Advertisement

Dha Yurt Bülteni-4

Dha Yurt Bülteni-4
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

Şehidin annesi: Bana kokun geliyorŞIRNAK'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Şenoba Beldesi'nden, üst rütbeli askerleri taşıyan helikoterin yüksek gerilim hattına takılıp, düşmesi sonucu şehit olan13 askerden biri olan 35 yaşındaki Teknisyen Astsubay Başçavuş Fevzi Kıral'ın cenazesi memleketi...

Şehidin annesi: Bana kokun geliyor

ŞIRNAK'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Şenoba Beldesi'nden, üst rütbeli askerleri taşıyan helikoterin yüksek gerilim hattına takılıp, düşmesi sonucu şehit olan

13 askerden biri olan 35 yaşındaki Teknisyen Astsubay Başçavuş Fevzi Kıral'ın cenazesi memleketi Manisa'nın Akhisar ilçesinde cemevinde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Anne Nur Kıral'ın, üç ayrı kez daha tabutun yanına gelip, etrafını dolarak dört bir yanını öptükten sonra, "Bana kokun geliyor. Geride bıraktıkların bana emanet. Bak, başında ağlamıyorum. Sana doyamadım" demesi yürekleri dağladı.

İzmir'in Gaziemir Ulaştırma, Personel Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı'nda görevli olan ve 10 gün önce geçici görevle gittiği öğrenilen Şırnak'ta şehit düşen evli, iki çocuk babası Astsubay Fevzi Kıral'ın Ankara'daki DNA testinin ardından dün akşam Akhisar'a getirilerek Devlet Hastanesi Morgu'na konulan cenazesi, bu sabah askerler tarafından buradan alınarak Hacı İshak Mahallesi'ndeki Akhisar Cemevi'ne getirildi. Burada saat 10.00'da düzenlenen törene Manisa Valisi Mustafa Hakan Güvençer, MHP'li Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Ege Ordusu Kurmay Başkanı Tuğgenaral Özgür Nuhut, Manisa Garnizon Komutanı Albay Şefik Güvenç, Manisa İl Jandarma Komutanı Albay Özcan Kaplan, CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek, Manisa İl Emniyet Müdürü Fevzi Bilgiç, şehidin eşi Nilgün Kıral, çocukları Zehra Kıral ve Sude Kıral, babası Sabri Kıral, annesi Nur Kıral ve Edirne İpsala'da görevli ağabeyi Yüzbaşı Hürşehit Kıral ve yaklaşık 5 bin kadar vatandaş katıldı.

TABUTA SARILIP, AĞLADILAR

Cemevi'nde ilk olarak protokol üyeleri yerini aldı. Ardından şehit Astsubay Fevzi Kıral'ın Türk bayrağına sarılı cenazesi buradaki üzerinde çerçeveli bir fotoğrafı bulunan masaya konuldu. Bu sırada gözyaşları sel oldu. Özel bir minibüs ile Cemevi'ne getirilen şehit astsubayın eşi Nilgün, babası Sabri ve annesi Nur, ağabeyi Yüzbaşı Hürşehit Kıral, Türk bayrağına tabuta sarılıp, öptü, gözyaşı döktü. Şehit babası ve ağabeyi tabutun başında asker selamı verdi. Anne Nur Kıral'ın, daha sonra üç ayrı kez daha tabutun yanına gelip, etrafını dolarak dört bir yanını öptükten sonra, "Bana kokun geliyor. Geride bıraktıkların bana emanet. Bak, başında ağlamıyorum. Sana doyamadım" demesi yürekleri dağladı. Ağabey Yüzbaşı Hürşehit Kıral, babası şehit düşen yeğeni Zehra Kıral ile tabutun başına gelip, bir süre durdu. Ardından yeğenini diğer yakınlarının yanına gönderen Yüzbaşı Kıral, tabuta sarılıp, hıçkırıklara boğularak ağladı. Bu sırada cenaze törenine gelen bazı kişiler de gözyaşlarını tutamadı. Cenaze namazının kılınıp, helallik alınmasından sonra şehit astsubayın cenazesi, askerlerin omuzunda yaklaşık 50 metre taşınıp, cenaze aracına konuldu.

ANNESİ CENAZE ARACINA BİNMEK İSTEDİ

Bu sırada Vali Mustafa Hakan Güevençer'in konulunda cenaze aracının yanına kadar gelen Nur Kıral, oğlunun tabununun yanına oturup, mezarlığa kadar bu şekilde gitmek istedi. Ancak, Vali Güvençer'in "Dayanamazsınız, bayılırsınız" diyerek, uyarması üzerine vazgeçen Kıral, bir kez daha oğlunun tabuna el sürüp, okşadıktan sonra oradan uzaklaştırıldı. Daha sona şehidin cenazesi, konvoy eşliğinde 18 kilometre mesafedeki kırsal Beyoba Mahallesi'ndeki baba ocağının önünden geçirilip, buradaki şehitlikte toprağa verildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Şehit Teknisyen Astsubay Başçavuş Fevzi Kıral'ın fotoğrafı

-Şehidin yakınlarının tabuta sarılıp ağlaması

-Anne Nur Kıral'ın oğlunun tabutunu öpüp, ağıt yakması

-cenaze namazının kılınması

-Şehidin Türk bayrağına sarılan tabutunun askerlerin omzunda taşınması

-Anne Nur Kıral'ın valinin kolunda cenaze aracına yürümesi

-Anne Nur Kıral'ın cenaze aracına binmek istemesi üzerine Vali Mustafa Hakan Güvençer ile yaşanan diyalogdan görüntü

-Cenazenin konvoy eşliğinde Beyoba Mahallesi'ne götürülmesi

-Genel ve detay görüntüler

Haber: Mehmed Hakkı ÖZBAYIR - Kamera: Nermin UÇTU - İlker KILIÇARSLAN/ MANİSA,

==================================

Liseli genç yüzme eğitiminde boğuldu

GAZİANTEP'te yüzme eğitimi alırken nefes tutma antrenmanında rahatsızlanan 18 yaşındaki Aykut Hüner, yoğun bakım servisindeki 6 günlük yaşam mücadelesini yitirip hayatını kaybetti.

Olay, geçen Cumartesi günü Gaziantep Üniversitesi'ndeki Olimpik Yüzme Havuzu'nda meydana geldi. Lise son sınıf öğrencisi Aykut Hüner, havuzda 3,5 metre derinlikte nefes tutma antrenmanı yaparken uzun süre dipte kaldı. Su üstüne çıkmayan genci fark edenler, onu havuzdan baygın şekilde çıkardı. Çağırılan sağlık görevlileri tarafından ambulansla Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Yoğun bakım servisinde tedavisi süren Hüner, 6 günlük yaşam mücadelesinin ardından bu sabah yaşamını yitirdi. Ölümüyle yakınlarını yasa boğan Hüner'in cenazesi, Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsinin ardından ailesine teslim edildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------------

Adli tıp merkezi

Cenaze aracı

Cenaze aracının hareket etmesi

Genel ve detay görüntüler

Haber: Eyyüp BURUN- Kamera: GAZİANTEP-DHA)

===========================================

Suriye'deki savaş minik bedenlerini yaktı

SURİYE'deki savaş masum çocukları öldürmeye devam ederken, bazılarının bedenlerinde ise taşınması güç yaralar açtı. Varil saldırılarında vücutları yanan, bazı uzuvları kesilen minik bedenlerden 6'sı hayırseverlerin desteği ile tedavi için Antalya'ya getirildi.

Suriye'de 6 yıldır devam eden savaş, insan ölümlerinin yanı sıra yuvaları da dağıttı. Yüzbinlerce insan Suriye'yi terk etti. Ölümden kaçanların bazıları umut aradıkları mavi sularda boğuldu, sağ olarak kaçabilenler ise bedenlerinde taşıması güç yaralarla baş başa kaldı. Suriye'nin İdlib, Hama ve Halep kentine düzenlenen kimyasal ve bombalı saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti. Vücudunun büyük bölümünde ağır yanıklarla ve uzuv kaybıyla savaştan kaçan çocuklar ise tedavi olmak için Suriye'yi terk edip Türkiye'ye sığındı.

YÜZLERİ YANIK, ELLERİ AYAKLARI KESİLMİŞ ÇOCUKLAR

Gönüllülerin desteğiyle sınırdan alınarak Antalya'ya getirilen ve burada bir eve yerleştirilen 6 çocuğun tedavisine Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından başlandı. 10 aylık Abdo Baco, Hatice Şeyh (1), Ayşe Sellum (6), Abdusselam Al-Nasır (8), Kenan Nasır (8), Emine İsmail (9), yerleştirildikleri bir evde başka bir Suriyeli aileyle bir arada yaşıyor. Vücutlarında savaşın ağır izlerini taşıyan çocuklardan kiminin yüzü kulaklarına kadar yanmışken, kiminin ise el ve ayak parmakları yanık nedeniyle kesilmiş. Göz kapakları ve dudakları eriyen çocuklar görme ve beslenme sıkıntısı çekiyor. İçlerinde durumunun diğerlerine göre iyi olduğu dile getirilen 10 aylık Abdo bebek ise iki ayağını kaybetmiş. Minik Abdo, savaşta annesi dışında tüm ailesini kaybetmiş, ağır yaralı kurtulan annesi ise Türkiye'ye gelebilmek için mücadele ediyor.

PSİKOLOJİLERİNİN DÜZELMESİ İÇİN KAŞ VE SAÇ EKTİRİLDİ

5 yıldır savaşta ağır yaralanan çocukların tedavisi için hayırseverler ve çocuklar arasında gönül köprüsü kuran Yaşar Kocadal, Antalya'daki 6 çocuğa destek olmaya çalışıyor. Antalya Yardım Gönüllüleri Platformu ile işbirliği yapan Kocadal, şimdiye kadar ağır yaralı 50 çocuğu tedavi ettirdiklerini söyledi. En büyük sorunlarının maddiyat olduğunu belirten Kocadal, yurt dışından kendilerine destek geldiğini ancak yeterli olmadığını kaydetti. Çocukların yakınlarının sınırdan geçememesinin tedaviyi psikolojik olarak olumsuz etkilediğini de belirten Yaşar Kocadal, "Çocuklara şu anda ihtiyaçları olmamasına rağmen kaş ve saç ekimi yaptırdık. Bu durum onları 'Biz tedavi olabiliriz. İyileşeceğim' düşüncesine inandırıyor. Şu ana kadar bu şekilde 200 çocuğa yardım ettik" dedi.

50 ÇOCUK AMELİYAT OLMUŞ

Çocukların tedavisinin başında olduklarını da belirten Kocadal, "Bu çocukların burun, kulak ve yüzlerini geri kazandırana kadar mücadele edeceğiz. Bu çocuklar daha yeni başladı tedaviye. 50 çocuğun ameliyatını yaptırdık. Birçoğu devlet hastanesinde bir kısmı da özel hastanede yapıldı" dedi.

ÇOCUKLARI POLİSE ŞİKAYET ETMİŞLER

Çocukları görenlerin önyargılı davrandığını da belirten Yaşar Kocadal, yaşadıkları sıkıntılardan da söz etti. Bulundukları çevrede çocukların istenmediğini ve şikayetlere konu olduğunu anlatan Kocadal, "İnsanlar bu çocukların ayıplı olduğunu düşünüyor. Çocuklara ev vermediler. Siteden uzaklaştırmak için polise şikayet edenler oldu. Bunlar daha bebek. Bu çocuklardan rahatsız olanlara, parkta oynamalarına izin vermeyenlere diyecek bir şey bulamıyoruz" diye konuştu. DESTEK BEŞİKTAŞ'TAN

Antalya'da tedavi olmak için gelen çocuklara bir destek de şampiyon Beşiktaş'tan geldi. Siyah beyazlı takımın 2'nci Başkanı Ahmet Nur Çebi, 6 çocuğu Antalya'da yaşadıkları evde ziyaret etti. Çebi, çocuklara Beşiktaş forması hediye ederken, yönetimden işadamı Arif Çelik, kiralanan evin eşya ihtiyacını karşıladı. Yardımseverler Yaşar Kocadal ile Demet Çileli Baz, soysal medya hesabından yaptıkları duyurularla minik bedenler için kampanya düzenliyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Çocuklardan genel ve detay görüntüler

Çocuklar ve ailelerinden detay

RÖP: Yaşar Kocadal

Çocuklardan detay

HABER- Hasan DEMİRBAŞ- KAMERA: Alparslan ÇINAR/ANTALYA,

===========================================

Sahte polis, 150 bin TL'lik altınla kaçarken yakalandı

ANTALYA'da kendisini telefonda polis olarak tanıtarak 67 yaşındaki Gülşen Görmez'in kızına ait 150 bin liralık altını alıp kaçan 23 yaşındaki Orhan B. (23), motorize polis ekibi tarafından yakalandı.

Olay, dün akşam saatlerinde Muratpaşa İlçesi, Şirinyalı Mahallesi'nde 1515 Sokak'ta meydana geldi. Kendisini telefonda polis olarak tanıtıp Gülşen Görmez'i arayan Orhan B., kalitesini kontrol ettirmek amacıyla evde bulunan para ve altınları görmek istediğini söyledi. Görmez, Orhan B. ile gün boyu telefonla konuştu. Görüşmenin ardından 150 bin lira tutarındaki altını poşete koyan Gülşen Görmez, sokağa gelen Orhan B.'ye teslim etti. İçinde altın bulunan poşetle kayıplara karıyan Orhan B., motorize polis ekiplerinin sıkı takibi sonrasında Köroğlu Caddesi'nde sıkıştırıldı. Kaçamayacağını anlayınca altınları yere döken Orhan B., kıskıvrak yakalandı.

Altınlarına kavuşunca polise teşekkür eden Gülşen Görmez, gün boyu dolandırıcıyla konuştuğunu belirterek, "Beni savcı ile görüştürdüler. 'Altınlar sahte olabilir' dediler. Orada gizli bir müfettiş varmış. 'Altınları kontrol edeceğiz' dediler. Alıp gidince dolandırıcı olduklarını anladım. Ancak gerçek polisler kurtardı" diye konuştu. Gözaltına alınan Orhan B. ise polis merkezine götürüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Ele geçirilen altınların görüntüsü

Asayiş şube dış plan görüntü

Gülşen Görmez olayı polise anlatması

Şüphelinin vesikalık resmi

Adliye dış plan görüntü

HABER-KAMERA: Bülent TATOĞULLARI/ANTALYA,

=====================================================

Operasyon düzenlenen diyaliz merkezi kasasından 15 adet 1'er dolar çıktı

AKSARAY merkezli 3 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na yönelik düzenlenen operasyonda 7 kişi gözaltına alındı. Operasyon kapsamında bir diyaliz merkezinde yapılan aramada ise çelik kasa içinde 'F' serisi olduğu belirtilen  15 adet 1'er dolar çıktı.

Aksaray Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele şubesi ekipleri, FETÖ/PDY'ye yönelik  başta Aksaray olmak üzere Niğde ve Mersin'de eş zamanlı operasyon düzenledi. Örgüte finans sağladığı ve devlet aleyhine nitelikli dolandırıcılık yaptığı ileri sürülen 7 kişi gözaltına alındı. Operasyon kapsamında maliye ve Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin de eşlik ettiği Aksaray'daki bir diyaliz merkezinde yapılan aramada ise işyerindeki çelik kasadan 'F' serisi olduğu belirtilen 15 adet 1'er dolar çıktı. Diyaliz merkezindeki çok sayıdaki ilaç ve evraklara da el konuldu.

Soruşturma sürüyor.

Görüntü Dökümü

-------------

Diyaliz merkezinde yapılan baskın

Diyaliz merkezinde yapılan arama

1'er dolar  bulunması

Şüphelilerden detay

Haber- Kamera: Hasan BÖLÜKBAŞ AKSARAY DHA))

===========================================

Gelibolu'da hayvan hırsızlığına 3 tutuklama

ÇANAKKALE'nin Gelibolu İlçesinden 40 küçükbaş hayvan çaldığı ileri sürülen 3 hırsızlık zanlısı dün (Perşembe) çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler, 20 gün önce Gelibolu'ya bağlı Yeniköy, Tayfur ve Bayırköy köylerinde 40 küçükbaş hayvan hırsızlığı gerçekleşmesi üzerine harekete geçti. Jandarmanın detaylı çalışması sonrası D.T. (27), Ş.A. (55) ve S.A.Ç. (26) küçükbaş hayvanları çaldıkları tespit edildi. Hırsızlık zanlıları, jandarmanın takibi sonucu Edirne'nin Keşan İlçesi ile Çanakkale'nin Gelibolu ve Eceabat ilçelerinde yakalanarak gözaltına alındı. Jandarmaya götürülen zanlılar, dün (perşembe) sevk edildiği adliyede tutuklandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Adliyeye getirilen hırsızlık zanlılarından görüntülerinden görüntü

Haber- Kamera: Doğan ZELOVA/ GELİBOLU (Çanakkale)

=============================================

Mogan Gölü'nün temizliğine UHDB tarama gemisiyle başlandı

ANKARA'da, Gölbaşı ilçesinin 25 yıllık özlemi olan Mogan Gölü'nün temizliğine UHDB adlı tarama gemisi ile Atatürk Sahil Parkı kıyı kesiminden başlandı. Belediye Başkanı Fatih duruay, sahil parkının kıyı kesimindeki temizlik çalışmalarını yerinde inceledi, yetkililerden bilgi aldı.

TARAMA TEKNESİYLE KIYILARDAKİ BALÇIKLAR TEMİZLENİYOR

Başkan Duruay, gölün temizlik çalışmalarının hızlı bir şekilde devam ettiğini belirterek, 'mbat tarama gemisi kıyılara yanaşamıyor. Bu yüzden gölün sonundan başlayıp, sahil parka doğru gelerek temizlemeye başlayacak. O yüzden şuanda UHDB tarama gemisi, borular yardımıyla kıyılarda bulunan mırıkları gölün ortasına çekiyor. Ardından da gölün ortasında biriktirilen çamurun İMBAT gemisiyle gölün dışındaki alana çıkarılması sağlanacak" dedi.

GEOTEKSTİL ÇAMUR SUSUZLAŞTIRMA TESİSİ

Mogan Gölü'nü temizleme işinin dünyanın en büyük projelerinden birisi olduğunu belirten Başkan Duruay, "Şantiye alanı gidilip görüldüğü zaman gerçekten büyük bir iş olduğu ortaya çıkıyor. Hollanda'dan gelen büyük çuvallalla alanın tesviyesinin yapılması, alanın yüzde 2 meyilli olması, kanalların yapılması, dinlendirilme havuzları, 3 tane pompanın olması, gölden gelecek balçığın bu alanda kimyasalla karıştırılarak suyun süzülmesini sağlayan sistemin kurulması çok kapsamlı bir proje olduğunu gösteriyor" dedi.

İÇ SU TEMİZLİĞİNDE DÜNYANIN EN BÜYÜK İKİNCİ PROJESİ

Başkan Duruay, Mogan Gölü temizliğinin uzun zamandır gündemde olduğunu belirttiği açıklamasında, "Sadece Gölbaşımız için değil Ankaramız içinde önemli göllerimizden bir tanesi. Gölün temizliği için çok mücadele ettik. Hepimizin mücadelesi sonunda iç su temizliğinde dünyanın en büyük projesinden bir tanesi Gölbaşı'nda uygulanıyor. 1 sene içerisinde de gölümüz temizlenecek. Vatandaşlarımız daha temiz ve berrak Mogan Gölü'müze tekrar kavuşacak" dedi.

GÖLÜN TEMİZLİĞİ 25 SENE SÜRDÜ

Gölün temizlenmesinin ardından herkese büyük görevler düştüğünün altını çizen Başkan Duruay, "Denetlemeleri yaparak kirliliğe geçit vermeyeceğiz. Çünkü bu gölün temizliği 25 sene sürdü. Bu bizim özlemimiz. Buranın kirlenmesine Gölbaşı'nda oturan hiçbir vatandaşın rıza göstereceğini zannetmiyorum. Öyle bir şey hissedildiğinde vatandaşımız şikayetini kendisi yapacaktır" dedi.

Başkan Duruay, Mogan Gölü'nün temizlenmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'a, Başbakan Binali Yıldırım'a, Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki'ye, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'na,Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan'a, bölge milletvekillerine, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'e teşekkür etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Temizlik çalışması yapan gemiden genel görüntü

Temizlik çalışması yapan gemiden Hava görüntüsü

Mogan gölünden genel görüntüler

Mogan gölünden çıkan balçıktan genel görüntüler

Geotekstil çamur susuzlaştırma tesisinden hava görüntüsü

Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih Duruay'dan açıklama

Haber Kamera: Mehmet DEMİR/GÖLBAŞI(Ankara), -

=============================================

Sara'yı yaşatmak için vakıf kurdular

HOLLANDA'da yaşayan 37 yaşındaki Emine Kara ve 35 yaşındaki Bram Verbrugge çifti, nadir görülen bir kas hastalığı olan 'MDC1A' hastası 2 yaşındaki kızları Sara Verbrugge'nin kurtulabilmesi için seferber oldu. Başta kendi çocukları olmak üzere bu hastalığa sahip çocukların kurtarılmasına umut ışığı olmak isteyen aile bir araştırma için gerekli olan 500 bin Euro'yu toplamak için vakıf kurup kampanya başlattı.

Hollanda'nın Dordrecht kentinde oturan ve 4 yıllık evli halkla ilişkiler uzmanı Emine Kara ile gazeteci Bram Verbrugge, kızları Sara'nın 3 aylıkken yüzüstü yattığında kafasını kaldıramadığını fark etti. Kontrol için Sara'yı doktora götüren Emine ve Bram Verbrugge çifti, yaklaşık 7 ay süren tetkiklerin ardından kızlarında 'MDC1A' adı verilen ve nadir görülen bir kas hastalığı olduğunu öğrendi. Hollanda'da yalnızca 20 çocukta olduğu bilinen kas hastalığının tedavisini araştıran anne ve baba, henüz tedavisi olmadığı sonucuna ulaştı. Emine ve Bram Verbrugge çifti çocuklarının hasta olduğunu öğrendikten sonraki süreçte yaptırdıkları testlerde bu hastalığın taşıyıcısı olduklarını da öğrendi.

VAKIF KURUP KAMPANYA BAŞLATTILAR

Tek çocuklarının amansız hastalığa kurban gitmesine razı gelmeyen çift, Hollanda'daki 'Expertisecentrum Nemo' adlı araştırma merkezinin hastalığın tedavileri hakkında çalışmalara başlayabilmek amacıyla bir araştırma projesi olduğunu öğrendi. Bu haberle sevinen aile projenin başlayabilmesi için gerekli olan 500 bin Euro'nun toplanabilmesi için kampanya başlatmaya karar verdi. Emine Kara ve Bram Verbrugge kurdukları 'Stichting Voor Sara- Sara İçin Vakfı' ile kampanyaya destek toplamaya başladı.

80 BİN EURO TOPLANDI

Antalya'nın Kemer İlçesi'ndeki 5 yıldızlı otelde bir arkadaşlarının tüm masraflarını karşıladığı tatilde moral depolayan Emine Kara ve Bram Verbrugge, geçen 1 Mart itibariyle başlattıkları kampanya kapsamında bugüne kadar 80 bin Euro toplandığını belirterek, diğer hasta çocukların tedavisi için de önemli bir araştırma olacak proje için destek istedi.

'DÜNYAMIZ YIKILDI'

Anne Emine Kara, "Sara, 20 Haziran 2015'te doğdu. Henüz 3 aylıkken, yüzüstü yattığında kafasını kaldıramadığını fark ettik. Doktora gittik, çeşitli testler yapıldı. Sara 10 aylıkken bize acı haberi verdiler. Sara'nın dünyada çok nadir görülen 'MDC1A' adındaki kas hastalığına yakalandığını söylediler ve o gün aslında bizim dünyamız yıkıldı. Çünkü biz sağlıklı bir çocuğunuzun olacağını düşündük hep fakat öyle bir şey olmadı maalesef" dedi.

'SARA GİBİ BAŞKA ÇOCUKLAR DA VAR'

Doktorların hastalığın tedavisinin olmadığını söylediğini anlatan Emine Kara, şöyle konuştu:

"Fakat Hollanda'da bir grup doktorun bu hastalığın tedavi edilebileceği konusunda araştırma projeleri var. Çok olumlu bir proje fakat bu proje için, araştırma için 500 bin Euro gerekiyor. O yüzden eşimle birlikte vakıf kurduk bu miktarı bulmak için. 1 Mart 2017 tarihinden bugüne kadar 80 bin Euro topladık. Çeşitli insanlardan çok yardım aldık Hollanda'da, ama biz sadece Sara için mücadele etmiyoruz. Çünkü Sara gibi başka çocuklar da var. Türkiye'de de var. O yüzden biz Türk halkının da bize yardımcı olmasını umuyoruz. Bunun için web sitemize girebilirler, vakıf kurduğumuz için banka hesabımız var. Banka hesabımıza para yatırabilirler veya kendileri Türkiye'de kampanyalar düzenleyebilir bize yardım etmek için."

'SARA'YI KAYBETMEK İSTEMİYORUZ'

Sara'nın haftada iki gün yoğun olarak fizyoterapi gördüğünü vurgulayan Emine Kara, şöyle dedi:

"Bir gün kreşe gidiyor orada çok yardımcı oluyorlar bize. Diğer günlerde eşim veya ben bakıyorum ya da ailemiz yardımcı oluyor. Sara çok neşeli bir çocuk. Çok akıllı, çok zeki. Doktorları Sara'nın genç yaşta, çocuk yaşlarda vefat edebileceğini söylüyor, biz bunu kabul etmiyoruz. O yüzden vakıf kurduk zaten. Sara'yı kaybetmek istemiyoruz. Sara ayağa kalkamıyor, yürüyemiyor, kendisi oturamıyor. Hep biz yardımcı olmak zorundayız."

'KIZIMIZ İÇİN HER ŞEYİ YAPABİLİRİZ'

Baba Bram Verbrugge de şunları söyledi:

"Sara'nın kasları güçsüz olduğu için grip olduğunda zatürree riski var. Zatürree Sara için çok tehlikeli. O yüzden çok dikkat ediyoruz hasta olmaması için. Sara yürüyemediği için onu kaldırıp indirip her yere taşımak zorundayız. Yani fiziksel olarak bizim için de zor oluyor. Tabi ki kızımız için her şeyi yapabiliriz ama zor bir durum. İşimizle ilgili problemler de oluyor. Doktor randevuları çok. Kontrolleri çok. Zamanımız buralara gidiyor. Türk halkına çok teşekkür ediyorum. Burada da çok yardıımcı olan var. Arkadaşlarımız ve hiç tanımadığımız insanlar yardım etmek istiyor. Türk halkına tekrar çok teşekkür ederim."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Çimlerin üzerinde aile beraber

Ailenin yolda yürümeleri

Otel Lobisinde Sara'ya ailenin kitaptan şekiller göstermesi

RÖP: Emine Kara

Sara yakın detay

RÖP: Emine Kara

Emine Kara ve Sara detay

RÖP 2: Bram Verbrugge (Felemenkçe)

Sara yakın detay ve anne Emine Kara'nın kısa konuşması

===================================================

Fok öpücüğü

DÜNYANIN en büyük akvaryum komplekslerinden Antalya Akvaryum'a Küba'dan 3 fok balığı getirildi. Ziyaretçiler, Setareh, Amigo ve Milad adlı foklarla fotoğraf çektirip havuzda birlikte de yüzebiliyor. Foklar, ziyaretçilerini öperken fotoğraf da çektiriyor.

Antalya Akvaryum, 131 metrelik uzunluğu ve 3 metrelik genişliğindeki tünel akvaryumuyla dünyanın en büyük akvaryum komplekslerinden biri özelliğini taşıyor. Konyaaltı sahiline çok yakın mesafedeki akvaryum, Antalya'da turizm sezonunun en yoğun dönemin başlamasıyla yerli ve yabancı turist akınına uğruyor.

Antalya Akvaryum'a, Küba'dan yeni misafirler geldi. Yaz başında Küba'dan Amigo, Setareh ve Milad adlı üç fok balığı geldiğini belirten Akvaryum Genel Müdürü Kemal Kumkumoğlu, "Akvaryuma inanılmaz güzel bir hareket ve enerji getirdiler. Çok beğeniliyorlar. İnsanlarla, çocuklarla çok güzel iletişim kuruyor ve sevgi gösteriyorlar. Buraya gelenler camlı alandan izleyebiliyor ve saat başı küçük şovlar yapılıyor. İsteyenler foklarla yakınlaşabiliyor. Onlara dokunup balık beslemesi yapabiliyor. Havuzda birlikte yüzebiliyorlar" dedi.

Özel havuzda isteyenler için fotoğraf çekimi ve küçük şovlar yapan foklar, ziyaretçilerini öperken fotoğraf da çektiriyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Fok balığından detay görüntü

RÖP: Akvaryum Genel Müdürü Kemal Kumkumoğlu

Turistlerden detay görüntü

Fok bakıcısı ile röportaj

Detaylar

HABER: Mehmet ÇINAR- KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA,

==============================================

5 Kuşaktır ot süpürge üretimi yapıyorlar

TOKAT'ın Niksar ilçesinde yaşayan 55 yaşındaki Salih İpek eşi ile birlikte 5 kuşaktır ot süpürgeciliği mesleğini sürdürüyor.

Niksar ilçesinde evli 2 çocuk babası Salih İpek, eşi 53 yaşındaki Semiha İpek ile birlikte ata yadigarı olan süpürgecilik mesleğini devam ettirmeye çalışıyor. Kent merkezinde bulunan evlerinin alt katını atölyeye çeviren Salih İpek dedelerinden yadigar kalan süpürgecilik mesleğini devam ettiriyor. Süpürgecilik mesleğinin babasının, dedelerinden geldiğini ve 5 kuşaktır devam ettirdiklerini ileri süren Salih İpek, "Biz bu sanatla çocuklarımızı büyüttük. Bu zamana kadar kendimizi geçindirdik. Eskiden haftada 400-500 tane yapıyorduk. Ama şimdi günde 20 tane yapıyoruz. Artık bunlara fazla talep yok.Çırak da bulamıyoruz. Eşimle birlikte yapıyoruz. Çiftçiden süpürge otlarını alıyoruz. Desteliyoruz, balya haline getirdikten sonra uçlarını kesip dikiyoruz. Tanesi 8 liradan satıyoruz. Şimdilerde unutulan meslekler arasına girdi" dedi.

'BİZLER SON NESLİYİZ'

27 yıldır Salih İpek'le evli olan Semiha İpek 2 yıl çıraklık yaptıktan sonra süpürgecilik mesleğine başladığını söyleyerek, "1992 yılından beri eşimle beraber bu mesleği sürdürüyoruz. İyi kötü yardımcı oluyorum. Ben bazen ev işlerimi ve çocuklarımı çok aksattım. Süpürgecilik mesleği güzeldi eskiden ama şimdi özelliğini yitirdi. Kaybolan meslekler arasına girdi. Bizler de son nesliyiz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

-Çiftin atölyesinden görüntü

-Birlikte süpürge yapmaları

-Üretilen süpürgeler

-Konuşmaları

Haber-Kamera: Fatih YILMAZ-Halil İbrahim YEL/NİKSAR(Tokat),

=============================================

(ÖZEL) - Yaralı yavru tilki tedaviye alındı

GAZİANTEP'in İslahiye İlçesi'nde, vatandaşlar tarafından yaralı halde bulunan yavru tilki tedaviye alındı.

İslahiye- Hassa Karayolu'ndaki Serinevler Mahallesi yakınlarında yol kenarında yavru bir tilkiyi yaralı halde görenler, zabıtaya haber verdi. İhbarla giden zabıtalar, yaralı tilkiyi belediye veterinerine götürdü. Burada veteriner tarafından ilk müdahalesi yapılan yavru tilki, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü'ne teslim edildi.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü Sabri Saltan, yaralı tilkinin Gaziantep Hayvanat Bahçesi'nde tedavi edildikten sonra doğaya bırakılacağını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

İslahiye Belediyesi

Yaralı tilki

Zabıta Amiri Sedat Balta ile röp.

Doğa koruma yetkililerin tilkiyi alması

Doğa koruma yetkilisi Sabri Saltan ile röp.

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Kadir ÇELİK-GAZİANTEP-DHA)

=================================================

Motorize Ramazan davulcuları

AFYONKARAHİSAR'ın Sandıklı İlçesi'nde Ramazan ayının vazgeçilmezi davulcular, uzak mahallelerde oturanları sahura uyandırmak için motosiklet kullanıyor. Biri motosikleti sürerken, diğeri arkada ters oturup davul çalıyor.

Sandıklı'da sahur öncesi bir kahvede toplanan 60 kadar davulcu, gruplar halinde cadde ve sokaklarda dolaşarak oruç tutmak isteyenleri sahura uyandırıyor. Davulculardan bazıları ise ilçenin uzak mahallelerine ulaşmak için motosiklet kullanıyor. Biri motosikleti kullanırken diğeri arkaya ters oturup davul çalıyor.

Yaklaşık 20 yıldır Ramazan davulu çaldığını, 3 yıldır da motosiklet üzerinde bu işi devam ettirdiğini söyleyen 44 yaşındaki Serdar Ula, "Çok uzak mahalleler var. Orada oruç tutmak isteyenleri sahura kaldırmak, onları sahura yetiştirmek için motosikletle davul çalıyoruz. Motosikletle fazla da yorulmuyoruz" dedi.

40 yaşındaki Mustafa Akyol, "İlçemizde yıllardır Ramazan davulu çalma geleneğini sürdürüyoruz. Sandıklı'mız geçen yıllara göre büyüdüğü için uzak mahallelere sahurda yetişmek için haliyle güçlük çekiyoruz. Motosiklet sayesinde bu mahallelere rahat ulaşıyoruz" diye konuştu.

Vatandaşı sahura kaldıran Ramazan davulcuları, "Davulumu taktım boynuma. Tabağı koydum koynuma. Bu ayda para kokar vermezsen obalım boynuma. Davulumun ipi pekmez. Davulumun sesi çıkmaz. Davulcunun bahşişini vermezsen davulcu vallahi buradan gitmez. Eski cami direk ister. Söylemeye yürek ister. Benim karnım tok ama, arkadaşımın canı börek ister" diye maniler okuyarak hem bahşiş topladı hem de vatandaşı sahura uyandırdı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Ramazan davulcuları yürüyerek davul çalarken

Davulcular motosiklet üzerinde davul çalarken

Davulcular davul çalarak maniler söylerken

Ramazan davulcuları toplu

RÖP 1: Serdar Ula

RÖP 2: Mustafa Akyol

HABER- KAMERA: Ahmet DAĞLI/SANDIKLI (Afyonkarahisar),

===================================================

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title