Orhan Yegin enflasyon hedefinin tutturulamadığını kabul etti, tek haneli dönem yakın
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yegin, komisyonda enflasyon hedeflerinin tutturulamadığını ancak tek haneli enflasyon için çalıştıklarını söyledi. Yegin, tek haneli rakamlara inildiğinde zam ve maaş artışlarının daha fazla hissedileceği dönemin çok yakın olduğunu belirtti.
(TBMM) - Ak Parti Ankara Milletvekili Orhan Yegin, enflasyonla mücadelede hedeflerin tutturulamadığını ancak tek haneli enflasyona ulaşmak için çalıştıklarını belirterek, "Bu enflasyonu dizginleyip tek haneli rakamlara indirdiğimiz zaman herkes aldığı zammın, çalışırken elde ettiği maaşın, emekli maaşı olarak hesabına yatan artışların ne olduğunu daha fazla hissedebileceği dönem çok yakın" dedi.
Ak Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2027 yılı bütçesinin görüşmeleri sürüyor. Komisyonda söz alan AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yegin, muhalefet milletvekillerinin eleştirilerine yanıt verdi. Yegin, şöyle konuştu:
"Bugün muhalefetten bir milletvekili konuşurken güzel bir şey söyledi. Oradan bir alıntı yapacağım: 'Teknolojilere ve araçlara erişimi sağlarsanız dengeyi sağlarsınız. Yoksa bunlara ulaşanlarla ulaşmayanlar arasındaki dengesizlik derinleşir.' Aslında çok güzel bir şey söyledi. Bugün 3 Kasım'ın yıl dönümündeyiz. 3 Kasım seçimleriyle beraber aslında tam olarak da bizim o seçimden zaferle çıkmamızın nedeni, tam da bu iddiamız gibi, devleti bu ülkede yaşayan herkesin devleti yapmak. Başını örtenin de açanın da Kürt'ün de Laz'ın da Terekeme'nin de Alevi'nin de Sünni'nin de herkesin devleti yaparak, her şeyin Türk Türkiye için olduğu, Türkiye'de yaşayan insanlar için olduğu bir devlet inşa etmek. ve bu dengesizlikleri gidermek; bölgesel dengesizlikleri, ilçeler arası, iller arası, bölgeler arası, kurumlar arası bütün dengeleri gidererek daha güzel bir ülkeyi inşa edebilmekti.
"BAŞINI ÖRTENE DE BURNUNA HIZMA TAKANA DA..."
Havalimanlarını tüm şehirlere yayarken Trakya'dan Güneydoğu'ya yurtları, üniversiteleri tüm gençlere; başını örtene de burnuna hızma takana da derslikleri, okulları, akıllı tahtaları, ücretsiz kitapları talebelere; Kürt'üne de Zaza'sına da Türkmen'ine de yolları, tünelleri, barajları; oy verilene de verilmeyen yere de hastaneleri, ambulans uçakları; bizi alkışlayana da bizi sövene de harçları sadece bizim teşkilatlarımızdan olup üniversitelerde okuyanlara değil, bize karşı çıkanlara da, komünist veya başka ideolojinin peşinde koşanlara da, hatta bize düşmanca davranan öğrencilere de herkese siyasal bir ayrım gözetmeksizin, mezhepsel bir ayrım gözetmeksizin, bu ülkenin, devletin ürettiği bütün imkanlara eşit bir şekilde ulaştırmanın gayretinde olduk. Bu gayreti ortaya koyarken türlü türlü engellerle karşılaştık. Kimi zaman terör engeliyle karşılaştık, kimi zaman bariz engellerle karşılaştık. Kimi zaman bizim belki kendi yetersizliklerimiz oldu. Planlamalarda hatalarımız oldu vesaire. Ama ülkede hangi meseleye el atılmışsa Allah'a hamdolsun, bu dengeyi kurmanın büyük bir mücadelesini verdik.
"CEMAATÇİLİK, ZİHNİYETÇİLİK YAPMADIK"
Partizanlık yapmadık, sandıklara bakmadık, hemşehricilik, mezhepçilik, etnikçilik, camiacılık, cemaatçilik, zihniyetçilik, kıyafetçilik yapmadık. İhtiyaca, imkana baktık. Millete dayandık. Allah'a sığınıp gayret içerisine düştük. Ülkemize hamdolsun, belli bir mesafeye getirdik. İşte bu dengeyi kurmaya çalıştık. 24 yılı tamamlamış sayılıyoruz. Bugün 25. yılımıza giriyoruz. 25 yıldır bu ülkede bir refah sağlamak için mücadele verdik. ve AK Parti iktidarlarıyla beraber 40 küsur çeyrektir ülkenin büyüdüğünden bahsediyoruz rakamlarda. Bu büyümeden, bu refahtan halkımızın da istifade ettiği, çok istifade ettiği dönemleri hep beraber yaşadık. Fakat evet, son 5-6 yılda, 4-5 yılda biraz pandemiyle başlayan, sonra Rusya-Ukrayna Savaşı'yla biraz daha bölgemizde derinleşen, depremde biraz daha fazla yoğun bir şekilde hissettiğimiz, bizim de ufak tefek elbette kusurlarımızın bunun içerisinde olduğu, olabileceği ve bugün geldiğimiz noktada jeopolitik gelişmelerin de etkisiyle ekonomide arzu ettiğimiz, o işte vadeli programlarda, eylem planlarında koyduğumuz hedefleri güncellediğimiz için bizi bazen eleştiriyorsunuz. Bir olayla karşılaşıyorsunuz. Sizin dışınızdaki olaylar ve hedefinizden sizi çıkartan birtakım zorlamalarla karşılaşıyorsunuz ve hedeflerinizi güncelliyorsunuz.
"HEDEFİMİZİ TUTTURAMADIK AMA..."
İşsizliği, ister Vedat Işıkhan olsun, ister o gitsin, ondan sonra 10 tane bakan gelsin, oraya otursun, bütün bakan yardımcılarıyla, kadrolarıyla beraber tek başına istediğini yapsa, işsizlikte sorunsuz bir tablo ortaya çıkartamaz. Bu bir bütündür. Dün de bahsettim Sanayi Bakanlığı'nın bütçesinde. İhracat, üretim, istihdam, ticaret, karlılık, vergi, vergilerin topluma yansıması, sahaya yansıması... Bunların hepsi birbiriyle ilişkili ve ilintili şeyler. Biz o kaybettiğimiz, yani aşağı doğru gelen son birkaç yıldaki refahı yeniden kazanmak için büyük bir mücadele veriyoruz. Geçen sene çok daha yüksek bir enflasyon oranıyla karşı karşıyaydık. Bu sene jeopolitik gerilimlere, enerji, işte bir sürü kelime var orada anlatabileceğimiz. Onlara rağmen evet, hedefimizi tutturamadık ama yine de çok iyi bir ivme yakaladık. ve biz bu enflasyonu dizginleyip tek haneli rakamlara indirdiğimiz zaman işte o zaman herkes aldığı zammın, ticaretin de yaptığı kazancın, alım satımda yaptığı kazancın, çalışırken elde ettiği maaşın, emekli maaşı olarak hesabına yatanın, o artışların ne olduğunu daha fazla hissedebileceği dönem çok yakın, uzak değil. Bunun mücadelesini veriyoruz. ve bunu başaracağız.
"BAHANELERİN ARKASINA SIĞINMIYORUZ"
Bakan ve ekibi, ondan önceki bakanlar ve ekipleri çalışma hayatında başarılar elde ettiler. Sendikalaşma oranlarımız arttı. Sosyal güvenlik sistemindeki kapsamımız bugün çok daha iyi noktalara geldi. İşsizlik oranlarımız, istihdam oranlarımız, mesleki yeterlikteki durumlarımız vesaire; kayıt dışılık, iş gücüne katılım oranları, kadınların, engellilerin, sosyal hizmetler yurdunda, evlerinde yetişen çocukların, hükümlerini, cezalarını tamamlamış ve cezaevlerinden çıkmış eski hükümlülerin vesaire hepsinin düşünüldüğü, hepsinin bu kadar hassas düşüncelerle herkesin bir şekilde istihdam piyasasında yer alabileceği, kanunla, yönetmelikle kotaların belirlendiği bir istihdam piyasası oluşturulmaya çalışıldı ama yetmiyor. Çünkü çok daha iyi yerlere layık görüyoruz ülkemizi. İddiamız da bu, gayretimiz de bu, çabamız da bu. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bahanelerin arkasına sığmıyoruz. Yani pandemi, Ukrayna Savaşı, deprem; işte bunlar bizim bahanemiz değil. Hedefimizde kararlıyız. Bu hedefe yürüyoruz ama o hedefe yürürken dışarıdan veyahut da içeriden oluşan etkilere de elbette kudretsiz de olsa... Her şey bazen sizin elinizde olmuyor. Tam istediğiniz gibi yönetemiyorsunuz ama onların şoklarını hemen atlatıp hedeflerinize bağlı kalarak yolumuzda devam etmeye çalışıyoruz. O yüzden 'Sizin ekonomik modelinizden vatandaş yararlanamadı. Kim yararlandı biliyor musunuz? Sermayeci, rantçı' diyen arkadaşlara sözlerini geri almalarını, bir mahcubiyet duymalarını istirham ediyorum.
"EN YÜKSEK SOSYAL REFAH BİZİM ÜLKEMİZDE OLSUN"
Meselemiz şu. Bak, siz de siyaset yapıyorsunuz, biz de siyaset yapıyoruz. Ayrıştırmadan söylüyorum. Hepimiz isteriz ki hepimiz, her birimiz, vallahi ayırt etmeden söylüyorum, her biriniz hatta isterseniz ve isteriz ki şu kainatta en yüksek ücretlerle çalışan işçiler bizim ülkemizde çalışsın. Bizim insanlarımız çalışsın. En yüksek sosyal refah bizim ülkemizde olsun. Bunların hepsini hepimiz isteriz. İstekte, arzuda bir sorun yok. En yüksek emekli aylıklarını biz verebilelim, bununla da övünebilelim. Bunun mücadelesini veriyoruz. Nasıl bir bölgede yaşadığımızı siz de bizim kadar biliyorsunuz. Komşularımız ne haldeyken ülkemizi nasıl ayakta tutabildiğimizi siz de görüyorsunuz. Vatandaşın ortamını daha da iyileştireceğiz. Siyasal farklılıklar ve siyasal tartışmalar olur. Ama siyasi birliğimizi çatışmaya dönüştürmeden rekabet edeceğiz. Terörsüz Türkiye süreciyle beraber daha nitelikli karşılıklı siyasi rekabet yaparak millete de yatırımcıya da içeriden ve dışarıdan yatırımcıya da güven vererek bu ülkede yatırım ortamını daha da iyileştirerek yatırımı daha da çoğaltacağız."


















