AK Parti Hakkındaki İddianameden (3)

AK Parti Hakkındaki İddianameden (3)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, 'Laikliğe Aykırı Fiillerin Odağı Haline Geldiği' İddiasıyla AK Parti'nin Kapatılması İstemiyle Anayasa Mahkemesi'nde Açtığı Davanın İddianamesinde, 'AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Laiklik İlkesine Aykırı Eylem ve Demeçleri' 61 Başlık Altında Toplandı.

AK Parti Hakkındaki İddianameden (3)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, ''laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği'' iddiasıyla AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde açtığı davanın iddianamesinde, ''AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın laiklik ilkesine aykırı eylem ve demeçleri'' 61 başlık altında toplandı.

Erdoğan'ın, 2003 yılı Mayıs ayında Malezya gezisinde News Straits Times adlı gazeteye, ''Modern bir İslam devleti olarak Türkiye, medeniyetlerin uyumuna örnek olabilir'' demecini verdiği kaydedilen iddianamede, Onursal Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın 2003 Yılı Adli Yıl açılış konuşmasında, ''...Sınırsız din ve vicdan özgürlüğü isteyenlerle İslami devlet kurmak isteyenlerin amaçları aynı...'' şeklindeki sözlerine, Erdoğan'ın ''...Bu bir defa çirkin ve olumsuz bir yaklaşım, bir defa özgürlükleri farklı bir noktada olan kişinin özgürlük alanına kadar o alana giremezsiniz. Siz bir dinin mensubuysanız, farklı bir dinin mensubunun olduğu alana giremezsiniz. İnancınızın gereği neyse, bu inanca saygı duymak yönetimlerin görevidir. ...Kaldı ki, şu anda yaşanan süreçte gerek Türkiye'de, gerek Batı'da, gerek Dünya'da tamamıyla dinlere saygılı olan bir anlayışın egemen kılınması, aynı şekilde düşünceye ve örgütlenmeye saygılı yapıların, özgürlüklerin oluşmasına fırsat verilmesini devamlı olarak imkânını hazırlıyor. Biz de böyle bir gayretin içindeyiz...'' şeklinde yanıt verdiği, bunun laikliğe aykırı bir söylem olduğu savunuldu.

İddianamede, Erdoğan'ın 22 Ağustos 2001 tarihli açıklamasında, ''...Bazıları laikliği din gibi algılıyor. Laiklik din olursa aynı anda Müslüman olunamaz. İnsan iki dine mensup olamaz. Asıl itibarıyla laiklik bir sistemdir ve fertlerin değil, devletin laikliği söz konusudur. Dine mensupluksa ferdi bir tasarruftur. O manada söyledim' dediği'' kaydedildi.

Erdoğan'ın, Avustralya'nın Sydney kentini gezerken, ''Herkes kendi kimliğiyle övünebilir. Bu onun en doğal hakkıdır. Kürt Kürtlüğüyle, Türk Türklüğüyle, Çerkez Çerkezliğiyle, Laz Lazlığıyla övünebilir. Etnik kimlik anlamında söylüyorum. Ama bizi üstte birbirimize bağlayan üst kimlik TC vatandaşlığıdır. Bu ortak paydadır...Hepimizi yaratan mutlak yaratıcı Allah'tır. Ayrıma ne gerek var. O üst ortak paydada birleşip el ele vereceğiz'' şeklindeki sözleri de iddianamede yer aldı.

2005 yılı Mayıs ayında Erdoğan'ın, izinsiz açılan Kuran kurslarıyla ilgili olarak ''Bir defa, şu ifade, çok çirkin bir ifade, Kaçak Kuran kursu diye bir ifade olmaz. Yanlış bir şey. Bir defa, kanunun ruhuna aykırı. Kuran öğrenilir. Kuran'ı öğrenmede kimse suç ifadesi kullanmaz. Bu millet Müslüman'dır ve Müslüman olan millet, kendi kitabı Kuranı da rahatlıkla öğrenebilir...Önce bu millet, Müslüman olarak, tabii ki kendi kitabını öğrenecektir, bilecektir ama onun ruhunu kavrayacaktır. Onun ruhunu kavramasına yönelik de kendi çarelerini bu millet, yasalar içerisinde, tabii ki üretecektir'' şeklindeki sözleri de iddianamede laiklik ilkesine aykırı açıklama olduğu savunuldu.

İddianamede, Erdoğan'ın daha önce basına yansıyan, ''Fanilere kul olmayacağız, sadece Allah'a kul olmanın hazzını yaşayacağız'', ''Türkiye'de şu anda birilerinin şeriatı var. Ama bu şeriat tükendi. Şu anda kahrolsun şeriat diyenler, kendi kendilerine kahroluyorlar'', ''Ben İstanbul'un imamıyım'', ''Elhamdülillah şeriatçıyım'', ''Yılbaşına karşıyım'', ''Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok'', ''Yirmi yıl önce, yirmi beş yıl önce deselerdi, pop yıldızlarının çılgınlıklarını sergiledikleri Gülhane Parkı'nda bir gün gelecek, Allah'a aşık olanlar, ona sadık olanlar, muhlisler bu çınarların altını dolduracak ve buradan dünyaya nasıl Orta Çağ'ın karanlıklarından bir yeni çağ açmışlarsa, Allah'ın izniyle bir yeni çağ açılmışsa, Allah'ın izniyle yeni bir çağ, zulüm çağı kapatılacak, aydınlık bir çağ açılacaktır'', ''İmamlar da nikah kıysın,, ''Ben tekkeye değil, dergaha gittim'' şeklindeki açıklamalarına da yer verildi.

-''Milli Görüş gömleğini çıkardık''-

Erdoğan'ın, AK Parti iktidara geldikten sonra sürekli ''gelişerek değiştiğini'' ve Milli Görüş için ''Biz o gömleği çıkardık'' şeklinde açıklamalarda bulunduğu hatırlatılan iddianamede, Erdoğan'ın katıldığı bir programda söylem değiştirerek, ''Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem, değişmedim'' dediği ifade edildi.

Erdoğan'ın, kızlarının neden başörtüsü taktığı sorusuna, kızları Sümeyye Erdoğan ve Esra Albayrak'ın Kuran'a uyduğunu dile getirerek, ''İnançlı Müslümanlarız. Kuran'da kadının toplum içinde türban takması gerektiği yazıyor'', ''Bundan, din ve devlet işlerinin ayrılmasına karşı olduğum anlamı çıkmaz. Ayrıca kızım türbanı şık buluyor'', ''Yüksekokullardaki türban yasağını hata olarak görüyorum. Bir demokratik ülke din özgürlüğünü sağlamalı. Buna, vatandaşların dinlerini yasalara saygı koşuluyla semboller vasıtasıyla ifade etmesi de dahildir. Türban yasağı liberal değildir'' şeklindeki yanıtlarının da laiklik karşıtı açıklamalar olduğu ileri sürüldü.

-Danıştay'ın türban kararı-

Erdoğan'ın, Danıştay 2. Dairesinin öğretmen Aytaç Kılınç ile ilgili kararıyla ilgili, ''Bu kararı hukuk ilkeleri içerisinde tanımlayamıyorum. Tarif edemiyorum. Kalkıp da bir anaokul öğretmenine, öğretmenlik yaparken başını açtın, dışarda da başın açık olarak gezeceksin deme hakkına kimse sahip değildir...Türkiye'de kendilerine göre alanlar belirlemek suretiyle vatandaşımızın din ve vicdan özgürlüğünü kimsenin kısıtlamaya hakkı yoktur. Bu böyle biline'' şeklindeki sözlerine yer verildi.

İddianamede, Ankara Mehmet Akif Kız Kız Öğrenci Yurdu'nda öğrencilerle birlikte iftar yemeği yiyen Erdoğan'ın, bir öğrencinin türbana ilişkin sorusuna, ''...En büyük dileğim başı kapalı kızlarımızla, başı açıkların el ele dolaştığı bir üniversite, bir ülkedir. Bunun için uğraşıyoruz. Bunu çözmek en büyük aşkımdır...Üniversitelere özgür, istediğiniz gibi girebileceksiniz'' dediği belirtildi.

Adana/Kozan'da bir kompozisyon yarışmasında ödül alan Tevhide Kütük isimli lise öğrencisinin, resmi ödül töreninde türbanı ile yer almak isteyince kürsüden indirilmesine ve Rize'de yaşanan benzer bir olayda, Erdoğan'ın her iki öğrencinin ailelerine telefon ederek üzüntülerini bildirdiği ifade edilen iddianamede, Erdoğan'ın, ''bu haksızlıkların bir gün mutlaka biteceğini, başörtüsü ile resmi toplantılara katılmalarına izin vermeyen kamu görevlileri hakkında inceleme talimatı verdiğini'' belirttiği kaydedildi.

-''Velev ki (türban) bir siyasi simge''-

Başbakan Erdoğan'ın, bu yılın Ocak ayında ''Medeniyetler İttifakı Forumu'' için gittiği İspanya'da, yaptığı konuşma da iddianamede şöyle yer aldı:

''...Benim partim içinde nasıl başörtülü varsa diğer partiler içinde de var. Hepsinin siyasi tercihidir bu. Bu onların siyasi tercihine, dinin bir gereği olarak başını örttüğüne inanan ve bunu bu şekilde uygulayana zorla şu söyleniyor; 'sen bunu siyasi simge olarak takıyorsun' deniyor. 'Hayır ben bunu siyasi simge olarak takmıyorum' diyor. Velev ki (türbanı) bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı da suç kabul edebilir misiniz? Simgelere, sembollere bir yasak getirebilir misiniz? Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var?''

-Kuran kursu yönetmeliği-

Yaz Kuran kursları açılabileceği, kadrolu öğretici bulunmadığı takdirde imam hatip lisesi mezunlarının öğretici olabilecekleri gibi hükümler getiren 24 Kasım 2003 tarihli ''Diyanet İşleri Başkanlığı Kuran Kursları ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik''in, gelen tepkiler üzerine değiştirildiği anlatılan iddianamede, Erdoğan'ın, ''öğrencilerin önündeki eğitim engellerinin kaldırılması gerektiğini'' söyleyerek, önceki değişikliğin destekçisi oldukları mesajını verdiği ileri sürüldü.

Erdoğan'ın, bir başka konuşmasında, irticanın ikide bir gündeme getirilmesinin yanlış olduğunu vurgulayarak, ''Önce irticanın bir tanımını yapın? Eğer irtica dini siyasete alet etmekse, Türkiye'de dini siyasete kimlerin alet ettiği bellidir. Ama eğer siz dindar insanları siyasetten alıkoymak için bunu konuşuyorsanız, bu millet de sizi affetmez. Bunu böyle bilin. Bu ülkede dindar insanların da siyaset yapma hakkı vardır'' şeklindeki sözlerinin de laik devlet ilkesine aykırı olduğu öne sürüldü.

-Beyaz çarşaf-

Erdoğan'ın, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a yönelik olarak, ''İdam sehpasının yolunu gösteriyor. Biz bu yola çıkarken daha önce de demokrasiye inanmış insanların söylediğini söylüyoruz. Biz o beyaz çarşaflarla beraber yola çıktık. Biz bu konuda bedel ödemeye hazırız. Bu konuda rahatız'' dediği belirtilen iddianamede, Erdoğan'ın şu sözlerine de yer verildi:

''...Her şeyden önce sessiz duran yığınların bir temsilcisiyim. Bakın alanlara, belli insanlar gelip toplanıyor. Onlar da benim vatandaşım ve oralarda bazı senaryolar düzenleniyor. Sabırla izliyorum. Bulunduğum makam nedeniyle. Ama şu anda böyle bir şeyin karşısında eğer gerilim taraftarı olsam o meydanlara 10 katını biz toplarız...5 yıl başörtüsü konusunda ses çıkarmadık. Hep sabır sabır dedik...Din İşleri Yüksek Kurulu 1980'de Kuran-ı Kerim'den bir ayeti alıyor şöyle diyor: Cenab-ı Hak bu ayeti ile celile ile cahiliye devrinin bu adetini kesinlikle yasaklamış. Müslüman kadınların başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun ve gerdanlarını örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir.''

Erdoğan'ın ayrıca, 7 Mart 2008'de Uşak'ta, kendisine ''Af yok mu?'' diye seslenen bir vatandaşa, ''...Af yok, suç işleyen cezasını çeker, Devlet katili affetme yetkisine sahip değildir. Katili affetme yetkisi aslında maktulün varislerine aittir. Öyle olması lazım...'' şeklindeki yanıtı da iddianamede yer aldı.

Başbakan Erdoğan'ın 2005 yılı Nisan ayında, dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in ''türbanla'' ilgili yaptığı açıklamalara verdiği yanıtların da aldığı iddianamede, Erdoğan'ın parti grup toplantıları, konferanslar, yurt dışı ziyaretleri ve seyahatlerinde uçakta yaptığı açıklamalara da yer verildi.