Petrolde Dip Tartışması Tekrar gündemde
Petrol fiyatı, özellikle 2008 krizi sonrası yaşadığı düşüş sonrasında, toparlanma eğilimine girse de, emtiayı daha popüler hale getiren, 2014 ortasından bu yana yaşanan düşüş oldu. Mevcut seviyeler 2008 krizinde ulaşılan bölgeye yakın. Ancak bu kez fiyatın daha kalıcı bir tutum izlediği görülüyor. 2015’in ilk çeyreğinde görülen düşük seviyeler ardından, tekrar dip tartışması karşımıza çıkıyor. Bu nedenle, petrol piyasasında etkisini koruyan ana maddeleri tekrar hatırlamakta fayda var.
Arz Kanadı
- ABD: Yeni teknolojiyle birlikte ülkede petrol üretimi artış gösterdi. Ülkenin günlük ham petrol üretimi Nisan ayından bu yana ortalama 9,5 milyon varil.
- Suudi Arabistan: Yoğunlaşan arz sonrasında pazar payını artırma amacıyla üretimini yükseltti.
- Rusya: Yükselen arz sonrası düşen petrol fiyatı, ülke ekonomisine Batı yaptırımlarından daha fazla zarar verdi. Bununla birlikte Rusya da, rekor seviyede üretime ulaştı.
- OPEC üretiminde herhangi bir değişiklik kararı almayarak düşüşe katkı sağlayan faktörlerden biri oldu. Örgütün birçok üyesi, cari petrol fiyatıyla uzun süre baş edemeyecek durumda.
- Çin: ABD’den sonra en çok petrol talep eden ülke konumundaki Çin, üretim konusunda da önemli bir düzeye geldi. Günlük 4 milyon varilin üzerinde petrol üretimi mevcut.
- ABD’de petrol sondaj kulesi sayısı, önceki yıla göre önemli düşüş gösterdi. Bu durum genel olarak üretimin azalacağı beklentisini ortaya çıkarır. Ancak üretim rakamlarında, kazı verimliliğinin ve düşen maliyetlerin üretimi artırıyor olması, fiyat üzerindeki baskının sürmesine neden oluyor. Öte yandan, kule sayısında düşüşün sürmesi, üretime ilişkin pozitif faktörlerin etkisini ortadan kaldırabilir.
- İran: İran’ın nükleer müzakereler sonrasında petrol pazarına dahil olma ihtimali, hali hazırda yüksek olan arz miktarına katkı sağlayabilir. Özellikle komşu Suudi Arabistan’la oluşabilecek rekabet, bu durumu daha da tetikleyebilir.
Talep Kanadı
Yukarıda saydığımız maddeler küresel petrol arzının hızla artmasına neden oldu. Ancak kriz dönemi sonrası özellikle büyük ekonomilerin büyüme süreci benzer bir ivme yakalayamadı. Buna bağlı olarak talep kanadı oldukça zayıf kalmayı sürdürüyor.
- Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) uyguladığı teşvik programı sonrasında kıpırdanmalar görülen Euro Bölgesi’nde olası talep artışı, petrol fiyatında canlanmaya neden olabilir. Ancak, talebi teşvik edebilecek diğer bir faktör, petrolün ithal edilecek olduğu düşünüldüğünde, güçlü bir Euro olması.
- Çin’de büyüme son 5 yıldır düşen bir ivmeyle devam ediyor. Enerji Bilgi Dairesi’ne (EIA) göre, 2005 – 2013 arasında petrol tüketimindeki artışta %55 Çin payı bulunuyor.
Ülke, şu an ABD’den sonra dünyanın en çok Risk Açıklaması: petrol ihtiyacı duyan ülke. Böyle önemli bir ülkenin artık daha az petrol ihtiyacı duyabileceği beklentisi, petrol fiyatında negatif eğilimi destekliyor.
Özet olarak ABD-Suudi Arabistan ve Rusya liderliğindeki yoğun arz, petrol fiyatında baskı oluşturuyor. Birçok üretici ülke bundan yarar görmüyor. Ancak önemli karar mekanizmalarından OPEC’te özellikle Suudi Arabistan’ın üretimi düşürmeye yanaşmaması sorun oluşturuyor. Bu fiyat seviyelerine uzun süre dayanabilecek üretici ülke ve şirket sayısı çok fazla değil. Ancak, sadece bu saptamaya dayanarak, petrolde alım yönlü pozisyonlar almak bu aşamada riskli olabilir. Yükseliş için hala kalıcılı olabilecek dayanaklara gerek duyuluyor.