Tepetaklak bir hikâye: Los Angeles Lakers

20. yüzyılın sonlarına doğru yaşanan ekonomik krizler hepimizin malumudur.

Tepetaklak bir hikâye: Los Angeles Lakers

20. yüzyılın sonlarına doğru yaşanan ekonomik krizler hepimizin malumudur. Kriz sonrası hep anında çözüm önerileri üretilmiştir ancak uygulanma pratiği nedeniyle her zaman başarısızlık gelmiştir. Los Angles Lakers’ın bu sezonki hikâyesi de bu senaryoya benziyor. İşlerini bırakıp Lakers’a gelmek istediğini söyleyen ve 2,5 yıl sonra da Lakers’ı bırakıp işlerine dönmek istediğini söyleyen Magic Johnson, LA Lakers & LeBron James… Bu tepetaklak bir hikâyedir, Hollywood’un kalbinden bir hikâye.

8 Temmuz 2010; ilk kez bir Afrika ülkesinin ev sahipliği yaptığı 2010 Dünya Kupası finalistleri belirlenmiş, en prestijli tenis turnuvası olarak kabul edilen Wimbledon ise -dört gün önce- kadınlarda Serena Williams, erkeklerde Rafael Nadal’ın şampiyonlukları ile sona ermişti. Ama o tarihin, spor dünyası adına bambaşka bir önemi daha vardı: “The Decision.”

LeBron James, kovaladığı hayaleti yakalamak için ilk spektaküler adımı böyle atmıştı. Takıma, koçuna veya bir yöneticiye bile haber vermeden Cleveland Cavaliers ile sözleşme uzatmak yerine Miami Heat ile sözleşme imzalayacağını duyurmuştu. Draft edildiği 2004 yılından beri ilk kez takım değiştiren "The King”, bu hareketinin ardından bazı kesimlerin de nefretini kazandı. Ardından gelen dört yıl ve elde edilen başarılar LeBron için yeni bir hikâyeyi doğurdu: Şampiyonluk borcunu ödemek istediği Cleveland halkı onu bekliyordu. Golden State Warriors dominasyonu ile geçen dört yılda bir yüzük kazanan LeBron, bu sefer daha şeffaf şekilde bir açıklama yaparak ve kitaba yakışır bir son yazmak için Hollywood’un, efsanelerin, melekler şehrinin baş takımı Lakers ile sözleşme imzaladı. Lakers & LeBron birlikteliğinin ilk yılda nasıl tepetaklak bir hâl aldığına değinmeden önce Lakers’ın bu süreç içerisinde yaptığı hamlelere göz atalım.

2012-2013 sezonundan beri playoff yapamayan ve 2014-2015 ile 2015-2016 yıllarında toplamda yalnızca 38 galibiyet alan Lakers, 2016-2017 sezonuna da 19 galibiyet-39 mağlubiyetlik karneyle başlamıştı. Tarihler 21 Şubat 2017’yi gösterdiğinde Buss ailesinin aktif varisi Jeanie Buss, genel menajer Mitch Kupchak'ı kovdu. Kupchak’ın gönderilmesinin ardından takımın efsane oyuncusu ve ligin gelmiş geçmiş en iyi oyun kurucuları arasında kabul edilen Magic Johnson, "basketbol operasyonlarından sorumlu başkan" görevine getirilmişti. Johnson ilk yaptığı açıklamada, ‘’Sevdiğim organizasyona, takımıma geri dönüyorum. Diğer işleri bir kenara bırakıp tamamen Lakers’a odaklanmak istiyordum ve bu gerçekleşti.’’ ifadelerini kullanmıştı.

Magic Johnson ve kendisi gibi göreve yeni gelen genel menajer Rob Pelinka'nın hedefi gayet basitti: D’Angelo Russell, Jordan Clarkson ve Brandon Ingram gibi genç oyuncular geliştirilecek, bir yıldız için maaş boşluğu açılacak. Ekip göreve geldikten iki gün sonra Corey Brewer ve 2017 draft’ı ilk tur seçim hakkı karşılığında Lou Williams Houston Rockets’a gönderildi. Corey Brewer ertesi sezon serbest bırakılırken Lou Williams, Houston’da 15.6 sayı ortalaması yakalamıştı. Ertesi sezon takaslandığı Los Angeles Clippers’ta ise gösterdiği performans hepimizin malumu. Playoff serisinde son iki yılın şampiyonu Golden State Warriors’a karşı galibiyetin mimarı olan Lou Williams, boş bir paket karşılığında gönderilmişti. Yapılan tek hata bununla sınırlı kalmayacaktı...

2016-2017 sezonunu 26 galibiyet-56 mağlubiyet ile Batı Konferansı 14’üncüsü olarak noktalayan Lakers için ana hedefte "ölü sezon" vardı. Bu doğrultuda 2016’nın son aylarında dört yıl için 64 milyon dolarlık bir sözleşme imzalanan Timofey Mozgov ve Magic Johnson’ın ‘’yıldız potansiyeline sahip ancak lider değil’’ dediği D’Angelo Russell; Brook Lopez ve 27. sıra seçim hakkı karşılığında Brooklyn Nets’e takaslandı. Bu paketin görünümünü günümüzde değerlendirirsek: Timofey Mozgov’un el yakan kontratından kurtulmak büyük bir iş ancak D’Angelo Russell’ın son iki senede gösterdiği performans Lakers’ı pişman etmiş olabilir. Günümüzün evrim geçiren pivotlarına verilebilecek en güzel örneklerden olan Brook Lopez ile de kontrat yenilenmedi. Yani kısa vadede başarı; uzun vadede felaket...

2017 draft’ı, Lakers’ın geleceği açısından büyük önem arz ediyordu. İkinci sıradan Lonzo Ball’u alan Lakers, 27. sıradan ise Kyle Kuzma’yı seçmişti. Özellikle Kuzma seçildiği sıranın çok ötesinde bir performans gösterirken, Lonzo Ball -babasının basına verdiği demeçlerinden olacak- üzerindeki baskıyı bir türlü aşamamıştı. Ancak 2018-2019 sezonuna geldiğimizde Ball’un ne kadar önemli bir parça olduğuna değineceğiz; tabii her iki oyuncunun Davis takası için tek kalemde gözden çıkarıldığına da...

2017’nin yaz aylarında kadrosuna yıldız katamayan Lakers, sezonun ilk dönemindeki performanslar sayesinde geleceğe umutla bakabilmişti. 8 Şubat 2018’e gelindiğinde ise Jordan Clarkson ve Larry Nance Jr; Isaiah Thomas , Channing Frye ve 2018 draft’ı ilk tur seçim hakkı karşılığında Cleveland Cavaliers’a takas edildi. Kalça sakatlığının ardından eski formuna kavuşamayan Thomas sezon sonu serbest bırakılırken, Frye da aynı akıbeti yaşayacaktı. Tabii ki Clarkson’ın efektif bir kısa olduğunu iddia etmek zor ancak sıfır katkı yerine az da olsa katkı almak, Lakers tarafından tercih edilmedi.

2017-2018 sezonunu 35-47'lik karneyle Batı’da 11. bitiren Lakers, Luke Walton’ın genç oyuncuları idare edişi ve tempolu hücum setleriyle eski günlerinin zeminini oluşturmaya başlamıştı. Ancak, LeBron James meselesine gelmeden önce kısa bir hikâye daha var: Julius Randle, 2018 yazına kadar Lakers’ın pamuklara sardığı gençlerden birisiydi. Randle, istatistik kağıdında beklenen patlamayı yapamasa da sahada gösterdiği eforla takımın iyilerinden birisiydi. Hatta çaylak koç Luke Walton, Randle’ı takımda tutmanın çok önemli olduğunu söylemişti. O yaz serbest kalan Randle, Lakers’tan teklif bile almadı. New Orleans Pelicans iki yıl için 18 milyon dolarlık kontratı imzalayan Randle, bu sezonu 21,4 sayı ve 8,7 ribaund ortalamalarıyla tamamladı. Belki de Walton’ın sözü dinlense daha iyi olacaktı.

1 Temmuz 2018: LeBron James, Lakers ile 153,3 milyon dolar karşılığında dört yıllık sözleşme imzaladı. LeBron’un ardından Paul George gibi bir süperstarı da kadrosuna katmak isteyen Lakers, çocukluk kahramanı Kobe Bryant olduğu için 24 numaralı formayı giyen George’dan olumlu yanıtı alamadı. PG13, OKC ile sözleşme yeniledi. 6 Temmuz’a gelindiğinde ise savunma kusurları fazla olan, hücumda ise yalnızca belli bir sınırda şut katkısı verebilen Caldwell-Pope, Lakers ile sözleşme yeniledi. Aynı gün içerisinde eski günlerinden uzak olan Rajon Rondo da bir yıl için dokuz milyon dolarlık kontrata imza attı.

2017 yazında Nets’e takaslanan Lopez, 3,3 milyon dolar karşılığında bir sezonluğuna Milwaukee’nin yolunu tuttu. Şut performansıyla tam da LeBron’un yanına yerleştirilebilecek bir uzun olan Lopez, Giannis Antetokounmpo’nun yanına gönderildi. 10 Temmuz’da ise Lance Stephenson ve JaVale McGee ile birer yıllık kontratlar imzalandı. Lakers’ın son yaz hamlesi, Michael Beasley’nin 3.5 milyon dolar karşılığında bir yıllık kontratı oldu.

Bütün bu hamlelerden sonra Las Vegas, Lakers’ın tahmini galibiyet baremini 48.5’e çıkardı ve onlara playoff şansı verdi. Peki sonuç ne oldu? Aslında cevabı hepimiz biliyoruz ancak diğer konulara da değinelim.

Lakers’ın bu sezondan önceki 2,5 yılı bu şekildeydi. Magic Johnson ile başlayan yeni dönemde, ligin belki de en iyi oyuncusu LeBron James takıma katılmıştı. “Kral”ın etrafında ise, eldeki tek pota altı silahı olarak JaVale McGee, karakteristik problemleri bir yana saha içi performansı verimsiz olan Lance Stephenson ve Michael Beasley, Rondo gibi şut yeteneğinden yoksun bir guard ve Kuzma, Ingram, Ball, Hart gibi dört potansiyelli genç...

Aralarında kavganın ve cezaların havada uçuştuğu Rockets maçının da olduğu sezonun ilk üç mücadelesi mağlubiyetle geçildi. Hâlihazırda sakat olan Lonzo Ball’un kısa rotasyonunda yarattığı sıkıntının yanı sıra pota altında da problemler yaşayan ve kısa beşlerde Beasley alternatifine yönelmek zorunda kalan Lakers, 6 Kasım’da Tyson Chandler ile anlaştı.

Rajon Rondo’nun elindeki kırık nedeniyle 17, Brandon Ingram’ın sakatlığı nedeniyle yedi maç kaçırdığı süreçte Lakers; 7 Kasım’da Wolves galibiyetiyle başlayan ve 25 Aralık’ta GSW zaferiyle sona eren 24 maçlık periyotta 17-7’lik derece elde etmişti. Söz konusu GSW maçında LeBron’un sakatlığı canları sıksa da Lakers birçoklarına göre playoff’u cebe koymuştu. Hatta Lakers’ın adı, şampiyonluk iddialarında bile anılmaya başlanmıştı. Ancak 25 Aralık’ta sol kasığından sakatlanan James, takımının 17 maçında forma giyemedi. Bu talihsizliğin ardından 19 Ocak’ta Lonzo Ball’u da kaybeden Lakers için çöküş devri resmen başlamış oldu.

Lakers’ın sıradaki sorunu ise gündemi daha çok uzun süre meşgul edeceğe benzeyen, Anthony Davis takasıydı.

Takvimler 28 Ocak 2019’u gösterdiğinde Anthony Davis, takımdan takas edilmek istediğini resmen belirtti. Küçük market takımlarının da eleştirilerini alacak olan açıklama LeBron’dan geldi: "Anthony Davis ile oynamayı tabii ki isterim. Onun gibi bir oyuncuyla aynı takımı paylaşmak büyük bir zevk." Bu demeç, kısa süreli bir heyecan fırtınasını yarattı. ESPN’den gelen haberler, Lakers’ın Davis için birçok paket teklif ettiği yönündeydi. Son olarak Ball, Kuzma, Hart, Ingram ve iki draft hakkı içeren paketi New Orleans Pelicans’a sunan LA Lakers, buna karşın beklediği yanıtı alamadı. Bütün bu gelişmeler sonuçsuz kalmanın ötesinde Lakers’taki gençler ile LeBron arasındaki kimyayı da bozdu. Davis’in sezonu çöpe dönüştü. Süreçten tek kârlı çıkan ise, Lakers ile dalga geçen paylaşımlarıyla birçok takipçi kazanan New Orleans Pelicans’ın Twitter hesabı oldu.

Takas döneminin sonlarında Reggie Bullock ve Mike Muscala’yı kadrosuna katan Lakers, Ivica Zubac’ı elden çıkardı. Los Angeles’a playoff umuduyla gelen Zubac, aynı şehirde sessiz sedasız gittiği Clippers ile şimdi playoff’ta...

Sakatlığını atlatan LeBron James her ne kadar playoff modunu açsa da sakatlığının ve takım içi kimya probleminin olumsuz etkileri hissediliyordu. LeBron, çoğu rakibe karşı set savunmasını boşlamış bir görüntü çizdi ve hücumda da sakatlığından dolayı sertliğini bir nebze kaybetmiş göründü. Playoff ümitleri maçtan maça azalan Lakers’ın matematiksel olarak şansı da 22 Mart’ta sona erdi. Liderlik vasıfları olmadığı düşünülen D’Angelo Russell, eski takımının playoff şansının bittiğini sayıların diliyle resmileştirdi. Ümitle başlanan sezon tepetaklak oldu ve büyük bir hezimetle sonlandı.

Daha sonraki haftalarda birkaç maçta daha forma giyen LeBron James’in, sezonun geri kalanında dinlendirileceği açıklandı. LeBron, 2004-2005 sezonundan beri ilk kez sezonu bu kadar erken noktalamıştı. Normal sezonun geri kalanında Alex Caruso, Jonathan Williams ve Isaac Bonga gibi oyuncular forma şansı bulurken özellikle de Caruso’nun sergilediği performans dikkat çekiciydi.

10 Nisan gelindiğinde ise aldığı takımı bir düzene sokamayan Magic Johnson görevinden istifa etti. Basın toplantısında, "Yeniden eski huzurlu zamanlara dönmek istiyorum. Bu işi kabul etmeden önceki kimliğimi geri istiyorum." ifadelerini kullandı. Yani işlerini bırakarak Lakers’a gelen, ancak daha sonra işlerine dönmek için Lakers’tan ayrılan bir Magic Johnson... Üç gün sonra ise Lakers, koç Luke Walton ile yollarını ayırdı.

Lakers & LeBron birlikteliği sezon öncesi düşünülenin ve Las Vegas tahminlerinin aksine hayal kırıklığıyla sonlandı. Son yıllarda yapılan kadro hamlelerinin yıkıcı zararları net bir şekilde görüldü. Sırada beş önemli soru var;



Yeni GM kim olacak?





Yeni koç kim olacak?





Önce GM mi seçilecek yoksa koç mu?





Yaz arasında net bir şutör ve yıldız/yıldızlar takviyesi yapılacak mı?





LeBron James kariyerine ve yeteneğine yakışır bir son sayfa yazabilecek mi?


YORUMLAR
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.