YÖK'ten "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi"

YÖK'ten "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi"

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç imzasıyla üniversitelere gönderilen "Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi"nde, üniversitelerin "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" dersini zorunlu veya seçmeli ders olarak müfredata ekleyebilecekleri belirtildi.

YÖK'ten

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç imzasıyla üniversitelere gönderilen "Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi"nde, üniversitelerin "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" dersini zorunlu veya seçmeli ders olarak müfredata ekleyebilecekleri belirtildi.

Saraç'ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 16 kadın rektörle toplantısında açıklanan Tutum Belgesi, YÖK bünyesindeki üniversiteler ve diğer tüm kurumlar çerçevesinde toplumsal cinsiyet eşitliği iele adaletine duyarlı bir anlayışı ortaya koymayı amacını taşıyor.

Türkiye'nin 1985'te imzaladığı CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi), 2011 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesi (Kadına Karşı Şiddetin ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) ve Anayasa'nın başta 10. maddesi olmak üzere diğer ilgili maddelerine, ilgili mevzuata ve Yükseköğretim Kurulu'nun 28 Mayıs 2015 tarihli Genel Kurul kararına dayanılarak hazırlanan bu belgede, YÖK'ün bütün bileşenlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği ile adaletine duyarlı hareket edileceği taahhüdü bulunuyor.

Tutum Belgesi'nde, yükseköğretim kurumlarının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel bir problem olarak mevcut bulunduğundan hareket edilerek, bünyelerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin dersler konulup, bilgilendirme toplantılarının yapılmasına, bu konunun genel kabul görmesinin sağlanmasına yönelik politikalar yer alıyor.

Belgeye göre, yöneticiler, idari ile akademik personel ve öğrencilere toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışını kazandıracak faaliyetlerde ve düzenlemelerde bulunacak, güvenli bir yaşam çevresi yaratılması, bununla ilgili cinsel taciz ve saldırı dahil her türlü taciz ile şiddete hiçbir şekilde müsamaha edilmemesine ilişkin çalışmalar yürütecek.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve adaletine ilişkin farkındalığı arttırmak amacıyla çalışmaların yapılacağının belirtildiği belgede, üniversitelerin "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" dersini zorunlu veya seçmeli ders olarak müfredata ekleyebilecekleri kaydedildi.

Belgede, yükseköğretim kurumlarının taahhüt ettikleri faaliyetler şöyle sıralandı:

"Yerleşkelerde güvenli yaşamın sağlanması için cinsel taciz ve cinsel saldırıyla ilgili bilgilendirme, ulaşılabilir başvuru yerleri ve aydınlatma, ulaşım gibi diğer gerekleri yerine getirmek.

Yöneticilerin, akademik ve idari personelin ve öğrencilerin toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin eğitimler almalarını sağlayıcı çalışmaları teşvik etmek. Toplumsal cinsiyet eşitliğini izlemeye ilişkin çalışmalarda bulunmak. Bu amaçları yerine getirmede işbirliği içinde çalışacak üniversitelerdeki Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezleri ve benzeri birimlerin çalışma biçimi ve işlevselliklerinin güçlendirilmesini sağlayıcı çalışmalarda bulunmak. Bu merkezlerin bulunmadığı üniversitelerde, kurulmalarını teşvik etmek."

Üniversitelere kreş ve emzirme odaları

Belgede, toplumsal cinsiyet eşitliğinin genel kabul görmesi için üniversitelerin yapabileceği unsurlar şu şekilde yer aldı:

"Kreşler açar ve emzirme odaları tahsis eder. Senatoları tarafından kabul edilen toplumsal cinsiyet eylem planı hazırlar. Toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığının ve adalet zemininin geliştirilmesi için bir taraftan üniversite içinde, diğer taraftan da topluma yönelik kamu spotları düzenler. Üniversitelerin web sayfalarında toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin duyurulara yer verir.

Üniversitelerde kurulmuş ve kurulacak olan Kadın Araştırma Merkezlerinin ve benzeri birimlerin mekansal koşullarını geliştirir ve kaynak sağlar. Kadın Araştırma Merkezleri ve benzeri birimler düzenli aralıklarla üniversitelerinde toplumsal cinsiyet eşitliği konusuyla ilgili oluşumlar, faaliyetler, kararlar konusunda rapor hazırlayarak ve toplumsal cinsiyet eşitliği veri tabanı oluşturarak her yıl YÖK'e bilgi verir."

Üniversiteler, cinsel taciz ve cinsel saldırıya karşı neler yapabilir?

YÖK'ün Tutum Belgesi'nin "Üniversiteler cinsel taciz ve cinsel saldırıya karşı neler yapabilir?" başlığıyla yer alan bölümünde ise, üniversitelerin cinsel taciz ve cinsel saldırıya hiçbir şekilde müsamaha gösterilmeyeceğini açıkça belirtecekleri, bunu politika belgesi hazırlayarak, stratejik planlarına dahil ederek ya da üniversitenin ilkeleri arasına alarak yapabilecekleri ifade edildi.

Üniversitelerin cinsel taciz ve cinsel saldırı iddialarına karşı gerekli incelemeyi yapmak üzere kolay erişilir şikayet mekanizmaları kuracağı belirtilerek, cinsel taciz ve saldırıyla ilgili soruşturmalarda mağdurun ikinci kez mağduriyetine yol açacak işlemlerin yapılmamasını ve kesinlikle arabuluculuğa gidilmemesini sağlayacağı kaydedildi.

Bu iddialarının üstünü kapatan, soruşturma açılmasını engelleyen veya yeterince soruşturma yapmayan ilgililer hakkında soruşturma yapılacağının vurgulandığı belgede, şunlara değinildi:

"Cinsel taciz ve cinsel saldırıya maruz kalanlara hukuki, psikolojik ve tıbbi destek verilmesini sağlar. Cinsel taciz ve cinsel saldırıya uğrayan öğrenci ise bu kişilere ayrıca durumun özelliğine göre barınma ve maddi destek verilmesini de sağlamaya çalışır. Cinsel taciz ve cinsel saldırıya uğrayanları misilleme ve/veya mobbingden korumak için gerekli tedbirleri alır. Aydınlatmayı sağlar. Ulaşımın güvenli bir şekilde yapılması için servisler koyar ve bunları kontrol eder. Bunun için ilgili belediyelerle işbirliği yapar. Yerleşke içerisinde ring sayılarını arttırır. Kadın güvenlik elemanlarının da olduğu güvenlik memurlarının gezici araçlarla yerleşke içinde dolaşmasını sağlar. Derhal ulaşılacak acil telefon hatları koyar. Kadın öğrenci yurtlarının yerleşke içinde veya yakınında olmasını sağlar."

Güvenlik personeli ve servislerde çalışanlara cinsel taciz ile saldırıya karşı farkındalık eğitimi de verecek üniversitelerin, aralarında hiyerarşik ilişki bulunan kişiler arasında (öğretim üyesi-öğrenci, araştırma görevlisi-öğrenci gibi) rızaya dayalı birlikteliklerin hoş karşılanmayacağı konusunda akademik ve idari personele tavsiyede bulunacağı da vurgulandı.

-
"Kadın rektör sayısı arttırılmalı"

YÖK'teki toplantıya, Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Jale Saraç, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarasoğlu, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar, Trabzon Avrasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aşkın Asan, Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Şule Kut, Gedik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Berrak Kurtuluş, İstanbul Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çavlan Çiftçi, Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feride Esra Gençtürk, Bezmialem Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Tekinay, İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yadigar İzmirli, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl olmak üzere 16 kadın rektör katıldı.

Toplantıya katılan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barbarasoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, yükseköğretim sisteminin içinde bir akademisyen olarak, kadınların etkin, önemli roller almasını dilediğini ifade ederek, "Bu yönden en azından kendi kurumumda, elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum" dedi.

Yükseköğretim sisteminin büyük bir sistem olduğunu, bu sistem içinde kadın rektör oranının toplam rektör oranının en az yarısı kadar olması gerektiğini belirten Barbarasoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Belki yarısına çıkmak kolay olmasa bile, önemli sayıda rektörün olmasını dilerim. Bu konuda, toplumun yaygın olarak kadınların üst yönetiminde görmesi noktasında farkındalığını arttırması ve cesaretlendirici olması gerekir. Sadece üniversitede rektör değil, kadınların üst yönetiminde olmasını hepimiz teşvik etmeliyiz. Bu sadece kadınların, yükseköğretim sisteminin meselesi değildir, bu bütün bir toplumun kültür olarak meselesidir."

"Kadının başarabilmesi, yanındaki erkeği ile birliktedir"

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz da YÖK Başkanı Saraç'ın ilk kez kadınları özgün bir toplantıda buluşturmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek,"Bu çok özgün, özel ve çok ince bir davranış. Bu bir ayrıcalık" ifadelerine yer verdi.

Türkiye'de kadınların seçme, seçilme, miras, çalışma hayatı gibi konulardaki haklarını erken yıllarda kazandığına işaret eden Yılmaz, "Ancak zaman ve şartlar, bu çalışma kolaylıklarının yaşama geçmesinde zaman zaman kesintiler ortaya çıkarmıştır" dedi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınların çalışma hayatındaki içselleştirilmiş zarif davranışlarının kurumsal yönetimlere önemli katkılar yapacağını dile getiren Yılmaz,"Çünkü kadın annedir, anne şefkattir, aynı zamanda çocuğunu yetiştirirken bütün ayrıntıları düşünmektir, bunu zarif bir biçimde de hissettirmektir. Bunları söylerken 'Kadın yalnızdır' demek istemiyorum. Kadının bunu başarabilmesi, yanındaki erkeği ile birliktedir. Dolayısıyla kadını ve erkeği asla ayırmadan, kadının da bu alanda kendini gösterebilmesine olanak sağlayacak ortamlara ihtiyacımız var" sözlerine yer verdi.

Üniversitelerde öğretim üyesi kademelerinde kadın oranının erkeklerle eşit olduğuna ancak yöneticilik boyutunda kadınların sahadan çekilmeye başladığına işaret eden Yılmaz, "En azından ben kimliğimle Ege Üniversitesinin ilk kadın rektörüyüm. Üst yönetimlerde de kadınlara rol model olmak bakımından ayrıcalıklı sorumluluğum olduğunu düşünüyorum" görüşünü bildirdi.

Çalışma hayatında çok zorluk çekmediğini ifade eden Yılmaz, "Şimdi zaman birlikte çalışmak, birlikte üretmek, barış içinde Türkiye'yi uluslararası küreselleşme rekabetinde en iyi yere taşımaktır. Ben bugünü tüm hemcinslerime ve erkeklerimize birlikte armağan ediyorum" dedi.

"Detaylara çok önem veriyoruz, daha fazla dertleniyoruz"

Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kut ise kadın rektörlere her yerde rol modeller olarak bakıldığını ifade ederek, şunları söyledi:

"Bugün itibarıyla 16 kadın rektör var. Üniversitelerimizin sayısını düşündüğümüz zaman hala çok az ama hatırladığım kadarıyla Türkiye tarihinde kadın rektör sayısının en fazla olduğu bir yıl oldu. Ortak noktamız, biz çok çalışkanız, detaylara çok önem veriyoruz, daha fazla dertleniyoruz, dertlendiğimiz için de sorunları çözmek için daha çok gayret gösteriyoruz. Erkek mevkidaşlarım için belki bu şaşırtıcı gelebilir ama biz çalışırken kadın erkek ayrımını hiç yapmıyoruz ve onları yanımızda görmek istiyoruz. Ancak daha çok kadının yönetici pozisyonlarına gelmesini desteklememiz de gerekiyor."

Bu bakımdan pozitif ayrımcılığa gitmekte yarar olabileceğini aktaran Kut, özellikle akademide kadın sayısının arttırılmasına dikkati çekerek, "Türkiye'de kadın akademisyen sayısı aslında hiç fena değil. ABD ve AB ortalamalarının çok üzerinde, ancak yönetim kademelerinde yükseldikçe kadınların sayısı ve tabii ki oranı azalıyor. O açıdan belki de bazı standartların konması, belki yönetim kurullarında belli oranların getirilmesinin çok yararlı olacağını düşünüyorum" diye konuştu.