FED Aralık Ayını İşaret Ederken Dolar Neden Geriledi?
2015 yılında küresel ekonomi açısından birçok önemli başlık oldu. Ancak bunlardan hiçbiri, dünyanın en büyük ekonomisine ilişkin para politikası kararları veren FED kadar konuşulmadı. Varlık fiyatları, FED’in kriz sonrası ilk faiz artırımı tarihine odaklandı. Faiz artırımının tarihi ise eski FED Başkanı Bernanke döneminden bu yana tartışılıyor. Piyasalar oldukça uzun bir süre ve bazı dönemlerde oldukça şiddetli şekilde, FED’in faiz artırımına ilişkin beklentileri fiyatlıyor. Bu fiyatlamanın şiddeti bazen ABD’nin iç dinamiklerine, bazen de para politikasında ayrışma yaratan Avrupa ve Çin otoriteleri nedeniyle artış yaşıyor. 18 Kasım sonrasında ise piyasalarda alışageldiğimiz tepkilerden çok daha farklı hareketler izliyoruz.
“Borsalar neden olumlu tepki verdi?”
Dünyanın en büyük ekonomisinde faiz artırılması, gelişmiş veya gelişen birçok ekonomiyi doğrudan etkileyebilecek bir değişim. Ancak 18 Kasım’da yayımlanan FOMC toplantı tutanaklarında, faiz artırımı için Aralık ayının işaret edilmesi ardından Dolar’da değer kayıpları ve birçok borsada olumlu tepkiler izledik. Uzun süre boyunca ilk faiz artırımı ve tarihi fiyatlanırken, bu kez net bir şekilde faiz politikasının nasıl işleyeceğine ilişkin beklentiler ön plana çıktı. Bu bağlamda Dolar’da kayıplar ve borsalardaki olumlu tepkileri de göz önüne alarak iki faktöre ulaşabiliriz;
- Bazı FOMC üyelerinin de belirttiği şekilde, ABD ekonomisinin faiz artırımına hazır olduğu algısı,
- Piyasaların, daha yavaş tempolu bir faiz artırım sürecinin ABD ekonomisini yıpratmayacağı düşüncesi.
“FED’in faiz artırımına yönelik Aralık sonrası 2016 yılına ilişkin beklentiler”
Piyasaların bir süredir Aralık ayındaki faiz artırımına hazırlanmasının ardından, FOMC toplantı tutanakları ardından neden Dolar’da değer kayıplarının ortaya çıktığı süreci yukarıda özetledik. Daha ayrıntılı bir inceleme için, Chicago Ticaret Borsası’nda (CME) işlem gören FED 30 günlük mevduat faiz oranı vadeli kontratlarındaki değişimlere göz atacağız.

Öncelikle odak noktası durumundaki Aralık ayına ilişkin görüşleri inceliyoruz. Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artırımı gerçekleşebileceğine ilişkin görüşler, mevcut işlemler ardından 71%1’e çıkmış durumda. Söz konusu oranlar, 19 Kasım ABD piyasaları kapanışı sonrasında oluşan rakamlardır. Aralık ayı sonrasına geçtiğimizde ise, algının hafif bir şekilde değişim yaşadığını vadeli işlemlerdeki değişimden izleyebiliyoruz. Ancak bu algının, her önemli gelişmede değişim gösterebileceği unutulmamalı.

Yukarıdaki grafik, 2016 yılının ilk toplantısı olacak, 27 Ocak tarihindeki beyanata ilişkin ihtimalleri gösteriyor. Bu toplantıda faiz oranının 0,75%’e çıkabileceği beklentisi oldukça zayıfken, faizin Aralık’taki olası artırımdan sonra 0,50%’de sabit bırakılacağı düşüncesi ağırlığını artırıyor.

Yukarıdaki grafikte Mart ayı ihtimallerini içeriyor. Bu toplantıda faizin 0,50’ye çıkabileceği beklentisinde gözle görülür bir artış var. Son olarak 31,7%’lik bir ihtimal göze çarpsa da, faizin Aralık ayındaki olası artırımın ardından 0,50%’de sabit bırakılacağı görüşü Mart ayında da etkisini sürdürüyor.

Yukarıdaki grafikte Nisan ayına ilişkin karışık görünüm dikkat çekecektir. Faiz oranına ilişkin görüşler artmakla birlikte, dağılımlarda da kritik düzeyde bir yakınlaşma söz konusu. Aralık ayında olası faiz artırımının ardından, Nisan ayında faizin 0,50%’de sabit bırakılacağı düşüncesi ilk kez geriliyor. Ancak ağırlık, hala faizin sabit kalacağı yönünde.

Son olarak da Haziran ayına ilişkin ihtimalleri yukarıdaki grafikte görebiliriz. Bir ilk de bu aya ilişkin beklentilerde yaşanıyor. Aralık ayındaki vadeli işlemlere göre, Haziran ayında faizin 0,75%’e yükselme ihtimali ilk kez ana senaryo durumuna geliyor. Dikkat çeken diğer kısım ise, faizin 1%’e çıkacağı düşüncesinin de küçük olmasına karşın etkinliğini artırmış olması. Yukarıdaki grafiklerde incelediğimiz algı değişimi, 18 Kasım sonrasında gördüğümüz fiyatlamaların nedeni hakkında bize daha ayrıntılı bir fikir vermektedir. Chicago Ticaret Borsası’ndan ulaşılabilecek bu kaynakların her gün yeni değişimlere maruz kaldığı ve sadece içinde bulunduğumuz koşulların neyi işaret ettiğini gösterdiğini bulmamıza yardımcı olduğu unutulmamalıdır. Şu an Haziran ayı ikinci faiz artırım tarihi olarak piyasalarda düşünülüyor olabilir. Fakat sadece birkaç ay öncesi haberleri tekrar gözden geçirirsek algının ne kadar hızlı değişimler yaşayabildiğini de görebiliriz. Bu nedenle temel faktörlerin takibi çok daha kritik hale geliyor.