Dha İstanbul Bülteni - 2

Dha İstanbul Bülteni - 2

1-(aktüel görüntüyle) CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN FRANSA ZİYARETİ ÖNCESİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, *(Kabine de revizyon iddiaları) "Çok kısa bir cevap vereyim mi?

Dha İstanbul Bülteni - 2

1-(aktüel görüntüyle) CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN FRANSA ZİYARETİ ÖNCESİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 

*(Kabine de revizyon iddiaları) "Çok kısa bir cevap vereyim mi? Doğruluk payı yok" 

*(Beşiktaş Belediye başkanının görevden alınması) "Asıl önemli olan bu tür açığa alma kararını içişleri bakanlığı veriyorsa burada demek ki su kaçağı var. Şu anda da bu atılan adımlarla Ataşehir'de ne olduysa burda da bu oluyor" 

*(Hakan Atilla) "A.B.D. şu anda çok ciddi bir kumpaslar zinciri içinde süreç işletiyor. Hukukta kumpaslar değil ekonomik alanlarda da kumpaslar var. Her tarafı adeta kendine göre yola getirimenin gayreti içinde" 

Haber-Kamera: Murat ÇAKIR-İSTANBUL DHA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa ziyareti öncesi Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Fransa'da bölgesel ve uluslarası gelişmelerin yanı sıra ekonomik konularda görüşmeler yapacağını söyledi. Erdoğan, basın toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

"BU TÜR AÇIĞA ALMA KARARINI İÇİŞLERİ BAKANLIĞI VERİYORSA BURADA DEMEK Kİ SU KAÇAĞI VAR"

Erdoğan, Beşiktaş Belediye başkanının görevden alınmasıyla ilgili bir soruya" Biliyorsunuz İçişiler bakanlığının bir sürekli olarak mülkiye müfettişleriyle yaptığı kontroller vardır. Zaman zaman özel mülkiye müfettişleri çıkarmak suretiyle yapılan kontroller vardır. Bunlar  sürekli belediyelerde çalışan mülkiye müfettişlerinin verdiği bilgiler olacağı gibi daha çok istihbarat üzerine yapılan atılan adımlardır. Belediye başkanlığı yapanlar bilir. Yapmamış olanlar bilmez. Benim belediye başkanlığım döneminde mesela sürekli odalar tahsis ettiğimiz mülkiye müfettişleri vardı. Ama tabii bundan bi haber olan çıkıp konuşuyor. Orası çok çok önemli değil asıl önemli olan bu tür açığa alma kararını İçişleri Bakanlığı veriyorsa burada demek ki su kaçağı var. Şu anda da bu atılan adımlarla Ataşehir'de ne olduysa burada da bu oluyor. ve bize gelen bilgiler çok daha farklı. Fakat işadamlarımız bakın açık konuşuyorum ; vatandaşlarımız kendisinden rüşvet talebinde bulunulduğu zaman yüzleşmeye var mısın dediğimizde bir çoğu kaçıyor. 'Benim bu işim kalır'. Hem gelip şikayet ediyorsun hem suçüstü yapalım dediğimiz zaman da bundan kaçarsanız biz burada hakikaten görevi suisitimal edenleri nasıl ortaya çıkaracağız? Burada da böyle bir süreç söz konusu. Yurt dışan çıkma vs tüm bunların hepsi içişleri bakanlığımız kendi yasal haklarıdır. Bu yasal hakkını hukuk içinde kullanmıştır. Orada galiba benim çocuklarımın da yurt dışında olduğu imkanı oldu vs gibi. Buraya bir düzeltme yapmamız lazım. Benim çocuklarımın gitmesi sayın belediye başkanını en kaliteli okullarda okuttum mantığından hareketle değil benim çocuklarım öz vatanında okuma hakkı olmadığı için yurt dışına giti. Çok çok yüksek olmasına rağmen. Mesele erkek oğlum kat sayı engeline takılarak -Boğaziçi tutuyordu puanı- burada  farklı bir üniversiteye girme imkanı oldu. Biz de yurt daşına gönderdik. Kızlarım başörtüsü sebebiyle okuma hakkından mahrum oldular.  Onları da bundan dolayı abisinin yanına gönderdik. Onlar da yine en saygın üniversitelere girerek lisansüstü masterini da yaptı büyük kızım. Küçük kızım da yine İngiltere'de master yaptı. O da orada aynı şekilde dönüşünü yapmış oldu. Farklı farklı yakıştırmalar yapıyor. Ailesiyle ilgili konularda yurt dışına çıkışı engel olmadıktan sonra böyle bir engelleme yapacağına ihtimal vermiyorum. Bakınımızla konuşuyorum. Mani durum yoksa önü de açılır" yanıtını verdi.

"AMERİKA'NIN ADALET ANLAYIŞI BUYSA DÜNYA YANDI"

Erdoğan, ABD'de yargılanan Hakan Atilla'yla ilgili bir soruya şu yanıtı verdi:

" Amerika'da şu anda çok ciddi bir kumpaslar zinciri içinde süreç işletiliyor. Sadece hukukta kumpaslar değil ekonomik alanlarda da kumpaslar var. Her tarafı adeta kendine göre yola getirimenin gayreti içinde. Örneğin Atilla meselesinde ABD'ye girişinde 6 kez giren Atilla herhangi bir engellemeyle karşılaşmıyor. 7'de alınıyor. Şu verilen kararda bile çelişkilerle dolu olduğunu görüyoruz. 6 davanın birinde yok diyor. Diğerlerinde dolaylı yoldan kara para aklamaya kadar getiriyor işi. Halk Bankası'nın kendisiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Olayı malum Zarrab konusuyla bütünleştirmek suretiyle bir yere vardılar. Çok daha çirkin olanı da süreç çok farklı işletildi. Eğer ABD'nin adalet anlayışı buysa evet o zaman dünya yandı. ABD adalet anlayışını gözden geçirmeli. Aynı zamanda tahkim etmeli. Böyle adalet anlayışı olmaz. Dünyaya ders vermeye kalkmasın. Zarrab konusunda da yapılmakta olanlar, dönenler.. Onu geç benim ülkemde bize karşı darbe girişiminde bulunacaklar. Devlete darbe girişiminde bulunanları sene 99. Bugün 400 dönümlük arazi içinde paşalar gibi yaşatacaklar. Ülkemden çıkan yargı kararlarına hiçbirine saygı duymayacaklar. Kendilerine giden 85 kolinin üzerinde, şimdi herhalde 100 koliyi bulmuştur. Bütün bunların içerisinde olan, verilmiş kararlarla ilgili olarak da hiçbirini nazarı itibara almayacaklar. Kusura bakmayın. Böyle mi yaklaşıyorsunuz? Öyleyse aramızdaki ikili ilişkilerdeki uluslararası hukuk ve ikili hukuk anlaşmaları da ne yapıyor böylece? Hükmünü yitiriyor. Bundan sonraki süreç üzülerek söylüyorum ki böyle işleyecektir" 

Erdoğan, cumhurbaşkanlığı adaylığı için toplanması gereken 100 bin imzayla ilgili soru üzerine "100 bin imzayı toplamaktan uzaksa bir siyasi hareket bunu yapmasına da gerek yok. Demek hiç güçü yok. Bu imzayı toplayamıyorsa bu mücadeleyi vermekte zor. Diğer konu maliyet. Buradan olaya giriyorsak artık onun sorunu. Bunun kararını tek başına vermedik ki" yanıtını verdi.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET 

Kadına yönelik şiddet haberlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Kadına şiddetin izahı söz konusu değil. Bunlar cani. İnsanlıktan nasibini almış değil. Gerçekten bu son dönemde yaşadıklarımız hakikaten TV ekranlarında izlediğimiz zaman acaba diyoruz medyayı mı suçlasak? Bunları göstermeyin. Toplum psikiyatrik bir bunalımın içine giriyor. Diğer taraftan ibret olabilir mi diyorsunuz? Fakat bunlar zerre kadar insanlıktan nasibini almış değil. Bunu gördüğü zaman bazı vatandaşlarımız ne diyor haklı olarak idam diyor.  O yavruları nasıl öldürürsün? Bunlar senin yavrun. Sende zerre kadar birşey yok mu? Bakıyorsun yavruları, annesini öldürüyor. Kendini öldürsen ne yazar öldürmezsen ne yazar? Yorumlar başlıyor. Ruhsal bunalıma girdi böyle oldu. Ruhsal bunalıma girmeyen de var. Buna toplumsal tepki çok çok önemli. Toplumun içinde önce kendi akrabalarından başlamak üzere yalnızlığa itmek veyahutta psikolojik sıkıntıdan çıkarmak için önce yakınlarının adımları atması gerekir. Devlet olarak eğitim sistemi içinde çok daha farklı ele alıp bu noktada nesillerimizi iyi eğitmemiz gerekiyor. Dini eğitimin de çok çok önemli olduğunu ifade etmem lazım. Diyanete düşen önemli görevler var" şeklinde konuştu.

'KARIŞTIRILAN ÜLKELER HEP İSLAM ÜLKELERİDİR'

Erdoğan, İran'daki olaylarla ilgili bir soruya "Ben de Ruhani ile bir görüşme yaptım. Hafta sonuna kadar tamamıyla normalleşmenin olacağını söylediler. Bir normalleşme sürecinin içine de girmiş vaziyette. Sayın Ruhani'nin ilk anda yaptığı açıklamada bu sokak gösterilerine kendi halkının demokratik hakları olduğu ifade, süreci ciddi manada yumuşatmıştır. Dışişleri olarak açıklamamızı yaptık. Özellikle bazı ülkelerin başta ABD, İsrail olmak üzere. Bu ülkelerin İran, Pakistan içişilerine karışmalarını bir defa doğru bulmamız mümkün değil. İçişlerini karıştırmaktır. Kendi içinde ülkelerin halklarını birbirlerine karşı getirmektir. Bunların ne yazık ki çok değişik uygulamalarını görüyoruz. Irak maalesef düzelmemiştir. ABD'nin oraya attığı adımla Irak'ta geri sayım başlamıştır. O günden bugüne Irak'ta düzelme söz konusu değil. Suriye, Filistin, Mısır, Libya, Tunus'ta aynı. Afrika'da Sudan, Çad hepsi aynı. Birşey önemli. Karıştırılan ülkeler hep İslam ülkeleridir. Buralar zerinde bu oyun oynanıyor. Kendi imkanları var. Yer altı zenginlikleri var. Bütün bu zenginlikle nasıl kendilerine ait kaynaklar haline getirebilirler. Bunların adımlarını atıyorlar. Kusura bakmasınlar bu gerçekleri başta halkımız ardında da tüm insanlığın bilmesi lazım. Bakışların değişmesi gerekiyor. İnanıyorum ben er yada geç bu bakışlar değişecek. Birilerini yalnızlığa sevk etmek isteyenler dünyada yalnız kalacaktır." yanıtını verdi.

Görüntü Dökümü:

-Erdoğan'ın konuşması

-Detaylar

======================

2- KIZININ BOĞAZINA BIÇAK DAYADIĞI ANLAR GÜVENLİK KAMERASINDA

Haber-Kamera: Alper KORKMAZ -İSTANBUL DHA 

Güngören'de bir ticari taksiyi gasp ettikten sonra kız çocuğunun boğazına bıçak dayayan babaya vatandaşlar engel oldu. Güvenlik kamerasına yansıyan olayda baba gözaltına alındı.

Olay dün saat öğle saatlerinde Güngören'de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre baba Ali Ç.  7 yaşındaki kızı A. Ç. ile birlikte Esenler'den taksiye bindi. Seyir halindeyken elinde bıçak olan baba Çil birden bağırmaya başladı. Bunun üzerine korkan taksici araçtan inerek kaçtı.Taksici kaçınca soför koltuğuna oturan Ali Ç., taksiyle Güngören'de bir sokak üzerine geldi. 

VATANDAŞLAR ENGEL OLDU

Taksiden inen baba kızını duvar kenarına çekerek boğazına bıçak dayadı. Küçük kızın zor durumda olduğunu gören çevredeki vatandaşlar elinde bıçak olan babaya engel oldu.  Küçük kızı vatandaşlar tarafından kurtarılırken baba Ali Ç., polis tarafından  gözaltına alındı. Herhangi bir yara almayan küçük kız annesine teslim edilirken, gözaltına alınan baba Ali Ç., hastaneye götürüldü. 

O ANLAR GÜVENLİK KAMERALARINA YANSIDI

Kızını taksiden indirip duvar kenarına götüren eli bıçaklı babanın o gürüntüleri bir iş yerinin güvenlik kameralarına yansıdı. Kamera görüntülerinde kızını duvar kenarına götüren baba elindeki bıçağı kızını doğrultuyor. 

Görüntü Dökümü:

GÜVENLİK KAMERA GÖRÜNTÜLERİ 

-Babanın kızını bıçakla götürmesi

-AKTÜEL GÖRÜNTÜLER

-Olay yerinden ve taksiden görüntü

-Vatandaşlar ile röp.

-Diğer detaylar

==================

3- İSTANBUL BAROSU'NDAN SOYLU HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

İstanbul Baro Başkanı Avukat Mehmet Durakoğlu,

"İkisi de suçlu olur. Hem fiili işleyen hem de kanunsuz emri veren" 

Haber: Serpil KIRKESER/ İSTANBUL DHA

İstanbul Barosu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun sözlerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, İçişleri Bakanı Soylu'nun "Suç işlemeye alenen tahrik", "İşkenceye azmetttirme","Anayasayı ihlal" iddialarıyla hakkında soruşturma başlatılarak, dava açılması talep edildi.

DİLEKÇEDE KANUNLAR HATIRLATILDI

İstanbul Barosu Avukatı Atilla Özen,  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na bugün suç duyurusunda bulundu. Avukat Özen, 2 sayfalık dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu katıldığı Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu'nda düzenlenen'Genel Güvenlik ve Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı'nda söylediği; "...O uyuşturucu satıcısının ayağını kırmaya polis görevlidir. Benim ülkemin gencinin canına mal olacak bir kişiye gereğini yerine getirme görevidir. Suçunu bana atsın...Ben bir buçuk yıldır bu talimatı veriyorum arkadaşlara.Bulduğunuz zaman gereğini yerine getirin" sözleriyle açıkça 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 214/ 1 maddesindeki suç işlemek için alenen tahrikte bulunmak" suçunu işlemiştir. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bu tahrikine kapılıp ayak kıran polis olursa Türk Ceza Kanunu'nun 94. maddesindeki 'işkence suçunu' işlemiş olur ve İçişleri Bakanı da bu taktirde yalnızca suç işlmeke alenen tahrik suçundan değil, ayrıca 'işkence suçuna azmettirmekten' de Türk Ceza Kanunun 214/3 maddesi gereğince cezalandırılır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 'Kanunsuz Emir' başlığını taşıyan 137. maddesinin 2. paragrafına göre; Türk Ceza Kanunun 24.(3) maddesine göre;

2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun 2. maddesinin 3. paragrafının son cümlesine göre; '

Hiç şüphesiz konusu suç olan emir hiçbir suretle yerine getirilemez ve yerine getirilecek olursa hem emri veren hem de yerine getiren cezalandırılır."

"ANAYASAYI İHLAL SUÇUNUN CEZASI AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETTİR"

"Bakan Anayasaya aykırılığı açık olan bu sözleriyle ayrıca sorumlu olduğu silahlı iç güvenlik birimi emniyet teşkilatına Türk Ceza Kanunun 309. maddesinde yer alan Anayasayı ihlal suçunu işlemelerine tahrik etmiştir" denilen dilekçede, "Anaysayı ihlal" suçunun da cezasının ağırlaştırılmış müebbet cezası olduğu ifade edildi.

Dilekçede, "Bu nedenler İçişleri Bakanı'nın tahrikine kapılarak ayak kıracak olan polis memurları işkence suçundan başka Anayasayı ihlal suçunu da işlemiş olurlar ve İçişleri Bakanı bu suçun da azmettiricisi olur. OHAL dahi bu hukuksal durumu değiştiremez. Çünkü Anayasası'nda hala bir hukuk devleti' olduğu yazılı bulunan devletimiz Avrupa Konseyi'nin üyesi bir hukuk devleti olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraftır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin olağanüstü hallerde yükümlülükleri askıya almayı düzenleyen 15. maddesine göre işkence yasağı OHAL'de askıya alınamayacak insan haklarındandır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 'İşkence Yasağı'başlığı taşıyan 3. maddesine göre 'Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz..." ifadelerine yer verildi.

"SORUŞTURMA BAŞLATILARAK KAMU DAVASI AÇILMASINI TALEP EDERİZ"

"Bir hukuk devleti olan devletimiz Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme'nin de 1988 yılından beri tarafıdır" denilen dilekçe şu ifadelerle

tamamlandı: "Aynı şekilde bir hukuk devleti olan devletimiz Avrupa Konseyi 'İşkencenin ve Gayri İnsani ya da Küçültücü Ceza veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi'nin 1988 yılından beri tarafıdır. Tüm bu ulusal ve uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun sözlerinin suç oluşturduğu açık olup, hakkında soruşturma başlatılarak kamu davası açılmasını saygı ile talep ederiz" 

KOLLUK İÇİN BÖYLE BİR EMİR KANUNSUZ EMİRDİR

Bu arada dün açıklama yapan İstanbul Baro Başkanı Avukat Mehmet Durakoğlu,  İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun açıklamasını eleştirmişti. Durakoğlu"'Bacağını kırın' şeklindeki gibi bir cümlenin kim tarafından sarf edilirse sarf edilsin, hukuk devleti içerisinde kabul edilmesine olanak yoktur. Bu çok açık bir şekilde suçtur" demişti

Avukat Durakoğlu, "İçişleri Bakanı doğrudan doğruya mesela bu suçu işleyen bir kolluk görevlisi doğrudan doğruya 'Ben bu talimatı Bakandan aldım' diyebilir. Bakan da bu anlamda açık açık böyle bir cümle kurduğu için bir anda kendisini yargı karşısında azmettirici olarak bulabilir, yada talimat vermiş kişi olarak bulabilir. Ama burada kolluğu uyarmak gerekiyor. Kolluk için böyle bir emir kanunsuz emirdir. Hiçbir biçimde kolluğun İçişleri Bakanının böyle bir talimatı olduğunu varsayarak harekete geçmesi, mesela bu konudaki bir zanlıyı veya bu konudaki bir şüpheliyi, şüpheli konumunda bulunan bir kimseyi herhangi bir şekilde onun söylediği gibi 'bacağını kıracak' hale getirmiş olması bunu İçişleri Bakanından aldığı talimatla bunu yerine getiriyor olsa dahi o talimat bir kanunsuz emirdir. Bunu yapan kolluk gücünü de kurtaracak bir konumu izah etmez. İkisi de suçlu olur. Hem fiili işleyen hem de kanunsuz emri veren" şeklinde konuştu.

 

Görüntü Dökümü:

-----------

-İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu'nun açıklamaları

========================

4- BÜYÜ BOZARKEN ALTINLARI ÇALIYORLARDI 

Haber: Ali AKSOYER/İSTANBUL, 

İstanbul'da evleri gezerek kadınlara "Sizin evde büyü var" diye ikna ederek içeri girdikten sonra altın ve ziynet eşyalarını çalan iki kadın, kurbanlarıyla sokakta karşılaşınca yakalandı. Şüphelilerin ev sahiplerinden evdeki tüm altınları istedikleri, dua okuyacaklarını söyleyerek bir bohçaya sardıkları daha sonra fark ettirmeden bohçayı değiştirip evden ayrıldıkları öğrenildi.

Maltepe'de 29 Kasım 2017 günü meydana gelen olay şöyle yaşandı; İddialara göre Semiha Ç. nin evine iki kadın geldi. Kadınlar ev sahibine  "evde çok büyük bir büyü var" diyerek içeri girmek için ikna etti. Ev sahibi söylenenlere inanarak kadınları içeri aldı.

BÜYÜ BOZMA SEANSI

Semiha Ç.'nin ifadesine göre içeri giren kadınlar bir süre sonra sözde büyüyü bozmak için dua okumaya başladı. Kadınlardan biri büyü bozmak için önce bir yumurta ardından 5 parça ip istedi. Bu sırada diğer kadın evde ne kadar altın ve para varsa bir bohçanın içine koyarak getirmesini istedi. Sözde büyü bozma seansına inanan Semiha Ç. evdeki kolye, yüzük, 2 çeyrek altın ve 400 lira parayı bir bohçaya koyarak getirdi. İki şüpheli bu sırada merak ederek gelen Semiha Ç.'nin yengesi Reyhan K.'dan da evindeki 6 bin lira ile 20 gram altınıda getirmesini talep etti. Bütün altınları sözde okuyarak yatak odasına bırakan iki şüpheli "24 saat geçtikten sonra bohçayı açın büyü bozulacak" diyerek evden ayrıldı.

ŞİKAYET İÇİN GİTTİKLERİ KARAKOLDAN DÖNERKEN ŞÜPHELİLERLE KARŞILAŞTI

Mağdur kadınlar 24 saat geçtikten sonra bohçayı açtığında içinde hiç bir şey olmadığını görünce dolandırıldıklarını anladı. Polise başvuran iki kadın şikayetçi oldu. Ancak karakoldan dönen iki kadın, yolda kendilerini dolandıran kadınlarla karşılaştı. Kadınların şikayeti üzerine iki kadın polis tarafından gözaltına alındı.

TUTUKLANDILAR

Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliğinde ifadeleri alınan şüphelilerin daha öncede benzer yöntemle Ümraniye bölgesinde bir karı kocanın para ve altınlarını çaldıkları tespit edildi. Şüpheliler Altın M. (31) ve Yeşim G. (33) işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyede tutuklandılar.

Görüntü Dökümü:

-Şüphelinin adliyeden çıkışı

-Detaylar

 

=====================

5- BEŞİKTAŞ'TA TRAFİK KAZASI: 2 YARALI

Kontrolden çıkan kamyonet bariyerlere çarptı. Kazada 2 kişi yaralandı.

Haber-Kamera: Hakan KAYA- Hasan YILDIRIM-Cemil ÖZDEMİR -  İSTANBUL DHA

Kaza  Beşiktaş Büyükdere Caddesi, Sanayi Alt Geçidinde saat 10.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Beşiktaş'tan Sarıyer istikametine seyir halinde olan Mustafa Karadeniz yönetimindeki  34 FZ 9052 plakalı kamyonet, Sanayi Alt Geçidine geldiğinde yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak bariyerlere çarptı. Kazada yaralanan yolcu kabininde bulunan Kenan Çandır kendi imkanlarıyla araçtan çıkarken sürücü Mustafa Karadeniz ise araç içerisinde sıkıştı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı sürücü olay yerine gelen itfaiye ekipleri tarafından çıkartılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kaza nedeniyle Büyükdere Caddesi Sarıyer istikametinde trafik yoğunluğu yaşandı. Kaza yapan aracın kaldırılmasının ardından trafik yeniden normale döndü.

 

Görüntü Dökümü:

-Kaza yapan kamyonet

-İtfaiye ekipleri

-Kamyonette meydana gelen hasar

-Yolda oluşan trafik yoğunluğu

-Yaralının ambulansa alınması(cep telefonu görüntüsü)

-Genel ve detaylar