Dha Yurt Bülteni-4

Dha Yurt Bülteni-4

Artvin'de kar esaretiARTVİN'de dün geceden itibaren etkili olmaya başlayan yoğun kar yağışı hayatı olumsuz etkiliyor.

Dha Yurt Bülteni-4

Artvin'de kar esareti

ARTVİN'de dün geceden itibaren etkili olmaya başlayan yoğun kar yağışı hayatı olumsuz etkiliyor. 151 köy yolunun ulaşıma kapandığı Artvin'de merkez ile Şavşat ve Ardanuç ilçelerinde okullar 1 gün süreyle tatil edildi.

Artvin'de dün gece başlayan yoğun kar yağışı etkisini artırdı. Kar kalınlığının kent merkezinde 20 santimetreye ulaştığı il merkezinde vatandaşlar işyerlerinin önünde biriken karları temizlemeye çalıştı, belediye ekipleri de kapalı mahalle yollarını açmak için çalışma başlattı. Atabari Kayak Merkezi'nde ise kar kalınlığı 1 metreye ulaştı.

EĞİTİME KAR ENGELİ

Artvin'de yoğun kar yağışı nedeniyle il merkezi ile birlikte Ardanuç ve Şavşat ilçelerinde ilk ve orta dereceli okullar 1 gün süreyle tatil edildi. İl genelinde engelli ve hamile kamu çalışanları da 1 gün süreyle izinli sayıldı.

GÜMÜŞHANE'DE 45 KÖY YOLU KAPANDI

Kar yağışı Gümüşhane'de de etkili oluyor. İl merkezinde 10, Kürtün ilçesinde 15, Şiran ilçesinde 5 ve Torul ilçesinde 15 olmak üzere 45 köy yolu ulaşıma kapandı. İl Özel İdaresi ve Belediye ekipleri kardan dolayı kapanan köy yolarını ulaşıma açmak için çalışma başlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Kar yağışı detayları

Kar temizliiği detayları

Detaylar

Haber-Kamera: Adem GÜNGÖR ARTVİN

======================================

Üç katlı apartmanda çıkan yangın korkuttu

ÇANAKKALE'nin Gelibolu ilçesindeki üç katlı bir binanın ikinci katında çıkan yangın, itfaiyenin müdahalesiyle büyümeden kısa sürede söndürüldü.

Alaeddin Mahallesi Kaptanlar Sokak'taki üç katlı binanın ikinci katında, bugün saat 04.00'te, henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Binadan dumanlar ve alevler yükseldiğini gören vatandaşlar yangını, itfaiyeye bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahalesinin yangın, kısa sürede kontrol altına alınarak söndürüldü. Serhat Sarı'ya ait olduğu öğrenilen evin bir bölümü kullanılmaz hale geldi. Polis, yangınla ilgili soruşturma başlattı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Yangından görüntü

Haber- Kamera: Doğan ZELOVA/ GELİBOLU (Çanakkale),

========================================

Datça açıklarında deprem (2)

VATANDAŞ HİSSETTİ

Muğla'nın Datça ilçesi açıklarında meydana gelen 4.5 büyüklüğündeki deprem kentte hafif şekilde hissedildi. Yaklaşık 5-6 saniye kadar süren depremde, can ya da mal kaybı olmadı. 

Depremi sabah evde kahvaltı hazırlığı yaparken hissettiğini söyleyen 58 yaşındaki Naci Örki, "Sarsıntı kuvvetli bir şekilde hissedildi. İkinci kattaki evimizde sabah kahvaltı için hazırlık yapıyordum. Eşim henüz uyuyordu. Depremi hissederek uyandı. Artçılar gelmeyince rahatladık" diye konuştu.

Depremi otel odasında hissedip kendilerini dışa attıklarını belirten Ahmet Mindillioğlu (34) ve İbrahim Özmen (20), "Deprem çok kısa sürdü. Hemen dışarı çıktık. Özelikle Bodrum depremlerinden sonra her sallantıda korkuyoruz. Henüz otele dönemedik" dediler.

Kahvehanesinin sabah temizliği yaparken depremi hissettiğini ifade eden 35 yaşındaki Yusuf Karatay ise, "Hafif bir sarsıntı oldu. Dışarı çıkıp etrafa baktım. İkinci sarsıntı olmadı" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Vatandaşlarla röp.

Kentten görüntü

Haber- Kamera: Mehmet ÇİL/ DATÇA (Muğla),

============================================

Gazi babasının 'Tugayımızın uğuru' dediği Ayla'yı Samsun'a davet etti

SAMSUN'da yaşayan Erdoğan Özoral, Kore Gazisi olan merhum babası Hüseyin Özoral'ın Kore Savaşı'nda görev yaptığı bölükte Ayla'ya bakan askerlerden biri olduğunu söyledi. Babasının Ayla ile çekindiği ve ailesine gönderdiği bir fotoğrafın arkasına 'Bölüğümüzün kızı ve tugayımızın uğuru Ayla'yla son bir hatıra. Kızımız artık yanımızdan ayrılarak Seolde bir yetimhaneye verilmiştir' yazdığını söyleyen Erdoğan Özoral, Ayla'yı Samsun'a davet etti.

Samsun'da yaşayan 1 çocuk babası Erdoğan Özoral, Kore Gazisi olan merhum babası Hüseyin Özoral'ın görev yaptığı bölükteki askerlerin bakımını üstlendiği Koreli Ayla isimli kız çocuğunu Samsun'a davet etti. Ayla'nın ve Türk askerlerinin hayat hikayesinin anlatıldığı sinema filmini izledikten sonra babasının Kore Savaşı'nda gönderdiği fotoğrafları tek tek yeniden incelediğini söyleyen Özoral, "Babam Samsun'da sanat okulundan mezun olduktan sonra askeriyeye katılıyor. Astsubay kıdemli Başçavuş olarak göreve başlıyor ve hemen ardından 1951'de Kore'ye gidiyor. Yaklaşık bir yıl Kore'de kalıyor. Sonra yaralanıp gazi olunca memlekete dönüyor. Annem bana çocukken babamın bulunduğu bölükteki askerlerin savaş sırasında 11 tane Koreli çocuk bulup onlara bakıp sahip çıktığını anlatırdı. Hatta babamla ve diğer askerlerle çocukların, fotoğrafları da bizde vardı. Filmi izlemeye gittim. Ama tamamını izleyemedim çok duygulandım. Filmi gördükten sonra fotoğraflara tek tek yeniden baktım. 3 çocuğun fotoğrafını buldum ve bunlardan birinin Ayla olduğunu gördüm. Babam 17 Mayıs 1952'de kendi anne ve babasına gönderdiği ayla ile olan fotoğrafının arkasına 'Bölüğümüzün kızı ve tugayımızın uğuru Ayla'yla son bir hatıra. Kızımız artık yanımızdan ayrılarak Seolde bir yetimhaneye verilmiştir' yazmış. Yine başka bir Koreli kız çocuğunun fotoğrafının arkasına 'ana ve baba şefkatinden mahrum bir Koreli yavru' yazıp göndermiş. Babamın anneme anlattığı hatıralardan ve babamın diğer gazi arkadaşları ile görüşmelerimden öğrendiğim savaş sırasında buldukları 11 Koreli çocuğa Türk askerleri bakmışlar, beraber yemek yemişler, bakımlarını yapmışlar, yanlarından ayırmamışlar.  Filmi izlediğimde babamın anlattığı hikayeler ile aynı olduğunu görünce çok duygulandım" dedi.

Babasının 1955 yılında 25 yaşında hayatını kaybettiğini dile getiren Erdoğan Özoral, "Babam Gazi olarak Türkiye'ye dönüyor. Ancak sonra hastalığı nüksedip 1955 yılında hayatını kaybetti. Ben 1,5 yaşındayken babam öldü. Ben babamın ve arkadaşlarının kahramanlık hikayelerini çok dinledim.  Ben Ayla'yı sinema filmi nedeniyle basında yer alan haberlerden gördüm. Kendisi ile iletişime geçmeye çalışıyorum. Kendisini Samsun'a davet etmek istiyorum. Umuyorum bunu gerçekleştirebilirsem babama karşı olan görevlerimden birisini yapmış olacağım. Çünkü babam Ayla ile fotoğraf çektirmiş bu fotoğrafı kendi ailesine göndermiş. O kadar çok değer vermiş. Binlerce kilometre vatanından uzakta babam ve arkadaşları Türk askerleri bu çocukları bir insanlık görevi olarak görüp bakmışlardır, sahip çıkmışlardır. Ben de babama ve arkadaşlarına karşı bunu başarabilirsem manevi olarak kendimi çok huzurlu sayacağım. Bundan 1,5 yıl önce Güney Kore Askeri Ateşesi Samsun'a geldi ve babamın madalyasını beratı ile beraber bana verdiler. O da evimin en değerli köşesinde bulunuyor" şeklinde konuştu. 

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Erdoğan Özoral'dan detay

-Fotoğraflardan detay

-Röportaj

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER/SAMSUN,  

===========================================

Annesini rahatsız eden kişiyi evin önünde pompalı tüfekle öldürdü

KÜTAHYA'da 25 yaşındaki Murat Ç., geceleyin evlerine gelip annesi S.Ç.'yi rahatsız etiğini öne sürdüğü 43 yaşındaki Hüseyin Özkıyak'ı pompalı tüfekle ateş ederek öldürdü.

Olay saat 02.30 Ali Paşa Mahallesi Sebilerenler Caddesi'nde meydana geldi.  İddiaya göre Hüseyin Özkıyak daha önceden aralarında gönül ilişkisi olan S.Ç.'nin evine gitti. Kapıyı çalıp içeriye girmek isteyen Hüseyin Özkıyak ile S.Ç.'nin evde bulunan oğlu Murat Ç. arasında tartışma çıktı. Murat Ç. annesinin rahatsız edilmemesini istedi. Tartışma kavgaya dönüşünce Murat Ç. evden aldığı pompalı tüfekle ateş ederek Hüseyin Özkıyak'ı kafasından ve boynundan vurdu. Özkıyak apartman önünde yere yığılarak yaşamını yitirdi.

Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri Murat Ç. ve annesi S.Ç.'yi gözaltına aldı. Ölen Hüseyin Özkıyak'ın cenazesi otopsi için Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Görüntü dökümü:

-Olay yerindeki cesedin,

-Polislerin olay yerindeki incelemeleri,

-S.C. adlı kadının apartmanın kırık camından cesede bakmasından,

-Cesedın cenaze aracına taşınması,

-Olay yerinden detay görüntüler,

-Ölenin sağlık fotoğrafı bulunuyor.)

Haber-Kemera: Oğuzhan KILIÇ-KÜTAHYA,

==============================================

Zihinsel engelli Çelik eserleriyle hayran bıraktı

SAKARYA'nın Arifiye ilçesinde engelli bakımevinde yaşayan ve öğretmeninin resim yeteneğini keşfettiği 32 yaşındaki Çelik Tunç'un çizdiği resimlerin ünlü Ressam Miro'nun eserlerin benzemesi görenleri hayran bıraktı.

Artvin'de ailesi tarafından bakımevine yerleştirilen Çelik Tunç, 10 yıl önce Sakarya'daki Arifiye Yetişkin Zihinsel Engelliler Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'ne yerleştirildi. Hayatı ailesinden uzak bakımevlerinde geçen Çelik Tunç, 3 yıl önce bu merkezde resim eğitimi görmeye başladı. Rehabilitasyon merkezinde resim öğretmeni olan Duygu Boz'un keşfetmesiyle resim çizmeye başlayan Çelik Tunç'un eserlerinin ünlü İspanyol Ressam Joan Miro'ya benzerliği görenleri şaşırttı. Bakımevi ve Sakarya Güzel Sanatlar Derneği tarafından gerçekleştirilen 'Çelik ve 'Miro' Eserleri' isimli sergide Çelik Tunç'un onlarca eseri vatandaşların beğenisine sunuldu. Özellikle anne şefkatini resimlerde anne göğsü ve çeşitli imgelerle anlatan Çelik Tunç'un resimleri görenleri hayran bıraktı.

Çelik Tunç'un yeteneğini duvarlara resim çizerken fark ettiğini söyleyen resim öğretmeni Duygu Boz, "Zihinsel engelli rehabilitasyon merkezinde resim öğretmeniyim. Çelik'in farklı resimler yaptığını fark ettim. Duvara, boş bulduğu yerlere çizimler yapıyordu. İlginç buldum yaptığı resimleri çünkü dişi erkek ayrımı yapıyor. Objeler üzerinde bütün canlı veya cansızlar üzerinde dişi veya erkek ayrımı yapabiliyor. Nasıl değerlendirebiliriz diye düşündüm. Farklı materyalleri çizmeye başladık, daha sonra birlikte boyadık, göstererek bu aşamaya geldik kendisiyle. 3 yıl önce sınıfım açıldığı zaman çalışmaya başladık. Buraya Artvin'den gelişi yurttaki boşlukla ilgili olabilir. ya da adapte sorunu yaşamıştır diğer yurtta buraya alınmıştır, yurtlarda büyüyen bir çocuk aile yanında değil. Farklı düşünebildiğini, yaşadığı şeyleri çok farklı şekilde çizime yansıttığını fark ettik" dedi.

Duygu Boz, bilinçaltındaki her şeyi kağıda dökebilen Çelik Tunç'un özellikle anne şefkatini işlediğini belirterek, şöyle konuştu: "Diğer engelli çocuklar yansıtmakta problem yaşarken ya da ezberi çizimler yaparken, Çelik tamamen çizimsel, imgesel tasarımlar yapabiliyor. Türkiye'de daha çok sergi yapmak istiyoruz. Keşke dünya genelinde yapabilsek. Çünkü çok fazla eseri var. Çelik çok sevimli çok zekidir, elektrikli eşyalarla arası çok iyi, bozup yapabiliyor. Kendini bebek zannediyor, çok çalışkan. Miro ile ortak bağlantı yaptığı çizimlerle alakalı. Miro hep çocuk resimleri üzerinde durmuş, çocuk saflığını yakalamaya çalışmış eserlerinde. Çelik'te tamamen çocuk saflığıyla resim yapıyor zaten. Çizimler benzer özellikler gösteriyor. Miro ile bağlantısını öyle buldum. Çizdiği karakterler de benziyor. Kullandığı renkler kompozisyonlar. Hoşuna giden bir erkek ya da kadın figürü vardır. Bunu kullanıyor. Normal hayatta gördüğü böcekleri de yapabiliyor. Beni çok çizdi. Anne özlemi çekiyor, emme ihtiyacı, dokunma hissini hala daha yaşıyor. O anne sevgisini muhakkak işliyor resimlerde. Kadın göğüsleri çizmesi biraz da bundan"

Arifiye Yetişkin Zihinsel Engelliler Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Murat Topuz, Çelik Tunç'un bu alanda ülkede tek olacağını kaydederek, "Duygu Hocam keşfetti Çelik'i, renkleri ve imgeleri farklı farklı kullandığından yavaş yavaş resimlerin üzerine gitmeye başladık ve sonuç ortada. İnşallah bunu geliştirme yönünde de faaliyetlerimiz olacak. Çelik belki de ilk olacak Türkiye'de" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Sergiden görüntüler

Röportajlar

Haber: Aziz GÜVENER/ADAPAZARI(Sakarya), - 

==================================================

Sanat Güneşi Nazilli'de anıldı

AYDIN'ın Nazilli ilçesinde Zeki Müren'in doğumunun 86'ncı yılında 'Sanat Güneşi Zeki Müren'i Anma Konseri' düzenlendi. 

Nazilli Belediyesi Mehmet Yüzügüler Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen konserde güftesi ve bestesi Zeki Müren'e ait 20 eser seslendirildi. Nazilli Kaymakamlığı Türk Sanat Müziği Korosu Şef Mustafa Dinçkol yönetiminde verilen konserde, 500 kişilik salonda yer bulamayan sanatseverler büyük üzüntü yaşadı. TRT Sanatçısı Vedat Kaptan Yurdakul da konserin son bölümünde sahneye çıkarak birbirinden güzel 3 eser seslendirdi. Yurdakul, "Nazilli halkı böyle bir koroya sahip oldukları için çok şanslı. Sanat güneşimiz, sevgili büyüğümüz Zeki Müren'in doğum gününde Nazilli'de anılmasını mutlulukla karşıladım. Zeki Müren'i saygı ve rahmetle anıyorum. Koroya destek veren İlçe Kaymakamı İbrahim Küçük ve Belediye Başkanı Haluk Alıcık'a da çok teşekkür ediyorum" dedi. Nazilli Kaymakamı İbrahim Küçük de, Zeki Müren'in Türk sanat müziğinin çok önemli kilometre taşlarından biri olduğunu hatırlatarak "Koromuz 9 yıldan beri çalışıyor. Değişik konserler veriyor. Bugün de 50 yıl önce yapılan şarkıları zevkle dinleme fırsatı bulduk. Bu da sanatın kaynaştırıcılığının, birleştiriciliğinin bir göstergesi. Zeki Müren, aynı zamanda Türkçe'yi çok iyi kullanan sanatçılarımızdandı. O açıdan tüm ülkeye örnek olan insanlardan bir tanesidir" dedi.

Konser sonunda TRT Sanatçısı Vedat Kaptan Yurdakul ve eşine Nazilli Kaymakamı İbrahim Küçük ve Belediye Başkanı Haluk Alıcık tarafından içerisinde Nazilli bölgesinde yetişen ürünlerin yer aldığı 'Uzun Yaşam Sepeti' verildi. Konserin sonunda da Nazilli Kaymakamı İbrahim Küçük, Belediye Başkanı Haluk Alıcık ve diğer protokol üyeleri sahneye çıkarak koro ile birlikte ellerindeki bayrakları sallayarak 'Memleketim' şarkısını seslendirdi.    

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Nazilli Belediyesi Mehmet Yüzügüler Kültür Merkezi'nden görüntüler,

-Solistlerin eserlerini seslendirmelerinden görüntü,

-TRT Sanatçısı Vedat Kaptan Yurdakul'un eser okumasından görüntü,

-Kaymakam İbrahim Küçük'ün konuşmasından görüntü. 

Haber - Kamera: Bahattin ALBAYRAK/ NAZİLLİ (Aydın),

=========================================

Balkan diliyle Çanakkale Türküsü

ÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi'nde (ÇOMÜ) gerçekleşen 'Çanakkale Savaşları'nın Balkanlar'daki Türk ve Müslüman Unsurlar Üzerindeki Yansımaları ve Çanakkale Türküsü' konulu konferansta konuşan Prof. Dr. İrfan Morina, "Türkçenin yanı sıra Balkanlar'da Arnavutça ve Boşnakça dillerinde de söylenen Çanakkale Türküsü olmasa, inanın Çanakkale bu kadar meşhur olmazdı. Belki savaşı da bir yerde gölgede kalırdı" dedi.

ÇOMÜ Balkan ve Ege Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 'Çanakkale Savaşları'nın Balkanlar'daki Türk ve Müslüman Unsurlar Üzerindeki Yansımaları ve Çanakkale Türküsü' konulu konferans düzenlendi. Terzioğlu Yerleşkesi Troia Kültür Merkezi'ndeki konferansa konuşmacı olarak Kosova Hasan Priştina Üniversitesi Filoloji Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. İrfan Morina katıldı. ÇOMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mirza Tokpunar, ÇOMÜ Balkan ve Ege Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Aşkın Koyuncu, ÇOMÜ Uluslararası Öğrenci Ofisi Koordinatör Yardımcısı Zija Shehi, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler konferansa katılanlar arasında yer aldı.

Balkanlardan, Çanakkale Savaşı'na binlerce gencin gönüllü olarak katıldığına vurgu yapan Prof. Dr. İrfan Morina, Çanakkale Savaşı'nın simgesi haline gelen 'Çanakkale Türküsü' ile ilgili de ilginç değerlendirmelerde bulundu. Çanakkale Türküsü'nün, savaşın hemen sonrasından itibaren Balkanlarda yaşayan yerli Türkler tarafından kendi lehçelerinde söylediğini, ayrıca Boşnakça ve Arnavutça dillerinde de değişik müzik aletleri ve bestelerle seslendirildiğini anlatan Prof. Dr. İrfan Morina, şöyle konuştu: "Mesela Arnavutçada, sazla veya müzik aletiyle söylenmez. Çiftetelliyle söylenir. Çiftetelli, bağlamaya çok benzeyen bir alet. Yalnız çiftetelli, 2 telden oluşan müzik aleti. Arnavutlar bunu çiftetelli ile çalarlar ve çokta uzun çalarlar. Ne yapmışlar bu bizim bildiğimiz Çanakkale Türküsü'ne, eklemişlerde eklemişler. Bizim bildiğimiz aslı olan duruyor. Ama o aslı olana pozitif olumlu, hepsinde Çanakkale'yi öven, Osmanlı'yı öven ve diğer taraftan İngiliz'i ve Fransız'ı yeren cümleler ve kelimeler eklemişler. Çanakkale Cephesi'ne Balkan coğrafyasından pek çok asker gelip, çarpıştı. Çanakkale Türküsü'nü Arnavutlar gibi Boşnaklar da söyledi. Ama Arnavutlar kadar uzun değil. İki telliyle de değil, Çanakkale Türküsü'nü zurna eşliğinde ve daha çok düğünlerde söylüyorlar."

ÇANAKKALE BU KADAR MEŞHUR OLMAZDI

Çanakkale Türküsü'ne benzeyen başka türküler de bulunduğunu belirten Prof. Dr. İrfan Morina, "Mesela, Plevne Savaşı'nda Gazi Osman Paşa'yı öven bir türkü var. Savaşlarla ilgili roman vardır, hikaye vardır. Vardır da vardır. Ama Türkülerin bir başka önemi vardır. Türkiye'deki bir araştırmacı diyor ki, 'Plevne Türküsü olmasaydı, Gazi Osman Paşa bu kadar bilinir miydi acaba.' Bilinmezdi tabii ki. Ben de diyorum ki, Çanakkale Türküsü olmasa, inanın Çanakkale bu kadar meşhur olmazdı. Belki savaşı da bir yerde gölgede kalırdı. Çünkü herkes tarih kitapları okuyamıyor ki. Ama Türkü kuşaktan kuşağa, nesilden nesile taşınıyor. Mesela bir Arnavut'a, 'Samsun nerede' diye sorduğunuzda bilmez. Ama Çanakkale'yi sorduğunuz zaman bilir. Bütün Balkan milletleri de bilir" dedi.

MEHMET AKİF KUDÜS VURGUSUNU YAPMIŞ

Prof. Dr. İrfan Morina, bugünlerde dünyanın gündeminde olan Kudüs konuşunda da Mehmet Akif Ersoy'dan bir örnek verdi. Mehmet Akif Ersoy'un, Almanya'dan Berlin'den döndükten sonra Viyana'ya gittiğini anlatan Morina, "Mehmet Akif Ersoy burada bir otelde kalıyor. Sabah kalkıyor, restorana iniyor. Bakıyor dışarı da büyük bir tören, kutlama var. Soruyor garsona 'bu nedir' diye. Garson da diyor ki, 'İngilizler Kudüs'e girdi. Kutluyoruz' diyor. Mehmet Akif şöyle düşünüyor; 'Biz Almanlar ile müttefik değil miydik? Biz Avusturya, Macaristan ile müttefik değil miydik? İngiliz bizim karşımızda düşman değil miydi? İngiliz Kudüs'e giriyor, bunlar kutluyor değil mi. Bugünkü politik, siyasi olan Kudüs konuşuluyor ya, bakın Mehmet Akif ne zaman buna vurgulamış. Demek ki, önemli olan Müslüman olmak. Çok ilginç, İngilizler, Kudüs'e girince, Alman'ı, Avusturyalısı, Macaristanlısı, kutlama yapıyor. Çünkü onları birbirine bağlayan bir bağ var. Balkanlarda Müslümanları bağladığı gibi. Onun için Balkanlar'dan kalkar Türkü, Boşnağı hepsi gelir Çanakkale'ye. Çanakkale Savaşı'na Balkanlar'dan bütün gençlerin tamamen gönüllü geldiğini söyleyebilirim" diye konuştu.

Morino konuşmasının sonunda Çanakkale Türküsü'nün Arnavutça versiyonunun fotoğraflarla desteklenen videosunu izletti. 10 dakikalık görüntüler izleyiciler tarafından alkışlandı. ÇOMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mirza Tokpunar, konferans sonunda Prof. Dr. İrfan Morina'ya plaket ve Çanakkale seramiği hediye etti. Konferans, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Konferanstan genel ve detay görüntü.

İrfan Morina'nın konuşma görüntüsü.

Çanakkale Türküsü'nün Arnavutça varyantının videosu.

İrfan Morina'nın Çanakkale Türküsü'nün Boşnakça versiyonundan okumasından görüntü.

Haber- Kamera: Burak GEZEN- Mustafa SUİÇMEZ/ ÇANAKKALE,

============================================

En zor yılın en başarılıları

ANTALYA Organize Sanayi Bölgesi'nde (AOSB), ekonomik krizin en yoğun yaşandığı 2016 yılının en başarılı firmaları ödüllendirildi. 14 kategoride 46 ödül dağıtıldı. 

AOSB, 2016 yılının en başarılı firmalarını ödüllendirdi. Akra Hotel'deki ödül törenine AOSB'deki iş dünyası temsilcilerinin yanı sıra Vali Münir Karaloğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Günal, CHP Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükçü, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, ATSO Başkanı Davut Çetin, AOSB Başkanı Ali Bahar ve davetliler katıldı. Türkiye'nin en temiz ve en çevreci OSB'si ödülüne sahip, yıllık 7.5 milyar TL ticaret hacmi, 500 milyon dolar ihracata sahip AOSB'nin ödül töreninde 14 kategoride 46 ödül verildi. 

EN ZOR YILIN EN BAŞARILILARI

Törende protokol üyeleri birer konuşma yaptı. Vali Münir Karaloğlu, "2016 gerçekten hiçbirimizin hatırlamak istemediği, her sektör için çok zor bir yıldı. Antalya için daha da zordu. Çünkü Antalya turizm şehriydi, ana taşıyıcı sektörü turizm. Turizm kötü olduğunda tarımının da sanayisinin de etkilenmemesi mümkün değildi. Zor bir yıldı ve işte o zor yılda başarılı olmuş işadamlarımızı, sanayicilerimizi ödüllendiriyoruz. O yüzden daha da kıymetli. Bugüne geldiğimizde 2017'de hem turizm hem tarım hem de makro ekonomik değerlerimiz 2016'ya göre de çok iyi. Güçlü bir devletimiz, iyi bir dayanışmamız var" dedi.

YATIRIM VE İSTİHDAMA İHTİYAÇ VAR

Bugün kendisi için de gurur verici bir gün olduğunu belirten Çetin Osman Budak, "Çok uzun yıllar birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızın ödül günü. Daha da büyüyün, daha çok yatırım yapın, daha çok istihdam yaratın, çünkü ülkemizin buna ihtiyacı var. Üretimin en önemli ayaklarından bir tanesi ise siyasi istikrar ve ardından gelecek ekonomik istikrar. O yüzden ülkemizde şu anda yaşanan ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlar var. Bölgemiz son derece kritik bir coğrafya. ABD Başkanı Trump'ın yaptığı açıklama var. Emperyalist güçlerin kan gölüne çevirdiği Ortadoğu'da yeni oyunlar oynanıyor. O yüzden hepimiz çok duyarlı ve uyanık olmak zorundayız" diye konuştu.

TEKNOLOJİ VURGUSU

Mehmet Günal ise endüstri 4.0'ın da ötesinde robotik bir döneme geçildiğini belirterek, "Robotlara vatandaşlık veren ülkeler bile var. Dolayısıyla daha önce ıskaladığımız gibi ıskalarsak büyüme şansımız yok ve bir an önce bu yöndeki yapısal reformları tamamlamalı, yatırımlarımızı daha yüksek teknolojili yatırımlara kaydırmamız lazım" diye konuştu. Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel de OSB'deki atıksu bedellerinin yüzde 30'dan 15'e indirildiğini belirterek, bu yönde yeni düzenlemeler yapılması durumunda da sıfıra kadar çekilebileceğini açıkladı. 

OSBÜK Başkanı Memiş Kütükçü, iş dünyasının tüm stres testlerinden başarıyla geçtiğini, üretmeye, çalışmaya, ihracata devam ettiğini kaydetti. Kütükçü, "Antalya bunun en güzel örneklerinden biridir. İhracatta 1 milyar doları aşmayı başardı. Antalya son 10 yılda ihracatçı firmasını iki kat artırdı. 723 Antalyalı firma ihracat yapmayı başardı. Bu sayıyla da Türkiye'de 8'inci sırada. Bölgedeki 328 firma 13 bin kişiye istihdam sağlıyor. OSBÜK olarak bu yıl bir milat olarak değerlendiriyoruz ve üretim reform paketiyle üzerimizdeki 1 milyar TL'lik yük kaldırılmış oldu" diye konuştu.

900 DÖNÜMLÜK MÜJDE

Sanayicilere yeni bir müjde vermek istediğini anlatan AOSB Başkanı Ali Bahar da üç gün önce çıkan kararla OSB'nin 900 dönüm daha büyümesini sağlayacak 4 ve 5'inci tevsi alanların da alındığını açıkladı. Sanayicilerin barış, istikrar ve sükunet istediklerini dile getiren Bahar, "Güçlü bir ekonominin olmazsa olmazı ülkedeki negatif etkilerin kaldırılmasıdır. Hepimizin hedefi güçlü bir Türkiye'dir" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------

Protokol masasından görüntü

Yemeğe katılanların görüntüsü

Vali MünirKaraloğlu'nun konuşması

Milletvekili Çetin Osman Budak'ın konuşması

Milletvekili Mehmet Günal'ın konuşması

Protokol üyelerinin firma temsilcilerine plaket vermeleri

Haber: Mehmet ÇINAR-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

=====================================