iş gücü üzerindeki baskıları azaltacak politikaları hayata geçireceğiz. Özellikle küresel koşulları göz önünde bulundurarak, kritik girdilerin arz güvenliğini güçlendirmeye yönelik politikalarımızı sürdüreceğiz."

Yılmaz, her şeyden önce, üretim birimlerinin dayanıklılığı artırılarak yapısal reformların etkisinin güçlendirilmesi, böylece verimliliğin ve rekabet gücünün yükseltilmesi gerektiğini vurguladı.

"Ekonomimizle ilgili risk algısında çok net bir düşüş var"

Ülke riski primindeki belirgin düşüşe de değinen Yılmaz, "Ekonomimizle ilgili risk algısında çok net bir düşüş var. Brüt uluslararası rezervler artmıştır. Genel enflasyon düşmüştür, ancak kaydedilen ilerlemeyi göz önünde bulundurduğunuzda, önemli bir ilerleme olduğu görülmektedir. Yine de, tek haneli rakamlara ulaşmak için önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadele etmemiz gerekmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Risk algısının azaldığını, dış tamponların geçmişe kıyasla daha güçlü olduğunu vurgulayan Yılmaz, enflasyonun üç yıl öncesine göre çok daha düşük seviyede olduğunu, koşullu yükümlülüklerin azaltılmasıyla finansal istikrarın güçlendirildiğini ifade etti.

"OVP'yi geçmişteki kazanımlarımız üzerine inşa ettik"

Yılmaz, yeni OVP'ye ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Şimdi ise bu programla ana hedefimiz, bu makroekonomik istikrarı temel alarak, bu istikrarı sürdürülebilir büyüme ve verimliliğe dönüştürmektir. Ana çerçevemiz budur. Büyüme rakamlarına baktığınızda, 2026-2029 Orta Vadeli Programımızı geçmişteki kazanımlarımız üzerine inşa ettiğimizi vurgulamak isterim. 2026'da yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2027'de yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve nihayet programın sonunda yüzde 5'e ulaşacağını öngörüyoruz.

Yeni program döneminde, makroekonomik istikrarla uyumlu, üretim kapasitesini ve verimliliği artıran ve enflasyonun bastırılmasına yol açmayan bir sürdürülebilir büyüme anlayışını benimsiyoruz. Büyümenin niteliğini dönüştürmek için, tarımda teknoloji ve verimlilikte artış, sanayide üretim kapasitesi ve teknolojik yoğunlukta yükseliş ve hizmet sektöründe bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla ön plana çıkmasını sağlayarak toplam faktör verimliliğini kalıcı bir şekilde artıracağız."

Son üç yıl boyunca toplam faktör verimliliğinin katkısının arttığına da dikkati çeken Yılmaz, 2026 yılı için, toplam faktör verimliliğinin büyüme oranına yaklaşık 1,2 puan katkı sağlayacağını öngördüklerini bildirdi.

Büyümenin üçte birinden fazlasının verimlilikten kaynaklandığını belirten Yılmaz, bu durumun program dönemi boyunca da devam edeceğini, her yıl toplam faktör verimliliğinden 1,1 puanlık bir katkı beklediklerini dile getirdi.

"2,1 milyon ilave istihdam sağlanmasını bekliyoruz"

Önemli olanın, makul bir seviyede büyümeye devam etmek olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bu seviye aslında tarihsel ortalamalarımızın altındadır. Büyüme oranları açısından tarihsel ortalamamız yüzde 4,8'dir. Dolayısıyla, enflasyonun düşürülmesi meselemizle, büyümeyle ve ek politika önlemleriyle çelişmeyen bir büyüme kaydetmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Öte yandan Yılmaz, ek tedbirlerle işsizlik oranının yüzde 8'in altına düşmesini beklediklerini, halihazırda tek haneli seviyelerde olunduğunu aktardı.

Bunun Türk ekonomisi için alışılagelmiş bir durum olmadığına dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:

"Geçmişte oran yüzde 10 civarındaydı. Oysa şimdi, tarihsel ortalamalarımız da dikkate alındığında oldukça makul bir seviyedeyiz ve oranın yüzde 8'in altına inmesini öngörüyoruz. Bu program kapsamında 2,1 milyon ilave istihdam sağlanmasını bekliyoruz. Bu, yıllık yaklaşık 700 bin ilave istihdam anlamına geliyor ki bu da tarihsel ortalamalarımızla uyumlu bir rakam. Tarihsel verilere baktığımızda Türk ekonomisinin yılda yaklaşık 700 bin kişilik istihdam yarattığını görüyoruz. Bu istihdam elbette büyüme yoluyla sağlanacak ancak sadece büyüme ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda iş gücü piyasası reformlarını ve aktif iş gücü piyasası politikalarını da hayata geçiriyoruz."

Genç nüfusun istihdama katılımı için elverişli bir ortam hazırladıklarını anlatan Yılmaz, iş gücüne katılımı ve istihdamı desteklediklerini mesleki eğitime ve beceri kazandırmaya daha fazla ağırlık verdiklerini söyledi.

"Enflasyonun tek haneli seviyelere inmesini öngörüyoruz"

Bu sürecin büyüme ve istihdam politikalarının bir bileşimi niteliğinde olduğunu, eğitim sisteminin de daha iyi işlediğini ifade eden Yılmaz, "Yakın zamanda açıklanan PISA sonuçlarında, Türkiye'nin performansının birçok açıdan yükseldiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz." dedi.

Yılmaz, iş gücü kalitesindeki bu iyileşmenin, iş gücü piyasası politikalarına da katkı sağlayacağını dile getirdi.

Programın merkezinde fiyat istikrarına yönelik güçlü bir kararlılık yer aldığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

"Enflasyonun bu yıl yüzde 28 civarında gerçekleşmesini, ancak gelecek yıl yüzde 21'e, onu takip eden yılda ise yüzde 13,5'e düşmesini bekliyoruz. Programın sonunda enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere inmesini öngörüyoruz, zira enflasyonu düşürmenin sürdürülebilir büyüme ve sosyal politikalarımız açısından yararlı olduğuna inanıyoruz.

Daha düşük enflasyon ve daha güçlü bir fiyat istikrarı, yüksek ve sürdürülebilir büyüme hedefimizi güçlendireceği gibi, sosyal adalet ve gelir dağılımı hedeflerimize de katkı sağlayacaktır. Şunu da tekrar vurgulamalıyım ki, tüm bu bakış açısı, başardıklarımız ve hedeflediklerimiz, özellikle güçlü liderliği ve vizyonuyla Cumhurbaşkanımızdan gelen kuvvetli bir siyasi desteğe sahiptir."

(Sürecek)

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.