Miçotakis'in Türkiye ziyareti: Pozitif gündem, öncesi ve ötesi

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner, Türk-Yunan ilişkilerinin yıllar içindeki seyrini ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Türkiye ziyaretinin ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.

Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner, Türk-Yunan ilişkilerinin yıllar içindeki seyrini ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Türkiye ziyaretinin ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in 11 Şubat'taki ziyareti kapsamında Türkiye-Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi gerçekleşti. Türk-Yunan ilişkilerinde akıllarda pek çok soru var. Bu soruların belki de en önemlisi, bölgemiz ve dünyada derin krizler yaşanırken ve uluslararası sistemde kural temelli düzen hızla çökerken ikili ilişkilerin nasıl etkileneceğidir. Derin anlaşmazlıkların son on yılda daha da karmaşık hale gelen sorun yumaklarına dönüştüğü bir gerçekken her iki ülke insanı için en faydalı ve doğru olanın ne olduğu hakkında pek çok iddia ortaya atılmaktadır.

Türk-Yunan ilişkileri yıllar içinde nasıl seyretti?

Bugün 2000'lerin başındaki noktadan oldukça uzaktayız. Bu dönemde Türk-Yunan sorunlarına Avrupa Birliği (AB) üyeliği hedefinin de getirdiği birtakım güvence ve garantiler çerçevesinde çözüm bulunması fikri öne çıkmaktaydı. Bu sürecin en büyük özelliği Ege Denizi'ndeki sorunlara çözüm bulmak ve köklü bir diplomasi mekanizması geliştirmekti. Bu bağlamda istikşafi görüşmeler başlamış (2021 sonrası adı istişari görüşmeler), diplomatik bir çözüm bulunması için son derece ciddi teknik detayları da barındıran adımlar atılmıştı. 2002'de müsteşarlık düzeyinde başlayan görüşmeler sonrası ciddi ilerlemeler sağlandığına dair haberler zaman zaman medyada yer almıştır. Ancak siyasi irade olmaksızın diplomatik formüllerin geliştirilmesinin pek bir etkisi olmamıştır. 2016'da kesilen görüşmeler 2021'de yeniden başlamış, 22 Şubat 2022'de ise Atina'da istişari görüşmelerin 64. turu gerçekleşmiştir.

Nispeten AB üyelik perspektifinin zayıflamaya başladığı dönemde öne çıkmaya başlayan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi ise 2 ülke arasındaki ilişkileri yapısal bir zemine oturtmak hedefiyle 14 Mayıs 2010'da Atina'da imzalanan ortak bildiriyle oluşturulmuştur. Her iki ülkenin liderlerinin eş başkanlığında bakanların katılımıyla yapılan ve ekonomi, ticaret, enerji ve kültür gibi alanlarda somut projeler geliştirmeyi, ticaret hacmini büyütmeyi hedefleyen ve mevcut sorunları barışçıl yollarla çözmeyi ve iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmeyi hedefleyen toplantılar vardır. Bu tanım gereği ciddi bir vites küçültmesi yapıldığı görülebilir. Ancak bu kapsamda yapılan çalışmalar da 2015 ve sonrası yaşanan derin gerilim ve anlaşmazlıkları engelleyememiştir.

2020'lere gelindiğinde ise durum daha da farklılaşmıştır. 15 Nisan 2021'de iki ülkenin Dışişleri Bakanları arasında basın açıklamaları sırasında yaşanan söz düellosu sonrası ortaya çıkan gergin durum, bir kez daha sorun yönetimi ve sınırlandırma yaklaşımının önemini hatırlatmıştır. Temel anlaşmazlık noktalarında ilerleme sağlanamayacağının kabulünden sonra pozitif gündeme odaklanma önerisi eski Yunanistan Dışişleri Bakanı ve şu anki Savunma Bakanı Nikos Dendias tarafından dile getirilmiştir. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi ile paralel şekilde, pozitif gündemle siyasi anlaşmazlıkların ötesinde ekonomi, ticaret, turizm, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda somut işbirliği geliştirilmesini hedeflemiştir. 2023'te yapılan toplantıda ilan edilen Atina Bildirgesi pozitif gündem için esas teşkil eden bir referans noktası olarak sunulmaktadır.

Özetle, 2010'dan itibaren ikili ilişkilerde istikamet, nispeten daha kolay ilişki kurulabilecek başlıklar üzerinden güven inşa etmek üzere belirlenmiştir. Bu da temel bir varsayımın altını çizmektedir: Türk-Yunan ilişkilerinde sorunlara çözüm bulmak şu an için mümkün görünmemektedir. Bu durum mevcut statükonun değişmemesinin en karlı yol olduğuna dair düşünceden ileri gelmektedir.Özellikle Yunanistan'ın, AB üyeliğinin sağladığı diplomatik avantajı önemli bir üstünlük olarak gördüğü ve bu çerçevede AB'nin kurumsal gücünü kendi ulusal çıkarlarını destekleyecek biçimde kullanabileceği düşüncesi, krizi sınır ötesinden yönetmenin yeterli olacağı kanaatine yönelmesine neden oldu. Yine 2010'larda bozulan Türk-Amerikan ilişkileriyle de ABD'nin küresel ve bölgesel önceliklerini de bu güç hesaplaması içine dahil etme dürtüsünü pekiştirdi. İsrail ile bozulan ilişkiler de eklendiğinde Yunanistan açısından daha avantajlı bir çözüm oluşturmanın mümkün olduğu ve Türkiye üzerinde baskıyı artıracak süreçlere yatırım yapılması gerektiği fikri öne çıktı.

Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası durum değişti ve Rusya faktörü karşısında NATO ve Batı ittifakında Türkiye'nin rolü ve önemi yeniden öne çıktı. Bu reddedilemeyen jeopolitik geri dönüş sonrası Yunanistan, Türkiye ile diyalog kanallarını genişletmeye başladı. 7 Ekim sonrası Yunanistan'da yeniden geriye dönmek ve İsrail üzerinden ABD ile ilişkiler ve AB faktörü ile Doğu Akdeniz ve Ege'de temel meselelerde diplomatik manevra alanı açmak fikri öne çıkarılmaya başlasa da ABD ile ilgili hesaplar özellikle Donald Trump iktidarıyla değişmek durumunda kaldı. Türkiye'nin teknolojik atılımı ile elde ettiği güvenlik ve savunma endüstrisi kapasitesi ve geniş bölgesinde yükselen etkisi, ABD için bulunmaz bir müttefik olmasına sebep oldu. ABD-AB gerilimi ve değişen Batı içi dengeler de bu durumu etkiledi. Sonuç olarak, ikili ilişkilerde Türkiye'nin ön plana çıktığı bir konjonktür oluştu.

İlişkilerin geleceği nasıl şekillenecek?

Ankara'da 11 Şubat'ta gerçekleşen Türkiye-Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi anlaşılabilir noktalara odaklanmayı vurgulamaktadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Bildiri'yi imzaladı. Bu bağlamda, toplantıda iki ülke arasında yatırım, deniz ticareti, ekonomik işbirliği, deprem, kültür, bilim ve teknoloji alanında anlaşmalar imzalandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da yaptığı açıklamada Yunanistan'la sorunların çözülebilir olduğunu vurgulaması dikkati çekici olmuştur.

Sonuç olarak, Türk-Yunan ilişkileri geçmişte olduğu gibi bugün de pozitif gündemle ilerletilmektedir. Bugün bu sarsılan dengeler içerisinde Türkiye-Yunanistan ilişkileri halen çözüm için daha iyi bir zamanı bekleme noktasında takılı durumdadır. Hızlı değişen uluslararası ortam artık eskisi kadar uzun süreli güvenlik garantileri üretememektedir. Bu bağlamda, pozitif gündemin artık 2019-2022 arasında yaşanan yüksek gerilim sonrası oluşan yaralara karşı geliştirilen bir yara bandı olduğu, işlevini tamamlamak üzere olduğu ve bir sonraki aşamaya geçerek, daha önce başlatılan istikşafı görüşmelerle gelinen diplomatik çözüm önerilerine ve ciddi çözüm arayışlarına geri dönülmesi gerektiğini vurgulamak gerekir.

[Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner, Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.