Naim Süleymanoğlu, Üç Yıl Önce İtiraf Etmişti: Gizlediğim 4 Çocuğum Var

Naim Süleymanoğlu, Üç Yıl Önce İtiraf Etmişti: Gizlediğim 4 Çocuğum Var

Tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yuman eski milli halterci Naim Süleymanoğlu'nun 2014 yılında Posta'dan Canan Danyıldız'a verdiği röportaj yeniden gündeme geldi.

Sayısız madalya ve 15 yaşında Dünya Şampiyonu olma ayrıcalığı... Naim Süleymanoğlu halterde edindiği başarısı kadar Bulgaristan'dan Türkiye'ye kaçış öyküsüyle de gerçek bir kahraman. Yıllardır özel hayatına dair tek kelime etmeyen sporcu; 2014 yılında Posta'dan Canan Danyıldız'a verdiği röportajda çok özel itiraflarda bulunmuştu.

Verdiği röportajda bu zamana kadar evlenmediğini belirten milli halterci, "Çocuklarım var. Benim soyadımı taşıyan, hem de 4 tane! 3 kız bir anneden. Onlar Türkiye'de ve annelerinin yanında kalıyor. Biri de yurt dışında annesinde kalıyor" ifadesini kullanmıştı.

İşte Naim Süleymanoğlu ile yapılan o röportaj;

- Ödüllerle dolu bir geçmişe sahip olmak nasıl bir şey?

(Kahkaha atıyor) Lafı hemen değiştir, uyanık! Çok küçük yaşlarda zaten madalya alanları seyredip 'Bir gün böyle olmalıyım' diyordum. Hayalini kurduğum bir şeydi, 15 yaşında da Dünya Şampiyonu oldum, 33 yaşına kadar da devamı geldi.

- Bayağı hem de!

15 yaşında Dünya Şampiyonu, 8 defa Dünya, 9 defa Avrupa 3 defa Olimpiyat. 60'ın üzerinde de dünya rekorum var. Buraya ulaşmak zor. Bak, bir kere dünya şampiyonu olursun; ama orada zirvede kalmak Canan, işte o çok zordur!

- Şöhret hastalığına tutuldunuz mu peki beyefendi?

Evet! 'Yıldız hastalığına tutulmak' deriz biz buna aramızda. Tutuldum tabii, hem de nasıl! 15 yaş ne demek! Hocam hemen toparladı ama beni. Atlattım ama, atlatamasaydım diğer başarılarım asla gelmezdi.


- Ne oluyor ki yıldız hastalığında? İnsan tozutuyor mu?

Sen ve soruların! İlahi Canan! Yahu, hissettiğin şey 'Ben oldum, harikayım' duygusu. Egon tavan oluyor. Ama kaç sporcu tanıyorum işte bunu atlatamayıp kaybolan.

"BOY KOMPLEKSİM YOK"

- Egonuz ne alemde?

Çok yüksek tabii, az desem yalan olur. Hırs olmasa nasıl olur ki yarışmalarda insan?

- Bulgarlara kendinizi kanıtlamak da var mıydı?

1982'de ilk başarımı elde ettiğimde Bulgaristan'daydım, 85'te de hani o malum isim değiştirme zorlamaları başladı. Beni sahiplenen bir toplumdur onlar; takımın bel kemeğiydim; Almanlar gibi diğer Avrupa ülkelerine karşı zafer kazanmak onlar için önemliydi.

- O kadar önemliydiniz de neden sorun yaşadınız?

Madalya kazandığım için Bulgarlar bana mecburdu diyelim Canan, haklısın. Benle iyi geçinmeleri ondandı. Ama 85'te zorla adları değiştirme, işin rengini değiştirdi!


- İşte kaçıyoruzzz!

Çok komiksin! Çok yaşa! Başarılı olmam şart olmuştu ki irtica edebileyim diye! Aklıma koydum; başarılı olursam gideceğimiz ülkede yarışırken kaçabilirdim.

- Bulgarları uyanık sanırdım!

Haksızlık etmeyeyim! Onlar bana güvendi; 'Kaçmaz artık' dediler; benden emin oldular. Ben de o fikri sarsmamak için hep başarılı oldum ve çaktırmadım hislerimi.

- Aileniz biliyor muydu Şampiyon?

Hayır! Asla! Onlar bile bilmiyordu! Çünkü kimsenin beni yolumdan çaydırmasını ya da endişe etmesini istemedim.

- 'Yere bakan, yürek yakan' türü! '

Sessiz atın çiftesi pek olurmuş' versiyon aslında. Şimdi düşünüyorum da; gerçekten cesaret ve macera işi. Ama samimi olayım mı? Benim artık Bulgaristan'da yerim yoktu. Buradan derhal gitmeliydim.

- Merak ediyorum; duygularınız nasıldı? Korku?

Bir işe girerken çok düşünürüm; çok tartarım belki o süreçte korku yaşarım; ama sonrasında eğer kafaya koyduysam artık ok yaydan çıkmıştır. Korkmam, ne olursa olsun moduna girerim.


- E, aileniz geride kalacaktı; ya onlara bir şey...

Bir şey yaparlarsa mıydı? Haklısın; ama bir an önce iltica edersem onları da aldırabilirdim ve kamuoyu her şeyi bilirse, onlara zarar vermezler diye hesap ettim. İsmimi de değiştirmelerine zaten bu yüzden izin verdim. Kaçmayı kafaya koymuştum.

- Boyunuzun kısalığı başarıda etken miydi?

'Kompleksli miyim?' diye soruyorsun sanırım! Hayır! Hiç öyle bir kompleksim yok. Allah böyle yaratmış; daha uzun boylu ya da farklı bir ergonomide olsaydım ben de halterci olamazdım. Ama itiraf edeyim, ilk başlarda neden bu kadar kısayım diye üzüldüm, kompleks yaptım.

"ALTIN MADALYA KAZANDIM, ÇOCUKLUĞUMU KAYBETTİM"

- Çok para kazandınız mı o yıllar?

Yok! Ahım şahım paralar kaznamadım. Şimdi bir şampiyonalıkta daha çok şey hediye ediliyor ama fena da değildim. İyi yaşadım.

- 'Kadınlarla paraları yedi' diye yazıldı hep!

Asla! Hiçbir zaman öyle bir para batırmam olmadı. Kötü haberler bilerek çıkarıldı hakkımda. Evet gece kulüplerine gittim, eğlendim; bir koruma ordusuyla dolaştım ama gece hayatında kazandıklarımı yemedim.


- 'Battı!' dedilerdi!

Ben bu suçlamalara ya da iftiralara yanıt vermedikçe de azıtıp iyice yazdılar, farkındayım. Hala gayrimenkullerim var, Antalya'da özellikle ve başka şehirlerde. Ha, bir ara nakte ihtiyacım oldu. Ona diyecek yok, toprağım var; ama piyasa sıkışıktı; satamadım.

- Sapıtmadınız yani, Bulgaristan'daki yokluktan sonra?

Ne kadar açık sözlüsün! (Kahkaha atıyor) Yok! Valla, kız arkadaşlarım oldu o dönem; ama hiç öyle onlara araba alayım; ev alayım diye bir hediyem olmadı.

- Cimrisiniz zahir!

Ne kadar kibarsın! Pinti derler evet, ama tutumluyum dedim ya! Kısa keselim! Kadınla kızla yemedim parayı! Kumar da içki de yoktu! Komünizmden bizdeki gibi kadına kıza hediye alma işi çıkmaz!

- Şimdi maddi durumunuz nasıl?

Çok iyi. Hiçbir sorunum yok; çok şükür geçiniyorum. Hem zaten bunun önemi yok.

- Hayata adapte oldunuz mu?

İzin vermiyorlar ki! Normal hayatı senin gibi yaşamana izin vermiyor. Dolmuşa binmek istiyorum ya da sokakta senin gibi rahat olma lüksüne sahip olmak... Ama olmuyor. Bak geçen gün dolmuşa bindim; biri ötekine dedi ki 'A bu Naim Süleymanoğlu', ötekinin cevabı: 'Yok ya, onun ne işi var dolmuşta?'...

- E, şampiyonun dolmuşta ne işi var hakikaten?

Bak sen bile razı olmuyorsun! Ama ben kendimi senin gördüğün gibi görmüyorum; o bir devirdi; yaşandı bitti. Dolmuşa layık görmüyorlar.


- Bedelini ödediğiniz bir şey var mı?

Düşününce var... Ben çocukluğumu hiç yaşamadım. Şampiyon olmanın bedeli çocukluğumu yaşayamamak oldu. Bakınca gıpta ediyorum çocuklara; benim hatırladığım her şey o zamanlara dair yalnızca antremanlar; şampiyonalar. Altın madalyalar aldım, karşılığında çocukluğumu kaybettim.

"KESİNLİKLE GAY DEĞİLİM"

- Özel hayatınızı pek bilmiyoruz!

Zurnanın zırt dediği yere geldik! Kapasak! Ama sen adamın yakasını bırakmazsın!

- Bravo, tanımışsınız mösyö!

Hiç evlenmedim.

- Neden? Aklıma cinsel tercihiniz başka gibi geliyor!

Yok aman! Ne diyorsun! Doğru bu kadar özel hayat saklanırsa, ve hiç kadınla görünmezsen 'gay' derler değil mi! Kesinlikle Gay değilim Canan, aman diyeyim!

"GİZLEDİĞİM 4 ÇOCUĞUM VAR"

- İşte en sevdiğim anlar! Dökülün lütfen!

Evlenmedim ama itiraf edeyim; çocuklarım var. Benim soyadımı taşıyan, hem de 4 tane! 3 kız bir anneden. Onlar Türkiye'de ve annelerinin yanında kalıyor. Biri de yurt dışında annesinde kalıyor.

- Vay vay vay! Bugüne kadar neden söylemediniz ki?

Öyle gerekti. Evlilik dışı. Ha illa olmalı mı nikah, zannetmiyorum ama saklamak istedim. Ama bugün söyleme ihtiyacı duyuyorum; züriyetsiz değilim.

- Anladım! Ama neden sakladığınızı anlamadık!

Özel hayatımla gündeme gelmek istemedim. Herkesin kendine göre bir sebebi vardır. Benim de öyle, zorlamasan olmaz mı Canan! Ay elimi verdim kıza, kolumu kaptırdım! İmdat! (Kahkaha atıyor).

- Bizde sorular böyle! Yanıt bekleniyor...

Belki daha iyi yetişsinler diye, belki onlar da görünmek istememişlerdir. Hiç kimse bu ayrıntıları düşünmüyor. Ama ben sahip çıkıyorum ve benim nüfusumdalar. Onlarla çok iyiyiz.

"HALTER BENİMLE BİRLİKTE ÖLDÜ"

- Halterci olmasaydınız ne olurdunuz kim bilir?

Öğretmen! Net! Spor hocası değil ama! Senden bu çeneyle ancak gazeteci olurmuş ama! O da bir gerçek! Yeteneği keşfetmek önemli.

- Cep Herkülü...

Evet, öyle isim taktılardı! Kızmıyorum ama, sevgileri var; ondan olabilir. Sonuçta ben Times'a kapak olmuş bir sporcuyum; boyumdan ve gücümden böyle bir yakıştırma olur!

- Neden spor hocası olmadınız?

E çok zor be Canan. Sporu bırakınca kendime bir söz verdim; yalnız idareci olacağım diye. Uluslararası Halter Federasyonu'na da as başkan oldum, 4 yıl. Spor hocası olmak çok zahmetli iş. Ha karşılığı var mı? Ne maddi, ne de manevi! Adını bile kimse bilmiyor; yıllarca o işi yapıyor bir sporcuyu adam ediyorsun; kendin hiç bilinmiyorsun.

- Tuttu yine Bulgar damarınız mösyö!

Cimri değilim vallahi! Tutumluyum! Bulgar sisteminden kalma bir şey. Bilmediğin de bir şey yok! Hemen yakala!

- Sizden sonra halter bitti...

Yöneticiler iyi değil! Antrenör yok, doping hat safhada. Benden sonra öldü halter. Halter, her spor gibi disiplin isteyen bir şey. Türk halteri çöküyor dedim, ipleyen olmadı.

- Doping neden bu kadar popüler?

E düşünsene; iyi bir çalışma yok; ama kazanmak istiyoruz; tek yolu doping. Çalışmayan biri nasıl kazanacak? Nasıl güç edinecek? En kolay yol o!

- Ama futbol kadar da popüler değil ki halter!

Canan, niye ilgi göstersin insanlar haltere? Kim var ki? Ben sahneye çıktığımda biz kazanıyorduk; TV'ye kitleniyordu herkes. Şimdi yok o devir. Benim bile halter müsabakası izleyesim gelmiyor. O denli!

- Futbol gibi olmadığı için halter, kızıyor musunuz?

Futbola ilgi, başarı olduğu için var. Tuttuğun takım devamlı yenilirse, gidip izlemezsin; bu kadar düz mantık bu iş. Başarı bir kez olmaz; devamlı olacak.

- Kaçış hikayenizi hep dinlemek isterdim!

Bir müsabaka için Avustralya'ya gittik; o gün karar verdim; işte buradan giderim diye. Başarımın bir parçası da bu kaçma hırsı ha! Bana o kadar güveniyor ki hükümet kaçmayacağım konusunda; 'Kupayı alıp' kaçacağım dedim.

- Biz de siz yarışıyorsunuz sanıyoruz!

Aklımda halteri kaldırırken hep kaçmak var. İlgi çekmemem lazım bir taraftan; ama çok zordu. Sonra şampiyon olunca ben, kutlamaya gittik bir otele. Sigara içmek için dışarı çıktığımda orada o gün tanıştığım Türk arkadaşlarımla kaçtım ve konsolosluğa sığındım.

- Planlı bir şey yok mu? Ya Turgut Özal?

Benim kaçacağımdan kimsenin haberi yoktu. Cumhurbaşkanımıza da bir önemli toplantı sırasında benden bahsediyorlar; o zaman işte ülkelerarası konuşmalar başladı. Ondan önce benden haberi olan yok; maceradan yani.

- Çok yalan haber çıkmıştı...

Evet, yok Bulgarlar kaçırdı, yok bilmem kimin elinde diye...

- Tepkiniz ne oluyordu?

Tabii ki ben de izliyordum arkadaşların evinde kalırken; öyle şeyler atılıp tutuluyordu ki inanılmaz! Gerçeği bendeki işte, sana anlattığım.

- Siyasi açıdan reklam amaçlı kullanıldığınızı düşündünüz mü hiç?

Turgut Özal'ın sanki beni kurtararak prim yaptığını iddia edenler oldu ama, yanlış. Onun son anda haberi oldu; ve kullanılmadım ben. Tarihe geçtim, kolay
















YORUMLAR
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.