Orkun Kökçü'nün Dünya Kupası Yolculuğu: Haarlem'den Beşiktaş'a Uzanan Başarı Hikayesi

Avrupa futbolunun da önemli orta saha oyuncuları arasında gösterilen 26 yaşındaki Kökçü'nün öyküsü, Hollanda'nın Haarlem kentinde başladı.
Türkiye A Milli Futbol Takımı'nın 24 yıl aradan sonra katıldığı Dünya Kupası yolculuğunda öne çıkan isimlerden biri de Orkun Kökçü.
Avrupa futbolunun da önemli orta saha oyuncuları arasında gösterilen 26 yaşındaki Kökçü'nün öyküsü, Hollanda'nın Haarlem kentinde başladı.
Hollanda'nın köklü kulüplerinden Feyenoord'un altyapısında şekillenen futbol yaşamı, Portekiz ekibi Benfica'da Avrupa vitrinine taşındı.
Sonrasında Beşiktaş'a uzanan kariyeri; göçmen bir ailenin fedakârlıkları, aidiyet tartışmaları ve büyük beklentilerle örülü bir yolculuğa dönüştü.
Haarlem'de Afyon Emirdağ kökenli göçmen bir ailenin ikinci çocuğu olarak 2000 yılında dünyaya gelen Orkun Kökçü, futbola ağabeyi Ozan Kökçü'nün izinden giderek başladı.
Futbol, Kökçü ailesinin hayatının merkezindeydi. Baba Halis Kökçü ile anne Sibel Kökçü, çocuklarının futbol hayallerini gerçekleştirebilmesi için yıllarca Hollanda'daki kentler arasında mekik dokudu.
Ailenin hikâyesindeki dönüm noktalarından biri, ağabey Ozan'ın yetenek avcıları tarafından keşfedilmesi oldu.
Ozan'ın FC Groningen altyapısına kabul edilmesiyle birlikte Kökçü ailesinin yaşamı da değişti.
Aile, Haarlem'den, 200 kilometre uzaklıktaki Groningen'e taşındı.
Ailesi, Ozan Kökçü'nün antrenmanlarını izlerken, yaşı henüz küçük olan Orkun da, saha kenarında kendi kendine topla oynuyordu.
Orkun'un topla yeteneği Groningen Futbol Kulübü'nün o dönemki Genel Koordinatörü Martin Koeman'ın dikkatini çekti.
Hollanda futbolunun efsane isimleri Ronald ve Erwin Koeman'ın babası olan Martin Koeman, Orkun'un topa hakimiyeti ve iki ayağını da çok iyi kullanmasından çok etkilenmişti.
Koeman baba Halis Kökçü'den, Orkun'u da antremanlara getirmesini istedi.
Dikkatleri üzerine çeken Kökçü, 2014 yılında, 14 yaşındayken Feyenoord Akademisi'ne transfer edildi.
Bu karar Kökçü ailesi için yeni fedakarlıklar anlamına geliyordu.
Groningen'den yaklaşık 250 kilometre ötedeki Rotterdam'a her gün gidip gelmek mümkün olmayacağı için, anne ve baba ile iki çocuk bir süre ayrı kentlerde yaşamaya başladı .
Anne Sibel Kökçü ile Orkun, Rotterdam'a 80 kilometre uzaklıktaki Haarlem'e döndü.
Baba Halis Kökçü, oğlu Ozan ile Groningen'de yaşamaya devam etti.
Bu özveri karşılık bulmakta gecikmedi.
Orkun Kökçü, 2018 yılında Feyenoord A Takımı'nda ilk kez forma giydi.
Feyenoord ve Hollanda Süper Ligi'ndeki (Eredivisie) ilk resmi maçında gol atarak dikkatleri üzerine çekti.
18 yaşındaki futbolcunun özgüveni, Hollanda futbol kamuoyunda ilgi uyandırdı.
Bu süreçte genç takımlarda Hollanda milli forması giyen Orkun Kökçü, 2019 yılında kariyerinin önemli dönüm noktalarından birini yaşadı.
Hollanda A Milli Futbol Takımı'ndan gelen teklifi reddederek, tercihini Türkiye'den yana yaptı.
Bu karar Hollanda spor kamuoyunda tartışma yarattı. Bazı yorumcular, Hollanda'da doğmuş ve futbola bu ülkede başlamış bir oyuncunun Türk Milli Takımı'nı seçmesini, "Hollanda'ya hakaret" olarak değerlendirdi.
Orkun Kökçü ise, "çocukluk hayalinin Türk Milli Takımı forması giymek olduğunu" belirterek, eleştirilere kulak tıkadı.
Kökçü, o dönemde milli takımı seçme kararını "Hollanda'da doğup büyüsem de kalbimin yarısı hep Türkiye'de" sözleriyle anlatmıştı.
Feyenoord'da geçirdiği yıllar onun yalnızca futbolunu değil karakterini de şekillendirdi.
Teknik direktör Arne Slot'un göreve başlamasıyla birlikte oyununu geliştiren Kökçü, Rotterdam ekibinin liderlerinden biri haline geldi.
Slot döneminde henüz 22 yaşında Feyenoord kaptanlığına getirildi.
Hollandalı yorumculara göre, bu kadar erken yaşta böylesine büyük bir kulüpte kaptanlık yapmak Avrupa futbolunda sık rastlanan bir durum değildi.
Hollanda futbolunun en ateşli taraftarları arasında yer alan Feyenoordlu'ların gözünde Orkun Kökçü, yalnızca yetenekli bir oyuncu değil, takımın sembollerinden biri olmuştu.
Hem Kökçü hem de Feyenoord açısından 2022 - 2023 sezonu unutulmaz geçti.
Feyenoord, altı yıl aradan sonra Hollanda şampiyonluğunu kazanırken, bu başarıda, Orkun Kökçü'nün payı büyüktü.
Kökçü, sezon sonunda Eredivisie'de "yılın futbolcusu" seçilerek, Avrupa'nın birçok büyük kulübünün transfer listesine girdi.
BBC News Türkçe'ye verdiği röportajda, hayalinin İngiltere, İtalya, İspanya veya Almanya kulüplerinden birinde forma giymek olduğunu söyleyen Kökçü Portekiz'den gelen teklife "evet" dedi.
2023 yazında Benfica'ya transfer oldu.
Kökçü, "düzenli olarak forma giyebilmek ve gelişimini sürdürebilmek için" Portekiz ekibini tercih ettiğini açıkladı.
Yaklaşık 30 milyon euroluk bonservis bedelli bu transfer, her iki kulübün de tarihine geçti.
Orkun Kökçü, Feyenoord tarihinin en yüksek satış geliri sağlayan oyuncularından biri olurken, Benfica tarihinin de en pahalı transferleri arasına girdi.
Ancak Lizbon'daki ilk ayları kolay geçmedi.
Teknik direktör Roger Schmidt'in sistemi içerisinde zaman zaman zorlandı. Portekiz basınında eleştiriler aldı. Ancak oyun ve pas kalitesi nedeniyle Benfica taraftarlarının desteğini hep arkasında hissetti.
Benfica'daki teknik direktör değişikliğiyle birlikte Kökçü'nün performansı da yükselişe geçti. Bruno Lage döneminde takımın merkezindeki rolü güçlenen Kökçü, hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi'nde Benfica'nın en etkili isimlerinden biri haline geldi. 2024-25 sezonunda Avrupa futbolunda dikkat çeken orta sahalar arasında gösterilmeye başlandı.
Dünya Futbol Federasyonları Birliği'nin (FIFA) Kulüpler Dünya Kupası için hazırladığı oyuncu profilinde de Orkun Kökçü'nün "liderlik", "oyun görüşü" ve "uzaktan şutları" en önemli özellikleri arasında sıralanıyordu.
BBC Türkçe'ye, Türkiye'de futbola olan ilginin kendisini çok heyecanlandırdığını söyleyen Kökçü, Avrupa'da kendisini kanıtladıktan sonra hedefinin Türkiye'de top oyanamak istediğini anlatmıştı.
Orkun Kökçü, bu hedefini gerçekleştirmek için çok fazla beklemek zorunda kalmadı. 2025 yazında Beşiktaş'a kulübün o zamana kadar ödediği en yüksek bonservisle transfer oldu.
Bu yalnızca sportif bir karar değil aynı zamanda duygusal bir anlam da içeriyordu Orkun Kökçü için. Bu nedenle, kısa süre içerisinde siyah beyazlı takımın kaptanlık pazu bandı ona emanet edildi.
Henüz 20'li yaşlarının ortasında olan futbolcu, "gelecek vaat eden bir yetenek" olmaktan çıkıp, adını dünya futbolunun önemli isimleri listesine yazdırmayı başarmış bir isim.
Haarlem sokaklarında başlayan hikâye, Feyenoord kaptanlığına, Benfica'nın rekor transferine ve Türkiye Milli Takımı'nın lider oyuncularından biri olmaya kadar uzandı.
Dünya Kupası sahnesinde ise önünde yeni bir fırsat bulunuyor.
Yıllar önce kendisiyle konuştuğumuzda Türkiye formasıyla Hollanda'yı yenmek istediğini söyleyen genç futbolcu, ABD'deki Dünya Kupası ile çok daha büyük bir hedefin peşinde.
Dünya Kupası, onun için yalnızca bir turnuva değil, çocukluk hayalinin ulaştığı en büyük sahne de olacak.



















