FED toplantısı öncesi merkez bankaları hangi kararları alabilir?
Küresel piyasalar, yaklaşmakta olan FED beyanatı ve bu beyanat üzerinde etkili olabileceği düşünülen Çin gelişmeleri üzerine odaklamış durumda. Banka’nın Eylül ayında faiz artırımı gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğine ilişkin tartışmalar, Dolar’ı ve dolayısıyla tüm varlık fiyatlarını etkileyebiliyor. Ancak FED haftası öncesinde, oldukça yoğun bir şekilde merkez bankası beyanatları gerçekleşecek. FED’e yönelik beklentilerin diğer ülkelerin ekonomi ve para politikalarını etkilediği, petrol fiyatlarındaki düşüşün de benzer bir etki oluşturuyor. Bu nedenle, söz konusu banka kararlarını göz ardı etmeyip dikkatli bir şekilde takip etmekte fayda var.
Kanada Merkez Bankası ile başlayıp, FED ile sona erecek Merkez Bankaları takvimini listelersek;
- 9 Eylül: Kanada Merkez Bankası (BOC)
- 10 Eylül: Yeni Zelanda Merkez Bankası (RBNZ)
- 10 Eylül: İngiltere Merkez Bankası (BOE)
- 15 Eylül: Japonya Merkez Bankası (BOJ)
- 17 Eylül: ABD Merkez Bankası (FED)
“Kanada Merkez Bankası’ndan değişiklik beklenmiyor”
BOC, düşen petrol fiyatlarının baskıladığı ekonomiye ilişkin genişleyici önlem olarak, 2015 yılı içerisinde 25’er baz puan olmak üzere 2 kez faiz indirimi gerçekleştirdi. 15 Temmuz’da gerçekleştirilen son indirimin ardından daha fazla faiz indiriminin hane borçlanmasını ve konut piyasasının aşırı ısınmasını tetikleyebileceği ifade edildi. Ancak Başkan Poloz, ekonominin içinde bulunduğu durumu atlatabilmesi açısından, bunun alınabilecek bir risk olduğunu ifade ettiğini unutmayalım. Temmuz kararları ardından, ekonomi takvimi açısından güç kazanan bir görünüm sergileyen Kanada verilerinde, özellikle ABD büyümesinin ve enerji dışı sektörlerdeki ilerlemenin katkısı görülüyor. Fakat petrol fiyatının Çin etkisiyle baskılanmayı sürdürmesi ve petrolün Kanada açısından en önemli gelir kalemlerinden biri olması, Banka üzerinde faiz baskısının devam etmesine neden oluyor.
Özetlersek, Banka’nın %0,50 olan faiz oranını değiştirmesi beklenmiyor. Ancak faiz indirim baskısı göz ardı edilemez. Çin ve enerji piyasasındaki gerilemenin yanı sıra, iç talep son dönemdeki canlanmasına karşın hala zayıf. Ancak Banka’nın 17 Eylül’deki FED kararını ve Temmuz’daki faiz indiriminin etkilerini görmek için beklemesi, yoğun olarak beklenen senaryo durumunda. Bu süre içerisinde Kanada Doları’nın ABD Doları karşısında gerilemesi, Kanada ihracatı için pozitif gelişmeler arasında. (Kanada, GDP’sinin yaklaşık %45’i değerinde ihracat gerçekleştiriyor. Bu ihracatın da yaklaşık %80’i ABD’ye yapılıyor.)
“Yeni Zelanda’da faiz indirimi sürecek mi?”
RBNZ, Kanada’ya benzer şekilde 2015 yılı içerisinde 25’er baz puan olmak üzere 2 faiz indirimi gerçekleştirdi. Ancak farklı olan, cari faiz olanı olan %3’e yönelik indirimlerin arka arkaya (Haziran ve Temmuz ayları) gerçekleşmiş olmasıydı. Çin ekonomisine ilişkin panikten en çok etkilenen ülkelerden biri şüphesiz Yeni Zelanda. Ülkenin en büyük ticaret ortakları arasında Çin ve ABD’nin bulunuyor. Banka’nın faiz indirimi için nedenleri arasında, yine Kanada’ya benzer şekilde emtia fiyatlarındaki gerileme ve Çin’e yönelik endişeler yer alıyor. Haziran – Temmuz döneminde ithalatın kayda değer bir yükseliş sergilemesi, ihracatın da zayıf seyri, ticaret açığının tekrar ortaya çıkmasına neden olmuştu. Banka üzerinde faiz indirim baskısı sürüyor. Ancak piyasa beklentisi, Yeni Zelanda Doları’ndaki değer kayıplarının ihracat gelirlerini artırıcı etkisi ve FED beyanatı öncesi bekleme politikası uygulayacağı düşüncesiyle 10 Eylül’de herhangi bir değişiklik gerçekleşmeyeceği yönünde.
“İngiltere Merkez Bankası FED’i mi bekleyecek?”
Önümüzdeki haftanın son büyük merkez bankası beyanatı ise yine 10 Eylül tarihinde BOE tarafından gerçekleştirilecek. Banka, Mart 2009’dan bu yana %0,50 olan faiz oranını değiştirmedi. Daha önceki açıklamalarda, olası bir artırım politikasının kademeli ve sınırlı bir şekilde uygulanacağının belirtildiğini hatırlatmakta fayda var. Büyük merkez bankaları arasında, faiz artırımına en yakın iki banka olarak FED ve BOE karşımıza çıkıyor. Ancak her ikisinde de, faiz artırımına ilişkin sorun oluşturan gösterge enflasyon. İngiltere’de yıllık bazdaki enflasyon %0’a yakın seyrediyor. Ancak genişleyici önlemlerin enflasyon hedeflerine yönelik ivmeyi sağlayabileceği düşüncesi, para politikasının normalleşme sürecine dahil edilmesi için yeterli olabilir. Ancak Kanada ve Yeni Zelanda’da belirttiğimiz gibi, 17 Eylül FED beyanatı öncesinde piyasa beklentisi, BOE’nin herhangi bir değişiklik gerçekleştirmeyeceği yönünde. Ancak şunu da hatırlatmakta fayda var; geride bıraktığımız beyanatta, faiz politikasına ilişkin oy dağılımının da etkileri Sterlin üzerinde kendini hissettirebilir.
“FED öncesi fiyatlamalar artabilir”
Önümüzdeki hafta açıklanacak merkez bankası kararlarında ortak noktaları FED öncesi bekle gör politikası uygulamak isteyebilecek olmaları. Ancak, bu durum piyasanın beklentileri fiyatlamasını engellemeyecek. Bu yüzden, üzerinde faiz indirim baskısı oluşabilecek BOC ve RBNZ ile faiz artırımına ilişkin oy dağılımının açıklanacağı BOE beyanatlarının haftanın öne çıkacak gelişmeleri olduğunun unutulmaması gerekiyor. Değişiklik gerçekleşmemesi bile, para birimleri üzerinde fiyatlamaların artmasına neden olabileceği için, ekonomilerdeki güncel durumları bu şekilde hatırlamakta fayda var.