Adnan Menderes'in idamının üzerinden 65 yıl geçti
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle- Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti Türk halkının zihninden silinmeyen siyasi liderlerden biri olan "milletin adamı" Menderes, "Yeter söz milletindir" diyerek çıktığı siyaset yolunda gerçekleştirdiği demokrasi hamleleri ve kalkınma atılımlarıyla Türkiye'nin önemli siyasi isimleri arasında yer aldı Arapça ezan okuma yasağını kaldırarak dini özgürlüklerin önünü açan Menderes'in politikalarıyla ekonomide kalkınma dönemine giren Türkiye'de, serbest piyasa ekonomisine geçişe hız verildi, tarımda makineleşme çalışmaları başladı
Türk demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti.
AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Türk siyasi tarihinin simge isimlerinden Ali Adnan Menderes, 1899'da Aydın'da dünyaya geldi. Annesi Tevhide Hanım, babası Ethem Bey ve ablası Melike'yi verem hastalığından kaybeden Ali Adnan, okulunu bitirmesinin ardından dedesi Hacı Ali Paşazade'nin kendisine miras bıraktığı Çakırbeyli Çiftliği'nin başına geçti.
Siyasi kariyerine Serbest Cumhuriyet Fırkasında başlayan Menderes, partinin feshedilmesinin ardından CHP'ye katıldı.
Atatürk'ün keşfiyle milletvekilliğine giden yol
CHP il yönetiminde göreve başlayan Menderes, parti teşkilatını Aydın'da yeniden kurdu.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Aydın'ı ziyareti kapsamında Menderes ile bir araya geldi ve soğuk başlayan görüşme 4 saat sürdü. Menderes'in görüşleri Atatürk'ün dikkatini çekti ve bunlardan bir rapor hazırlamasını istedi. Menderes, hazırladığı raporu Atatürk'e iletti.
1931 yılındaki erken seçimde aday olmadığı halde milletvekili seçilen Menderes, kendisini aday listesine Atatürk'ün koyduğunu öğrendi. Menderes, 1935, 1939, 1943 seçimlerinde CHP Aydın Milletvekili olarak aralıksız 14 yıl parlamentoda CHP grubunda görev aldı. Menderes, hükümetin Toprak Reformu Tasarısı'nın 1945'te Meclis'teki görüşmeleri sırasında sergilediği karşı duruş sonrasında siyaset sahnesinde tanınan bir isim haline geldi.
Dörtlü Takrir
İzmir Milletvekili Celal Bayar, Aydın Milletvekili Adnan Menderes, İçel Milletvekili Refik Koraltan ve Kars Milletvekili Fuat Köprülü, 7 Haziran 1945'te CHP Meclis Grubuna kanunlardaki ve parti tüzüğündeki demokratik olmadığını düşündükleri hükümlerin kaldırılmasını içeren bir önerge verdi.
Menderes ve arkadaşları, Türk siyasi hayatına "Dörtlü Takrir" olarak geçen bu önergenin verilmesinin ardından parti içi muhalefetten dolayı partiden ihraç edildi.
Demokrat Partinin kuruluşu
Demokrat Parti (DP) 7 Ocak 1946'da Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.
Demokrat Partinin kuruluşu üzerinden 4 ay geçmeden erken seçim kararı alınarak önce yerel, ardından genel seçim sürecine girildi. 26 Mayıs 1946'da yapılan yerel seçimlere girmeme kararı alan Demokrat Parti, partilileri sandığa gidip gitmemekte serbest bıraktı.
CHP'nin kazandığı 1946 genel seçimlerinde Menderes, memleketi Aydın'dan değil, Kütahya'dan milletvekili seçildi.
Demokrat Partinin 1950 seçimlerindeki zaferi
CHP Hükümeti, 1 Mart 1950'de genel seçimlerin 14 Mayıs 1950'de yapılmasına karar verdi. Halkın Demokrat Partiye ilgisi, aday listelerinde de kendisini gösterdi. Büyük bir seçim kampanyası başlatan Demokrat Partide milletvekili adaylığına yoğun talep oldu. Adnan Menderes de İstanbul'dan milletvekili seçildi.
Demokrat Parti, seçimleri yüzde 55 oy oranıyla kazandı.
Seçim sonuçlarının ardından Demokrat Parti Grubunda yapılan oylama sonucunda Bayar'ın Cumhurbaşkanı olmasına karar verildi.
Adnan Menderes, Bayar'ı evinde ziyaret ederek Fuat Köprülü'nün başbakan olmasını önerdi. Bunun üzerine Bayar, "Başvekil sizsiniz Adnan Bey" diyerek Menderes'in parti liderliğini de almasını istedi.
Menderes, Demokrat Partinin seçim zaferini, "14 Mayıs, bir devre son veren ve yeni bir devir açan müstesna ehemmiyette tarihi bir gün olarak daima anılacaktır. Bu tarihi günün hatırasını yalnız partimizin değil Türk demokrasisinin bir zafer günü olarak yad ediyoruz." ifadeleriyle yorumlamıştı.
Ezan aslına döndürüldü
Menderes, Demokrat Parti iktidarında, Anadolu halkı tarafından kabul görmeyen çok sayıda politikaya son verdi.
Menderes, 1932 yılından itibaren Diyanet İşleri Başkanlığının talimatıyla uygulanan "Arapça ezan okuma yasağı"nı 18 yıl aradan sonra kaldırdı.
Din eğitimi, Menderes döneminde, dördüncü sınıftan itibaren velinin isteğine bağlı olarak yeniden verilmeye başlandı.
Menderes'in İzmir İl Kongresi'nde yaptığı konuşmadaki şu ifadeleri oldukça dikkati çekmişti:
"Şimdiye kadar baskı altında bulunan dinimizi baskıdan kurtardık. İnkılap softalarının yaygaralarına ehemmiyet vermeyerek ezanı Arapçalaştırdık. Mekteplerde din derslerini kabul ettik. Radyoda Kur'an okuttuk. Türkiye bir Müslüman devletidir ve Müslüman kalacaktır. Müslümanlığın bütün icapları yerine getirilecektir."
Kore'deki başarının NATO üyeliğindeki etkisi
Menderes Hükümeti tarafından, 25 Temmuz 1950'deki Bakanlar Kurulu toplantısında Kore'ye askeri bir kuvvet gönderilmesine karar verildi.
Türk askerinin Kore'deki başarısı Türkiye'nin NATO'ya üye olmasında etkili oldu.
Türkiye tarafından NATO'ya girmek için ilk başvuru 11 Mayıs 1950'de yapılmıştı. Adnan Menderes Hükümeti döneminde ise Türkiye, 1952'de NATO'ya tam üye olarak kabul edildi.
2 Mayıs 1954'te yapılan genel seçimlere katılım, hiçbir kanuni zorlama olmamasına rağmen yüzde 88,63 gibi oldukça yüksek bir oranda gerçekleşti.
Demokrat Parti, yüzde 58 oy oranıyla seçimleri kazandı.
Menderes'in ekonomik kalkınma atılımları
Adnan Menderes, iktidara geldiği ilk günden itibaren ekonomide liberal bir politika izledi. Menderes'in politikalarıyla ekonomide kalkınma dönemine giren Türkiye'de, serbest piyasa ekonomisine geçişe hız verildi.
İthalata getirilen kısıtlamaları kaldıran Menderes hükümeti tarafından kredi faizleri düşürülerek özel sektörün daha fazla kredi kullanımı teşvik edildi. Gelen kredilerin özellikle tarım alanında kullanılması önerilirken tarımda makineleşme çalışmaları başladı.
Yabancı sermaye girişini teşvik etmek amacıyla yasal mevzuat hazırlanarak KİT'lerin özel sektöre devri öngörüldü.
Marshall Planı'nın da katkısıyla ülkede yeni sanayi tesisleri kuruldu. 1954 yılında Türkiye Vakıflar Bankası kuruldu.
Darbenin ayak sesleri "6-7 Eylül olayları"
Demokrat Partinin 1954'te kazandığı bu zaferin ardından, Kıbrıs'ta yaşanan sorunlar tüm ağırlığıyla hissedilmeye başlandı.
Kıbrıs konusunun müzakere edilmesi için 29 Ağustos 1955'te gerçekleştirilen Londra Konferansı'ndan, Türkiye'de yaşanan "6-7 Eylül olayları" nedeniyle bir sonuç alınamadı.
"Atatürk'ün evinin bombalandığı"na ilişkin bir haberle başlayan "6-7 Eylül olayları", sıkıyönetim ilan edilerek ancak bastırılabildi.
1957 genel seçimleri
Demokrat Parti, 27 Ekim 1957'de yapılan genel seçimlerde yüzde 48 oy aldı.
Menderes, seçimlerin ardından parti içinde bir öz eleştiriye giderek seçim sonuçlarını teşkilatın yeterince çalışmamasına, basında yer alan yalan haberlere bağladı.
İnönü'nün "şartlar tamam olduğunda ihtilal meşru haktır" sözü
18 Nisan 1960'ta TBMM'de "muhalefet ve basının faaliyetlerini incelemek" amacıyla Demokrat Partili 15 milletvekilinden oluşan Tahkikat Komisyonu kuruldu.
Bu komisyon nedeniyle, CHP yöneticileri, Demokrat Partiyi diktatörlüğe gitme amacında olmakla suçladı.
CHP Genel Başkanı merhum İsmet İnönü, "Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır" şeklindeki meşhur sözünü, bu komisyonun kurulmasının hemen ardından ifade etmişti.
"Bir başbakanın boğazını sıkıyorsun bundan ala hürriyet mi var"
Basında yer alan iddialar, büyük öğrenci olaylarının yaşanmasına neden oldu.
İlk büyük öğrenci gösterisi 19 Nisan'da Kızılay'da düzenlendi.
Öğrenciler, bu olayların ardından "555K" koduyla, 5 Mayıs'ta saat 5'te Kızılay Meydanı'nda toplandı. Adnan Menderes, kendisine karşı eylem yapılan yere giderek, eylemcilerin arasına girdi. O sırada bir genç Menderes'in boğazını sıktı. "Ne istiyorsun?" diye sorduğu gençten "Hürriyet istiyorum" cevabını alan Menderes, "Bir başbakanın boğazını sıkıyorsun bundan ala hürriyet mi var?" ifadelerini kullandı.
27 Mayıs 1960 askeri darbesi
Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik Milli Birlik Komitesi, 27 Mayıs 1960'ta sabaha karşı yönetime el koydu.
Adnan Menderes, aynı gün yurt gezisi kapsamında bulunduğu Kütahya'da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara'ya götürüldü ve daha sonra diğer tutuklu Demokrat Parti üyeleriyle Yassıada'da hapsedildi.
Yassıada'daki yargılamalar, 14 Ekim 1960'ta başladı ve 15 Eylül 1961'de karara bağlandı. Yargılamalar sonucunda Adnan Menderes 17 Eylül 1961'de idam edildi.
"Yeter söz milletindir" diyerek çıktığı siyaset yolunda güçlü Türkiye hayalini politikaları ve kalkınma atılımlarıyla gerçekleştirmeye çalışan Menderes, "demokrasi şehidi" olarak tarihine geçti.
TBMM tarafından 11 Nisan 1990'da kabul edilen bir kanunla Adnan Menderes ve onunla birlikte idam edilen arkadaşlarının itibarları iade edildi.
Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun naaşı, 17 Eylül 1990'da İmralı'dan alınarak devlet töreniyle İstanbul Vatan Caddesi'nde yaptırılan anıt mezara taşındı.
Yassıada'nın ismi 2013'te "Demokrasi ve Özgürlükler Adası" olarak değiştirildi. 2015'te de yeniden düzenleme faaliyetlerine başlanarak kültür ve kongre merkezi haline getirilmesine karar verildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla başlatılan proje kapsamında Yassıada, 60 yıl sonra "Demokrasi ve Özgürlükler Adası"na dönüştü. Demokrasi ve Özgürlükler Adası, 27 Mayıs 1960 darbesinin 60. yılında, demokrasi ve milli iradeyi yansıtacak müze, kütüphane, konferans salonu ve Demokrasi Feneri gibi birçok sembol yapıyla yenilenerek özel bir törenle halka açıldı.

















